bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- demir çelik5
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- arda güler7
- buz gibi bira8
- kale3112'deki kale hangi kale10
- rte denince akla gelen seyler2
- sıcak şarap4
- bursa6
- sözlükte flört etmemek9
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- en iyi pizza içeriği10
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- gece vardiyası3
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- arkadaşlar lütfen4
- en lezzetli balık24
- acı gerçekler14
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- köy9
- karşı cinsteki en itici özellik16
- paradox interactive3
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- anın görüntüsü23
- dünyanın en kötü hissi3
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- yıllar ona hiç acımamış3
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- agaçlarla dertleşmek3
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gammazlar göreve8
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- zendaya4
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- beşiktaş8
- sözlükte aile kurmak8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- ezoterizm4
- ağlamak7
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- hünkar beğendi vs alinazik9
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
--spoiler--
Bir savaşçı ihtiyaç duyduğu şeyin peşindeyken kalbinin korkmasına izin vermez. Çünkü o aşksız bir hiçtir
'Çok garip' diye düşünür savaşçı; 'Buldukları ilk fırsatta en kötü taraflarını göstermeye çalışan ne kadar çok insan tanıdım. içlerindeki manevi gücü agresiflikle saklamaya, yalnızlık korkularını bir özgürlük kisvesi altına gizlemeye çalıştılar. Kendi kapasitelerine inanmadıkları halde sürekli kendi erdemlerini övdüler.'
Sabır ve hız
Savaşçı bu mesajı tanıdığı pek çok erkek ve kadında okumuştur. Asla ilk izlenime kanmaz ve başkaları onu etkilemeye çalışırken sessiz kalmakta ısrar eder. Ve bunu, kendi kusurlarını düzeltmek için bir fırsat olarak kullanır -çünkü insanlar aynı zamanda iyi birer aynadır. Bir savaşçı öğrenmek için karşısına çıkan her şeyi iyi bir fırsat olarak kullanır ve çelişkilerini kabul etmeyi bilir.
Işığın savaşçısının hem sabra hem de hıza aynı anda ihtiyacı vardır. Bir stratejide en büyük hata, zamansız davranmak ve fırsatın elinizden kaçıp gitmesine izin vermektir. Bu hatadan kaçınmak için savaşçı her bir durumu eşsiz bir durummuş gibi ele alır, hiçbir formüle, reçeteye ya da başkalarının düşüncelerine bel bağlamaz.
Halife Muaviye, Hz. Ömer Bin El-Hattab'a büyük politika yeteneğinin sırrını sordu. Aldığı cevap şuydu: 'Hayatımda hiçbir meseleye bu işin içinden nasıl çıkabileceğim üzerine hazırlık yapmadan girişmedim; öte yandan, giriştiğim hiçbir işin içinden hemen çıkmayı istemedim.'
Işığın savaşçısı kalbini her zaman nefret duygusundan temiz tutar. Bunu yapabilmek için affetmeye ihtiyacı vardır.
Bir savaşa girdiğinde isa'nın şu sözünü asla unutmaz: 'Düşmanlarınızı sevin.' Ve savaşçı bu söze uyar ama isa'nın sözlerinin 'Düşmanlarınızdan hoşlanın' anlamı taşımadığını da hep hatırlar.
Affetmek savaşçı için her şeyi kabullenmek zorunda kalmak demek değildir. Bir savaşçı asla başını öne eğmemelidir; çünkü bunu yaparsa hayallerinin yattığı ufku gözünden kaçırabilir.
Dinlenme ve hareket
Savaşa ara verildiğinde savaşçı dinlenir.
Bu günlerini çoğunlukla hiçbir şey yapmadan geçirir; çünkü kalbinin buna ihtiyacı vardır.
Ama duyuları hep tetiktedir. En büyük günahlardan biri olan uyuşukluğa kapılmaz; çünkü
bunun kendisini nerelere götürebileceğinin farkındadır: zamanın öylece akıp gittiği ve başka hiçbir şeyin olmadığı pazar öğleden sonralarının o ılık ruh haline.
Savaşçı bu zamanı 'mezarlık huzuru' olarak adlandırır. Ve Mahşer'den bir alıntıyı hatırlar: Sizi lanetliyorum çünkü siz ne soğuk ne de sıcaksınız. Keşke soğuk ya da sıcak olsaydınız! Ama ılık olduğunuz için sizi ağzımdan dışarı kusacağım.
Savaşçı dinlenir ve güler, ama her zaman dikkatli ve harekete hazırdır.
Melek ve Şeytan
Bir savaşçı, melek ile şeytanın, kılıcı tutan el için kavga ettiğini bilir.
Şeytan, 'Başaramayacaksın' der. 'Doğru anı kaçıracaksın. Korkuyorsun.' Sonra Melek belirir ve 'Başaramayacaksın' der. 'Doğru anı kaçıracaksın. Korkuyorsun.'
Savaşçı şaşırır. Her ikisi de aynı şeyi söylemektedir.
Şeytan şöyle devam eder: 'Bırak sana yardım edeyim.' Melek ise şöyle der: 'Sana yardım edeceğim.'
işte o anda savaşçı aradaki farkı anlar. Sözler aynı ama anlaşma başkadır. Böylece zaferini Tanrı'ya adayarak cesaretin verdiği güvenle meleğin elini tutmayı seçer.
Günahlara inanmak
Işığın savaşçısı sezgilerinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Savaşın ortasındayken düşmanının darbeleri üzerine düşenecek vakti yoktur; bu yüzden sezgilerini kullanır ve kendini meleğinin ellerine bırakır. Barış zamanında ise Tanrı'nın kendisine gönderdiği işaretlerin şifresini çözer.
insanlar onun için 'Bu adam deli' ya da 'Bir hayal dünyasında yaşıyor' ve hatta 'Mantığı olmayan şeylere nasıl böyle inanabiliyor?' derler. Ama savaşçı sezgilerin Tanrı'nın alfabesi olduğunu bilir ve rüzgarı dinleyip yıldızlarla konuşmayı sürdürür.
Aşka inanmak
Bir savaşçı için imkansız aşk diye bir şey yoktur. Sessizliğin, farklılığın ya da reddedilişin gözünü korkutmasına izin vermez. Çünkü insanların yüzlerine geçirdiği buzdan maskelerin ardında ateşten bir kalp olduğunu bilir.
işte bu yüzden savaşçı, başkalarından çok daha fazla şeyi riske eder. Birinin sevgisi için hiç yorulmaksızın çabalar -bu sürekli 'hayır' sözcüğünü duymak, eve yenilgi içinde dönmek, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda reddedilmiş hissetmek anlamına gelse bile. Bir savaşçı ihtiyaç duyduğu şeyin peşindeyken kalbinin korkmasına izin vermez. Çünkü aşksız o bir hiçtir.
Anlaşmaya inanmak
Savaşçı savaş alanını her zaman kendisi seçemez. Bazen kendini hiç arzulamadığı savaşların içinde bulup şaşırır, ama bunlardan kaçmanın hiç faydası yoktur çünkü bu savaşlar nereye gidersi gitsin onu takip edecektir. Bu yüzden çatışmanın kaçınılmaz olduğu zamanlarda savaşçı düşmanıyla konuşur. Korku ya da ürkeklik göstermeksizin karşısındakinin neden savaşmak istediğini öğrenmeye çalışır. Savaşçı, kılıcını kılıfından çıkarmadan, karşısındakini bu savaşın onun savaşı olmadığı konusunda ikna eder.
Savaşçı, düşmanının söyleyeceklerini dinler ve sadece gerekliyse dövüşür. Eğer başka bir alternatifi yoksa, zaferi ya da yenilgiyi düşünmeden dövüşür: Savaşı sonuna kadar sürdürür.
Azme inanmak
Işığın savaşçısı yargılamaları ve eleştirileri tevazuyla kabul etmek gerektiğini söyleyen eski öğütleri asla unutmaz. Haksızlık yaşanır. Savaşçı birden kendini hiç hak etmediği durumlarda bulabilir ve kendini savunmaya bile niyeti olmaz. Böyle zamanlarda savaşçı sessiz kalır. Enerjisini sözlerle harcamaz çünkü sözler bir işe yaramayacaktır. En iyisi gücünü direnmek için kullanmak, sabırlı olmak ve birilerinin onu izlediğinin farkında olmaktır. Haksız yere acı çeken birini gördüğünde bu durumu kabullenemeyecek insanlar vardır. Bu insanlar savaşçıya en çok ihtiyaç duyduğu şeyi verir: Zamanı. Er ya da geç, her şey yine savaşçının lehine çalışmaya başlayacaktır. Işığın savaşçısı akıllıdır; yenilgileri üzerine yorum yapmaz.
Kişisel efsanelere inanmak
Savaşçı, kendi kişisel efsanesi olduğunu varsayar; bu onun yaşama sebebidir. Çevresindekiler onun için şunu söyler: 'inancı takdire şayan!' Savaşçı bir süreliğine duyduğu bu sözlerle gururlanır, ama sonra bundan utanç duyar; çünkü ortaya koyduğu inanca aslında sahip değildir.
O an meleği gelip kulağına şunu fısıldar: 'Sen sadece ışığı taşıyan bir araçsın. Kendinle gurur duyman için de, kendini suçlu hissetmen için de bir sebep yok; sadece kaderini gerçekleştirmek için bir sebep var.' Ve savaşçı sadece bir aracı olduğunun farkına vardığında kendini daha sakin ve güvende hisseder.
--spoiler-- *
Bir savaşçı ihtiyaç duyduğu şeyin peşindeyken kalbinin korkmasına izin vermez. Çünkü o aşksız bir hiçtir
'Çok garip' diye düşünür savaşçı; 'Buldukları ilk fırsatta en kötü taraflarını göstermeye çalışan ne kadar çok insan tanıdım. içlerindeki manevi gücü agresiflikle saklamaya, yalnızlık korkularını bir özgürlük kisvesi altına gizlemeye çalıştılar. Kendi kapasitelerine inanmadıkları halde sürekli kendi erdemlerini övdüler.'
Sabır ve hız
Savaşçı bu mesajı tanıdığı pek çok erkek ve kadında okumuştur. Asla ilk izlenime kanmaz ve başkaları onu etkilemeye çalışırken sessiz kalmakta ısrar eder. Ve bunu, kendi kusurlarını düzeltmek için bir fırsat olarak kullanır -çünkü insanlar aynı zamanda iyi birer aynadır. Bir savaşçı öğrenmek için karşısına çıkan her şeyi iyi bir fırsat olarak kullanır ve çelişkilerini kabul etmeyi bilir.
Işığın savaşçısının hem sabra hem de hıza aynı anda ihtiyacı vardır. Bir stratejide en büyük hata, zamansız davranmak ve fırsatın elinizden kaçıp gitmesine izin vermektir. Bu hatadan kaçınmak için savaşçı her bir durumu eşsiz bir durummuş gibi ele alır, hiçbir formüle, reçeteye ya da başkalarının düşüncelerine bel bağlamaz.
Halife Muaviye, Hz. Ömer Bin El-Hattab'a büyük politika yeteneğinin sırrını sordu. Aldığı cevap şuydu: 'Hayatımda hiçbir meseleye bu işin içinden nasıl çıkabileceğim üzerine hazırlık yapmadan girişmedim; öte yandan, giriştiğim hiçbir işin içinden hemen çıkmayı istemedim.'
Işığın savaşçısı kalbini her zaman nefret duygusundan temiz tutar. Bunu yapabilmek için affetmeye ihtiyacı vardır.
Bir savaşa girdiğinde isa'nın şu sözünü asla unutmaz: 'Düşmanlarınızı sevin.' Ve savaşçı bu söze uyar ama isa'nın sözlerinin 'Düşmanlarınızdan hoşlanın' anlamı taşımadığını da hep hatırlar.
Affetmek savaşçı için her şeyi kabullenmek zorunda kalmak demek değildir. Bir savaşçı asla başını öne eğmemelidir; çünkü bunu yaparsa hayallerinin yattığı ufku gözünden kaçırabilir.
Dinlenme ve hareket
Savaşa ara verildiğinde savaşçı dinlenir.
Bu günlerini çoğunlukla hiçbir şey yapmadan geçirir; çünkü kalbinin buna ihtiyacı vardır.
Ama duyuları hep tetiktedir. En büyük günahlardan biri olan uyuşukluğa kapılmaz; çünkü
bunun kendisini nerelere götürebileceğinin farkındadır: zamanın öylece akıp gittiği ve başka hiçbir şeyin olmadığı pazar öğleden sonralarının o ılık ruh haline.
Savaşçı bu zamanı 'mezarlık huzuru' olarak adlandırır. Ve Mahşer'den bir alıntıyı hatırlar: Sizi lanetliyorum çünkü siz ne soğuk ne de sıcaksınız. Keşke soğuk ya da sıcak olsaydınız! Ama ılık olduğunuz için sizi ağzımdan dışarı kusacağım.
Savaşçı dinlenir ve güler, ama her zaman dikkatli ve harekete hazırdır.
Melek ve Şeytan
Bir savaşçı, melek ile şeytanın, kılıcı tutan el için kavga ettiğini bilir.
Şeytan, 'Başaramayacaksın' der. 'Doğru anı kaçıracaksın. Korkuyorsun.' Sonra Melek belirir ve 'Başaramayacaksın' der. 'Doğru anı kaçıracaksın. Korkuyorsun.'
Savaşçı şaşırır. Her ikisi de aynı şeyi söylemektedir.
Şeytan şöyle devam eder: 'Bırak sana yardım edeyim.' Melek ise şöyle der: 'Sana yardım edeceğim.'
işte o anda savaşçı aradaki farkı anlar. Sözler aynı ama anlaşma başkadır. Böylece zaferini Tanrı'ya adayarak cesaretin verdiği güvenle meleğin elini tutmayı seçer.
Günahlara inanmak
Işığın savaşçısı sezgilerinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Savaşın ortasındayken düşmanının darbeleri üzerine düşenecek vakti yoktur; bu yüzden sezgilerini kullanır ve kendini meleğinin ellerine bırakır. Barış zamanında ise Tanrı'nın kendisine gönderdiği işaretlerin şifresini çözer.
insanlar onun için 'Bu adam deli' ya da 'Bir hayal dünyasında yaşıyor' ve hatta 'Mantığı olmayan şeylere nasıl böyle inanabiliyor?' derler. Ama savaşçı sezgilerin Tanrı'nın alfabesi olduğunu bilir ve rüzgarı dinleyip yıldızlarla konuşmayı sürdürür.
Aşka inanmak
Bir savaşçı için imkansız aşk diye bir şey yoktur. Sessizliğin, farklılığın ya da reddedilişin gözünü korkutmasına izin vermez. Çünkü insanların yüzlerine geçirdiği buzdan maskelerin ardında ateşten bir kalp olduğunu bilir.
işte bu yüzden savaşçı, başkalarından çok daha fazla şeyi riske eder. Birinin sevgisi için hiç yorulmaksızın çabalar -bu sürekli 'hayır' sözcüğünü duymak, eve yenilgi içinde dönmek, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda reddedilmiş hissetmek anlamına gelse bile. Bir savaşçı ihtiyaç duyduğu şeyin peşindeyken kalbinin korkmasına izin vermez. Çünkü aşksız o bir hiçtir.
Anlaşmaya inanmak
Savaşçı savaş alanını her zaman kendisi seçemez. Bazen kendini hiç arzulamadığı savaşların içinde bulup şaşırır, ama bunlardan kaçmanın hiç faydası yoktur çünkü bu savaşlar nereye gidersi gitsin onu takip edecektir. Bu yüzden çatışmanın kaçınılmaz olduğu zamanlarda savaşçı düşmanıyla konuşur. Korku ya da ürkeklik göstermeksizin karşısındakinin neden savaşmak istediğini öğrenmeye çalışır. Savaşçı, kılıcını kılıfından çıkarmadan, karşısındakini bu savaşın onun savaşı olmadığı konusunda ikna eder.
Savaşçı, düşmanının söyleyeceklerini dinler ve sadece gerekliyse dövüşür. Eğer başka bir alternatifi yoksa, zaferi ya da yenilgiyi düşünmeden dövüşür: Savaşı sonuna kadar sürdürür.
Azme inanmak
Işığın savaşçısı yargılamaları ve eleştirileri tevazuyla kabul etmek gerektiğini söyleyen eski öğütleri asla unutmaz. Haksızlık yaşanır. Savaşçı birden kendini hiç hak etmediği durumlarda bulabilir ve kendini savunmaya bile niyeti olmaz. Böyle zamanlarda savaşçı sessiz kalır. Enerjisini sözlerle harcamaz çünkü sözler bir işe yaramayacaktır. En iyisi gücünü direnmek için kullanmak, sabırlı olmak ve birilerinin onu izlediğinin farkında olmaktır. Haksız yere acı çeken birini gördüğünde bu durumu kabullenemeyecek insanlar vardır. Bu insanlar savaşçıya en çok ihtiyaç duyduğu şeyi verir: Zamanı. Er ya da geç, her şey yine savaşçının lehine çalışmaya başlayacaktır. Işığın savaşçısı akıllıdır; yenilgileri üzerine yorum yapmaz.
Kişisel efsanelere inanmak
Savaşçı, kendi kişisel efsanesi olduğunu varsayar; bu onun yaşama sebebidir. Çevresindekiler onun için şunu söyler: 'inancı takdire şayan!' Savaşçı bir süreliğine duyduğu bu sözlerle gururlanır, ama sonra bundan utanç duyar; çünkü ortaya koyduğu inanca aslında sahip değildir.
O an meleği gelip kulağına şunu fısıldar: 'Sen sadece ışığı taşıyan bir araçsın. Kendinle gurur duyman için de, kendini suçlu hissetmen için de bir sebep yok; sadece kaderini gerçekleştirmek için bir sebep var.' Ve savaşçı sadece bir aracı olduğunun farkına vardığında kendini daha sakin ve güvende hisseder.
--spoiler-- *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar