bugün
- gocu aslında influncer11
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek3
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak2
- kasım ayı4
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- ai otomatik silme4
- yazarların pazar günü planları4
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri2
- soru sormayan yetişkinler3
- öbür sözlükle ulu farkı2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek2
- film izleyememek2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması4
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- gocu nerede gocu4
- pazar günleri 14 saattir2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- fenerbahçe13
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- bir tane öğretmen yazar vardı2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- 1 kasım 20263
- hayat cidden pahalı be2
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- rapor vermeyen doktor2
- kerem aktürkoğlu6
- almanya ve fransa da sokak protestoları3
- filistinde seçimlerin yine iptal edilmesi3
- teoman şarkılarında geçen efsane sözler4
- hamile fotoğrafı6
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- kamos5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- bik bik 219
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- midye dolma5
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- anın görüntüsü21
- futbol14
- en son ne aldınız16
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
ne yalan söyleyeyim beni sözlüğe bağlayan yazardır kendisi. bundan birkaç ay öncesine dayanıyor tanışmamız. ukte canavarıyla.*
başlangıç - volume 1
radyo play düğmesi
aylar öncesiydi...
sözlüğün içler acısı durumunu görünce vaz geçiyordum. bırakıp gidecektim ki zaten kimseyi tanımıyordum bu o kadar zor olmayacaktı benim için. o ana kadar hiç ukte doldurmamıştım. kendi kendime "len, dur bari birkaç ukte doldurup kaçayım." dedim. "tam olarak böyle mi dedim ya..." diye düşünüyorum şimdi. ama önemi yok ne yazsam aynı kapıya çıkacak... derken başladım "a" harfi serisi ukteleri doldurmaya. o kadar saçma ukteler var ki, doldururken gülsem mi, ağlasam mı, sövsem mi bilemedim. uktenin gelişine göre çaktım kelimeleri, gerek yok düşünmeye. ama aradan sıyrılan, hatrı sayılır sayıda ukteler vardı. onlar ne güzek ukteler ki, cevabı notunda gizli. ne çok sevinirdim onları görünce öyle ara gaz gibi gelirdi. arada gözlüğümü masa örtüsüne siler, yanda küçük kardeş naruto izlerken "dur len, onu bi geri sar bakiim!" der sonra devam ederdim doldurmaya. derken...
saatler ilerledi ama ukteler bitmedi. biter mi kanserli hücre gibi 2x bölünerek çoğalıyorlar. bir kahve kapmaya gittim mutfağa, o işi kendimce o gün bitirip bir daha girmeyecektim sözlüğe. döndüğümde varlığını unuttuğum göz kırpan bir ışık karşıladı beni. o kadar uzun süre olmuş ki görmeyeli, ben rengini mavi olarak hatırlıyordum. saatte epey olmuş 23:06 lar filan... gözleri ovuşturup masama oturdum hala sarı ışık yanıp sönüyor. kahvemi yudumlarken tek tıkladım kutucuğa. karşıma çıkan altlı üstlü iki ayrı yazarın mesajları arasında 8 koca ay var. ince ruhlu güzel yazar** teşekkür mahiyetinde bir mesaj atmış. teşekküre teşekkürle cevap verip devam ettim yoluma. bu benim ninja yolum dedim, durmak yok.* uktelerin bahanesine muhabbet ilerledi. bana gitar soruyor yazar ehehe... "ahha!" dedim içimden, "bana gitar soruyor", "tam da sorusu yani ben ne anlarım gitardan." dedim kendi kendime. neyse bir zamanlar piyanom vardı, gitar ile piyano ters ruhlardır. o an anlıyomuş gibi davrandım niye öyle yaptıysam. gitarda kaç tel var onu bile bilmem.
ama bir yandan da yaşanmış acı tecrübeler bana temkinli olmamı öngörüyordu. sanırım şuur altında önceden yaşanmış, densiz yazarlarla yapılan tartışmalar vardı. bilirsiniz dahtus'un "len" lerindeki tatlı üslubu. görüntüde serttir amma şeker damlar o üsluptan. ama ben anlayamadım. dedim ya şuur altı diye, işte beni sürekli uyarıyordu. insanları tanımadan yargılıyordum. bana adımı sorduğu an da aynı etkinin altındaydım. niye ters cevap verdiysem o zaman, halen hatırladıkça halime gülüyorum. halbuki, şimdilerde önüme gelene ismimi söyler oldum.* ulen, bir kişi de demiyor ki isimlerini sorduğumda; "ha ahmet ha mehmet, ne farkeder!" diye. farkedermiş şimdi anlıyorum. bana insanları tanımadan yargılamamamı öğretti bu güzel yazar.
sonra küstü bana, ben öyle deyince. anladım ki insanın üslubu değişirmiş küsünce. saf ben de sanırdım ki, ona kaktüs* dedim diye bana küstü. ehehe bi de üstüne atar yaptım, bu sebepten ne kadar mahçup olacağımı sonraları anlayacaktım... hımmm epey geç olmuş, yarın staj beni bekler. bi dahaki yazıda görüşene dek, kafa izni almazsam uykularım düzene girmeyecek...
son sözüm şu;
bu yazarı üzmeyin, o iyi kalpli, melek gibi bir insandır. gereksiz, densiz kelimelerinizle onu üzmeyin, kimseyi üzmeyin!...
başlangıç - volume 1
radyo play düğmesi
aylar öncesiydi...
sözlüğün içler acısı durumunu görünce vaz geçiyordum. bırakıp gidecektim ki zaten kimseyi tanımıyordum bu o kadar zor olmayacaktı benim için. o ana kadar hiç ukte doldurmamıştım. kendi kendime "len, dur bari birkaç ukte doldurup kaçayım." dedim. "tam olarak böyle mi dedim ya..." diye düşünüyorum şimdi. ama önemi yok ne yazsam aynı kapıya çıkacak... derken başladım "a" harfi serisi ukteleri doldurmaya. o kadar saçma ukteler var ki, doldururken gülsem mi, ağlasam mı, sövsem mi bilemedim. uktenin gelişine göre çaktım kelimeleri, gerek yok düşünmeye. ama aradan sıyrılan, hatrı sayılır sayıda ukteler vardı. onlar ne güzek ukteler ki, cevabı notunda gizli. ne çok sevinirdim onları görünce öyle ara gaz gibi gelirdi. arada gözlüğümü masa örtüsüne siler, yanda küçük kardeş naruto izlerken "dur len, onu bi geri sar bakiim!" der sonra devam ederdim doldurmaya. derken...
saatler ilerledi ama ukteler bitmedi. biter mi kanserli hücre gibi 2x bölünerek çoğalıyorlar. bir kahve kapmaya gittim mutfağa, o işi kendimce o gün bitirip bir daha girmeyecektim sözlüğe. döndüğümde varlığını unuttuğum göz kırpan bir ışık karşıladı beni. o kadar uzun süre olmuş ki görmeyeli, ben rengini mavi olarak hatırlıyordum. saatte epey olmuş 23:06 lar filan... gözleri ovuşturup masama oturdum hala sarı ışık yanıp sönüyor. kahvemi yudumlarken tek tıkladım kutucuğa. karşıma çıkan altlı üstlü iki ayrı yazarın mesajları arasında 8 koca ay var. ince ruhlu güzel yazar** teşekkür mahiyetinde bir mesaj atmış. teşekküre teşekkürle cevap verip devam ettim yoluma. bu benim ninja yolum dedim, durmak yok.* uktelerin bahanesine muhabbet ilerledi. bana gitar soruyor yazar ehehe... "ahha!" dedim içimden, "bana gitar soruyor", "tam da sorusu yani ben ne anlarım gitardan." dedim kendi kendime. neyse bir zamanlar piyanom vardı, gitar ile piyano ters ruhlardır. o an anlıyomuş gibi davrandım niye öyle yaptıysam. gitarda kaç tel var onu bile bilmem.
ama bir yandan da yaşanmış acı tecrübeler bana temkinli olmamı öngörüyordu. sanırım şuur altında önceden yaşanmış, densiz yazarlarla yapılan tartışmalar vardı. bilirsiniz dahtus'un "len" lerindeki tatlı üslubu. görüntüde serttir amma şeker damlar o üsluptan. ama ben anlayamadım. dedim ya şuur altı diye, işte beni sürekli uyarıyordu. insanları tanımadan yargılıyordum. bana adımı sorduğu an da aynı etkinin altındaydım. niye ters cevap verdiysem o zaman, halen hatırladıkça halime gülüyorum. halbuki, şimdilerde önüme gelene ismimi söyler oldum.* ulen, bir kişi de demiyor ki isimlerini sorduğumda; "ha ahmet ha mehmet, ne farkeder!" diye. farkedermiş şimdi anlıyorum. bana insanları tanımadan yargılamamamı öğretti bu güzel yazar.
sonra küstü bana, ben öyle deyince. anladım ki insanın üslubu değişirmiş küsünce. saf ben de sanırdım ki, ona kaktüs* dedim diye bana küstü. ehehe bi de üstüne atar yaptım, bu sebepten ne kadar mahçup olacağımı sonraları anlayacaktım... hımmm epey geç olmuş, yarın staj beni bekler. bi dahaki yazıda görüşene dek, kafa izni almazsam uykularım düzene girmeyecek...
son sözüm şu;
bu yazarı üzmeyin, o iyi kalpli, melek gibi bir insandır. gereksiz, densiz kelimelerinizle onu üzmeyin, kimseyi üzmeyin!...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar