bugün
- kin tutmayı beceremeyen insan6
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- tai lung39
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- yalnız ölmek4
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- claudian clouds22
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- en sevmediğin insan tipleri3
- islam'ın hak dini olması6
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- askerliğin gençler için faydalı olması3
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- bir sonsuzluk ifadesi olarak antipanik depresyonu3
- yalnızlık edebiyatı2
- namazın amacı6
- uludağ itiraf10
- bizim cacıklar2
- ikinci defa askere gitmek4
- askerde ahmet kaya dinleyen tip3
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- entrylerimin hala beğenilmesi2
- hoşlanılan kıza atılan mesajın sevgiliye gitmesi3
- friedrich hegel la bi cay icek12
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- melissa vargas7
- demokrasinin meşruiyet sorunu5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- düşün ki o bunu okuyor10
- sözlük whatsapp grupları13
- özbek kadınlar14
- türkiye ermenileri ve azerbaycan türkleri2
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- islak kek2
- filenin sultanları5
- askerde çok fazla kürtçü olması2
- kendinle ilgili bir özellik bırak4
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- sarapci koala47
- şu an ki ruh halim2
- aslında italyanın kazanması4
- sözlükteki kızlara çok mu yüz vermek3
- geceye bir ahmet kaya şarkısı bırak2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- ağlıyorum sözlük4
- sözlüğün en tembel yazarı5
--spoiler--
Buyur kulum!
BiR GECE, CEBRAiL Sidretül-Münteha'daydı. O esnada, Allah'tan sürekli: "Buyur kulum!" sesi geldiğini farketti. Bu sesi duyunca, kendi kendine: "Şimdi yeryüzünde bir kul Allah'ı çağırıyor olmalı. Acaba bu kul kim?" diye düşündü. Sonra da, içinden: "Şunu bir bilsem! Bu kulun kim olduğunu bilmiyorum ama, şurası aşikâr ki bu kul pek yüce bir kul olsa gerek. Nefsi ölmüş, ruhu diri!" diye geçirdi. Cebrail aleyhisselam, bu kulu muhakkak tanıma sevdasına düştü; yeryüzüne indi, denizler aştı, dağlar geçti. Fakat ne dağda böyle bir kimseyi buldu, ne de ovada! Yine melekût âlemine vardı. Allahu Teâlâ'nın hâlâ: "Buyur kulum!" dediğini işitiyordu. Bu kulu mutlaka öğrenmeliydi. Bir kez daha bütün âlemi döndü dolaştı, ama bu kulu yine bir türlü bulamadı. Allahu Teâlâ'ya halini arzedip: "Yâ Rabbi! Buyur kulum! buyurduğunuz o kulu görmek istiyorum. Onu bana buldur, bana bunun yolunu göster!" diye yalvardı. Allahu Teâlâ, Cebrail'e: "Rum ülkesine git, filan kiliseye gir, anlar, bilirsin" buyurdu. Cebrail yeryüzüne inip Rum ülkesine vardı. Allahu Teâlânın tarif buyurduğu kiliseye girdi. Bir de ne görsün? Bir adam, bir putun önünde ağlayıp inlemekte, o puta hitab edip durmakta! Cebrail bu manzarayı şaşırıp kaldı. içi kabardı, coştu, tuhaf bir hale geldi. O coşkunlukla tekrar melekût âlemine vardı. Dedi ki: "Yâ Rabbi! Bu işin içyüzünü anlat bana! O adam kilisede puta hitap ediyor, Sen buradan lutfedip ona cevap veriyorsun." Allahu Teâlâ: "Evet" buyurdu. "Onun gönlü kara; yolu şaşırmış, ama yolunu yanıldığını bile bilmiyor. O anlayışı sakat adam, gafletle yolunu şaşırmış ama, ben biliyorum. Ben yol şaşırmam, yanılmam." Sonra da: "Şimdi ona yol göstereyim de, hak dine girsin. Lutfumuz, onun özür dileyicisi olsun" buyurdu. Allahu Teâlâ bunu der demez, o adam yolunu şaşırdığını anladı, kalbine ve diline hidayet nasip oldu, adam "Yârabbi" diye yalvarıp dua etmeye başladı. Bu işi de, yeryüzünde her kulun O'nun kulu olduğunu bildirmek için yaptı.
--spoiler--
Buyur kulum!
BiR GECE, CEBRAiL Sidretül-Münteha'daydı. O esnada, Allah'tan sürekli: "Buyur kulum!" sesi geldiğini farketti. Bu sesi duyunca, kendi kendine: "Şimdi yeryüzünde bir kul Allah'ı çağırıyor olmalı. Acaba bu kul kim?" diye düşündü. Sonra da, içinden: "Şunu bir bilsem! Bu kulun kim olduğunu bilmiyorum ama, şurası aşikâr ki bu kul pek yüce bir kul olsa gerek. Nefsi ölmüş, ruhu diri!" diye geçirdi. Cebrail aleyhisselam, bu kulu muhakkak tanıma sevdasına düştü; yeryüzüne indi, denizler aştı, dağlar geçti. Fakat ne dağda böyle bir kimseyi buldu, ne de ovada! Yine melekût âlemine vardı. Allahu Teâlâ'nın hâlâ: "Buyur kulum!" dediğini işitiyordu. Bu kulu mutlaka öğrenmeliydi. Bir kez daha bütün âlemi döndü dolaştı, ama bu kulu yine bir türlü bulamadı. Allahu Teâlâ'ya halini arzedip: "Yâ Rabbi! Buyur kulum! buyurduğunuz o kulu görmek istiyorum. Onu bana buldur, bana bunun yolunu göster!" diye yalvardı. Allahu Teâlâ, Cebrail'e: "Rum ülkesine git, filan kiliseye gir, anlar, bilirsin" buyurdu. Cebrail yeryüzüne inip Rum ülkesine vardı. Allahu Teâlânın tarif buyurduğu kiliseye girdi. Bir de ne görsün? Bir adam, bir putun önünde ağlayıp inlemekte, o puta hitab edip durmakta! Cebrail bu manzarayı şaşırıp kaldı. içi kabardı, coştu, tuhaf bir hale geldi. O coşkunlukla tekrar melekût âlemine vardı. Dedi ki: "Yâ Rabbi! Bu işin içyüzünü anlat bana! O adam kilisede puta hitap ediyor, Sen buradan lutfedip ona cevap veriyorsun." Allahu Teâlâ: "Evet" buyurdu. "Onun gönlü kara; yolu şaşırmış, ama yolunu yanıldığını bile bilmiyor. O anlayışı sakat adam, gafletle yolunu şaşırmış ama, ben biliyorum. Ben yol şaşırmam, yanılmam." Sonra da: "Şimdi ona yol göstereyim de, hak dine girsin. Lutfumuz, onun özür dileyicisi olsun" buyurdu. Allahu Teâlâ bunu der demez, o adam yolunu şaşırdığını anladı, kalbine ve diline hidayet nasip oldu, adam "Yârabbi" diye yalvarıp dua etmeye başladı. Bu işi de, yeryüzünde her kulun O'nun kulu olduğunu bildirmek için yaptı.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar