bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı19
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- aniden masayı devirip çığlık atmak2
- distopik film önerisi6
- galatasaray12
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- victor osimhen14
- yandım çavuş ayranı3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- aşkım sakso ne demek diye soran kız3
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- dursun özbek3
- köprüleri yakmak2
- la taverne des yeux2
- discordçu iki arkadaşa rastlamak2
- sözlükteki galatasaraylılar2
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- ishal olmak5
- uludağ sözlük evreni9
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- sözlükten birine telefon vermek3
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- ismet gurbuz 20242
- galatahahahahahaha2
- monica bellucci bakışı3
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- iremga32
- bir bela geliyor8
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- velvet15
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- gurbetçi mehdi2
- sebahattin şirin21
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- brokeback dagindan ev almak3
- çorum fk2
- yakışıklı seri katil4
- barış alper yılmaz2
- sözlükte marka olmak11
- yunus akgün2
- davinson sanchez2
- kedi tekmelemek11
- chp'li kızların açık giyinmesi3
- whatsapp'dan görüntülü arayan yabancı numaralar2
- ömer karakaş3
- villach2
- çorum futbol kulübü2
albümü defalarca dinledikten sonra artık yorum yapacak kıvama geldi kafam sanıyorum. tek tek şarkılar üzerinden gidersek:
01 - let england shake - albümün açılış şarkısı. albümde gerçekten bir kilisede söylendiğini en çok hissettiğim şarkı. şarkı boyunca süren ritm değişiklikleri ve nakarattaki nefesliler basit ve güzel. pj harvey'in kilisede yankılanan sesiyle akıp gidiyor, hipnotize ediyor. pj şarkıda direkt lafını söylüyor: "England's dancing days are done."
02 - the last living rose - PJ harvey'in gitar ve saksafon çaldığı kısacık bir ingiltere şarkısı. güzel, leziz, tadı damakta kalıyor vallahi ama çabuk bitiyor işte.
03 - the glorious land - Bana göre albümde açılış şarkısı olması gereken şarkıymış. şarkının girişindeki vurmalı çalgılar ve savaş trompeti sample'ı bir savaş albümü dinlediğimizden emin olmamızı sağlıyor. bu şarkının girişi bana radiohead'in there there şarkısını dinlerkenki hislerimi hatırlattı. vurmalı çalgılarla girişin bir şarkıya ne kadar etkileyici bir hava kattığını bir kez daha ispat ediyor. şarkı albüm boyunca bariz etkisi olan irlanda ezgilerinin güzel bir örneği. finali süper.
04 - the words that maketh murder - şarkının pj'in autoharpla yaptığı müthiş güzel melodik bir girişi var. aynı melodi şarkı boyunca sürüyor ve akıldan çıkmıyor. folklorik bir hava da var şarkıda. savaşta insanların çektiği fiziksel acıları tanık olunan korkunç görüntüleri açıkça vuruyor insanın yüzüne, bir film karesi izler gibi görüyorsunuz her şeyi. bu kadar acıdan sonra şarkı "eğer problemimi birleşmiş miletlere götürürsem.." diye bitiyor. birleşmiş milletlerin bu yaşanılan ve hala yaşanmakta olan acılara hiç bir çözüm bulamadığını da ironik bir şekilde anlatmış oluyor pj. harika bir şarkı, albümün kesinlikle en iyilerinden biri. patty smith bile bayılmış şarkıya e artık bunun üstüne bize başka laf düşmez. şimdiden bir klasik diyebiliriz.
05 - all and everyone - çok çok hüzünlü bir şarkı. aynı zamanda albümün en uzun şarkısı. duyguları insanın boğazına düğümleyen bir şarkı. savaştasınız, ölümle yüzyüzesiniz, ölüm başucunuzda ve ondan kaçış yok: "ölüm herkese gözünü dikmiş bakıyor". autoharp ve gitarın gerilimli bir tonda size ölümü hissettirdiği, nakaratında ise bu gerilimin kaybolduğu melodinin yön değiştirdiği bir pj harvey mucizesi. bana göre albümün en iyisi.
06 - on battleship hill - yine savaş meydanındayız. irlanda ezgileri ve vokali. pj böyle bir vokal tarzını ilk kez deniyor bildiğim kadarıyla. olmuş, çok güzel olmuş.
07 - england - ben bu şarkıya ne desem ne söylesem..şarkı ingiltere için yazılmış tamam, fakat geri planda bir kanun sesi ve yanık bir vokal.. üzerine pj harvey'in hafif folk müziği edasıyla icra ettiği vokali, nakaratında yükselen duyguyla ingiltere için yazılmış bir şarkının sanki kendi ülkeme duyduğum hisleri anlattığını hissettiğim bir şarkı. birisi bana böyle bir şey olacağını söylese heralde dalga geçerdim. pj bunu nasıl başarmış bilmiyorum. belki geri plandaki bu kanun sesi, o yanık vokal.. pj kendi memleketine ağıt yakmış ama sanki diyor dünyanın öbür ucunda da olsan ülkene hissettiğin duygular benimkilerle aynı, hiç bir farkımız yok diyor. bu evrenselliği vurgulamak için de geri plandaki bu kanun sesini eklediğini düşünüyorum pj'in. of amma yazdım ama yetmiyor kelimeler.
08 - in the dark places - en güzel kısmı finali olan güzel bir şarkı. bu şarkı bana terörde kaybettiğimiz gencecik insanlarımızı hatırlatıyor.
09 - hanging in the wire - adeta white chalk albümünden kopup gelmiş ve bu albümde kendine yer edinmiş şarkı. şarkıda piyano melodisi ve şarkının havası direkt white chalk dinliyormuşum gibi hissettirdi bana. çok naif bir vokalle söylenmiş pj neredeyse fısıldayarak söyleyecek.
10 - written on the forehead - dansözlere fırlatılan dinarlar, kaldırımdaki valizler, savaşın bıraktığı izler, geri planda reggae, synthesiser ve org sesi. nedir bu nasıl bir şeydir, pek sevdim ben bunu.
11 - the colour of the earth - avustralyalı bir müzisyen olan ve albümdeki müzisyenlerden biri olan mick harvey'in vokaliyle giriş yaptığı anzak şarkısı. Pj çanakkale savaşı için yazmış. hem bir çocuk şarkısı hem de bir marş havası var. şarkının sonunda vokaller yükseliyor:"eğer o gün bana biri toprağın rengini sorsaydı derdim toprak kahverengi kırmızı, kan rengindeydi derdim".. işte böyle bitiyor albüm. savaşta olanlar oluyor, bitenler bitiyor. toprak kan renginde kalıyor.
pj harvey ben sana ne diyeyim. sen bunca saçma müzik, klip varken, şişirilmiş starlar cirit atarken, kalk savaş üzerine böylesine özgür, böylesine yaratıcı sanatsal bir müzik albümü yap. olacak iş mi pj. bu zamanda bunu kim yapıyor?
sen ne müthiş insansın pj.
bu albümden sonra kesin olarak söyleyebilirim,
elizabeth ingiltere kraliçesi olabilir ama benim için pj harvey de müziğin kraliçesidir.
01 - let england shake - albümün açılış şarkısı. albümde gerçekten bir kilisede söylendiğini en çok hissettiğim şarkı. şarkı boyunca süren ritm değişiklikleri ve nakarattaki nefesliler basit ve güzel. pj harvey'in kilisede yankılanan sesiyle akıp gidiyor, hipnotize ediyor. pj şarkıda direkt lafını söylüyor: "England's dancing days are done."
02 - the last living rose - PJ harvey'in gitar ve saksafon çaldığı kısacık bir ingiltere şarkısı. güzel, leziz, tadı damakta kalıyor vallahi ama çabuk bitiyor işte.
03 - the glorious land - Bana göre albümde açılış şarkısı olması gereken şarkıymış. şarkının girişindeki vurmalı çalgılar ve savaş trompeti sample'ı bir savaş albümü dinlediğimizden emin olmamızı sağlıyor. bu şarkının girişi bana radiohead'in there there şarkısını dinlerkenki hislerimi hatırlattı. vurmalı çalgılarla girişin bir şarkıya ne kadar etkileyici bir hava kattığını bir kez daha ispat ediyor. şarkı albüm boyunca bariz etkisi olan irlanda ezgilerinin güzel bir örneği. finali süper.
04 - the words that maketh murder - şarkının pj'in autoharpla yaptığı müthiş güzel melodik bir girişi var. aynı melodi şarkı boyunca sürüyor ve akıldan çıkmıyor. folklorik bir hava da var şarkıda. savaşta insanların çektiği fiziksel acıları tanık olunan korkunç görüntüleri açıkça vuruyor insanın yüzüne, bir film karesi izler gibi görüyorsunuz her şeyi. bu kadar acıdan sonra şarkı "eğer problemimi birleşmiş miletlere götürürsem.." diye bitiyor. birleşmiş milletlerin bu yaşanılan ve hala yaşanmakta olan acılara hiç bir çözüm bulamadığını da ironik bir şekilde anlatmış oluyor pj. harika bir şarkı, albümün kesinlikle en iyilerinden biri. patty smith bile bayılmış şarkıya e artık bunun üstüne bize başka laf düşmez. şimdiden bir klasik diyebiliriz.
05 - all and everyone - çok çok hüzünlü bir şarkı. aynı zamanda albümün en uzun şarkısı. duyguları insanın boğazına düğümleyen bir şarkı. savaştasınız, ölümle yüzyüzesiniz, ölüm başucunuzda ve ondan kaçış yok: "ölüm herkese gözünü dikmiş bakıyor". autoharp ve gitarın gerilimli bir tonda size ölümü hissettirdiği, nakaratında ise bu gerilimin kaybolduğu melodinin yön değiştirdiği bir pj harvey mucizesi. bana göre albümün en iyisi.
06 - on battleship hill - yine savaş meydanındayız. irlanda ezgileri ve vokali. pj böyle bir vokal tarzını ilk kez deniyor bildiğim kadarıyla. olmuş, çok güzel olmuş.
07 - england - ben bu şarkıya ne desem ne söylesem..şarkı ingiltere için yazılmış tamam, fakat geri planda bir kanun sesi ve yanık bir vokal.. üzerine pj harvey'in hafif folk müziği edasıyla icra ettiği vokali, nakaratında yükselen duyguyla ingiltere için yazılmış bir şarkının sanki kendi ülkeme duyduğum hisleri anlattığını hissettiğim bir şarkı. birisi bana böyle bir şey olacağını söylese heralde dalga geçerdim. pj bunu nasıl başarmış bilmiyorum. belki geri plandaki bu kanun sesi, o yanık vokal.. pj kendi memleketine ağıt yakmış ama sanki diyor dünyanın öbür ucunda da olsan ülkene hissettiğin duygular benimkilerle aynı, hiç bir farkımız yok diyor. bu evrenselliği vurgulamak için de geri plandaki bu kanun sesini eklediğini düşünüyorum pj'in. of amma yazdım ama yetmiyor kelimeler.
08 - in the dark places - en güzel kısmı finali olan güzel bir şarkı. bu şarkı bana terörde kaybettiğimiz gencecik insanlarımızı hatırlatıyor.
09 - hanging in the wire - adeta white chalk albümünden kopup gelmiş ve bu albümde kendine yer edinmiş şarkı. şarkıda piyano melodisi ve şarkının havası direkt white chalk dinliyormuşum gibi hissettirdi bana. çok naif bir vokalle söylenmiş pj neredeyse fısıldayarak söyleyecek.
10 - written on the forehead - dansözlere fırlatılan dinarlar, kaldırımdaki valizler, savaşın bıraktığı izler, geri planda reggae, synthesiser ve org sesi. nedir bu nasıl bir şeydir, pek sevdim ben bunu.
11 - the colour of the earth - avustralyalı bir müzisyen olan ve albümdeki müzisyenlerden biri olan mick harvey'in vokaliyle giriş yaptığı anzak şarkısı. Pj çanakkale savaşı için yazmış. hem bir çocuk şarkısı hem de bir marş havası var. şarkının sonunda vokaller yükseliyor:"eğer o gün bana biri toprağın rengini sorsaydı derdim toprak kahverengi kırmızı, kan rengindeydi derdim".. işte böyle bitiyor albüm. savaşta olanlar oluyor, bitenler bitiyor. toprak kan renginde kalıyor.
pj harvey ben sana ne diyeyim. sen bunca saçma müzik, klip varken, şişirilmiş starlar cirit atarken, kalk savaş üzerine böylesine özgür, böylesine yaratıcı sanatsal bir müzik albümü yap. olacak iş mi pj. bu zamanda bunu kim yapıyor?
sen ne müthiş insansın pj.
bu albümden sonra kesin olarak söyleyebilirim,
elizabeth ingiltere kraliçesi olabilir ama benim için pj harvey de müziğin kraliçesidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar