bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- kasiyer kıza nasıl açılırım11
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- yaşlı kadın yuzırlar10
- gaylik alametleri8
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- en kibirli yuzır11
- velvet47
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- friedrich hegel la bi cay icek10
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- habire1239
- istanbul daki gürültünün katlanılamaz hale gelmesi2
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- velvet vs nervio24
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar2
- 50 yıllık yuzır5
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- uludağ sözlük magazin servisi5
- nervio19
- yeni parti25
- emekli maaş promosyonu emekli maaşı kadar olsun3
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- kezonova4
- selam sözlük7
- g'i l d'e d l'i l y16
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- merak ediyorsan yaz7
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- türklerden nefret etme nedenleri5
- artık uyuyalım3
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- ormanda giderken gizemli kulübe bulmalı film3
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
--spoiler--
Henüz 16 yaşındaydı...
Tam bir ay önce otobüse binmişti. Akşam saatiydi, hava kararmıştı. Eve gidecek, yemeğini yiyecek, dersine çalışacaktı.
Henüz dünyadan haberi yoktu. Otobüse binmenin onun ölümü olacağını da bilmiyordu elbet.
Küçükçekmece'de otobüsü durduruldu.
Molotoflandı ve yakıldı.
Serap gençti... Hatta çocuktu daha...
Ne olduğunu bile anlamadan yanmaya başladı.
Ve bir ay sonra, dün öldü.
Onu öldürenler de genç insanlardı, hatta çocuktular.
Dağdan teröristler iniyordu, davul zurna çalınıyordu.
Başbakan teröristlere aftan bahsediyordu.
Asker öldüren bile affedilirken molotof atmanın ne cezası olabilirdi ki bu ülkede?
Hem onlara "gariban Kürt çocukları" deniliyordu.
Onlar istediği kadar karakol taşlar, polise saldırırdı ve hep de masum olurlardı.
Çünkü devir, teröristlere "barış elçisi" muamelesi yapıldığı bir devirdi.
Devir, Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı devriydi.
Devir, komutanların hapse tıkıldığı bir devirdi.
Devir, Apo'ya tenis salonu tahsis edildiği bir devirdi.
Onlar da devre uydu ve otobüsü molotofladı.
Ve Serap'ı oracıkta yaktılar.
Çünkü bu ülkede idam insanlık suçuydu. idam isteyene cani denilirdi.
Ama isteyen istediği gibi -yakarak bile- insan öldürebilirdi. idam suçtu ama insan yakmak barış eylemiydi.
Bu ülkede adam öldürene "barış elçisi" denilirdi.
N'apsındı o çocuklar da bunu biliyordu.
O nedenle, rahatça, korkmadan, korunacaklarını bilerek, onları kurtaracak hukukçu ordusu, aydın korosu olacağını bilerek, rahatça yaktılar Serap'ı...
Serap yandı...
Hastanede bir ay yattı, tıp çaresiz kaldı.
Tıp ancak hastaları diriltebilirdi zaten. Ya vicdanları?
Bir ay boyunca Serap'ın yanan derisini yüreklerinde hissetmeyen sözde barışçı aydınların vicdanını ne diriltebilirdi?
Bir ay boyunca teröristler için yazılar döşenen o barış sever aydınların aklına bile gelmedi Serap...
Ne Sezen Aksu bir şeyler mırıldandı onun için ne de diğer hümanist sanatçılar.
Ve dün ölmeseydi haber de yapmayacaktı gazeteler...
Çünkü Serap bir Türk'tü... O teröre bulaşmamıştı...
O suç işlememişti... O masumdu...
Halbuki bu ülkede sadece teröristler, suçlular, katiller içindi hümanizm.
insanlık, Serap gibilere, masum sivillere kapalıydı bu ülkede.
insanlık, Küçükçekmece otobüsünde henüz son durağa gelmeden çoktan ölmüştü bu ülkede.
Serap'ın ağlayanı da olmayacak.
Serap'ın annesi ağlayacak ama onun ağlamasını kimse dinlemeyecek. Çünkü bu ülkede bu ülkeye hayırlı insan yetiştiren anneler için ağlamak normaldi.
Çünkü onlar terörist değil vatan evladı yetiştirmişti.
Çünkü onlar katil yetiştirmemişti.
Ve Serap'ın katilinin peşine düşmeyecek bu ülkede hukuk... Dalga dalga operasyonlar yapılmayacak...
Çünkü Serap'ın katilleri PKK'lı.
Çünkü bu ülkede hukuk da tıpkı vicdanlar gibi...
Teröriste davul zurna karşılama, askere operasyon...
Analar ağlamasın mı şimdi...
Ölen gencecik masum yavrusuna ağlamasın mı analar?..
Sussun mu vicdanlar?..
Düzene mi uysun yürekler?..
Ağla sevgili yurdum ağla...
Ölen insanlığa ağla...
--spoiler--
Henüz 16 yaşındaydı...
Tam bir ay önce otobüse binmişti. Akşam saatiydi, hava kararmıştı. Eve gidecek, yemeğini yiyecek, dersine çalışacaktı.
Henüz dünyadan haberi yoktu. Otobüse binmenin onun ölümü olacağını da bilmiyordu elbet.
Küçükçekmece'de otobüsü durduruldu.
Molotoflandı ve yakıldı.
Serap gençti... Hatta çocuktu daha...
Ne olduğunu bile anlamadan yanmaya başladı.
Ve bir ay sonra, dün öldü.
Onu öldürenler de genç insanlardı, hatta çocuktular.
Dağdan teröristler iniyordu, davul zurna çalınıyordu.
Başbakan teröristlere aftan bahsediyordu.
Asker öldüren bile affedilirken molotof atmanın ne cezası olabilirdi ki bu ülkede?
Hem onlara "gariban Kürt çocukları" deniliyordu.
Onlar istediği kadar karakol taşlar, polise saldırırdı ve hep de masum olurlardı.
Çünkü devir, teröristlere "barış elçisi" muamelesi yapıldığı bir devirdi.
Devir, Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı devriydi.
Devir, komutanların hapse tıkıldığı bir devirdi.
Devir, Apo'ya tenis salonu tahsis edildiği bir devirdi.
Onlar da devre uydu ve otobüsü molotofladı.
Ve Serap'ı oracıkta yaktılar.
Çünkü bu ülkede idam insanlık suçuydu. idam isteyene cani denilirdi.
Ama isteyen istediği gibi -yakarak bile- insan öldürebilirdi. idam suçtu ama insan yakmak barış eylemiydi.
Bu ülkede adam öldürene "barış elçisi" denilirdi.
N'apsındı o çocuklar da bunu biliyordu.
O nedenle, rahatça, korkmadan, korunacaklarını bilerek, onları kurtaracak hukukçu ordusu, aydın korosu olacağını bilerek, rahatça yaktılar Serap'ı...
Serap yandı...
Hastanede bir ay yattı, tıp çaresiz kaldı.
Tıp ancak hastaları diriltebilirdi zaten. Ya vicdanları?
Bir ay boyunca Serap'ın yanan derisini yüreklerinde hissetmeyen sözde barışçı aydınların vicdanını ne diriltebilirdi?
Bir ay boyunca teröristler için yazılar döşenen o barış sever aydınların aklına bile gelmedi Serap...
Ne Sezen Aksu bir şeyler mırıldandı onun için ne de diğer hümanist sanatçılar.
Ve dün ölmeseydi haber de yapmayacaktı gazeteler...
Çünkü Serap bir Türk'tü... O teröre bulaşmamıştı...
O suç işlememişti... O masumdu...
Halbuki bu ülkede sadece teröristler, suçlular, katiller içindi hümanizm.
insanlık, Serap gibilere, masum sivillere kapalıydı bu ülkede.
insanlık, Küçükçekmece otobüsünde henüz son durağa gelmeden çoktan ölmüştü bu ülkede.
Serap'ın ağlayanı da olmayacak.
Serap'ın annesi ağlayacak ama onun ağlamasını kimse dinlemeyecek. Çünkü bu ülkede bu ülkeye hayırlı insan yetiştiren anneler için ağlamak normaldi.
Çünkü onlar terörist değil vatan evladı yetiştirmişti.
Çünkü onlar katil yetiştirmemişti.
Ve Serap'ın katilinin peşine düşmeyecek bu ülkede hukuk... Dalga dalga operasyonlar yapılmayacak...
Çünkü Serap'ın katilleri PKK'lı.
Çünkü bu ülkede hukuk da tıpkı vicdanlar gibi...
Teröriste davul zurna karşılama, askere operasyon...
Analar ağlamasın mı şimdi...
Ölen gencecik masum yavrusuna ağlamasın mı analar?..
Sussun mu vicdanlar?..
Düzene mi uysun yürekler?..
Ağla sevgili yurdum ağla...
Ölen insanlığa ağla...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar