bugün
- nev14
- katatespizartmasi11
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- çocukluk arkadaşlığı10
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- amerika'nın'ya yanında olursunuz'ya yok olursunuz3
- zeytin toplamaya giden sözlük yazarları5
- uludağ sözlüğün geldiği durum4
- link atınca bu ne diye soran insan2
- 24 ekim 2026 muğlaspor istanbulspor maçı6
- kürt hurdacı3
- kimsenin memleket takımı tutmaması16
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- sabah programları6
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- fon vurgunu56
- aziz yıldırım2
- ressam ılgın tosun pastel sanatçısı2
- zeytinyağlı barbunya2
- skoda octavia2
- ekonomiyi mahvedip sürekli israil haberi yapmak3
- mortal kombat3
- künefenin sünen peyniri2
- gammaz olmak2
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek25
- van damme'ın rakibinin taşaklarına vurması2
- tuborg green'i delist eden vizyonsuz türk tuborg2
- 10 şehirde basın özgürlüğü yürüyüşleri4
- serdar ortaç'ın sahneye sarhoş çıkması3
- sarı teker vs sarı tutku2
- 2006'nın 20 sene önce olması3
- şu an ne isterdin14
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik4
- herkes nerde5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- ona bir şey söyle9
- futbol17
- lüks mekanda fotoğraf çektiren 2 lig futbolcusu2
- cadılar bayramında cadı kesmek4
- ismail kartal7
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı19
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- yılmaz erdoğan6
- yulaf lapası vs tost11
- azrail'in görüldüğü an4
- açım aç8
aniden kaybettiğimiz buzdolabı notları, bazende suratımıza koymayı unuttuğumuz gülümsemeler. herkes için bir şeyler ve her şeylerdir kısacası. ece temelkuran içinse bambaşka bir şey.
(...)
üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama. git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü. maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap. çünkü...
çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. aşık mı olmadın 16 yaşında ? gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda. maceraya mı çıkmadın yirminde ? sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.
hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı. serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları. zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını. kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.
git dedi kalbim!
bu yüzden bende bu asla tahmin edilemeyecek ülkeye geldim. dünyanın en sessiz toprağına vardım. başka ülkelere de gideceğim. kalbim, ''burada biraz duralım'' dediğinde durup, bir ses gelmezse kulağıma, yola devam edeceğim. çünkü vaktiyle bunu yapmaya cesaret edememiştim.
ben hayatın ''bir işe yarasın'' diye yaşanmayacağını, henüz şimdi, yeni öğrendim. sonunda mutlaka bir şeye yarayacaktır herhalde, bir şeyler yazıp çizeceğizdir, ama adını koymaya çalışmadan bir çiçeğe bakmayı ben yeni temrin ediyorum.
öylesine bakmayı. öylesine.
ama yine de bugün bir göl kıyısında yürürken ''yol defterime'' bir not düştüm:
taşı delip çıkan çiçekler, taşla hesaplaşır.taş durdurur,çiçek yürür. aslında uzun düşmalıklarda bir sadakat meselesidir. yani çiçek de taş da birbirini bilir. ama esas mesele yoldan öylesine geçen birinin, yani öylesine geçiverirken, çiçeği öylesine koparıvermesi ihtimalidir.
taştan çıkan çiçeğin asıl göze aldığı budur.
bunun için geldim işte, gürültüde görülmeyen şeyleri görmeye...
not: copy paste değildir.
(...)
üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama. git, dolaş, ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at, ama ne yap et, koşturmaya başlamadan önce biraz amaçsız yürü. maceraya çık, bedeli ne olursa olsun bunu yap. çünkü...
çünkü hayat, onu erken anladığını sananlardan çok fena alır öcünü. bir şeyi vaktinde yaşamadan geçersen, çok sonra, seni rezil etme pahasına, sana yaşatır o eksik bıraktığın bölümü. aşık mı olmadın 16 yaşında ? gelir seni kırk beşinde bulur, en olmaz zamanda. maceraya mı çıkmadın yirminde ? sürükleye sürükleye götürür seni otuz beşinde. yırtık kot, yer bezinden hallice bir kazak giyip, nasıl göründüğüne aldırmadan geçiremedinse öğrencilik yıllarını mesela, elli yaşında, artık kalabalıkların gözleri seni hiç de öyle görmeyi beklemezken, sana giydirir o kot pantolonu.
hayatı sakın erkenden yaşama, sonradan çok fena komik eder adamı. serserilik ederek geçirmeli insan serserilik edilecek yaşları. zira atlayıp geçtiğin ne varsa dönüp dolaşıp bulur insanın yakasını. kendini yaşatıncaya kadar yapışıp kalır.
git dedi kalbim!
bu yüzden bende bu asla tahmin edilemeyecek ülkeye geldim. dünyanın en sessiz toprağına vardım. başka ülkelere de gideceğim. kalbim, ''burada biraz duralım'' dediğinde durup, bir ses gelmezse kulağıma, yola devam edeceğim. çünkü vaktiyle bunu yapmaya cesaret edememiştim.
ben hayatın ''bir işe yarasın'' diye yaşanmayacağını, henüz şimdi, yeni öğrendim. sonunda mutlaka bir şeye yarayacaktır herhalde, bir şeyler yazıp çizeceğizdir, ama adını koymaya çalışmadan bir çiçeğe bakmayı ben yeni temrin ediyorum.
öylesine bakmayı. öylesine.
ama yine de bugün bir göl kıyısında yürürken ''yol defterime'' bir not düştüm:
taşı delip çıkan çiçekler, taşla hesaplaşır.taş durdurur,çiçek yürür. aslında uzun düşmalıklarda bir sadakat meselesidir. yani çiçek de taş da birbirini bilir. ama esas mesele yoldan öylesine geçen birinin, yani öylesine geçiverirken, çiçeği öylesine koparıvermesi ihtimalidir.
taştan çıkan çiçeğin asıl göze aldığı budur.
bunun için geldim işte, gürültüde görülmeyen şeyleri görmeye...
not: copy paste değildir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar