bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi16
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı9
- türkiye nin en büyük sorunu8
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır4
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- kızı için şoför arayan adamın ilanı2
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- kolye142
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak3
- fransa da 2400 protestocunun tutuklanması2
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- 19 ekim 20264
- fatma betül sayan kaya7
- zenginlik göstergesi3
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- usualsuspects'in ayağı10
- ekvador da papazın üzerine haç düşmesi2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- ishale iyi gelen şeyler4
- kendi yaptığın yoğurt3
- kadınların yedekte erkek tutması9
- yazarlara gelen son mesaj3
- türk esnafı10
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- aöf aşçılık4
- git commit mesajı yazma kültürü3
- usualsuspects aslan parçası5
- türküm doğruyum çalışkanım11
- iltica27
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem2
- anın görüntüsü19
- opera tarayıcı6
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- pişmiş yufka2
- fon vurgunu29
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- aykolik efendi6
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- salvador dali2
- ofis pornosu13
- uzaylılar diyet yapar mı2
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bilgisayar almak2
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, çay kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olmayacaktı.
kahvehaneler, çay ocakları olmayacaktı. insanlar miskin miskin kahve köşelerinde oturmayacak, çalışarak ekonomiye katkıda bulunacaklardı.
kahvehaneler olmasaydı, kâğıt ve taş oyunları, kumar da yaygınlaşmayacaktı.
kahve ülkesi olarak bilinen türkiyede insanlar kahve içmeye devam edecekler, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır demeye devam edecektik.
kahvaltılarımızda çayın vazgeçilmez bir yeri olmayacak, evimize gelen misafirlere başka şeyler ikram etmek zorunda kalacaktık.
türkiye, kişi başına yıllık çay tüketiminde 2,3 kg ile dünyada birinci sıraya yerleşmeyecekti.
çayın demi için tavşan kanı deyimi ortaya çıkmayacaktı, ince belli cam çay bardaklarından tavşan kanı çayı sohbetle içenlerin tavşan uysallığına kavuşacağını ummayacaktık.
tatsız, bulanık, rengi bozuk ve soğuk çay getiren çaycıya: ne bu yahu! imamın abdest suyuna benzemiş. diye sitem etmeyecektik.
liselerde çay partileri yapılmayacaktı. aslında, şimdi bu partilerde çaydan başka her şey içiliyor ama adı yine de çay partisi.
çay olmasaydı, sigara içenlerin sayısı da giderek artmayacaktı belki de yemekten hemen sonra yakılan sigaralar tiryakilere ilaç gibi gelirken akabinde başlayan çay servisi de vücuda su ve dolayısıyla da canlılık getirir.
ingilterede çay falına bakılmayacak, 20. yüzyılın başından ortalarına kadar, salgın halinde çay partilerinde bayanlar arasında çay falına bakmak yaygınlaşmayacaktı.
kadınlar, beş çayı diye kendilerine vakit ayırıp, çay içmeyi ve dedikodu yapmayı alışkanlık haline getirmeyecekler, çay yüzünden ev işlerini ihmal etmeyeceklerdi. çalışmaya harcanacak zaman çay içmekle tüketilmeyecekti.
çayın tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiği: çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürülmeyecekti.
çok çay içenlerde çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluk gibi hastalıklar artmayacaktı.
ingilizler, klasik beş çayında çaya süt eklemeyi; çinliler, yeşil çay içmeyi; kuzey afrikalılar, çayı nane ile aromalandırmayı; orta doğulular, çayı genellikle limonla içmeyi; ruslar, çayın içine reçel koymayı ya da kıtlama şeker ile içmeyi; kahve tutkunu amerikalılar ise çayı demleyip buz gibi soğuttuktan sonra keyfini çıkarmayı alışkanlık haline getirmeyeceklerdi.
kahvehaneler, çay ocakları olmayacaktı. insanlar miskin miskin kahve köşelerinde oturmayacak, çalışarak ekonomiye katkıda bulunacaklardı.
kahvehaneler olmasaydı, kâğıt ve taş oyunları, kumar da yaygınlaşmayacaktı.
kahve ülkesi olarak bilinen türkiyede insanlar kahve içmeye devam edecekler, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır demeye devam edecektik.
kahvaltılarımızda çayın vazgeçilmez bir yeri olmayacak, evimize gelen misafirlere başka şeyler ikram etmek zorunda kalacaktık.
türkiye, kişi başına yıllık çay tüketiminde 2,3 kg ile dünyada birinci sıraya yerleşmeyecekti.
çayın demi için tavşan kanı deyimi ortaya çıkmayacaktı, ince belli cam çay bardaklarından tavşan kanı çayı sohbetle içenlerin tavşan uysallığına kavuşacağını ummayacaktık.
tatsız, bulanık, rengi bozuk ve soğuk çay getiren çaycıya: ne bu yahu! imamın abdest suyuna benzemiş. diye sitem etmeyecektik.
liselerde çay partileri yapılmayacaktı. aslında, şimdi bu partilerde çaydan başka her şey içiliyor ama adı yine de çay partisi.
çay olmasaydı, sigara içenlerin sayısı da giderek artmayacaktı belki de yemekten hemen sonra yakılan sigaralar tiryakilere ilaç gibi gelirken akabinde başlayan çay servisi de vücuda su ve dolayısıyla da canlılık getirir.
ingilterede çay falına bakılmayacak, 20. yüzyılın başından ortalarına kadar, salgın halinde çay partilerinde bayanlar arasında çay falına bakmak yaygınlaşmayacaktı.
kadınlar, beş çayı diye kendilerine vakit ayırıp, çay içmeyi ve dedikodu yapmayı alışkanlık haline getirmeyecekler, çay yüzünden ev işlerini ihmal etmeyeceklerdi. çalışmaya harcanacak zaman çay içmekle tüketilmeyecekti.
çayın tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiği: çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürülmeyecekti.
çok çay içenlerde çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluk gibi hastalıklar artmayacaktı.
ingilizler, klasik beş çayında çaya süt eklemeyi; çinliler, yeşil çay içmeyi; kuzey afrikalılar, çayı nane ile aromalandırmayı; orta doğulular, çayı genellikle limonla içmeyi; ruslar, çayın içine reçel koymayı ya da kıtlama şeker ile içmeyi; kahve tutkunu amerikalılar ise çayı demleyip buz gibi soğuttuktan sonra keyfini çıkarmayı alışkanlık haline getirmeyeceklerdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar