bugün
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek4
- queen ravenna adlı yazar10
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- ne kadar yaşlısın16
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- kendisiyle övünen insanlar12
- birinin seni hiçbir şey bilmiyor sanması3
- almancı mehdi3
- türkiye31
- nokia 3310 denince akla gelenler11
- futbol16
- trt tarafsız olmalı13
- italya15
- seni yok sayacaklar sen daha çok var olacaksın2
- fatma betül sayan kaya50
- saçmalamak2
- uefa uluslar ligi6
- istanbul şu an hafif yağmurlu 18 derece5
- geç kalmışlık hissi2
- abd'nin ırak'tan çekilmesi2
- gokyuzunun silinen rengi2
- ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapan insan4
- piyangosu bile şaibeli ülkede borsa oynamak2
- muhallebi kıvamı3
- leblebi kurabiyesi3
- asansör2
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- asrın soygunu21
- allbea'ya albela diyen hadsiz3
- damla sakızlı muhallebi3
- rastgele bir yazar seçip sataşmak2
- özelden küfür eden sözlük kızı4
- kfc2
- fon olaylarında adı geçen şahıslar4
- ziyan2
- bu nasıl hava lan7
- rastgele yazarlara mesaj atıp küfretmek4
- yolda yürürken traverten görmek2
- nahl suresi 1 ayet2
- ismet gurbuz2
- eti üç harfli portakal jöleli bisküvi4
- nokia 6600 denince akla gelenler5
- teoman çamaşır3
- sevgili6
- frankyfourfingers4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- sonbahardaki yaprak dökülmesi3
- nahl suresi 10 ayet2
- sigara böreği5
godard ın 1962 de çektiği bir kadının arayışı, kelimleler ve sessizlik üzerine bir film. 12 tablodan oluşan dolayısı ile 12 parçaya ayrılmış filmde, nana nın (anna karina) kendisinin de tam çözemediği bir şeyi arayışı ve bu süreçte hırsızlık ile başlayıp fahişelik ile süren denemeleri, kayboluşları ve sonunda yakalayışı anlatılıyor. ilk dönem filmlerinin aksine daha çizgisel bir kurgu izleyen godard, vivre sa vie de daha durağan çekimler ile ve kolaj stili anlamlar olmadan ilerliyor. tabi bununla beraber alışılmış godard stili odak noktasından hafifçe kayan kamera çekimleri ve özellikle açılış sekansında arkadan denediği çekimleri es geçmemek gerek.
---olası spoiler ibaresi---
poe nun hikayesi ile sonlara doğru özdeşlik kazanan nana nın hikayesi kendini bırakıp gerçeklik ve masumiyete varış hususunda bir nevi hal-kal hikayesi. sesli başlayıp aslında sessiz filme doğru giden, belki bir anlamda sessiz sinemadaki teatral anlatımın samimiyetini vurgulayan film, bunun yanında kullandığı tematik müzikle de sakin atmosferini yer yer gerilimle dengeliyor.
yine bir sahnede jules et jim sinema salonunun tabelasında görünürken, filmde bol bol gitanes tüketilip nikotin isteği uyandırıyor. filmde vurgulanan portre çizimi ve sonlara doğru poe dan okunan, bir anlamda dorain gray i de akla getiren şekilde sessiz sinemaya dönme, ağırlaşma görülüyor.
kelimelerin doğası, onları sahte kullanma, hata ile yalan arasındaki bağıntı irdelenirken, godard, hep yaptığı şekilde az da olsa izleyiciyi de filme dahil ediyor. cafedeki sözcükler üzerine konuşmada nana nın birkaç saniyeliğine kameraya yani seyirciye baktığı, gözlerini kaçırıp utandığı sahne ise gerçekten harika. kendi yolculuğundaki çirkinleşmesinden utanan nana, adeta onu röntgenleyen izleyiciden utanarak kaçmak istiyor. ki filmde nana nın dönüşümü ve harekete geçişi de bu tablodan sonra oluyor. buradaki filolojik saptama ve sözcüklerin semantik açılımları hakkındaki düşünceler ise godard ın sinematik anlatımını belirtmesi açısından iyi bir okuma örneği.
sonlara doğru edgar allen poe nun hikayesi ile nana nın yolculuğu açımlanmış oluyor. hikayedeki ressam karsının güzelliğinden çalarak ve dahi ölümüne sebep olarak mükemmel tabloyu yaratırken; nana ise kendi gerçeğini bulma yolunda güzelliğini ve hayatını harcıyor. istediğini tam olarak elde edemese de kelimelerin yalancılığının olmadığı ve aşkı bulduğu noktaya varıyor. maalesef cafede yaşlı ile söyleşisinde konuştukları gibi bunun için başka bir boyut olması gerekmekte ve bu saflığı toplumun pisliği ile keskin bir kontrast oluşturacağı için nana öldürülüyor. tıpkı izlerken ağladığı sessiz filmde jean darc ın başına gelen gibi: la mort.
---olası spoiler ibaresi bitti---
ağır ve okuması zor bir film olsa da, godard ın fırçasının dokunduğu harika bir sesli-sessiz film tablosu
---olası spoiler ibaresi---
poe nun hikayesi ile sonlara doğru özdeşlik kazanan nana nın hikayesi kendini bırakıp gerçeklik ve masumiyete varış hususunda bir nevi hal-kal hikayesi. sesli başlayıp aslında sessiz filme doğru giden, belki bir anlamda sessiz sinemadaki teatral anlatımın samimiyetini vurgulayan film, bunun yanında kullandığı tematik müzikle de sakin atmosferini yer yer gerilimle dengeliyor.
yine bir sahnede jules et jim sinema salonunun tabelasında görünürken, filmde bol bol gitanes tüketilip nikotin isteği uyandırıyor. filmde vurgulanan portre çizimi ve sonlara doğru poe dan okunan, bir anlamda dorain gray i de akla getiren şekilde sessiz sinemaya dönme, ağırlaşma görülüyor.
kelimelerin doğası, onları sahte kullanma, hata ile yalan arasındaki bağıntı irdelenirken, godard, hep yaptığı şekilde az da olsa izleyiciyi de filme dahil ediyor. cafedeki sözcükler üzerine konuşmada nana nın birkaç saniyeliğine kameraya yani seyirciye baktığı, gözlerini kaçırıp utandığı sahne ise gerçekten harika. kendi yolculuğundaki çirkinleşmesinden utanan nana, adeta onu röntgenleyen izleyiciden utanarak kaçmak istiyor. ki filmde nana nın dönüşümü ve harekete geçişi de bu tablodan sonra oluyor. buradaki filolojik saptama ve sözcüklerin semantik açılımları hakkındaki düşünceler ise godard ın sinematik anlatımını belirtmesi açısından iyi bir okuma örneği.
sonlara doğru edgar allen poe nun hikayesi ile nana nın yolculuğu açımlanmış oluyor. hikayedeki ressam karsının güzelliğinden çalarak ve dahi ölümüne sebep olarak mükemmel tabloyu yaratırken; nana ise kendi gerçeğini bulma yolunda güzelliğini ve hayatını harcıyor. istediğini tam olarak elde edemese de kelimelerin yalancılığının olmadığı ve aşkı bulduğu noktaya varıyor. maalesef cafede yaşlı ile söyleşisinde konuştukları gibi bunun için başka bir boyut olması gerekmekte ve bu saflığı toplumun pisliği ile keskin bir kontrast oluşturacağı için nana öldürülüyor. tıpkı izlerken ağladığı sessiz filmde jean darc ın başına gelen gibi: la mort.
---olası spoiler ibaresi bitti---
ağır ve okuması zor bir film olsa da, godard ın fırçasının dokunduğu harika bir sesli-sessiz film tablosu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar