bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı10
- kolye142
- bik bik'in kraliçe olması11
- sarı tekerin yazar olamaması9
- peynir dolgulu jalapeno5
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- fransa9
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi6
- hacker saldırısı gazileri8
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur2
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- cep telefonu22
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- nokia20
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- semih kılıçsoy4
- usualsuspectsin mod olması6
- türkiye20
- zall'ın makara yapması6
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- usualsuspects'in ayağı4
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- azerbaycan5
- tır şoförü olmayı istemek14
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- almanya11
- araba3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- meltem hendem2
- antalya2
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- esaretin bedeli5
- konya denilince akla gelenler7
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- fon vurgunu24
- bilim3
çok acıya şahit olmuştur ve anlatılanlara göre çok da acı çekmiştir ve hayatın anlamsızlığını kitaplardan değil bizzat yaşadığı hayattan öğrenmiştir. tüm olumsuzluklara yokluklara ve düşkünlüklere rağmen o kendi "anlam" savaşında galip gelmiş ve bir yüzyılın vicdanı olmayı başarmıştır.
cezayirin insanı yapış yapış bir hiçliğe sürükleyen sıcağında derme çatma evinin camından tren yoluna bakıp önce clemence olmuş sonra mersault olmuş sonra da sisyhpos olup kayanın altına bedenini koymuştur.
insanda eğreti durduğunu düşündüğü ve evrenle olan çatışmanın kaynağı gördüğü bilincin neliğine karşı sorgulama yoluna düşmüştür. oradan da kendi felsefesi olan "saçma" (absürt) felsefesini oluşturmuştur.
dediğim gibi o bir yüzyılın vicdanı olmuştu o'na göre nedeni ne olursa olsun hiç bir ideoloji adına bir insan öldürülemezdi çünkü çok ölüm görmüştü fransada deri koltuklarının üzerinde oturup dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan çağdaşlarından farkı da buydu. onlar için savaş belki gerekli bir şeydi ama camus kandan bıkmıştı acının hasını gördüğü için artık ne olursa olsun öldürmeye karşıydı. bu nedenle o'na en yakın safta yer alan yakın dostu sartre ile bile anlaşmazlıklar yaşamıştı.
ölüm ve intihar o'na göre en önemli felsefi sorundu önce bu düşüncenin aydınlatılması gerekmekteydi yani bir insanın yaşama hakkını kullanıp kullanmama kararı bütün felsefi sorunların hattası bilimsel bir çok sorunun üzerindeydi bunun dışında kalan meseleler sadece göz boyamaydı. işte bu yolda da devam etti ve "ölüm"ün anlamını sordu. uzun zaman sonra vereceği cevap şu olacaktı "hayat bir şey değildir itinayla yaşayınız" itinayla yaşadı anlamsız bir hayat içerisinde tek bir şeyi öğütledi "mutlu olmayı" çünkü insan intihar kararını alamıyorsa hakkıyla yaşamalı ve kendi anlamını kendisi yaratmalıydı. böylesine "saçma" bir sistemde ölmek bir başka saçmalık olacaktı böylece başkaldıran insan'ı yarattı ve onu yaşattı.
herkesin hayatı ve yaşamı dahası intiharı sorgulayarak kendi başkaldırısını yaratmasını istedi tek istediği evrene biraz daha yukarılardan bakabilmekti.
ne yazık ki böylesine tutkun olduğu bu ironik hayata erken yaşta veda etti ve arkasında bir kaç güzel eser bıraktı. çok detaya inmedi çok büyük felsefi olgular ortaya koymadı bin yıl öncesinin insanların hala kafalarını meşgul eden düşünceler yanında basitti sadeydi anlaşılırdı ve bir o kadar da "gerçekti" işte bu gerçekçilik o'nu çağının en büyük düşünürü yapmasına yetti de arttı bile. kısaca "saçma anlamsız boş ancak yine de yaşanmaya değer" bir hayatın tasvirini yaptı ve kendisinin dediği gibi en trajikomik ölümün öznesi olup gitti...
sağ ol cezayir menekşesi, söylediklerin için düşündürdüklerin için sağ ol...
https://www.youtube.com/watch?v=fUFmfl4TzCg
bu da bonus:
(bkz: albert camus ve o nun yazgı düşüncesi)
cezayirin insanı yapış yapış bir hiçliğe sürükleyen sıcağında derme çatma evinin camından tren yoluna bakıp önce clemence olmuş sonra mersault olmuş sonra da sisyhpos olup kayanın altına bedenini koymuştur.
insanda eğreti durduğunu düşündüğü ve evrenle olan çatışmanın kaynağı gördüğü bilincin neliğine karşı sorgulama yoluna düşmüştür. oradan da kendi felsefesi olan "saçma" (absürt) felsefesini oluşturmuştur.
dediğim gibi o bir yüzyılın vicdanı olmuştu o'na göre nedeni ne olursa olsun hiç bir ideoloji adına bir insan öldürülemezdi çünkü çok ölüm görmüştü fransada deri koltuklarının üzerinde oturup dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan çağdaşlarından farkı da buydu. onlar için savaş belki gerekli bir şeydi ama camus kandan bıkmıştı acının hasını gördüğü için artık ne olursa olsun öldürmeye karşıydı. bu nedenle o'na en yakın safta yer alan yakın dostu sartre ile bile anlaşmazlıklar yaşamıştı.
ölüm ve intihar o'na göre en önemli felsefi sorundu önce bu düşüncenin aydınlatılması gerekmekteydi yani bir insanın yaşama hakkını kullanıp kullanmama kararı bütün felsefi sorunların hattası bilimsel bir çok sorunun üzerindeydi bunun dışında kalan meseleler sadece göz boyamaydı. işte bu yolda da devam etti ve "ölüm"ün anlamını sordu. uzun zaman sonra vereceği cevap şu olacaktı "hayat bir şey değildir itinayla yaşayınız" itinayla yaşadı anlamsız bir hayat içerisinde tek bir şeyi öğütledi "mutlu olmayı" çünkü insan intihar kararını alamıyorsa hakkıyla yaşamalı ve kendi anlamını kendisi yaratmalıydı. böylesine "saçma" bir sistemde ölmek bir başka saçmalık olacaktı böylece başkaldıran insan'ı yarattı ve onu yaşattı.
herkesin hayatı ve yaşamı dahası intiharı sorgulayarak kendi başkaldırısını yaratmasını istedi tek istediği evrene biraz daha yukarılardan bakabilmekti.
ne yazık ki böylesine tutkun olduğu bu ironik hayata erken yaşta veda etti ve arkasında bir kaç güzel eser bıraktı. çok detaya inmedi çok büyük felsefi olgular ortaya koymadı bin yıl öncesinin insanların hala kafalarını meşgul eden düşünceler yanında basitti sadeydi anlaşılırdı ve bir o kadar da "gerçekti" işte bu gerçekçilik o'nu çağının en büyük düşünürü yapmasına yetti de arttı bile. kısaca "saçma anlamsız boş ancak yine de yaşanmaya değer" bir hayatın tasvirini yaptı ve kendisinin dediği gibi en trajikomik ölümün öznesi olup gitti...
sağ ol cezayir menekşesi, söylediklerin için düşündürdüklerin için sağ ol...
https://www.youtube.com/watch?v=fUFmfl4TzCg
bu da bonus:
(bkz: albert camus ve o nun yazgı düşüncesi)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar