bugün
- yeni bir din kurmak5
- civcivler osurur mu4
- rus kadınla evlenir misiniz4
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın3
- dün gece ne oldu17
- deccal internetten çıkacak7
- sıcak havaların sona ermesi5
- özbek kadınlar5
- uludağ itiraf2
- teoman'ın 26 yıl önce oynadığı reklam2
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- yazarların otopsileri4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- sözlük whatsapp grupları5
- ruhi çenet8
- cennetin de bu hayatta olması3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- ismet kalk çay koy kanka3
- dayatılmış güzellik algısı5
- togg t6x6
- 06 eylül 2026 antalya da orman yangını2
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- ekşi sözlük11
- enayimiknatisii36
- gocu bak bi5
- kpss 20263
- kırbaç isteyen var mı5
- deizm6
- anın görüntüsü25
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- ellerim bos gonlum hos27
- ismail kartal10
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- fenerbahçe12
- bana onu sormayin2
- bütün yazarları eksileyen yazar kim sorunsalı2
- siyasi vesayet2
- düşün ki o bunu okuyor7
- gocu51
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- dansöz izleme keyfi11
- ölüm9
- aziz yıldırım12
- kıyamet döneminde yaşanacak felaketler2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- serhat kılıç13
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- tai lung34
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
birde murat menteş den dinleyin hele.
gazeteci yazar ece temelkuran ölüm tehditleri alıyor. hepimiz görüyoruz. twitterda açıkça onu öldüreceğini söyleyen kimseler var. bir değil, beş değil.
bu tehditlerde ifadesini bulan zapt edilemez nefret, cinai saldırganlık meşru mu? değilse, nasıl oluyor da böylesine alenileşebiliyor? ve biz niye ağzımızı bile açmadan öylece duralım?
ece temelkuran, türkiyenin en önemli gazetecilerinden biri. belki de en iyisidir. londraya gider, filozoflarla görüşür, sokaktaki evsiz isyancılarla konuşur; i̇rana uçar birinci ağızdan röportajlarla döner; latin amerikadaki devrimci oluşumları yerinde takip eder; hindistan, fransa, endonezya, almanya, suriye nerede büyük bir sarsıntı varsa ece temelkuran hiç üşenmez, olağanüstü bir enerjiyle koşar, vakayı yakından tetkik eder ve incelikli, derinlikli yazılar kaleme alır. i̇ngilizce konferanslar verir, arapça öğrenir, asla boşa vakit harcamaz, türkiyeye muazzam bir entelektüel, duygusal enerji aktarır.
bugün ayşe arman gazeteciliği diye bir şeyden söz ediyoruz. asıl ece temelkuran gazeteciliğinden söz etmemiz gerekir.
o, binlerce olayın, tutuklamaların, sokak savaşlarının, katliamların, çatışmaların tam kalbine gider ve oradan ses verir. temelkuranı böylesine sevilen, vazgeçilmez biri kılan nitelik onun, iddia edildiği gibi basit bir duygu sömürücüsü olması filan asla değil, tam anlamıyla bir gazetecilik dehası taşımasıdır.
bazı fikirlerine, birtakım cümlelerine, eğilimlerine katılmayabilirsiniz. fakat ona kandil muhibbi demek, nerden baksanız iftiradır. temelkuran, kürt sorununu ve siyasetini gerçek nitelikleriyle kavramaya çalışan bir gazetecidir. bunun ötesinde, kürt meselesi, temelkuranın alakadar olduğu yüzlerce konudan yalnızca biridir. onun farkı, kürtleri uzaktan değil yakından tanımaya yönelmesidir. hiçbirimiz yerimizden kalkmazken o bütün doğu şehirlerini bir bir gezdi, oradaki insanlarla birebir görüştü. mahalle futbolcusundan militanına, zerzevatçısından yeni geline kadar herkesle. yeminle söylüyorum büyük cesaret. hakikat iştiyakı.
ayrıca, son derece titiz bir romancı, özel bir şairdir. yazının kalıcılığı ve bağlayıcılığına ilişkin bilinci, onun edebiyatla kurduğu irtibatı bir ölçüde açıklar.
muz sesleri, ortadoğuya [beyruta] gidilerek yazılmış, bu ülkedeki tek romandır. [en azından benim bildiğim tek roman. belki bir, bilemedin iki tane daha vardır, olabilir.] bu, temelkuranın insanlık sorunları, siyasi meseleler, sosyal problemler karşısında edebiyatın yatıştırıcı ve şifalı tesirini kavramış ender yazarlarımızdan olduğunu kanıtlar.
kısacası, ece temelkuran bir dahidir.
bunları, temelkuran güzellemesi yapmak için söylemiyorum. i̇cap ettiğini düşünmesem, ondan hiç bahsetmezdim. benim işim değil. hakkında şimdiye dek bir yazı yazdım, o da erkekler ergen mi, değil mi? tartışmasıydı. fakat ölüm tehdidi de ne oluyor arkadaş? delirdiniz mi? onunla gurur duymamız, ondan ilham almamız gerekirken, evimizin okumuş kızı gibi benimsememiz gerekirken yani, ece temelkuran dünyanın öbür ucunda sosyal hak mücadelesi veren işsiz bir kimyagerle anlaşabiliyor da bizimle mi anlaşamıyor?!
ece temelkurana özür borçluyuz.
bu derece çalışkan, yetenekli, duyarlı ve zeki bir yazara vijdan kuaförü demek de banal. böyle uyduruk etiketleri birbirimize yapıştırarak hakikati perçinleyemeyiz. bu, eleştiri değil. bu peki, kızmayacağım manasız tamam, söylemek zorundayım: kudurmuş soytarılıktır! mevlana vijdan kuaförü müydü, yunus emre patetik bir meczup muydu? en büyük bilgelerimizin bir elleri daima vicdanlarındaydı. vicdansızlığı, kabadayılığı, gözü dönmüşlüğü mü öveceğiz?
birileri de şöyle yazıyor: ece temelkuran kimdir? yani kim ki, kim oluyor? yazının bir haysiyeti var, kim olduğunu sen söyleyeceksin, böyle sokak ağzıyla, soru görünümlü ithamlarla yazı yazılmaz.
ece temelkuranın yerine koyabileceğimiz ikinci bir kişi yok. bunca işi, bu kalitede hiç kimseye yaptıramayız. hele ki bu ücret, bu muamele karşılığında.
http://www.afilifilintala...elkuran-ve-nuray-mertnull
gazeteci yazar ece temelkuran ölüm tehditleri alıyor. hepimiz görüyoruz. twitterda açıkça onu öldüreceğini söyleyen kimseler var. bir değil, beş değil.
bu tehditlerde ifadesini bulan zapt edilemez nefret, cinai saldırganlık meşru mu? değilse, nasıl oluyor da böylesine alenileşebiliyor? ve biz niye ağzımızı bile açmadan öylece duralım?
ece temelkuran, türkiyenin en önemli gazetecilerinden biri. belki de en iyisidir. londraya gider, filozoflarla görüşür, sokaktaki evsiz isyancılarla konuşur; i̇rana uçar birinci ağızdan röportajlarla döner; latin amerikadaki devrimci oluşumları yerinde takip eder; hindistan, fransa, endonezya, almanya, suriye nerede büyük bir sarsıntı varsa ece temelkuran hiç üşenmez, olağanüstü bir enerjiyle koşar, vakayı yakından tetkik eder ve incelikli, derinlikli yazılar kaleme alır. i̇ngilizce konferanslar verir, arapça öğrenir, asla boşa vakit harcamaz, türkiyeye muazzam bir entelektüel, duygusal enerji aktarır.
bugün ayşe arman gazeteciliği diye bir şeyden söz ediyoruz. asıl ece temelkuran gazeteciliğinden söz etmemiz gerekir.
o, binlerce olayın, tutuklamaların, sokak savaşlarının, katliamların, çatışmaların tam kalbine gider ve oradan ses verir. temelkuranı böylesine sevilen, vazgeçilmez biri kılan nitelik onun, iddia edildiği gibi basit bir duygu sömürücüsü olması filan asla değil, tam anlamıyla bir gazetecilik dehası taşımasıdır.
bazı fikirlerine, birtakım cümlelerine, eğilimlerine katılmayabilirsiniz. fakat ona kandil muhibbi demek, nerden baksanız iftiradır. temelkuran, kürt sorununu ve siyasetini gerçek nitelikleriyle kavramaya çalışan bir gazetecidir. bunun ötesinde, kürt meselesi, temelkuranın alakadar olduğu yüzlerce konudan yalnızca biridir. onun farkı, kürtleri uzaktan değil yakından tanımaya yönelmesidir. hiçbirimiz yerimizden kalkmazken o bütün doğu şehirlerini bir bir gezdi, oradaki insanlarla birebir görüştü. mahalle futbolcusundan militanına, zerzevatçısından yeni geline kadar herkesle. yeminle söylüyorum büyük cesaret. hakikat iştiyakı.
ayrıca, son derece titiz bir romancı, özel bir şairdir. yazının kalıcılığı ve bağlayıcılığına ilişkin bilinci, onun edebiyatla kurduğu irtibatı bir ölçüde açıklar.
muz sesleri, ortadoğuya [beyruta] gidilerek yazılmış, bu ülkedeki tek romandır. [en azından benim bildiğim tek roman. belki bir, bilemedin iki tane daha vardır, olabilir.] bu, temelkuranın insanlık sorunları, siyasi meseleler, sosyal problemler karşısında edebiyatın yatıştırıcı ve şifalı tesirini kavramış ender yazarlarımızdan olduğunu kanıtlar.
kısacası, ece temelkuran bir dahidir.
bunları, temelkuran güzellemesi yapmak için söylemiyorum. i̇cap ettiğini düşünmesem, ondan hiç bahsetmezdim. benim işim değil. hakkında şimdiye dek bir yazı yazdım, o da erkekler ergen mi, değil mi? tartışmasıydı. fakat ölüm tehdidi de ne oluyor arkadaş? delirdiniz mi? onunla gurur duymamız, ondan ilham almamız gerekirken, evimizin okumuş kızı gibi benimsememiz gerekirken yani, ece temelkuran dünyanın öbür ucunda sosyal hak mücadelesi veren işsiz bir kimyagerle anlaşabiliyor da bizimle mi anlaşamıyor?!
ece temelkurana özür borçluyuz.
bu derece çalışkan, yetenekli, duyarlı ve zeki bir yazara vijdan kuaförü demek de banal. böyle uyduruk etiketleri birbirimize yapıştırarak hakikati perçinleyemeyiz. bu, eleştiri değil. bu peki, kızmayacağım manasız tamam, söylemek zorundayım: kudurmuş soytarılıktır! mevlana vijdan kuaförü müydü, yunus emre patetik bir meczup muydu? en büyük bilgelerimizin bir elleri daima vicdanlarındaydı. vicdansızlığı, kabadayılığı, gözü dönmüşlüğü mü öveceğiz?
birileri de şöyle yazıyor: ece temelkuran kimdir? yani kim ki, kim oluyor? yazının bir haysiyeti var, kim olduğunu sen söyleyeceksin, böyle sokak ağzıyla, soru görünümlü ithamlarla yazı yazılmaz.
ece temelkuranın yerine koyabileceğimiz ikinci bir kişi yok. bunca işi, bu kalitede hiç kimseye yaptıramayız. hele ki bu ücret, bu muamele karşılığında.
http://www.afilifilintala...elkuran-ve-nuray-mertnull
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar