bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile3
- iltica16
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı30
- osimhensiz galatasaray3
- rafael leao4
- okan buruk8
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- 0 0 711
- barça bu galatasaray'a kaç atar2
- salah ne koydu ama2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı4
- kuçukuçuokanınçükü2
- claudian clouds33
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- insan ne ister6
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı2
- anne4
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru3
- kadınlar8
- sözlük kızlarının kekleri24
- önyargı3
- kuran3
- galatahahahahahaha4
- doktor2
- yaşanmamışların yası6
- cok da abartmaya gerek uok6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- anın görüntüsü25
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- islamda namaz yoktur30
- meriç dükalığı8
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- fusya semsiyeli yabanci22
- en iyi vampir filmi4
- dantelli sütyen takan erkek12
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği6
- sevdiğiniz yazarlar8
- ölümden korkuyor musunuz17
- kürdistan10
- true'nun engelli olması6
- sarapci koala hatayi33
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
tarikat'ın yol; şeyh'in de tarikatta yüksek makamdaki kişi anlamına geldiğinden hareketle ve şeyhin kerameti kendinden menkul sözünü de cebimizde tutarak; ben bunlara kısaca dinin erkek manukyan'ları demek istiyorum. dini kullanıp para kazanan, bu sayede hatun ayarlayan, kendine toplumda yer/mevki edinen, her türlü pisliğin başı bu adamlar, şimdiki ve önceki hükümetler sayesinde ne yazık ki toplumun kanayan ve iyileştirilemeyen yaraları haline geldiler.
yaşanmış bir olaydır. bir kadının ağzından bire bir dinlenmiştir. dumanı üstünde tütmektedir. elimden geldiğince aktarmaya çalışayım.
"2009 ekim ayında bir tarikat şeyhiyle çok yakın bir hanım arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. arkadaşım son derece dürüst, güvenilir, inançlı, varlığımı da, yokluğumu da paylaşacağım biridir. hep duasını isterim, kendisine de sürekli dua ederim. sıkıntılı bir anımdı ve evime çıktı geldi. muhabbet, sohbet, çay, börek faslı filan bittikten sonra gitmesine yakın, bana "seni biriyle tanıştıracağım, çok farklı. göreceksin. normalde rastlayacağın hiçbir insana benzemiyor, mükemmel bir adam" ve benzeri sözlerle birini anlatmaya başladı, bu adamı yere göğe sığdıramıyordu. ömrüm boyunca tarikat kelimesinden hoşlanmayan, basına yansıyan olaylar neticesinde de bu tip adamlara zerre kadar güveni olmayan biriyim. zaten bu övülen kişinin bir tarikat şeyhi olduğunu da tanıştıktan sonra öğrendim.
buluştuk. adam geldi. ben biraz şaşırdım. yaşlı başlı, çökmüş birini bekliyordum çünkü. fakat çok modern, son derece şık ve yaşı 77 olmasına rağmen zıpkın gibi, 50'li yaşlarda görünen bir ihtiyar delikanlıyla karşılaştım. bir saate yakın o konuştu ben dinledim: "seni mahvetmişler, çok çektirmişler, en yakınların darbe indirmiş, şöyle yapmışlar, böyle etmişler..." sonra anlattılar ki; bu şahıs düşünce okuyabiliyormuş, günde en az 70 kere kendisine bağlı öğrencilerine bakıp, kontrol ediyormuş, aynı anda birden fazla yerde olabiliyormuş, her şeyden haberi oluyormuş, peygamberle, halifelerle, sahabilerle, kendi ölmüş hocalarıyla, 40'lar meclisiyle, abdulkadir geylani ve bilumum din büyüğüyle sürekli görüşme halindeymiş. eyüp sultan hazretlerinden emanetler almış. cin çıkarıyormuş... pekçok şey daha.
adam ertesi gün beni aradı, aynı gün yine aradı. sonraki gün ve daha sonra her gün 3-4 kere aramaya başladı. arkadaşımla birlikte evime geldiler. sonra yalnız gelmeye başladı. tanışmamızın üzerinden yaklaşık 20-25 gün kadar geçmişti ki, bana telefonda "seni alıcam" dedi. ben herhalde yanlış duydum diye düşündüm. yok canım dedim, "77 yaşında, kafayı dinle bozmuş biriyle ilgili yanlış düşüncelere kapılmak olmaz". aradan bir-iki gün geçti ki, bu sözü bana yine tekrar etti. ben de "nasıl yani" dedim, "her türlü" dedi. güldüm ve vedalaşıp telefonu kapattım. mesajlar gelmeye başladı. açık-saçık. kiminde de aşk itirafları vardı. masum olanları "seni canım gibi seviyorum, seni gençlik yıllarımdaki gibi seviyorum." "arım-balım-peteğim" türündeydi; bunlar duygusal olanlarıydı. diğerleri tam bir felaketti...
bu mesajlar gelmeye başlamadan önce bir ev tadilatı işim vardı. tadilatı bu kişiyle tanıştıran arkadaşımın da onayıyla, şeyhin inşaatçı diye tanıştırdığı yeğenine yaptırmaya başlamıştım. iş bitmeden parça parça olmak üzere, yaklaşık 5.000 lira ödeme yaptım. hem arkadaşıma güvenerek hem de bu inşaatçı yeğenin hasta çocuğu sebebiyle.
ev kaldı, ben de taciz edildiğimle kaldım. para da gitti. yaşadığım sinir harbini ise tarif edemem.
tabii ki artık hiçbiriyle görüşmüyorum ama çok zorlu bir süreçten geçtim. hem maddi hem manevi olarak başıma gelmeyen kalmadı. arkadaşımı da kaybetme noktasına geldim. bu kız bu kadar düzgün yaşarken, bana mahcup olduğuna mı yansın, arada kaldığına mı, benim kayıplarıma mı, yoksa "efendim" dediği bu kart zamparanın yaptıklarına mı?"
eğer müslüman iseniz bırakın bu şarlatanlara tapmayı. allah'a, kitabına, hadislere sarılın. gerisini de yanınızdan yörenizden uzaklaştırın. kimsenin kimseyi gütmesine ihtiyaç yok. koyun muamelesi görmek istemiyorsanız koyun gibi davranmayın. doğruları kendiniz de bulabilirsiniz.
hüseyin üzmez in sırtına şemsiyeyle vuran halk kahramanı kadınların çoğalmasını istiyorum. bunların anlayacağı dil "en iyi ihtimalle" budur!
evet, şu hadım etme yasasını da bir an önce çıkarsalar da biz de biraz keyiflensek.
yaşanmış bir olaydır. bir kadının ağzından bire bir dinlenmiştir. dumanı üstünde tütmektedir. elimden geldiğince aktarmaya çalışayım.
"2009 ekim ayında bir tarikat şeyhiyle çok yakın bir hanım arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. arkadaşım son derece dürüst, güvenilir, inançlı, varlığımı da, yokluğumu da paylaşacağım biridir. hep duasını isterim, kendisine de sürekli dua ederim. sıkıntılı bir anımdı ve evime çıktı geldi. muhabbet, sohbet, çay, börek faslı filan bittikten sonra gitmesine yakın, bana "seni biriyle tanıştıracağım, çok farklı. göreceksin. normalde rastlayacağın hiçbir insana benzemiyor, mükemmel bir adam" ve benzeri sözlerle birini anlatmaya başladı, bu adamı yere göğe sığdıramıyordu. ömrüm boyunca tarikat kelimesinden hoşlanmayan, basına yansıyan olaylar neticesinde de bu tip adamlara zerre kadar güveni olmayan biriyim. zaten bu övülen kişinin bir tarikat şeyhi olduğunu da tanıştıktan sonra öğrendim.
buluştuk. adam geldi. ben biraz şaşırdım. yaşlı başlı, çökmüş birini bekliyordum çünkü. fakat çok modern, son derece şık ve yaşı 77 olmasına rağmen zıpkın gibi, 50'li yaşlarda görünen bir ihtiyar delikanlıyla karşılaştım. bir saate yakın o konuştu ben dinledim: "seni mahvetmişler, çok çektirmişler, en yakınların darbe indirmiş, şöyle yapmışlar, böyle etmişler..." sonra anlattılar ki; bu şahıs düşünce okuyabiliyormuş, günde en az 70 kere kendisine bağlı öğrencilerine bakıp, kontrol ediyormuş, aynı anda birden fazla yerde olabiliyormuş, her şeyden haberi oluyormuş, peygamberle, halifelerle, sahabilerle, kendi ölmüş hocalarıyla, 40'lar meclisiyle, abdulkadir geylani ve bilumum din büyüğüyle sürekli görüşme halindeymiş. eyüp sultan hazretlerinden emanetler almış. cin çıkarıyormuş... pekçok şey daha.
adam ertesi gün beni aradı, aynı gün yine aradı. sonraki gün ve daha sonra her gün 3-4 kere aramaya başladı. arkadaşımla birlikte evime geldiler. sonra yalnız gelmeye başladı. tanışmamızın üzerinden yaklaşık 20-25 gün kadar geçmişti ki, bana telefonda "seni alıcam" dedi. ben herhalde yanlış duydum diye düşündüm. yok canım dedim, "77 yaşında, kafayı dinle bozmuş biriyle ilgili yanlış düşüncelere kapılmak olmaz". aradan bir-iki gün geçti ki, bu sözü bana yine tekrar etti. ben de "nasıl yani" dedim, "her türlü" dedi. güldüm ve vedalaşıp telefonu kapattım. mesajlar gelmeye başladı. açık-saçık. kiminde de aşk itirafları vardı. masum olanları "seni canım gibi seviyorum, seni gençlik yıllarımdaki gibi seviyorum." "arım-balım-peteğim" türündeydi; bunlar duygusal olanlarıydı. diğerleri tam bir felaketti...
bu mesajlar gelmeye başlamadan önce bir ev tadilatı işim vardı. tadilatı bu kişiyle tanıştıran arkadaşımın da onayıyla, şeyhin inşaatçı diye tanıştırdığı yeğenine yaptırmaya başlamıştım. iş bitmeden parça parça olmak üzere, yaklaşık 5.000 lira ödeme yaptım. hem arkadaşıma güvenerek hem de bu inşaatçı yeğenin hasta çocuğu sebebiyle.
ev kaldı, ben de taciz edildiğimle kaldım. para da gitti. yaşadığım sinir harbini ise tarif edemem.
tabii ki artık hiçbiriyle görüşmüyorum ama çok zorlu bir süreçten geçtim. hem maddi hem manevi olarak başıma gelmeyen kalmadı. arkadaşımı da kaybetme noktasına geldim. bu kız bu kadar düzgün yaşarken, bana mahcup olduğuna mı yansın, arada kaldığına mı, benim kayıplarıma mı, yoksa "efendim" dediği bu kart zamparanın yaptıklarına mı?"
eğer müslüman iseniz bırakın bu şarlatanlara tapmayı. allah'a, kitabına, hadislere sarılın. gerisini de yanınızdan yörenizden uzaklaştırın. kimsenin kimseyi gütmesine ihtiyaç yok. koyun muamelesi görmek istemiyorsanız koyun gibi davranmayın. doğruları kendiniz de bulabilirsiniz.
hüseyin üzmez in sırtına şemsiyeyle vuran halk kahramanı kadınların çoğalmasını istiyorum. bunların anlayacağı dil "en iyi ihtimalle" budur!
evet, şu hadım etme yasasını da bir an önce çıkarsalar da biz de biraz keyiflensek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar