bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı75
- kiraz cicegi kolonyasi20
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- polis çevirmesi2
- rus kadınla evlenir misiniz6
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı5
- okan buruk9
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı15
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- bakarız diyen erkek17
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- ne kadar paranız var10
- yasa dışı bahis operasyonunda 17 tutuklama2
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatahahahahahaha7
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- recep tayyip erdoğan14
- 0 0 710
- gece gece bamya yenir mi5
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- dereden altın bulmak5
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- uğurcan çakır4
- hala açılacak başlık bulunması4
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sırlar denizi5
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- tacettin libosoglu3
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- anın görüntüsü27
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- sözlükten hatun indirmek5
- çine neden bir şey olmuyor4
bir çift bmw x5 farı 2300 lira.
bütün araba farlarını çok iyi bilen bi adam gördüm. her detayı, camın üzerindeki çizgileri, parlaklığını,
otomobil farlarının ısıtmadığını bilen bi adam.
asıl söylemek istediğim bu değil ama araba farlarını seven bi adam gördüm.
vatan caddesine çıkan ışıklarda duruyoruz. aksayarak yürüyen bi adam sol en öndeki arabanın üstüne eğilerek farını elindeki göremeyeceğiniz kadar küçük bez parçasıyla siliyor.
her zamanki manzaralar.
bilirsiniz işte ışıklarda camınızı silmek isteyenler, elindeki selpak peçeteleri satmak isteyenler, allahla iletişim sorununuza çözüm olarak hakkınızda iyi şeyler olmasını sizin yerinize allahtan isteyen meslek erbabı.
şehir ahalisinin hoşlanmadığı yan ürünler.
çıkma insanlar.
üstü çizilmiş kişiler.
başarısızlar.
buna dayanacağım.
ışıklardaki adam yavaş hareketlerle önce arabanın sol farını sildi ve sonra farı usulca öptü. sonra sağ fara geçti onu da özenle sildi ve onu da öptü.
ben iki araba gerisindeyim, durum biraz bulanık ama işte bana yaklaşıyor...
durum netleşiyor, kanım kanırtılıyor. sağdaki arabaya geçti 2300 tl nin tozunu almaya başladı.
2300 tlyi okşayarak sevdi.
öptü.
buna dayanmalıyım.
o an hücrelerimden birinin kafasına göre bölünmeye başlamış olabileceğini düşünüyorum. önce küçük bi tümör ve sonraki bir kaç hafta içinde kemiğe metastaz olacağını. bacağımdaki şiddetli ağrı için gittiğim doktorun her şey için çok geç kaldığımı söyleyeceğini düşünüyorum. bir gün bi kanserim olsa böyle olmasını isterdim. malignitede sınır tanımasın. başlasın ve bitsin.
bu hayali doktor bana "aşık olmak için çok geç" diyor.
doktor bana "cennete gitmek için çok geç" diyor.
iyimser şeyler de söylüyor.
"ama iyi tarafından bak yüzün hiç bir zaman kırışmayacak" diyor. "romatizman olmayacak."
eğer herhangi bir duygunuz yeterince örselenirse algınız, bakış açınız ve temelinden o duygu dönüşüyor. büyük-küçük, zavallı-onurlu, doğru-yanlış, kavramlar ve hayata dair algınız, herşey, sağlıklı ruh halinizi oturttuğunuz ne varsa yer değiştiriyor.
mesela acınacak halde olan birini düşünün, eğer acınacak halde olma durumu yeterince abartılırsa aslında kime acımanız gerektiğini karıştırdığınız oluyor.
adam arabanın farını az sonra sevgilisine vereceği bir gülü öpmesi gerektiği gibi öpüyor.
o an sahibinin bile o fara hiç bu kadar yaklaşmış olamayacağını düşündüm.
o an bi canlının bu hale nasıl gelebildiğini düşündüm. eşyaya tapınmayı izledim.
o ışıklarda duran, vitrin camlarına ve fiyat etiketlerine bakarak yaşlanan bizleri düşündüm.
beni yanlış anlamayın ama biz derken hepimizi kastediyorum.
kaderi grafiklerle ve borsayla çizilen bizleri.
falcısı ekonomistler, bürokratlar, politikacılar olan bizleri.
o an, bi an önce yeşil yansa da bana sıra gelmese diye düşündüm.
buna dayanamam.
adam siliyor, farı elleriyle seviyor, sonra öpüyor ve diğer arabaya geçiyor. sürücüye bir şey söylemiyor, bir şey istemiyor.
bana bunu yapma!
bindiğim araba benim bile değil; şehre ve düzene yapışık yaşıyorum.
bana ulaşmasına iki araba kaldı.
o an karotis arterimden kopan bir pıhtının beyin korteksime ulaşmak üzere olduğunu düşünüyorum. az sonra pıhtı el ve ayaklarımı kontrol etmemi sağlayan korteks bölümlerine giden kılcal damarı tıkayacağını ve bu ışıklardan hiç bir zaman bir yere gidemeyeceğimi. bu pis herifin arabamın farlarını öpeceğini ve benim bakmaktan başka şansım olmadığını. buna 1. motor nöron hasarına bağlı strok(inme) deniyor. daha sonra ölmezsem spastisite gelişecek.
bana ulaşmasına bir araba kaldı.
yeşil yanmayabilir.
pıhtı korteksime ulaşmak üzere olabilir.
az sonra bu arabanın farlarını öpebilir.
bazı anlar vardır geçen her saniyeyi hissedersiniz.
hala kırmızıdayız ama ben kornaya asılıyorum. en öndeki araba yeşil yandı sanarak ilerliyor.
kurtuluyorum eve kadar 20km boyunca önümde başka trafik ışığı yok.
pis herif amma da canımı sıktı.
bazı gerçekler size yeterince yaklaşmadığı sürece rahatsız etmez.
adaletsizlikler, kıyımlar, tecavüzler, fakirlik hep vardır. gerçektirler ama bizi belki uzaktan görülen bir manzara kadar etkileyebilirler.
bakar "vay anasına" der ve geçersin.
böyle gerçekler üzmekten çok bizim canımızı sıkar.
"nerden çıktı şimdi bu adam?"
ben de fakirliğe üzülüyorum, adaletsizliğe de ancak herkes gibi televiyon dizileri üzerinden.
böyle üzülmek daha konforlu.
gerçek olmayan kişilerin gerçek olmayan dertleri beni gerçekten üzüyor.
bu adam gibi münasebetsizler ise sadece canımı sıkıyor.
ben ideal insan taklidi yapan kendimin her geçen gün solan üçüncü sınıf bir kopyasıyım.
beni yanlış anlamayın ama ben derken hepimizi kastediyorum.
10 km kadar sonra dilenciliğin erken emeklilik hakkı olan ağır işlerden olduğunu düşünüyorum.
sabahtan akşama kadar ayakta ve her türlü hava şartında yapılan bir işi hafife aldığımı düşünüyorum. bundan sonra hak ettikleri ücreti ödemem gerektiğini düşünüyorum.
bir gün bir dilencinin "gücün kuvvetin yerinde sen de herkes gibi çalışsana" diyen birine "çalışıyorum ya" diyeceği günlerin geleceğini düşünüyorum.
15km kadar sonra 2000cc üstü araba kullananların ölümü hak ettiğini düşünüyorum.
beni duygusuz yada emeğe saygısı olmayan biri olarak düşünmeyin ama; bir çaya 5tl verdiği için garson tarafından öldürülen müşterilerin olması gerektiğini düşünüyorum.
güzellik merkezinden çıkarken sağ memesi zorla gaspedilen kadınların olması gerektiğini düşünüyorum.
beni çağ dışı biri sanmayın ama çöpten karton toplayan adamın yanından geçen range rover jipin, mercedes arabanın içindeki adamın utanması gerektiğini düşünüyorum.
bi an bmw x5 in içinde oturmanın ne kadar ayıp olduğunu düşünüyorum.
lüks arabaları çizmeye karar veriyorum.
beni yanlış anlamayın ama bütün güzel şehirleri yok etmek istiyorum.
özel jet uçaklarının benzin deposuna işeyen havalimanı çalşanlarını düşlüyorum.
not: ağzınızda ne biçim bi tat oluştuğunu bilmiyorum ama askerde olduğunu öğrendiğim muslukbasi'na selam ediyorum.
bütün araba farlarını çok iyi bilen bi adam gördüm. her detayı, camın üzerindeki çizgileri, parlaklığını,
otomobil farlarının ısıtmadığını bilen bi adam.
asıl söylemek istediğim bu değil ama araba farlarını seven bi adam gördüm.
vatan caddesine çıkan ışıklarda duruyoruz. aksayarak yürüyen bi adam sol en öndeki arabanın üstüne eğilerek farını elindeki göremeyeceğiniz kadar küçük bez parçasıyla siliyor.
her zamanki manzaralar.
bilirsiniz işte ışıklarda camınızı silmek isteyenler, elindeki selpak peçeteleri satmak isteyenler, allahla iletişim sorununuza çözüm olarak hakkınızda iyi şeyler olmasını sizin yerinize allahtan isteyen meslek erbabı.
şehir ahalisinin hoşlanmadığı yan ürünler.
çıkma insanlar.
üstü çizilmiş kişiler.
başarısızlar.
buna dayanacağım.
ışıklardaki adam yavaş hareketlerle önce arabanın sol farını sildi ve sonra farı usulca öptü. sonra sağ fara geçti onu da özenle sildi ve onu da öptü.
ben iki araba gerisindeyim, durum biraz bulanık ama işte bana yaklaşıyor...
durum netleşiyor, kanım kanırtılıyor. sağdaki arabaya geçti 2300 tl nin tozunu almaya başladı.
2300 tlyi okşayarak sevdi.
öptü.
buna dayanmalıyım.
o an hücrelerimden birinin kafasına göre bölünmeye başlamış olabileceğini düşünüyorum. önce küçük bi tümör ve sonraki bir kaç hafta içinde kemiğe metastaz olacağını. bacağımdaki şiddetli ağrı için gittiğim doktorun her şey için çok geç kaldığımı söyleyeceğini düşünüyorum. bir gün bi kanserim olsa böyle olmasını isterdim. malignitede sınır tanımasın. başlasın ve bitsin.
bu hayali doktor bana "aşık olmak için çok geç" diyor.
doktor bana "cennete gitmek için çok geç" diyor.
iyimser şeyler de söylüyor.
"ama iyi tarafından bak yüzün hiç bir zaman kırışmayacak" diyor. "romatizman olmayacak."
eğer herhangi bir duygunuz yeterince örselenirse algınız, bakış açınız ve temelinden o duygu dönüşüyor. büyük-küçük, zavallı-onurlu, doğru-yanlış, kavramlar ve hayata dair algınız, herşey, sağlıklı ruh halinizi oturttuğunuz ne varsa yer değiştiriyor.
mesela acınacak halde olan birini düşünün, eğer acınacak halde olma durumu yeterince abartılırsa aslında kime acımanız gerektiğini karıştırdığınız oluyor.
adam arabanın farını az sonra sevgilisine vereceği bir gülü öpmesi gerektiği gibi öpüyor.
o an sahibinin bile o fara hiç bu kadar yaklaşmış olamayacağını düşündüm.
o an bi canlının bu hale nasıl gelebildiğini düşündüm. eşyaya tapınmayı izledim.
o ışıklarda duran, vitrin camlarına ve fiyat etiketlerine bakarak yaşlanan bizleri düşündüm.
beni yanlış anlamayın ama biz derken hepimizi kastediyorum.
kaderi grafiklerle ve borsayla çizilen bizleri.
falcısı ekonomistler, bürokratlar, politikacılar olan bizleri.
o an, bi an önce yeşil yansa da bana sıra gelmese diye düşündüm.
buna dayanamam.
adam siliyor, farı elleriyle seviyor, sonra öpüyor ve diğer arabaya geçiyor. sürücüye bir şey söylemiyor, bir şey istemiyor.
bana bunu yapma!
bindiğim araba benim bile değil; şehre ve düzene yapışık yaşıyorum.
bana ulaşmasına iki araba kaldı.
o an karotis arterimden kopan bir pıhtının beyin korteksime ulaşmak üzere olduğunu düşünüyorum. az sonra pıhtı el ve ayaklarımı kontrol etmemi sağlayan korteks bölümlerine giden kılcal damarı tıkayacağını ve bu ışıklardan hiç bir zaman bir yere gidemeyeceğimi. bu pis herifin arabamın farlarını öpeceğini ve benim bakmaktan başka şansım olmadığını. buna 1. motor nöron hasarına bağlı strok(inme) deniyor. daha sonra ölmezsem spastisite gelişecek.
bana ulaşmasına bir araba kaldı.
yeşil yanmayabilir.
pıhtı korteksime ulaşmak üzere olabilir.
az sonra bu arabanın farlarını öpebilir.
bazı anlar vardır geçen her saniyeyi hissedersiniz.
hala kırmızıdayız ama ben kornaya asılıyorum. en öndeki araba yeşil yandı sanarak ilerliyor.
kurtuluyorum eve kadar 20km boyunca önümde başka trafik ışığı yok.
pis herif amma da canımı sıktı.
bazı gerçekler size yeterince yaklaşmadığı sürece rahatsız etmez.
adaletsizlikler, kıyımlar, tecavüzler, fakirlik hep vardır. gerçektirler ama bizi belki uzaktan görülen bir manzara kadar etkileyebilirler.
bakar "vay anasına" der ve geçersin.
böyle gerçekler üzmekten çok bizim canımızı sıkar.
"nerden çıktı şimdi bu adam?"
ben de fakirliğe üzülüyorum, adaletsizliğe de ancak herkes gibi televiyon dizileri üzerinden.
böyle üzülmek daha konforlu.
gerçek olmayan kişilerin gerçek olmayan dertleri beni gerçekten üzüyor.
bu adam gibi münasebetsizler ise sadece canımı sıkıyor.
ben ideal insan taklidi yapan kendimin her geçen gün solan üçüncü sınıf bir kopyasıyım.
beni yanlış anlamayın ama ben derken hepimizi kastediyorum.
10 km kadar sonra dilenciliğin erken emeklilik hakkı olan ağır işlerden olduğunu düşünüyorum.
sabahtan akşama kadar ayakta ve her türlü hava şartında yapılan bir işi hafife aldığımı düşünüyorum. bundan sonra hak ettikleri ücreti ödemem gerektiğini düşünüyorum.
bir gün bir dilencinin "gücün kuvvetin yerinde sen de herkes gibi çalışsana" diyen birine "çalışıyorum ya" diyeceği günlerin geleceğini düşünüyorum.
15km kadar sonra 2000cc üstü araba kullananların ölümü hak ettiğini düşünüyorum.
beni duygusuz yada emeğe saygısı olmayan biri olarak düşünmeyin ama; bir çaya 5tl verdiği için garson tarafından öldürülen müşterilerin olması gerektiğini düşünüyorum.
güzellik merkezinden çıkarken sağ memesi zorla gaspedilen kadınların olması gerektiğini düşünüyorum.
beni çağ dışı biri sanmayın ama çöpten karton toplayan adamın yanından geçen range rover jipin, mercedes arabanın içindeki adamın utanması gerektiğini düşünüyorum.
bi an bmw x5 in içinde oturmanın ne kadar ayıp olduğunu düşünüyorum.
lüks arabaları çizmeye karar veriyorum.
beni yanlış anlamayın ama bütün güzel şehirleri yok etmek istiyorum.
özel jet uçaklarının benzin deposuna işeyen havalimanı çalşanlarını düşlüyorum.
not: ağzınızda ne biçim bi tat oluştuğunu bilmiyorum ama askerde olduğunu öğrendiğim muslukbasi'na selam ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar