bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- aleksey batrakov25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı26
- tanımadığı kadına tokat atan adam16
- nükleer bomba5
- okan buruk4
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- kırıkkaleli olmak istemek6
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- chpkk akpkk mhpkk2
- 3 kasım 2026 villarreal psg maçı2
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı3
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- melis babadağ'ın ayakları3
- değişik meslekler3
- yagmurcu çık açıkla10
- yarın fenerbahçe liverpool maçı 20 45 te trt 1 de2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- mazot 3 euro olabilirmiş3
- 35 yaşına gelmiş hala ayaklarını yalatmamış kız2
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- media markt'ın çinlilere satılması2
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- hayvan düşmanı2
- the elder scrolls vi3
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak3
- sözlük dedeleri6
- atatürk düşmanı5
- 9 haziran 20052
- kablosuz mouse13
- arap götü9
- durkheimın intihar teorisi6
- son talika2
- iskilipli atıf hoca20
- futbol14
- cevheri güven4
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- uefa şampiyonlar ligi4
- galatasaray3
- türkiye10
- vfb stuttgart2
- öylesine bir şeyler yaz4
- ismet gürbüz'ün almanyada doğması2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- sözlük kürdü55
- istanbul13
cezmi ersöz'ün nesli tükenen, artık pek görmediğimiz insanlarla yaptığı söyleşileri içeren kitabı.
nesli tükenen bu insanlar en azından burada yer alsınlar, ki oldukça hüzünlü bir kitaptır ve bir o kadar da güzeldir. kitapta röportajları yapılan insanlarımız;
madam anahit
varoluşçu boyacı: hayri tonozlu
osmanlı mangırları: hüseyin avni dede
balıkçı özer
antipsikiyatrist bir robenson: hüseyin eyici
tombak ahmet
hrant lusikyan
tuvalette bir tiyatrocu: suzan abla
bakkal nuri erten
ziya mısırlı
mühürcü mehmet baran
güvenlik görevlisi erol bilirgen
süreyya piriler
sabahattin sel
kemal kale
süha tuğtepe
leon ekserci
ayakkabı boyacısı hayri tonozlu'yla (58)-(birinci basım:1990) yapılan söyleşinin kısa bir bölümü;
bir ara "siz hangi felsefi ekole yakınlık duyarsınız" dedi. "eksistansiyalistim" dedim. hayri bey'in gözlerinin içi güldü "ne güzel ben de varoluşçuyum" dedi. ayağımı boya sandığının üzerinden hemen çektim, şaşkınlığım geçmemişti ama devam ediyordu; "varoluşçuluk deyince akla hemen sartre gelir; oysa sartre parlak cümlelerden başka bir şey değildir. varoluşçuluğu sistemleştiren heidegger'dir. sartre onun yanında garnitürden başka bir şey değildir." üzerinde çok eskimiş siyah kaban, başında yazlık bir şapka vardı; yüzü çökmüştü. devam ediyordu; "başlangıcından bugüne kadar felsefe bir arpa boyu yol katetmemiştir... kant ne yaptı insan beynini 12 kategoriye ayırmaktan başka. spinoza yok güzellikmiş, yok ahlakmış bir yığın metafizik şey attı ortaya.. kapital'i okudum, çok sıkıcıdır, rakamlar, misaller falan filan... nietzche ve kafka bilmeden varoluşçu felsefeye katkıda bulunmuşlardır. kendi kendimizi yaratmanın imkanı bizim elimizdedir." sözü irticaya getirdim, nasıl değerlendiridiğini sordum ona "bu politik sahaya girer. 'din' yöneticilerin işine geliyor. böylelikle halkı isteklerine daha kolay boyun eğdiriyorlar. aslında din bir imajdır ve insan kendisi yaratır bu imajı; insan yine düşünmelidir ve yoğunlaşmalıdır; ama düşüncesinin içinden allah ve peygamber gibi imajları çıkarmalıdır. en eski din olan budizm 5000 yıllıktır, musevilik 3000, hıristiyanlık 2000, islamiyet ise 1400 yıllıktır, ama insanlığın tarihi 50.000 yıllıktır. peki kırkbeşbin yıldır ne oldu, onu soran yok. ne yazık ki milyonlarca insan dine inanıyor ve onlara kimse ışık tutmuyor. işin doğrusu din zararlı bir şeydir." edebiyatla yakından ilgili o'henry yi sevdiğini, dostoyevski onun başucu yazarı, tolstoy, bernard shaw, rousseau ve voltaire'i ilgiyle okumuş. hayri bey ayda 50 bin lira kazanıyor, kaldığı otele günde 1200 lira veriyor, otel parası olmadığı günlerde parklarda yatıyormuş.
özetle ayakkabı boyacısı hayri bey böyle yaşıyordu. bilgi ne güç, ne de imkan yaratıyordu onun hayatında, düzen böyle olunca.
nesli tükenen bu insanlar en azından burada yer alsınlar, ki oldukça hüzünlü bir kitaptır ve bir o kadar da güzeldir. kitapta röportajları yapılan insanlarımız;
madam anahit
varoluşçu boyacı: hayri tonozlu
osmanlı mangırları: hüseyin avni dede
balıkçı özer
antipsikiyatrist bir robenson: hüseyin eyici
tombak ahmet
hrant lusikyan
tuvalette bir tiyatrocu: suzan abla
bakkal nuri erten
ziya mısırlı
mühürcü mehmet baran
güvenlik görevlisi erol bilirgen
süreyya piriler
sabahattin sel
kemal kale
süha tuğtepe
leon ekserci
ayakkabı boyacısı hayri tonozlu'yla (58)-(birinci basım:1990) yapılan söyleşinin kısa bir bölümü;
bir ara "siz hangi felsefi ekole yakınlık duyarsınız" dedi. "eksistansiyalistim" dedim. hayri bey'in gözlerinin içi güldü "ne güzel ben de varoluşçuyum" dedi. ayağımı boya sandığının üzerinden hemen çektim, şaşkınlığım geçmemişti ama devam ediyordu; "varoluşçuluk deyince akla hemen sartre gelir; oysa sartre parlak cümlelerden başka bir şey değildir. varoluşçuluğu sistemleştiren heidegger'dir. sartre onun yanında garnitürden başka bir şey değildir." üzerinde çok eskimiş siyah kaban, başında yazlık bir şapka vardı; yüzü çökmüştü. devam ediyordu; "başlangıcından bugüne kadar felsefe bir arpa boyu yol katetmemiştir... kant ne yaptı insan beynini 12 kategoriye ayırmaktan başka. spinoza yok güzellikmiş, yok ahlakmış bir yığın metafizik şey attı ortaya.. kapital'i okudum, çok sıkıcıdır, rakamlar, misaller falan filan... nietzche ve kafka bilmeden varoluşçu felsefeye katkıda bulunmuşlardır. kendi kendimizi yaratmanın imkanı bizim elimizdedir." sözü irticaya getirdim, nasıl değerlendiridiğini sordum ona "bu politik sahaya girer. 'din' yöneticilerin işine geliyor. böylelikle halkı isteklerine daha kolay boyun eğdiriyorlar. aslında din bir imajdır ve insan kendisi yaratır bu imajı; insan yine düşünmelidir ve yoğunlaşmalıdır; ama düşüncesinin içinden allah ve peygamber gibi imajları çıkarmalıdır. en eski din olan budizm 5000 yıllıktır, musevilik 3000, hıristiyanlık 2000, islamiyet ise 1400 yıllıktır, ama insanlığın tarihi 50.000 yıllıktır. peki kırkbeşbin yıldır ne oldu, onu soran yok. ne yazık ki milyonlarca insan dine inanıyor ve onlara kimse ışık tutmuyor. işin doğrusu din zararlı bir şeydir." edebiyatla yakından ilgili o'henry yi sevdiğini, dostoyevski onun başucu yazarı, tolstoy, bernard shaw, rousseau ve voltaire'i ilgiyle okumuş. hayri bey ayda 50 bin lira kazanıyor, kaldığı otele günde 1200 lira veriyor, otel parası olmadığı günlerde parklarda yatıyormuş.
özetle ayakkabı boyacısı hayri bey böyle yaşıyordu. bilgi ne güç, ne de imkan yaratıyordu onun hayatında, düzen böyle olunca.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar