bugün
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek7
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- düşün ki o bunu okuyor7
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak5
- merak ediyorsan yaz7
- kemalistlerin rakıyı çok sevmesi4
- türk rock tarihinin kıymeti anlaşılamamış grupları3
- nervio20
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- deve sidiği bitmiş şeriatçı davranışı3
- tekneden denize balıklama atlamak4
- kemoş3
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- velvet45
- erkeklerin genç kadınlara ilgi duymasının sebebi6
- kebap vs lahmacun3
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- yeni parti25
- okulda zorunlu kıyafet dayatması3
- g'i l d'e d l'i l y16
- uludağ sözlük gazozu9
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- başınıza gelen ilginç olaylar4
- galatasaray'ın oyuncularına teklif olmaması3
- siyasal islamcı cahiller3
- aylık 480 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ismet gürbüz'e yazarlardan sorular3
- habire1239
- biraderler fetöcü mü sorusu3
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- erecto biraderin şopar yazar olması2
- lahmacun arası adana2
- cumhuriyet halk partisi12
- allah3
- türkiye'deki doğum oranının artması için öneriler3
- puura10
- kürt devleti8
- sevgilisini telefona hıdır diye kaydeden erkek5
- ekonomisi kötü ülkelerde neler olur2
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
- true yahudi mi10
- komünistlerin aklını peynir eklmekle yemesi3
- gizemli sözlük yazarları6
- tekne alırken dikkat edilecek hususlar2
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- tekneyle balık avı2
- kadınların kendi ayakları üzerinde durma sevdası3
- edirnenin en güzel yeri2
- latte macchiato kola ikilisi3
ne yalan söyleyeyim beni sözlüğe bağlayan yazardır kendisi. bundan birkaç ay öncesine dayanıyor tanışmamız. ukte canavarıyla.*
başlangıç - volume 1
radyo play düğmesi
aylar öncesiydi...
sözlüğün içler acısı durumunu görünce vaz geçiyordum. bırakıp gidecektim ki zaten kimseyi tanımıyordum bu o kadar zor olmayacaktı benim için. o ana kadar hiç ukte doldurmamıştım. kendi kendime "len, dur bari birkaç ukte doldurup kaçayım." dedim. "tam olarak böyle mi dedim ya..." diye düşünüyorum şimdi. ama önemi yok ne yazsam aynı kapıya çıkacak... derken başladım "a" harfi serisi ukteleri doldurmaya. o kadar saçma ukteler var ki, doldururken gülsem mi, ağlasam mı, sövsem mi bilemedim. uktenin gelişine göre çaktım kelimeleri, gerek yok düşünmeye. ama aradan sıyrılan, hatrı sayılır sayıda ukteler vardı. onlar ne güzek ukteler ki, cevabı notunda gizli. ne çok sevinirdim onları görünce öyle ara gaz gibi gelirdi. arada gözlüğümü masa örtüsüne siler, yanda küçük kardeş naruto izlerken "dur len, onu bi geri sar bakiim!" der sonra devam ederdim doldurmaya. derken...
saatler ilerledi ama ukteler bitmedi. biter mi kanserli hücre gibi 2x bölünerek çoğalıyorlar. bir kahve kapmaya gittim mutfağa, o işi kendimce o gün bitirip bir daha girmeyecektim sözlüğe. döndüğümde varlığını unuttuğum göz kırpan bir ışık karşıladı beni. o kadar uzun süre olmuş ki görmeyeli, ben rengini mavi olarak hatırlıyordum. saatte epey olmuş 23:06 lar filan... gözleri ovuşturup masama oturdum hala sarı ışık yanıp sönüyor. kahvemi yudumlarken tek tıkladım kutucuğa. karşıma çıkan altlı üstlü iki ayrı yazarın mesajları arasında 8 koca ay var. ince ruhlu güzel yazar** teşekkür mahiyetinde bir mesaj atmış. teşekküre teşekkürle cevap verip devam ettim yoluma. bu benim ninja yolum dedim, durmak yok.* uktelerin bahanesine muhabbet ilerledi. bana gitar soruyor yazar ehehe... "ahha!" dedim içimden, "bana gitar soruyor", "tam da sorusu yani ben ne anlarım gitardan." dedim kendi kendime. neyse bir zamanlar piyanom vardı, gitar ile piyano ters ruhlardır. o an anlıyomuş gibi davrandım niye öyle yaptıysam. gitarda kaç tel var onu bile bilmem.
ama bir yandan da yaşanmış acı tecrübeler bana temkinli olmamı öngörüyordu. sanırım şuur altında önceden yaşanmış, densiz yazarlarla yapılan tartışmalar vardı. bilirsiniz dahtus'un "len" lerindeki tatlı üslubu. görüntüde serttir amma şeker damlar o üsluptan. ama ben anlayamadım. dedim ya şuur altı diye, işte beni sürekli uyarıyordu. insanları tanımadan yargılıyordum. bana adımı sorduğu an da aynı etkinin altındaydım. niye ters cevap verdiysem o zaman, halen hatırladıkça halime gülüyorum. halbuki, şimdilerde önüme gelene ismimi söyler oldum.* ulen, bir kişi de demiyor ki isimlerini sorduğumda; "ha ahmet ha mehmet, ne farkeder!" diye. farkedermiş şimdi anlıyorum. bana insanları tanımadan yargılamamamı öğretti bu güzel yazar.
sonra küstü bana, ben öyle deyince. anladım ki insanın üslubu değişirmiş küsünce. saf ben de sanırdım ki, ona kaktüs* dedim diye bana küstü. ehehe bi de üstüne atar yaptım, bu sebepten ne kadar mahçup olacağımı sonraları anlayacaktım... hımmm epey geç olmuş, yarın staj beni bekler. bi dahaki yazıda görüşene dek, kafa izni almazsam uykularım düzene girmeyecek...
son sözüm şu;
bu yazarı üzmeyin, o iyi kalpli, melek gibi bir insandır. gereksiz, densiz kelimelerinizle onu üzmeyin, kimseyi üzmeyin!...
başlangıç - volume 1
radyo play düğmesi
aylar öncesiydi...
sözlüğün içler acısı durumunu görünce vaz geçiyordum. bırakıp gidecektim ki zaten kimseyi tanımıyordum bu o kadar zor olmayacaktı benim için. o ana kadar hiç ukte doldurmamıştım. kendi kendime "len, dur bari birkaç ukte doldurup kaçayım." dedim. "tam olarak böyle mi dedim ya..." diye düşünüyorum şimdi. ama önemi yok ne yazsam aynı kapıya çıkacak... derken başladım "a" harfi serisi ukteleri doldurmaya. o kadar saçma ukteler var ki, doldururken gülsem mi, ağlasam mı, sövsem mi bilemedim. uktenin gelişine göre çaktım kelimeleri, gerek yok düşünmeye. ama aradan sıyrılan, hatrı sayılır sayıda ukteler vardı. onlar ne güzek ukteler ki, cevabı notunda gizli. ne çok sevinirdim onları görünce öyle ara gaz gibi gelirdi. arada gözlüğümü masa örtüsüne siler, yanda küçük kardeş naruto izlerken "dur len, onu bi geri sar bakiim!" der sonra devam ederdim doldurmaya. derken...
saatler ilerledi ama ukteler bitmedi. biter mi kanserli hücre gibi 2x bölünerek çoğalıyorlar. bir kahve kapmaya gittim mutfağa, o işi kendimce o gün bitirip bir daha girmeyecektim sözlüğe. döndüğümde varlığını unuttuğum göz kırpan bir ışık karşıladı beni. o kadar uzun süre olmuş ki görmeyeli, ben rengini mavi olarak hatırlıyordum. saatte epey olmuş 23:06 lar filan... gözleri ovuşturup masama oturdum hala sarı ışık yanıp sönüyor. kahvemi yudumlarken tek tıkladım kutucuğa. karşıma çıkan altlı üstlü iki ayrı yazarın mesajları arasında 8 koca ay var. ince ruhlu güzel yazar** teşekkür mahiyetinde bir mesaj atmış. teşekküre teşekkürle cevap verip devam ettim yoluma. bu benim ninja yolum dedim, durmak yok.* uktelerin bahanesine muhabbet ilerledi. bana gitar soruyor yazar ehehe... "ahha!" dedim içimden, "bana gitar soruyor", "tam da sorusu yani ben ne anlarım gitardan." dedim kendi kendime. neyse bir zamanlar piyanom vardı, gitar ile piyano ters ruhlardır. o an anlıyomuş gibi davrandım niye öyle yaptıysam. gitarda kaç tel var onu bile bilmem.
ama bir yandan da yaşanmış acı tecrübeler bana temkinli olmamı öngörüyordu. sanırım şuur altında önceden yaşanmış, densiz yazarlarla yapılan tartışmalar vardı. bilirsiniz dahtus'un "len" lerindeki tatlı üslubu. görüntüde serttir amma şeker damlar o üsluptan. ama ben anlayamadım. dedim ya şuur altı diye, işte beni sürekli uyarıyordu. insanları tanımadan yargılıyordum. bana adımı sorduğu an da aynı etkinin altındaydım. niye ters cevap verdiysem o zaman, halen hatırladıkça halime gülüyorum. halbuki, şimdilerde önüme gelene ismimi söyler oldum.* ulen, bir kişi de demiyor ki isimlerini sorduğumda; "ha ahmet ha mehmet, ne farkeder!" diye. farkedermiş şimdi anlıyorum. bana insanları tanımadan yargılamamamı öğretti bu güzel yazar.
sonra küstü bana, ben öyle deyince. anladım ki insanın üslubu değişirmiş küsünce. saf ben de sanırdım ki, ona kaktüs* dedim diye bana küstü. ehehe bi de üstüne atar yaptım, bu sebepten ne kadar mahçup olacağımı sonraları anlayacaktım... hımmm epey geç olmuş, yarın staj beni bekler. bi dahaki yazıda görüşene dek, kafa izni almazsam uykularım düzene girmeyecek...
son sözüm şu;
bu yazarı üzmeyin, o iyi kalpli, melek gibi bir insandır. gereksiz, densiz kelimelerinizle onu üzmeyin, kimseyi üzmeyin!...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar