bugün
- sözlükte kim kimle sevgili20
- nervio42
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- yakıştırdığım çiftler serisi 114
- karıya şiddet7
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- allah neler yaratmis3
- 0 0 7'nin elini öpmek2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- yılın entrysi2
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük3
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- ısparta havalimanı5
- fon vurguncularının fetva alması9
- muslettin amca16
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı32
- sözlük klasikleri12
- 0 0 73
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- mutlu ol yeter2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
- note flawless nail enamel oje 67 antique rouge2
- evlenmek5
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- devlet bahçeli5
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- kadınların yaptığı en büyük hata4
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan9
- insan sevmemek6
- düşün ki o bunu okuyor5
- çorbamı sanılanın aksine şöyle yerim diyen teyze2
- ahmet nazif zorlu11
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı6
- cezaevine özenen gençler9
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı7
- mohamed salah ghaly nickli yazar4
- yeni tanışılan kimse8
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar6
- fenerbahçe 3 liverpool 15
w.a. Mozart'ın bir masaldan yola çıkarak bestelediği Ölmeden önce yazdığı son opera, bir başyapıt. Eserin ortaya çıkışı 1791 yılında Fransız devrimi'nin de hemen sonrasına denk gelir. Mozart ve Beethoven ile beraber romantik dönemin hazırlayıcılarından biri olan haydn, o zamanki söylentilere göre Mozart kankasını mason çevrelere sokmuştur ve bu eserde Mozart operasını bu gizemli örgütün simgeleriyle donatmıştır.(öykü boyunca işlenen bireysellik, kendi yazgısını tayin etme özgürlüğü, ürkütücü bir cinsellik gibi masonik düşünceler; kilit vurma, sessiz kalma gibi sınavlar; güç, erdem, güzellik gibi masonik idealler ve önlük, çekiç, pergel ve üzerinde tanrı osiris',n her şeyi gören gözü olan bir piramit gibi masonik simgeler) Bu konu uzun yıllar boyu tartışılmış ve hala tartışılmaktaymış. Hatta sanatçının ölümünden sonra masonların özel sırlarını ifşa ettiği için masonlar tarafından öldürüldüğüne dair söylentiler de yayılmış.Konuyu biz bilmiyoruz tabi, günahları boynuna. Nur içinde yatsın.
Eser, Mozart ezgilerinin çokluğu ile insanı büyüsü altına alıyor gerçekten. (beşinci element filminde kazulet, soprano bir karı vardı hatırlarsanız, element saklıyordu içinde. Tövbe tövbe bir kafası vardı hani. Filmde onun seslendirdiği bölümler de bu operadan gibi geldi bana.) neyse. Bu operanın, büyük ve huysuz olduğu söylenen Beethoven tarafından bile "Mozart'ın en iyi eseri" olarak adlandırılmasının bir nedeni de, hani "her yaşa hitap etmek" denir ya, öyle bir cinsten oluşu. Ayrıca sadece saray insanlarına değil, halktan insanlara da hitap edecek sadelikte olması da buna bir neden.
Mozart aslında bu operanın bestesini eski dostu, tiyatro müdürü ve librettoyu da yazan schikaneder için bestelemiş ve Partisyonu, tiyatronun diğer müdürüne satarak dostuna olan borcunu ödemiştir.(olaylara bak.) Eser sahnelendikten beş ay sonra Mozart akut romatizma ateşiyle mücadele ettiği, kusma nöbetleri geçirdiği ve bu arada tamamlayamadığı requiem üzerinde çalışmaya devam ettiği bir gecede sayıklama nöbetine girer ve başında bekleyen karısına fısıldadığı son sözleri; sihirli flüt'ün en ustalıklı, en karanlık, en güçlü yeri olan olan, öfkeli ve kötü kalpli gece kraliçesinin aryası olur: "intikam peşindeki tanrıların, bir annenin lanetini duyun!"
Evet. Eserin üç aşağı beş yukarı hikayesi bu. Eser hakkında uzun uzadıya yazdıktan sonra dün gece izlediğim, istanbul devlet opera ve balesi'nin sahnelediği sihirli flüt hakkında kısa bir taksim geçeyim:
Orkestra şefi serdar yalçın'dı. Emek veren diğer kadro elemanlarının ismini tek tek yazmayayım fakat kostümcü arkadaş serdar başbuğ'a değinmeden geçemeyeceğim. Efendim kötü annesinden bilgelik yoluna ulaştırılmak adına kaçırılan güzel pamina'ya diyecek bir şey yok, kıyafet güzel. Kötülüğe kanmış gece kraliçesi annesi ve onun üç kişilik kuyruk takımı da gayet şık giydirilmiş. Ama biricik sevgilisini arayan kral oğlu tamino'ya ne demeli? Bir hint prensiydi adeta, o ne kıyafet? Dahası bu bilgelik okulunda(Harry potter filmini anlatır gibi hissettim) bu manastırdaki bilge rahip kıyafetlerine ne diyeyim, arkadaşlar olmuş mu size bir semazen! Kıyafetler turuncuya boyanmış belki ama "şimdi ney eşliğinde dönecekler" beklentisini kaybetmeye yetmemiş. Selamlaşmaları bile aynı mı olur yahu. Son olarak bilgelik yoluna girmenin sınavlarını verecek olan tamino ve kuş avcısı geveze papageno'ya bekçilik eden elemanlarda da yeniçeri kıyafeti görmemle kendimi kaybetmem bir oldu. Yıl 1453, Mozart konya'da!
Neyse efenim şaka bir yana, güzel bir opera gerçekten(anında toparlama cümlesi). Atatürk kültür merkezi'nde sahnelenen eser, izlenmeye layık. Özellikle gece kraliçesi rolündeki nazlı deniz boran'ı dinlerken "cep herkülü" demekten kendini alamıyor insan.
iyi seyirler efenim.
Eser, Mozart ezgilerinin çokluğu ile insanı büyüsü altına alıyor gerçekten. (beşinci element filminde kazulet, soprano bir karı vardı hatırlarsanız, element saklıyordu içinde. Tövbe tövbe bir kafası vardı hani. Filmde onun seslendirdiği bölümler de bu operadan gibi geldi bana.) neyse. Bu operanın, büyük ve huysuz olduğu söylenen Beethoven tarafından bile "Mozart'ın en iyi eseri" olarak adlandırılmasının bir nedeni de, hani "her yaşa hitap etmek" denir ya, öyle bir cinsten oluşu. Ayrıca sadece saray insanlarına değil, halktan insanlara da hitap edecek sadelikte olması da buna bir neden.
Mozart aslında bu operanın bestesini eski dostu, tiyatro müdürü ve librettoyu da yazan schikaneder için bestelemiş ve Partisyonu, tiyatronun diğer müdürüne satarak dostuna olan borcunu ödemiştir.(olaylara bak.) Eser sahnelendikten beş ay sonra Mozart akut romatizma ateşiyle mücadele ettiği, kusma nöbetleri geçirdiği ve bu arada tamamlayamadığı requiem üzerinde çalışmaya devam ettiği bir gecede sayıklama nöbetine girer ve başında bekleyen karısına fısıldadığı son sözleri; sihirli flüt'ün en ustalıklı, en karanlık, en güçlü yeri olan olan, öfkeli ve kötü kalpli gece kraliçesinin aryası olur: "intikam peşindeki tanrıların, bir annenin lanetini duyun!"
Evet. Eserin üç aşağı beş yukarı hikayesi bu. Eser hakkında uzun uzadıya yazdıktan sonra dün gece izlediğim, istanbul devlet opera ve balesi'nin sahnelediği sihirli flüt hakkında kısa bir taksim geçeyim:
Orkestra şefi serdar yalçın'dı. Emek veren diğer kadro elemanlarının ismini tek tek yazmayayım fakat kostümcü arkadaş serdar başbuğ'a değinmeden geçemeyeceğim. Efendim kötü annesinden bilgelik yoluna ulaştırılmak adına kaçırılan güzel pamina'ya diyecek bir şey yok, kıyafet güzel. Kötülüğe kanmış gece kraliçesi annesi ve onun üç kişilik kuyruk takımı da gayet şık giydirilmiş. Ama biricik sevgilisini arayan kral oğlu tamino'ya ne demeli? Bir hint prensiydi adeta, o ne kıyafet? Dahası bu bilgelik okulunda(Harry potter filmini anlatır gibi hissettim) bu manastırdaki bilge rahip kıyafetlerine ne diyeyim, arkadaşlar olmuş mu size bir semazen! Kıyafetler turuncuya boyanmış belki ama "şimdi ney eşliğinde dönecekler" beklentisini kaybetmeye yetmemiş. Selamlaşmaları bile aynı mı olur yahu. Son olarak bilgelik yoluna girmenin sınavlarını verecek olan tamino ve kuş avcısı geveze papageno'ya bekçilik eden elemanlarda da yeniçeri kıyafeti görmemle kendimi kaybetmem bir oldu. Yıl 1453, Mozart konya'da!
Neyse efenim şaka bir yana, güzel bir opera gerçekten(anında toparlama cümlesi). Atatürk kültür merkezi'nde sahnelenen eser, izlenmeye layık. Özellikle gece kraliçesi rolündeki nazlı deniz boran'ı dinlerken "cep herkülü" demekten kendini alamıyor insan.
iyi seyirler efenim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar