bugün
- niye uyandık sözlük5
- adana dürüm vs adana porsiyon8
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum4
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- şönt baca3
- gebze yi gebze yapan şeyler5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- otobüste açamadığı camı kıran erkek4
- spora başladım5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- at eti yemek5
- uyudun mu11
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- patso4
- özgüven5
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- tavuğun neden kanatları var11
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sinek as6
- s'i l v'e r m'i s t35
- uludağ sözlük size ne kattı27
- insanı yoran duygular6
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- gocu34
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- queen ravennadan mesaj var11
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- pandela 310
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- kaşarlı sucuklu menemen8
cezmi ersöz'ün nesli tükenen, artık pek görmediğimiz insanlarla yaptığı söyleşileri içeren kitabı.
nesli tükenen bu insanlar en azından burada yer alsınlar, ki oldukça hüzünlü bir kitaptır ve bir o kadar da güzeldir. kitapta röportajları yapılan insanlarımız;
madam anahit
varoluşçu boyacı: hayri tonozlu
osmanlı mangırları: hüseyin avni dede
balıkçı özer
antipsikiyatrist bir robenson: hüseyin eyici
tombak ahmet
hrant lusikyan
tuvalette bir tiyatrocu: suzan abla
bakkal nuri erten
ziya mısırlı
mühürcü mehmet baran
güvenlik görevlisi erol bilirgen
süreyya piriler
sabahattin sel
kemal kale
süha tuğtepe
leon ekserci
ayakkabı boyacısı hayri tonozlu'yla (58)-(birinci basım:1990) yapılan söyleşinin kısa bir bölümü;
bir ara "siz hangi felsefi ekole yakınlık duyarsınız" dedi. "eksistansiyalistim" dedim. hayri bey'in gözlerinin içi güldü "ne güzel ben de varoluşçuyum" dedi. ayağımı boya sandığının üzerinden hemen çektim, şaşkınlığım geçmemişti ama devam ediyordu; "varoluşçuluk deyince akla hemen sartre gelir; oysa sartre parlak cümlelerden başka bir şey değildir. varoluşçuluğu sistemleştiren heidegger'dir. sartre onun yanında garnitürden başka bir şey değildir." üzerinde çok eskimiş siyah kaban, başında yazlık bir şapka vardı; yüzü çökmüştü. devam ediyordu; "başlangıcından bugüne kadar felsefe bir arpa boyu yol katetmemiştir... kant ne yaptı insan beynini 12 kategoriye ayırmaktan başka. spinoza yok güzellikmiş, yok ahlakmış bir yığın metafizik şey attı ortaya.. kapital'i okudum, çok sıkıcıdır, rakamlar, misaller falan filan... nietzche ve kafka bilmeden varoluşçu felsefeye katkıda bulunmuşlardır. kendi kendimizi yaratmanın imkanı bizim elimizdedir." sözü irticaya getirdim, nasıl değerlendiridiğini sordum ona "bu politik sahaya girer. 'din' yöneticilerin işine geliyor. böylelikle halkı isteklerine daha kolay boyun eğdiriyorlar. aslında din bir imajdır ve insan kendisi yaratır bu imajı; insan yine düşünmelidir ve yoğunlaşmalıdır; ama düşüncesinin içinden allah ve peygamber gibi imajları çıkarmalıdır. en eski din olan budizm 5000 yıllıktır, musevilik 3000, hıristiyanlık 2000, islamiyet ise 1400 yıllıktır, ama insanlığın tarihi 50.000 yıllıktır. peki kırkbeşbin yıldır ne oldu, onu soran yok. ne yazık ki milyonlarca insan dine inanıyor ve onlara kimse ışık tutmuyor. işin doğrusu din zararlı bir şeydir." edebiyatla yakından ilgili o'henry yi sevdiğini, dostoyevski onun başucu yazarı, tolstoy, bernard shaw, rousseau ve voltaire'i ilgiyle okumuş. hayri bey ayda 50 bin lira kazanıyor, kaldığı otele günde 1200 lira veriyor, otel parası olmadığı günlerde parklarda yatıyormuş.
özetle ayakkabı boyacısı hayri bey böyle yaşıyordu. bilgi ne güç, ne de imkan yaratıyordu onun hayatında, düzen böyle olunca.
nesli tükenen bu insanlar en azından burada yer alsınlar, ki oldukça hüzünlü bir kitaptır ve bir o kadar da güzeldir. kitapta röportajları yapılan insanlarımız;
madam anahit
varoluşçu boyacı: hayri tonozlu
osmanlı mangırları: hüseyin avni dede
balıkçı özer
antipsikiyatrist bir robenson: hüseyin eyici
tombak ahmet
hrant lusikyan
tuvalette bir tiyatrocu: suzan abla
bakkal nuri erten
ziya mısırlı
mühürcü mehmet baran
güvenlik görevlisi erol bilirgen
süreyya piriler
sabahattin sel
kemal kale
süha tuğtepe
leon ekserci
ayakkabı boyacısı hayri tonozlu'yla (58)-(birinci basım:1990) yapılan söyleşinin kısa bir bölümü;
bir ara "siz hangi felsefi ekole yakınlık duyarsınız" dedi. "eksistansiyalistim" dedim. hayri bey'in gözlerinin içi güldü "ne güzel ben de varoluşçuyum" dedi. ayağımı boya sandığının üzerinden hemen çektim, şaşkınlığım geçmemişti ama devam ediyordu; "varoluşçuluk deyince akla hemen sartre gelir; oysa sartre parlak cümlelerden başka bir şey değildir. varoluşçuluğu sistemleştiren heidegger'dir. sartre onun yanında garnitürden başka bir şey değildir." üzerinde çok eskimiş siyah kaban, başında yazlık bir şapka vardı; yüzü çökmüştü. devam ediyordu; "başlangıcından bugüne kadar felsefe bir arpa boyu yol katetmemiştir... kant ne yaptı insan beynini 12 kategoriye ayırmaktan başka. spinoza yok güzellikmiş, yok ahlakmış bir yığın metafizik şey attı ortaya.. kapital'i okudum, çok sıkıcıdır, rakamlar, misaller falan filan... nietzche ve kafka bilmeden varoluşçu felsefeye katkıda bulunmuşlardır. kendi kendimizi yaratmanın imkanı bizim elimizdedir." sözü irticaya getirdim, nasıl değerlendiridiğini sordum ona "bu politik sahaya girer. 'din' yöneticilerin işine geliyor. böylelikle halkı isteklerine daha kolay boyun eğdiriyorlar. aslında din bir imajdır ve insan kendisi yaratır bu imajı; insan yine düşünmelidir ve yoğunlaşmalıdır; ama düşüncesinin içinden allah ve peygamber gibi imajları çıkarmalıdır. en eski din olan budizm 5000 yıllıktır, musevilik 3000, hıristiyanlık 2000, islamiyet ise 1400 yıllıktır, ama insanlığın tarihi 50.000 yıllıktır. peki kırkbeşbin yıldır ne oldu, onu soran yok. ne yazık ki milyonlarca insan dine inanıyor ve onlara kimse ışık tutmuyor. işin doğrusu din zararlı bir şeydir." edebiyatla yakından ilgili o'henry yi sevdiğini, dostoyevski onun başucu yazarı, tolstoy, bernard shaw, rousseau ve voltaire'i ilgiyle okumuş. hayri bey ayda 50 bin lira kazanıyor, kaldığı otele günde 1200 lira veriyor, otel parası olmadığı günlerde parklarda yatıyormuş.
özetle ayakkabı boyacısı hayri bey böyle yaşıyordu. bilgi ne güç, ne de imkan yaratıyordu onun hayatında, düzen böyle olunca.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar