bugün
- kolye117
- var olmak için ne yaptınız12
- lale8
- z kusagi3
- brezilya7
- gül7
- duayı bencil bir iş haline getirmek3
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- kötüyü alaşağı etmek3
- sevgili nedir7
- gece gece sinirlenmek2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- fil8
- kaplan17
- kırgızistan3
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- evi ev yapan şeyler14
- nick vermeden bir yazara seslen9
- muz2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- amerika birleşik devletleri6
- zebra7
- güne psikolojik bir tespit bırak2
- misafir döngüsü2
- sarı teker kim sorunsalı8
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- yaşlanınca yalnız kalmamak için evlenmek3
- ankara8
- bileklik19
- yağmur yağdığında çırıl çıplak sokağa çıkmak3
- gece 23 30 da son ses müzik çalan komşu3
- ona bir şey söyle10
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- timsah9
- futbol18
- fenerbahçe18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı4
- yağmurlu gecelerde yapılması zevk veren şeyler3
- papatya5
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak5
- galatasaray19
- anadolu çomarları7
dünyada belki de en fazla türkiye'de tartışılan bir kavram bu laiklik. laiklik üzerine uzun uzadıya araştırmalar, analizler yapılıyor. bir yandan da bu insanların gerçekten neyi ispatlamaya çalıştığını anlamak isteyen bir kitle var. ben de şahsen o kitlenin içindeyim. gerçekten laiklik bu kadar lafı kaldıracak kadar değerli midir sokaktaki bir birey için? pratikte olanın laf kalabalığının içinde bükülerek farklı bir şekilde lanse edilmesi mümkün müdür? bence değildir. hayalleri geçip insan odaklı gerçekçi analizler üzerinden yürümek lazım.
devletin ve resmi ideolojinin istediği ölçülerde birey ve toplum ancak laiklikle olur. aksi, tehlikeli bir toplumdur, kemalizmin karşısındadır, tehdittir, adam edilmelidir. adam olmazsa dövülmelidir. bu kemalist kafaya göre gerçek olan, doğru olan bir tanedir, herkes bu doğrunun ve gerçeğin etrafında toplanacaktır. yeni bir ulus, yeni bir birey modeli, yeni bir toplum icat etmeye çalıştılar. adamların kafasındaki buydu. bu inşa sürecini de toplumun tarihsel kodlarını dışarıda tutarak tamamlamaya çalıştılar. 2002'ye gelindiğinde duvara tosladı bu statükocu laik zihniyet. 2 bin sonrasında bu kafaya yer yoktu.
köhnemiş, çürümüş, yukarıdan aşağıya giydirme devrimle olmuyormuş bu işler. bunu anladılar ama ders çıkaramıyorlar, yol haritası çizemiyorlar. çünkü adamlar zamanında toplumu bozdular, inançları ve kimlikleri tek bir potada toplama çabaları sonuç vermedi. laiklik diye diye askeri darbeler yaptılar, yaptırdılar. 2002'den sonra onu da yapamaz oldular, çaresizler şimdi.
en son, ayşe böhürler'e canlı yayında bir televizyon kanalında "atatürk'e şirk koşma", "atatürk senin dilini yakar" diyen bir komutan %0 nokta bilmem kaç oy aldı. bu zihniyetin ideolojisinin de artık toplumda bir yeri ve önemi kalmamıştır.
devletçi siyaset, devletçi ekonomi, devletçi silahlı kuvvetler mantığı iflas etmiştir. toplumu ezerek, faşizmin tillahını toplum üzerinde uygulayarak yönetme, ve buna da demokrasi deme lüksü diye bir şey kal-ma-mış-tır.
yeni bir anlayış, yeni bir siyaset gerekiyordu. bu gereklilik eskinin toplum üzerindeki uygulamalarından hasıl oldu. ihtiyaca cevap verenler kazandı, eskide ısrar eden çürümüş, kokuşmuş devletçi zihniyet kaybetti. birey eski ile yeni arasında bir seçime gitti ve tercihini yeniden yana kullandı. eskide ne vardı? rejim vardı, laiklik vardı, cumhuriyet vardı, içi boş bir demokrasi vaadi vardı. kısacası devletçi mantığın kavram, terim ve argümanları vardı. yenide ne vardı? otoriteyi devletten alıp bireye emanet etme, devleti birey üzerinden inşa etme gayreti vardı. bakın birbirine zıt iki farklı devlet var etme mantığı. biri devleti birey üzerinden inşa ederken diğeri bireyi devlet eliyle adam ederek devlet inşa etme yoluna gitmiştir. bu iki zıt yönetim mantığının kazananı bugün itiberiyle bellidir, fazla söze gerek yok.
yukarıdan getirilen tutmadı, aşağıda zaman içinde olgunlaşan akım üstten gelenin gırtlağından tuttu. burada kemalizmin öngördüğü, uyguladığı laiklik, gırtlağından tutulmuş olandır.
devletin ve resmi ideolojinin istediği ölçülerde birey ve toplum ancak laiklikle olur. aksi, tehlikeli bir toplumdur, kemalizmin karşısındadır, tehdittir, adam edilmelidir. adam olmazsa dövülmelidir. bu kemalist kafaya göre gerçek olan, doğru olan bir tanedir, herkes bu doğrunun ve gerçeğin etrafında toplanacaktır. yeni bir ulus, yeni bir birey modeli, yeni bir toplum icat etmeye çalıştılar. adamların kafasındaki buydu. bu inşa sürecini de toplumun tarihsel kodlarını dışarıda tutarak tamamlamaya çalıştılar. 2002'ye gelindiğinde duvara tosladı bu statükocu laik zihniyet. 2 bin sonrasında bu kafaya yer yoktu.
köhnemiş, çürümüş, yukarıdan aşağıya giydirme devrimle olmuyormuş bu işler. bunu anladılar ama ders çıkaramıyorlar, yol haritası çizemiyorlar. çünkü adamlar zamanında toplumu bozdular, inançları ve kimlikleri tek bir potada toplama çabaları sonuç vermedi. laiklik diye diye askeri darbeler yaptılar, yaptırdılar. 2002'den sonra onu da yapamaz oldular, çaresizler şimdi.
en son, ayşe böhürler'e canlı yayında bir televizyon kanalında "atatürk'e şirk koşma", "atatürk senin dilini yakar" diyen bir komutan %0 nokta bilmem kaç oy aldı. bu zihniyetin ideolojisinin de artık toplumda bir yeri ve önemi kalmamıştır.
devletçi siyaset, devletçi ekonomi, devletçi silahlı kuvvetler mantığı iflas etmiştir. toplumu ezerek, faşizmin tillahını toplum üzerinde uygulayarak yönetme, ve buna da demokrasi deme lüksü diye bir şey kal-ma-mış-tır.
yeni bir anlayış, yeni bir siyaset gerekiyordu. bu gereklilik eskinin toplum üzerindeki uygulamalarından hasıl oldu. ihtiyaca cevap verenler kazandı, eskide ısrar eden çürümüş, kokuşmuş devletçi zihniyet kaybetti. birey eski ile yeni arasında bir seçime gitti ve tercihini yeniden yana kullandı. eskide ne vardı? rejim vardı, laiklik vardı, cumhuriyet vardı, içi boş bir demokrasi vaadi vardı. kısacası devletçi mantığın kavram, terim ve argümanları vardı. yenide ne vardı? otoriteyi devletten alıp bireye emanet etme, devleti birey üzerinden inşa etme gayreti vardı. bakın birbirine zıt iki farklı devlet var etme mantığı. biri devleti birey üzerinden inşa ederken diğeri bireyi devlet eliyle adam ederek devlet inşa etme yoluna gitmiştir. bu iki zıt yönetim mantığının kazananı bugün itiberiyle bellidir, fazla söze gerek yok.
yukarıdan getirilen tutmadı, aşağıda zaman içinde olgunlaşan akım üstten gelenin gırtlağından tuttu. burada kemalizmin öngördüğü, uyguladığı laiklik, gırtlağından tutulmuş olandır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar