bugün
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip8
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- kiraz cicegi kolonyasi37
- kürt kızlarının sevişme sırasındaki cümleleri5
- 10 temmuz 2026 s 400 lerin satıldığı iddiası4
- fransızların sömürgeci olması5
- abd iran ateşkesinin kalıcı olamaması7
- yazmaması istenince yazmayan erkek2
- mehmet okuyan7
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- ciddi ciddi survivor ı takip eden insan3
- corona sonrası dünya düzeni7
- verge2
- yazarların en sevdiği meyve11
- pasif gayler in ortak özellikleri3
- bursa2
- 90 ların unutulmaz bilim kurgu filmleri3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu3
- nato vs allah3
- sözlüğün en kaliteli 5 yazarı3
- lise arkadaşları buluşma partisi2
- macar tv sinde haber yayınının durdurulması5
- tavuk gibi erkenden yatan sözlük kızları5
- sigara kullanmayıp alkol kullanan insan karizması3
- alttaki yazar nerde yaşıyor2
- new era2
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak5
- iran dan sonra sıranın türkiye ye gelecek olması2
- vajinaya am diyen insan2
- tulumba tatlısı11
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- sözlük yazarlarının tatlıları19
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- ergin orbey2
- hastane randevusu3
- bir anne sözü bırak4
- ressam mehmet raif ersoy3
- ciddi konuların sözlükte konuşulmaması2
- kuran da namazın olmaması21
- yazarların en sevdiği sözler9
- trump a kafa atmak3
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi10
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- ab parlamentosu'nun türk askerine iftira atması2
- sözlükte adı çıkmış bir kadınla sevgili olmak2
- mersin de 41 sürücüye 3 milyon lira ceza3
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite7
- bir ayet reddedince dinden çıkmak17
George Orwell, asıl adı ile Eric Arthur Blair (25 Haziran 1903 - 21 Ocak 1950), 20. yüzyıl ingiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasındadır. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanı ve bu romanda yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramı ile tanınır.
Orwell'ın hayatı, sonradan yazılarını etkileyecek olan deneyimlerle doludur. Eton Koleji'nden mezun olduktan sonra, o sırada bir ingiliz sömürgesi olan Burma'da bulunmuş; kısa süreliğine adanın polis teşkilatında görev yapmıştır. Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur.
Gençlik döneminde Fransa'da bulunmuş, türlü mesleklerde çalışmış, para sıkıntısı gerek yazarlığa başlamadan önce, gerekse ilk yapıtlarını kaleme aldığı yıllarda yakasını bırakmamıştır.
Orwell'ın ilk romanı, otobiyografik olup olmadığı halen tartışma konusu olan Paris ve Londra'da Beş Parasız dır. 1933 yılında yayınlanmış olan bu eserde olaylar, ismi asla zikredilmeyen bir karakterin ağzından aktarılmaktadır. Eserin kahramanı Paris'te ingilizce kursu vermek üzere bulunan, öğrencilerinin dersleri türlü bahanelerle bırakmasından sonra ise işsiz ve meteliksiz kalan genç bir adamdır. Günler boyunca açlık çeken, sokakta sabahlayan, sonunda önce otel mutfağında, ardından da bir restoranın bulaşıkhanesinde iş bulan baş karakter, sonunda zihinsel engelli bir çocuğun eğitmenliğini üstlenerek Londra'ya gider.
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz. işvereni olan ailenin tatile çıktığını öğrenir, onların dönüşünü yersiz yurtsuz bir serseri olarak, yollarda aç bilaç taban teperek, güçsüzlere ayrılmış yatakhanelerde sabahlayarak geçirmeye zorlanır.
Avrupa'nın iki büyük başkentini toplumun en alt basamağındaki bir kişinin gözünden betimleyen eserden sonra Burma Günleri (1934) ve pek fazla beğenilmeyen Papazın Kızı (1935) gelir.
Orwell'ın edebi hayatındaki ikinci kilometre taşı, daha sonra kaleme alacağı Daralma ile pek çok ortak noktası bulunan Keep the Aspidistra Flying (Zambak Solmasın) adlı romandır. Orwell bu eserde kendisinin de bir parçası olduğu, dar gelirli ortadireğin yaşantısına ayna tutar; bu sınıfa mensup olanların hayatını adım adım kurutup manasızlaştıran, umutlarını ve hayallerini teker teker öldüren geçim derdine ve tekdüzeliğe isyan eder.
1937 yılında Orwell maden işçilerinin hayatına dair bir araştırma olan Wigan Pier Yolu nu kaleme alır. Ne var ki yazıları, bu tarihten sonra bir süreliğine kesintiye uğrayacaktır; çünkü güneyde, ispanya'da savaş davulları çalınmaya başlanmıştır
Orwell, ispanya'da darbe girişiminde bulunan, Hitler ile Mussolini'nin de desteğini alan Franco'ya karşı çarpışacak gönüllülere katılarak ispanya'ya gider. Savaşa dair anılarını daha sonra Katalonya'ya Selam adlı eserinde aktaracaktır.
Orwell gördükleri karşısında çok etkilenir: Darbecilerle çatışan devrimci organizasyonlar, özellikle de sosyalistler ve anarko-sosyalistler ispanya'da yepyeni bir düzen kurmuş gibidir. Fuhuş ortadan kaldırılmış, dilenciler sokaklardan çekilmiştir. Piyasadaki pek çok mal ihtiyaç sahiplerine parasız dağıtılmaktadır. Yeni sistem sosyal hayatın her detayını etkilemektedir: Artık hiç kimse senyör gibi, karşıdaki kişinin üstün olduğunu ima eden sözcükleri telaffuz etmemektedir ve bahşiş bırakmak yasaktır.
Orwell cepheye gider, bir keskin nişancının attığı mermiyle gırtlağından vurulur. Ölümden kılpayı kurtularak cephe gerisine gönderilir ve ispanya'ya ilk geldiğinde gördüğü düzenin tamamen ortadan kaldırılmış olduğuna tanık olur. Kanaatine göre bu durum sadece ispanyol burjuvazisinin değil, Avrupa'da zamansız bir devrim hareketinin başlamasını tehlikeli bulan Stalin'in de eseridir.
Kısa bir süre sonra Sovyetler Birliği ile yakın bağları bulunan ispanyol Komünist Partisi bir siyasi temizlik hareketine girişir. P.O.U.M (Marxist Birlik Partisi) yasadışı ilan edilir, yabancı uyruklu çoğu asker silah arkadaşlarınca tutuklanır veya -Orwell gibi-ülkeyi terketmek zorunda kalır.
1930'lar ingilteresinde 'sınıf atlama özlemini'ni bir kara mizah ile eleştirmektedir. Aspidistra, sınıf atlama özentisi içindeki dar gelirlilerin bir statü simgesi olarak gördükleri, evlerinden eksik etmedikleri çiçeksiz bir zambak türüdür. Bir reklam ajansında metin yazarlığı yapan Gordon Comstock, kapitalizmin yutturmacası olarak gördüğü reklamcılıktan nefret eder, orta sınıfın boğucu yaşamından kaçarak şairliğe soyunur. Bu uğurda sevgilisinden ayrılmayı bile göze alır; ama romanın beklenmedik sonunu yine sevgilisi yaratmaktadır.
ispanya'daki "ihanete uğramış devrim" tablosu Orwell'ı derinden sarmıştır. Ancak en meşhur yapıtları olan Hayvanlar Çiftliği'nin ve 1984'ün sırf Stalin'i yermek için kaleme alındığını iddia etmek mevzuyu haddinden fazla basitleştirmek olacaktır. Orwell yazarlığa başladığı günlerdeki çizgisinden sapmış değildir: Nasıl ki ilk eserleri kendi tecrübelerinden izler taşıyor, ancak her toplumu ve çağı ilgilendiren meseleleri de işliyorsa savaş sonrası yapıtları da yalnızca Franco'nun, Hitler'in, Stalin'in dünyasını değil, bu despotları yaratan hırsları ve budalalığı da taşlamaktadır.
Hayvanlar Çiftliği bir devrimin trajedisidir. Bu modern fabl, kesilmekten, kırkılmaktan, sağılmaktan, dövülmekten gına getirerek zalim sahiplerine karşı ayaklanan Manor Çiftliği hayvanlarının hikayesidir. Karakterler son derece sade ve güçlüdür: Kinik eşek Benjamin, fedakar at Boxer, akılsız kısrak Mollie, hatta serçeleri tüm hayvanların kardeş olduğunu söyleyerek pençeleri arasına çekmeyi deneyen kedi bile akıllarda kolayca yer edinen, çok canlı kişiliklerdir.
Hayvanlar, çiftliği geri almayı deneyen insanlara karşı yiğitçe çarpışır, gövdelerini mermilere siper eder; el sahibi olmadıkları halde çiftliğin zor işlerinin üstesinden gelmeyi, hatta bir değirmen inşa etmeyi bile başarırlar. Ne yazık ki zaferleri, yöneticiliğe soyunup gitgide 'insanlaşan' domuzların hırsları ve entrikaları tarafından gölgelenmeye mahkumdur.
Orwell'ın ömrü, henüz kırk altı yaşındayken noktalanmıştır. Hayvan Çiftliğinden sonra geniş çaplı bir üne kavuşsa ve maddi sıkıntıları sona erse de yoksulluk günlerinde tutulduğu tüberküloz hastalığı, hayatının son döneminin büyük bölümünü hastanelerde geçirmesine yolaçmıştır.
ikinci Dünya Savaşı boyunca Observer gazetesinde çalışmıştır. 1945 yılında eşini başarısız bir ameliyat sonrasında kaybetmiş, ölümünden kısa bir süre önce yeniden evlenmiştir.
21 Ocak 1950 tarihinde Londra'da hayata veda etmiş, ardında on adet kitap ve sayısız makale bırakmıştır.
eserleri:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Burma Günleri
Papazın Kızı
Zambak Solmasın
Wigan iskelesi Yolu
Katalonya'ya Selam
Aspidistra
Daralma
Hayvanlar Çiftliği
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Orwell
Orwell'ın hayatı, sonradan yazılarını etkileyecek olan deneyimlerle doludur. Eton Koleji'nden mezun olduktan sonra, o sırada bir ingiliz sömürgesi olan Burma'da bulunmuş; kısa süreliğine adanın polis teşkilatında görev yapmıştır. Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur.
Gençlik döneminde Fransa'da bulunmuş, türlü mesleklerde çalışmış, para sıkıntısı gerek yazarlığa başlamadan önce, gerekse ilk yapıtlarını kaleme aldığı yıllarda yakasını bırakmamıştır.
Orwell'ın ilk romanı, otobiyografik olup olmadığı halen tartışma konusu olan Paris ve Londra'da Beş Parasız dır. 1933 yılında yayınlanmış olan bu eserde olaylar, ismi asla zikredilmeyen bir karakterin ağzından aktarılmaktadır. Eserin kahramanı Paris'te ingilizce kursu vermek üzere bulunan, öğrencilerinin dersleri türlü bahanelerle bırakmasından sonra ise işsiz ve meteliksiz kalan genç bir adamdır. Günler boyunca açlık çeken, sokakta sabahlayan, sonunda önce otel mutfağında, ardından da bir restoranın bulaşıkhanesinde iş bulan baş karakter, sonunda zihinsel engelli bir çocuğun eğitmenliğini üstlenerek Londra'ya gider.
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz. işvereni olan ailenin tatile çıktığını öğrenir, onların dönüşünü yersiz yurtsuz bir serseri olarak, yollarda aç bilaç taban teperek, güçsüzlere ayrılmış yatakhanelerde sabahlayarak geçirmeye zorlanır.
Avrupa'nın iki büyük başkentini toplumun en alt basamağındaki bir kişinin gözünden betimleyen eserden sonra Burma Günleri (1934) ve pek fazla beğenilmeyen Papazın Kızı (1935) gelir.
Orwell'ın edebi hayatındaki ikinci kilometre taşı, daha sonra kaleme alacağı Daralma ile pek çok ortak noktası bulunan Keep the Aspidistra Flying (Zambak Solmasın) adlı romandır. Orwell bu eserde kendisinin de bir parçası olduğu, dar gelirli ortadireğin yaşantısına ayna tutar; bu sınıfa mensup olanların hayatını adım adım kurutup manasızlaştıran, umutlarını ve hayallerini teker teker öldüren geçim derdine ve tekdüzeliğe isyan eder.
1937 yılında Orwell maden işçilerinin hayatına dair bir araştırma olan Wigan Pier Yolu nu kaleme alır. Ne var ki yazıları, bu tarihten sonra bir süreliğine kesintiye uğrayacaktır; çünkü güneyde, ispanya'da savaş davulları çalınmaya başlanmıştır
Orwell, ispanya'da darbe girişiminde bulunan, Hitler ile Mussolini'nin de desteğini alan Franco'ya karşı çarpışacak gönüllülere katılarak ispanya'ya gider. Savaşa dair anılarını daha sonra Katalonya'ya Selam adlı eserinde aktaracaktır.
Orwell gördükleri karşısında çok etkilenir: Darbecilerle çatışan devrimci organizasyonlar, özellikle de sosyalistler ve anarko-sosyalistler ispanya'da yepyeni bir düzen kurmuş gibidir. Fuhuş ortadan kaldırılmış, dilenciler sokaklardan çekilmiştir. Piyasadaki pek çok mal ihtiyaç sahiplerine parasız dağıtılmaktadır. Yeni sistem sosyal hayatın her detayını etkilemektedir: Artık hiç kimse senyör gibi, karşıdaki kişinin üstün olduğunu ima eden sözcükleri telaffuz etmemektedir ve bahşiş bırakmak yasaktır.
Orwell cepheye gider, bir keskin nişancının attığı mermiyle gırtlağından vurulur. Ölümden kılpayı kurtularak cephe gerisine gönderilir ve ispanya'ya ilk geldiğinde gördüğü düzenin tamamen ortadan kaldırılmış olduğuna tanık olur. Kanaatine göre bu durum sadece ispanyol burjuvazisinin değil, Avrupa'da zamansız bir devrim hareketinin başlamasını tehlikeli bulan Stalin'in de eseridir.
Kısa bir süre sonra Sovyetler Birliği ile yakın bağları bulunan ispanyol Komünist Partisi bir siyasi temizlik hareketine girişir. P.O.U.M (Marxist Birlik Partisi) yasadışı ilan edilir, yabancı uyruklu çoğu asker silah arkadaşlarınca tutuklanır veya -Orwell gibi-ülkeyi terketmek zorunda kalır.
1930'lar ingilteresinde 'sınıf atlama özlemini'ni bir kara mizah ile eleştirmektedir. Aspidistra, sınıf atlama özentisi içindeki dar gelirlilerin bir statü simgesi olarak gördükleri, evlerinden eksik etmedikleri çiçeksiz bir zambak türüdür. Bir reklam ajansında metin yazarlığı yapan Gordon Comstock, kapitalizmin yutturmacası olarak gördüğü reklamcılıktan nefret eder, orta sınıfın boğucu yaşamından kaçarak şairliğe soyunur. Bu uğurda sevgilisinden ayrılmayı bile göze alır; ama romanın beklenmedik sonunu yine sevgilisi yaratmaktadır.
ispanya'daki "ihanete uğramış devrim" tablosu Orwell'ı derinden sarmıştır. Ancak en meşhur yapıtları olan Hayvanlar Çiftliği'nin ve 1984'ün sırf Stalin'i yermek için kaleme alındığını iddia etmek mevzuyu haddinden fazla basitleştirmek olacaktır. Orwell yazarlığa başladığı günlerdeki çizgisinden sapmış değildir: Nasıl ki ilk eserleri kendi tecrübelerinden izler taşıyor, ancak her toplumu ve çağı ilgilendiren meseleleri de işliyorsa savaş sonrası yapıtları da yalnızca Franco'nun, Hitler'in, Stalin'in dünyasını değil, bu despotları yaratan hırsları ve budalalığı da taşlamaktadır.
Hayvanlar Çiftliği bir devrimin trajedisidir. Bu modern fabl, kesilmekten, kırkılmaktan, sağılmaktan, dövülmekten gına getirerek zalim sahiplerine karşı ayaklanan Manor Çiftliği hayvanlarının hikayesidir. Karakterler son derece sade ve güçlüdür: Kinik eşek Benjamin, fedakar at Boxer, akılsız kısrak Mollie, hatta serçeleri tüm hayvanların kardeş olduğunu söyleyerek pençeleri arasına çekmeyi deneyen kedi bile akıllarda kolayca yer edinen, çok canlı kişiliklerdir.
Hayvanlar, çiftliği geri almayı deneyen insanlara karşı yiğitçe çarpışır, gövdelerini mermilere siper eder; el sahibi olmadıkları halde çiftliğin zor işlerinin üstesinden gelmeyi, hatta bir değirmen inşa etmeyi bile başarırlar. Ne yazık ki zaferleri, yöneticiliğe soyunup gitgide 'insanlaşan' domuzların hırsları ve entrikaları tarafından gölgelenmeye mahkumdur.
Orwell'ın ömrü, henüz kırk altı yaşındayken noktalanmıştır. Hayvan Çiftliğinden sonra geniş çaplı bir üne kavuşsa ve maddi sıkıntıları sona erse de yoksulluk günlerinde tutulduğu tüberküloz hastalığı, hayatının son döneminin büyük bölümünü hastanelerde geçirmesine yolaçmıştır.
ikinci Dünya Savaşı boyunca Observer gazetesinde çalışmıştır. 1945 yılında eşini başarısız bir ameliyat sonrasında kaybetmiş, ölümünden kısa bir süre önce yeniden evlenmiştir.
21 Ocak 1950 tarihinde Londra'da hayata veda etmiş, ardında on adet kitap ve sayısız makale bırakmıştır.
eserleri:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Burma Günleri
Papazın Kızı
Zambak Solmasın
Wigan iskelesi Yolu
Katalonya'ya Selam
Aspidistra
Daralma
Hayvanlar Çiftliği
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Orwell
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar