bugün
- lahmacun9
- ay diyen erkek9
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ellerim bos gonlum hos26
- kaan sezyum6
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- habire1219
- sobadan kurtulmak5
- raikagetokatlayan4
- arif kocabıyık12
- basmane tren garı6
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- silvermist9
- vexillarius the slayer8
- renkli rüyalar oteli5
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- erlik dinleyip gaza gelmek3
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- ben geldim naneler15
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- habire12nin çaylak olması5
- torpille bir yerlere gelenler4
- kemal kılıçdaroğlu8
- sarapci koala63
- sersem herif5
- gammaz çetesi9
- dinler tarihi5
- bütün muhalifleri chpli sanan ak çomar2
- imbat4
- siyonizmin tasfiye oluşu3
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- mantı8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci7
- karşıyaka dan bayraklı ya yürümek4
- konaktan üçkuyular'a gitmek3
- ben sizin anonim11
- şeyhine sakso çekip şeriat isteyen tip7
- motorine 8 24 tl zam gelmesi5
- cemaatçi polis3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- özgür özel'in önder sav ile yan yana gelmesi3
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- insan olmaya ceyrek kala15
- akpartililerin apo sevdası5
- emanet ata binen tez iner3
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi7
- çikolatalı kek4
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- maşa ile koca ayı online3
1931 iki ilginç hikayenin kesişimidir. almanya da nazi hareketinin gittikçe güçlendiği yıllardı, fritz lang adındaki savaş gazisi ve henüz ilk filmlerini çeken parlak bir yönetmen, nazilerin halkı halka hedef gösterip birbirine düşman kılmasından, bu yöntemlerle de topluluklar üzerinde baskı kurmasından kendi adalet sistemlerini yaratmalarından şikayetçiydi. 1. dünya savaşının yaralarını henüz saramamış olan almanya ekonomisi ve psikolojisi bozuk kitlelerle doluydu.
halk içinde barındırdığı şiddet eğilimini ve açlığın, sıkıntıların verdiği öfkeyi nazizimle dışa vurma yolunu keşfetmişti. herkesin ben de bir naziyim dediği yıllarda ''ben sizden değilim'' mesajı veren bir film çekmekte ancak fritz gibi engin bir yönetmene yaraştı.
işte ''m'' filmi böyle çıktı ortaya, 1931 yılında giyotinle idam edilen Peter Kürten nam-ı diğer Düsseldorf Vampiri alman halkının bozulmuş psikolojisinin en korkunç örneklerinden biriydi. belki de filmindeki çocuk katili fikrini burdan almıştı fritz.
--spoiler--
filmde tüm bir şehrin başka derdi yokmuş gibi bir çocuk katilinin peşine düşmesi öyle bir anlatılır ki, sizde bir anda kendinizi o öfke seline kaptırıp katilin bir an önce bulunmasını ve idam edilmesini istersiniz. sanki böylece şehirdeki çok önemli bir sorun ortadan kalkacak, seyirci de suçlunun cezasını bulmasıyla vicdanı rahat bir şekilde filmi alkışlayacaktır. ama öyle olmaz. fritz lang, mahkeme sahnesindeki katil rolündeki peter lorre'un tiradıyla izleyiciye şöyle okkalı bir naah çeker.
o sahneden sonra artık suçlu sandalyesindeki kişi çocuk katili değil, onu yargılayan ve vicdanını paklamak için kullanan iddia makamı güruhtür ve giderek tüm bir toplumdur.
film katil üzerine değil, katili aramaktan çok daha öteye giden şehrin insanlarını anlatan bir film. bütün herkes katili arıyor ama herkesin arama sebebi kendi çıkarları doğrultusunda bencilce sebepler. kimileri suç üzerlerine kalmasın diye, kimileri itibarlarını kurtarmak için, kimileri katilin kurbanı olmamak için, kimileri de kahraman olmak için... cezayı kendi yöntemleriyle verebileceğini düşünen, başınabuyruk hareket eden, bir katilden farkı olmayan toplumla, kendi kurallarını koyan, istediğini öldüren, istediğini yaşatan faşist almanya toplumunun (nazizim) nasıl oluşmakta olduğu gözler önüne sermiştir bu filmle. ama mesaj alınamamış olsa gerekki nazizim yükselişe devam etti.
son sahte mahkeme sahnesinde fritz izleyiciyi ikilemde bırakır, ama sonunda mesajı açıktır, adalet, kanun sistemimiz her ne kadar ağır aksak işlesede toplumun zorbalığından daha iyi birşeydir. çünkü toplum suçu sadece suçluda arar...
katilin kendini kaybettiği anlarda ıslığıyla (ki aslında ıslığı çalan fritz'in kendisidir.) çaldığı melodi In the Hall of the Mountain King isimli Edvard Grieg eseridir.
Peter Lorre Yahudi olduğundan filmin yayımlanmasından kısa bir süre sonra Nazi zulmünden korkup almanya'dan kaçmıştır. Yarı Yahudi olan Fritz Lang ise onu iki yıl sonra takip etmiştir. Nazi baskısı o kadar çok artmıştıki filmin sonundaki ünlü mahkeme sahnesinde çekimleri denetleyen gestapolar 24 oyuncuyu tutuklamışlardır. zaten filmde 1934 yılında naziler tarafından yasaklanmıştır. acaba fritz'in bu tehlikeyi erkenden hissetmesinde o yıllarda parti üyeliğine kabul edilen eşi Thea von Harbou'nun payı varmıdır bilinmez...
Anlatım üzerinden ses kullanımı, zamanında çığır açan yeni bir teknik olarak bu filmden sonra benimsenmiştr.
--spoiler--
halk içinde barındırdığı şiddet eğilimini ve açlığın, sıkıntıların verdiği öfkeyi nazizimle dışa vurma yolunu keşfetmişti. herkesin ben de bir naziyim dediği yıllarda ''ben sizden değilim'' mesajı veren bir film çekmekte ancak fritz gibi engin bir yönetmene yaraştı.
işte ''m'' filmi böyle çıktı ortaya, 1931 yılında giyotinle idam edilen Peter Kürten nam-ı diğer Düsseldorf Vampiri alman halkının bozulmuş psikolojisinin en korkunç örneklerinden biriydi. belki de filmindeki çocuk katili fikrini burdan almıştı fritz.
--spoiler--
filmde tüm bir şehrin başka derdi yokmuş gibi bir çocuk katilinin peşine düşmesi öyle bir anlatılır ki, sizde bir anda kendinizi o öfke seline kaptırıp katilin bir an önce bulunmasını ve idam edilmesini istersiniz. sanki böylece şehirdeki çok önemli bir sorun ortadan kalkacak, seyirci de suçlunun cezasını bulmasıyla vicdanı rahat bir şekilde filmi alkışlayacaktır. ama öyle olmaz. fritz lang, mahkeme sahnesindeki katil rolündeki peter lorre'un tiradıyla izleyiciye şöyle okkalı bir naah çeker.
o sahneden sonra artık suçlu sandalyesindeki kişi çocuk katili değil, onu yargılayan ve vicdanını paklamak için kullanan iddia makamı güruhtür ve giderek tüm bir toplumdur.
film katil üzerine değil, katili aramaktan çok daha öteye giden şehrin insanlarını anlatan bir film. bütün herkes katili arıyor ama herkesin arama sebebi kendi çıkarları doğrultusunda bencilce sebepler. kimileri suç üzerlerine kalmasın diye, kimileri itibarlarını kurtarmak için, kimileri katilin kurbanı olmamak için, kimileri de kahraman olmak için... cezayı kendi yöntemleriyle verebileceğini düşünen, başınabuyruk hareket eden, bir katilden farkı olmayan toplumla, kendi kurallarını koyan, istediğini öldüren, istediğini yaşatan faşist almanya toplumunun (nazizim) nasıl oluşmakta olduğu gözler önüne sermiştir bu filmle. ama mesaj alınamamış olsa gerekki nazizim yükselişe devam etti.
son sahte mahkeme sahnesinde fritz izleyiciyi ikilemde bırakır, ama sonunda mesajı açıktır, adalet, kanun sistemimiz her ne kadar ağır aksak işlesede toplumun zorbalığından daha iyi birşeydir. çünkü toplum suçu sadece suçluda arar...
katilin kendini kaybettiği anlarda ıslığıyla (ki aslında ıslığı çalan fritz'in kendisidir.) çaldığı melodi In the Hall of the Mountain King isimli Edvard Grieg eseridir.
Peter Lorre Yahudi olduğundan filmin yayımlanmasından kısa bir süre sonra Nazi zulmünden korkup almanya'dan kaçmıştır. Yarı Yahudi olan Fritz Lang ise onu iki yıl sonra takip etmiştir. Nazi baskısı o kadar çok artmıştıki filmin sonundaki ünlü mahkeme sahnesinde çekimleri denetleyen gestapolar 24 oyuncuyu tutuklamışlardır. zaten filmde 1934 yılında naziler tarafından yasaklanmıştır. acaba fritz'in bu tehlikeyi erkenden hissetmesinde o yıllarda parti üyeliğine kabul edilen eşi Thea von Harbou'nun payı varmıdır bilinmez...
Anlatım üzerinden ses kullanımı, zamanında çığır açan yeni bir teknik olarak bu filmden sonra benimsenmiştr.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar