bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- uludağ itiraf19
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- islamda namaz yoktur30
- true'nun engelli olması6
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- okan buruk9
- sevdiğiniz yazarlar8
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- fusya semsiyeli yabanci22
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- sarapci koala hatayi33
- kürdistan10
- allah11
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- kültür2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- kuran2
- ölümden korkuyor musunuz17
- intothenirvana2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- intihar etmek4
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- gary oldman2
- true ile tatlı sert3
- tai lung8
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- the crow2
w.a. Mozart'ın bir masaldan yola çıkarak bestelediği Ölmeden önce yazdığı son opera, bir başyapıt. Eserin ortaya çıkışı 1791 yılında Fransız devrimi'nin de hemen sonrasına denk gelir. Mozart ve Beethoven ile beraber romantik dönemin hazırlayıcılarından biri olan haydn, o zamanki söylentilere göre Mozart kankasını mason çevrelere sokmuştur ve bu eserde Mozart operasını bu gizemli örgütün simgeleriyle donatmıştır.(öykü boyunca işlenen bireysellik, kendi yazgısını tayin etme özgürlüğü, ürkütücü bir cinsellik gibi masonik düşünceler; kilit vurma, sessiz kalma gibi sınavlar; güç, erdem, güzellik gibi masonik idealler ve önlük, çekiç, pergel ve üzerinde tanrı osiris',n her şeyi gören gözü olan bir piramit gibi masonik simgeler) Bu konu uzun yıllar boyu tartışılmış ve hala tartışılmaktaymış. Hatta sanatçının ölümünden sonra masonların özel sırlarını ifşa ettiği için masonlar tarafından öldürüldüğüne dair söylentiler de yayılmış.Konuyu biz bilmiyoruz tabi, günahları boynuna. Nur içinde yatsın.
Eser, Mozart ezgilerinin çokluğu ile insanı büyüsü altına alıyor gerçekten. (beşinci element filminde kazulet, soprano bir karı vardı hatırlarsanız, element saklıyordu içinde. Tövbe tövbe bir kafası vardı hani. Filmde onun seslendirdiği bölümler de bu operadan gibi geldi bana.) neyse. Bu operanın, büyük ve huysuz olduğu söylenen Beethoven tarafından bile "Mozart'ın en iyi eseri" olarak adlandırılmasının bir nedeni de, hani "her yaşa hitap etmek" denir ya, öyle bir cinsten oluşu. Ayrıca sadece saray insanlarına değil, halktan insanlara da hitap edecek sadelikte olması da buna bir neden.
Mozart aslında bu operanın bestesini eski dostu, tiyatro müdürü ve librettoyu da yazan schikaneder için bestelemiş ve Partisyonu, tiyatronun diğer müdürüne satarak dostuna olan borcunu ödemiştir.(olaylara bak.) Eser sahnelendikten beş ay sonra Mozart akut romatizma ateşiyle mücadele ettiği, kusma nöbetleri geçirdiği ve bu arada tamamlayamadığı requiem üzerinde çalışmaya devam ettiği bir gecede sayıklama nöbetine girer ve başında bekleyen karısına fısıldadığı son sözleri; sihirli flüt'ün en ustalıklı, en karanlık, en güçlü yeri olan olan, öfkeli ve kötü kalpli gece kraliçesinin aryası olur: "intikam peşindeki tanrıların, bir annenin lanetini duyun!"
Evet. Eserin üç aşağı beş yukarı hikayesi bu. Eser hakkında uzun uzadıya yazdıktan sonra dün gece izlediğim, istanbul devlet opera ve balesi'nin sahnelediği sihirli flüt hakkında kısa bir taksim geçeyim:
Orkestra şefi serdar yalçın'dı. Emek veren diğer kadro elemanlarının ismini tek tek yazmayayım fakat kostümcü arkadaş serdar başbuğ'a değinmeden geçemeyeceğim. Efendim kötü annesinden bilgelik yoluna ulaştırılmak adına kaçırılan güzel pamina'ya diyecek bir şey yok, kıyafet güzel. Kötülüğe kanmış gece kraliçesi annesi ve onun üç kişilik kuyruk takımı da gayet şık giydirilmiş. Ama biricik sevgilisini arayan kral oğlu tamino'ya ne demeli? Bir hint prensiydi adeta, o ne kıyafet? Dahası bu bilgelik okulunda(Harry potter filmini anlatır gibi hissettim) bu manastırdaki bilge rahip kıyafetlerine ne diyeyim, arkadaşlar olmuş mu size bir semazen! Kıyafetler turuncuya boyanmış belki ama "şimdi ney eşliğinde dönecekler" beklentisini kaybetmeye yetmemiş. Selamlaşmaları bile aynı mı olur yahu. Son olarak bilgelik yoluna girmenin sınavlarını verecek olan tamino ve kuş avcısı geveze papageno'ya bekçilik eden elemanlarda da yeniçeri kıyafeti görmemle kendimi kaybetmem bir oldu. Yıl 1453, Mozart konya'da!
Neyse efenim şaka bir yana, güzel bir opera gerçekten(anında toparlama cümlesi). Atatürk kültür merkezi'nde sahnelenen eser, izlenmeye layık. Özellikle gece kraliçesi rolündeki nazlı deniz boran'ı dinlerken "cep herkülü" demekten kendini alamıyor insan.
iyi seyirler efenim.
Eser, Mozart ezgilerinin çokluğu ile insanı büyüsü altına alıyor gerçekten. (beşinci element filminde kazulet, soprano bir karı vardı hatırlarsanız, element saklıyordu içinde. Tövbe tövbe bir kafası vardı hani. Filmde onun seslendirdiği bölümler de bu operadan gibi geldi bana.) neyse. Bu operanın, büyük ve huysuz olduğu söylenen Beethoven tarafından bile "Mozart'ın en iyi eseri" olarak adlandırılmasının bir nedeni de, hani "her yaşa hitap etmek" denir ya, öyle bir cinsten oluşu. Ayrıca sadece saray insanlarına değil, halktan insanlara da hitap edecek sadelikte olması da buna bir neden.
Mozart aslında bu operanın bestesini eski dostu, tiyatro müdürü ve librettoyu da yazan schikaneder için bestelemiş ve Partisyonu, tiyatronun diğer müdürüne satarak dostuna olan borcunu ödemiştir.(olaylara bak.) Eser sahnelendikten beş ay sonra Mozart akut romatizma ateşiyle mücadele ettiği, kusma nöbetleri geçirdiği ve bu arada tamamlayamadığı requiem üzerinde çalışmaya devam ettiği bir gecede sayıklama nöbetine girer ve başında bekleyen karısına fısıldadığı son sözleri; sihirli flüt'ün en ustalıklı, en karanlık, en güçlü yeri olan olan, öfkeli ve kötü kalpli gece kraliçesinin aryası olur: "intikam peşindeki tanrıların, bir annenin lanetini duyun!"
Evet. Eserin üç aşağı beş yukarı hikayesi bu. Eser hakkında uzun uzadıya yazdıktan sonra dün gece izlediğim, istanbul devlet opera ve balesi'nin sahnelediği sihirli flüt hakkında kısa bir taksim geçeyim:
Orkestra şefi serdar yalçın'dı. Emek veren diğer kadro elemanlarının ismini tek tek yazmayayım fakat kostümcü arkadaş serdar başbuğ'a değinmeden geçemeyeceğim. Efendim kötü annesinden bilgelik yoluna ulaştırılmak adına kaçırılan güzel pamina'ya diyecek bir şey yok, kıyafet güzel. Kötülüğe kanmış gece kraliçesi annesi ve onun üç kişilik kuyruk takımı da gayet şık giydirilmiş. Ama biricik sevgilisini arayan kral oğlu tamino'ya ne demeli? Bir hint prensiydi adeta, o ne kıyafet? Dahası bu bilgelik okulunda(Harry potter filmini anlatır gibi hissettim) bu manastırdaki bilge rahip kıyafetlerine ne diyeyim, arkadaşlar olmuş mu size bir semazen! Kıyafetler turuncuya boyanmış belki ama "şimdi ney eşliğinde dönecekler" beklentisini kaybetmeye yetmemiş. Selamlaşmaları bile aynı mı olur yahu. Son olarak bilgelik yoluna girmenin sınavlarını verecek olan tamino ve kuş avcısı geveze papageno'ya bekçilik eden elemanlarda da yeniçeri kıyafeti görmemle kendimi kaybetmem bir oldu. Yıl 1453, Mozart konya'da!
Neyse efenim şaka bir yana, güzel bir opera gerçekten(anında toparlama cümlesi). Atatürk kültür merkezi'nde sahnelenen eser, izlenmeye layık. Özellikle gece kraliçesi rolündeki nazlı deniz boran'ı dinlerken "cep herkülü" demekten kendini alamıyor insan.
iyi seyirler efenim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar