bugün
- kolye140
- rüzgar11
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- rüzgar türbini2
- gece gece sinirlenmek4
- var olmak için ne yaptınız12
- mavi4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- billie eilish'in memeleri7
- tabiat4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- fil9
- at6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- flamingo3
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- kaplan17
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- evi ev yapan şeyler14
- z kusagi4
- brezilya7
- aslan15
- sevgili nedir7
- kötüyü alaşağı etmek4
- anın görüntüsü22
- gül7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- netflix asaf dizisi3
- bileklik19
- cemil tugay6
- pıtı atma4
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- yol5
- erken ölüm2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- ankara8
- elma5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- paralel evren2
istanbul'da son olarak 27 mart 2011 günü sergilenmiştir.
temel amacı sağlık eğitimi olan ve insanın kendiyle karşı karşıya kalmasını sağlayan unutulmaz bir deneyimi ortaya koyan body worlds, vücutlarını bağışlayan kişilerin bedenlerinin ve iç organlarının halka sunulduğu tek insan anatomisi sergisi niteliğini taşıyor.
yedi parçadan olan serginin bir parçası istanbul'da gösterime sunulmuş. ayrıca sergide sex odası adlı kısmın gösterimine izin verilmediği için getirilmemiş.
sergide gunther von hagens icadı olan plastinasyon tekniği ile çeşitli şekillere sokulmuş bedenler ve organlar vardı. normalde ölülerden korkan insanlar burada acaba müze görevlisi görmeden cansız bedenleri nasıl ellerizin hesabını yapıyordu.
serginin olduğu binaya ilk girdiğinizde duvarda çarpıcı olan bilgiler göze çarpıyordu. bunlardan bir kaçı: "yumruğunuzu sıkın, işte kalbiniz bu kadar", "kaşlarınızı çattığınızda, güldüğünüzden daha fazla kas çalışır"*, "bu yazıyı okurken vücudunuz yaklaşık 180 kalori enerji harcadı", "saniye de 25 milyon hücreniz öldü ve yenilendi"* tarzında yazılar.
turnikeden geçip içeri girdiğinizde, ilk olarak sol tarafta bir oda insanın doğum evresini anlatıyordu. insanın zigot halinden, doğum anına kadar olan, 4 günlük, 2 haftalık, 1 aylık, 2 aylık,... 9 aylık seninler camekanlar içersinde sergileniyordu. ben açıkcası en çok bu kısımdan etkilendim. sanırım o doğmamış bebekler hayatın acımasız soğukluğunu taşıyordu. ayrıca onların gerçek olduğunu düşünmek insanı farklı düşüncelere sevk ediyordu. neyse gezmeye devam edelim. bu odadan çıktıktan sonra çeşitli kemik ve organların incelendiği vitrinler geliyordu. vitrinlerde sağlıklı bir organ ile hastalıklı olanı koymuşlardı. böylece onlara bakıp farkı görebiliyordunuz.
ayrıca insanların dış görünüşünün farklı olduğu gibi, iç yapısı da tamamen farklıymış. yani dış görünüşümüz gibi, organlarımız, kaslarımız da sadece bize özgüymüş.
parçalara baktıktan sonra sıra sergideki plastinasyon olan bedenleri incelemeye geldi. bu arada plastinasyon ile bir bedenin hazırlanması bir buçuk iki yıl kadar sürüyormuş. bedenler arasında, itfaiyeci, derisi elinde olan adam, basketbolcu, dans eden kadın, poker oynayan adamlar, satranç oynayan adam, ata binen adam, zürafa, bisiklete binen adam, halka sporcusu gibi titizlikle hazırlanmış bedenler vardı. vücuttaki o kasların bağlanma şeklini, damarların o incelikte bütün vücudu dolaşmasını hayretler içerisinde inceledik. insanın ne kadar mükemmel bir varlık olduğunuz bir kere daha anlamış oldum.
sergide damarları göstermek için yapılan çalışmalar da vardı. burada dokular eritilip sadece damarlar bırakılarak, damarların vücuttaki dolaşımı anlatılıyordu. bir de not düşmüşler. bunlar kılcal damarların gösterimi değil. eğer onları gösterseydik, damarların yoğunluğundan hiçbirşey görünmezdi.
sergiye gitmeden önce okuduğum yorumlarda, yoğun bir kokudan bahsedilmişti ama ben dahil gruptaki kimse rahatsız edici bir koku almadık. ayrıca bayılan falan da olmadı.*
görsel : plastinasyon tekniğinin mucidi ve serginin babası `gunther von hagens.
sergiden bir kaç kare
görsel : şahlanan at üzerindeki adam
görsel : halka sporcusu
görsel : satranç oynayan adam
görsel : derisi elinde olan adam
görsel : vücudunun üst bölmesi her açıdan görülebilen adam**
temel amacı sağlık eğitimi olan ve insanın kendiyle karşı karşıya kalmasını sağlayan unutulmaz bir deneyimi ortaya koyan body worlds, vücutlarını bağışlayan kişilerin bedenlerinin ve iç organlarının halka sunulduğu tek insan anatomisi sergisi niteliğini taşıyor.
yedi parçadan olan serginin bir parçası istanbul'da gösterime sunulmuş. ayrıca sergide sex odası adlı kısmın gösterimine izin verilmediği için getirilmemiş.
sergide gunther von hagens icadı olan plastinasyon tekniği ile çeşitli şekillere sokulmuş bedenler ve organlar vardı. normalde ölülerden korkan insanlar burada acaba müze görevlisi görmeden cansız bedenleri nasıl ellerizin hesabını yapıyordu.
serginin olduğu binaya ilk girdiğinizde duvarda çarpıcı olan bilgiler göze çarpıyordu. bunlardan bir kaçı: "yumruğunuzu sıkın, işte kalbiniz bu kadar", "kaşlarınızı çattığınızda, güldüğünüzden daha fazla kas çalışır"*, "bu yazıyı okurken vücudunuz yaklaşık 180 kalori enerji harcadı", "saniye de 25 milyon hücreniz öldü ve yenilendi"* tarzında yazılar.
turnikeden geçip içeri girdiğinizde, ilk olarak sol tarafta bir oda insanın doğum evresini anlatıyordu. insanın zigot halinden, doğum anına kadar olan, 4 günlük, 2 haftalık, 1 aylık, 2 aylık,... 9 aylık seninler camekanlar içersinde sergileniyordu. ben açıkcası en çok bu kısımdan etkilendim. sanırım o doğmamış bebekler hayatın acımasız soğukluğunu taşıyordu. ayrıca onların gerçek olduğunu düşünmek insanı farklı düşüncelere sevk ediyordu. neyse gezmeye devam edelim. bu odadan çıktıktan sonra çeşitli kemik ve organların incelendiği vitrinler geliyordu. vitrinlerde sağlıklı bir organ ile hastalıklı olanı koymuşlardı. böylece onlara bakıp farkı görebiliyordunuz.
ayrıca insanların dış görünüşünün farklı olduğu gibi, iç yapısı da tamamen farklıymış. yani dış görünüşümüz gibi, organlarımız, kaslarımız da sadece bize özgüymüş.
parçalara baktıktan sonra sıra sergideki plastinasyon olan bedenleri incelemeye geldi. bu arada plastinasyon ile bir bedenin hazırlanması bir buçuk iki yıl kadar sürüyormuş. bedenler arasında, itfaiyeci, derisi elinde olan adam, basketbolcu, dans eden kadın, poker oynayan adamlar, satranç oynayan adam, ata binen adam, zürafa, bisiklete binen adam, halka sporcusu gibi titizlikle hazırlanmış bedenler vardı. vücuttaki o kasların bağlanma şeklini, damarların o incelikte bütün vücudu dolaşmasını hayretler içerisinde inceledik. insanın ne kadar mükemmel bir varlık olduğunuz bir kere daha anlamış oldum.
sergide damarları göstermek için yapılan çalışmalar da vardı. burada dokular eritilip sadece damarlar bırakılarak, damarların vücuttaki dolaşımı anlatılıyordu. bir de not düşmüşler. bunlar kılcal damarların gösterimi değil. eğer onları gösterseydik, damarların yoğunluğundan hiçbirşey görünmezdi.
sergiye gitmeden önce okuduğum yorumlarda, yoğun bir kokudan bahsedilmişti ama ben dahil gruptaki kimse rahatsız edici bir koku almadık. ayrıca bayılan falan da olmadı.*
görsel : plastinasyon tekniğinin mucidi ve serginin babası `gunther von hagens.
sergiden bir kaç kare
görsel : şahlanan at üzerindeki adam
görsel : halka sporcusu
görsel : satranç oynayan adam
görsel : derisi elinde olan adam
görsel : vücudunun üst bölmesi her açıdan görülebilen adam**
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar