bugün

tümceler

Şu dünya iki çift şaşkın gözümüz için bir kara koruluk olunca yalnız, - bir kumsal iki ayrılmaz çocuk

için, - ezgilerle dolu bir ev duru sevgimiz için, - seni bulacağım o zaman.

hele yeryüzünde kimsecikler kalmasın bir ihtiyardan başka, sessiz, güzel, "duyulmamış zenginlikler"

içinde, - o zaman seninim bütün bütüne.

birer birer yaşayayım tüm anılarını, bir ben olayım seni kıskıvrak bağlayabilen, - o gün boğacağım

seni.

***

çok güçlü olduğumuz an, - gerileyen kim? çok neşelenince, - kim artık gülünç olan? çok

hayınlaştığımız zaman, - bizi neyleyecekler?

takıp takıştırın, gülüp oynayın. sevgiyi kapı dışarı etmek gelmez elimden.

***

ucube kız, dilencilik yoldaşım! nasıl umurunda değil bu zavallı kadınlar, bu ırgatlar, benim

sıkıntılarım. gel, çekilmez sesinle katıl bize; sesin, tek övücüsü bu alçak umutsuzluğun!

***

bulutlu bir temmuz sabahı. havada kül tadı var; - ocakta bir yaş odun kokusu, - suya bastırılmış

çiçekler, - gezinti yerleri, allak bullak olan, - kanallara çiseleyen yağmur tarlalarda, - niye yok

şimdiden o günlük kokuları ve oyuncaklar?

***

kuleden kuleye ipler uzattım; pencereden pencereye çelenkler, yıldızdan yıldıza altın zinciler...

dans ediyorum.

***

aralıksız tütüyor yüksekte gölet. hangi büyücü kadın ak ışığına karşı dikilecek batan güneşin? hangi

mor yapraklanış yağacak?

***

halkın paracıkları kardeşlik bayramlarında eriyip giderken, pembe ateşten bir çan çalıyor

bulutlarda.

***

bir hoş çini mürekkebi tadı uyandırarak yağıyor kara bir toz gecemin üzerine sessizce. - alevini

kısıp asma lambanın, yatağa atıyorum kendimi; yüzüm gölgeye dönük, hep sizleri görüyorum, kızlarım,

ecelerim!

(bkz: arthur rimbaud)
(bkz: illuminations)
© copyright 2005 - 2026