bugün
- mutlu ama uzak olsun10
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız9
- yasakçı zihniyet14
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu11
- başınıza gelen enteresan vakalar4
- ekşi sözlük19
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- bir çomarla finoyu çiftleştirmek4
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı5
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi4
- alamancı akraba klişeleri3
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması4
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti4
- felsefe9
- ruh eşinizin sizi beğenmemesi2
- avrupa'nın zengin olması afrika'nın fakir olması3
- ismail kartal12
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması6
- alaman finosu2
- kadın öğretmenler4
- alparslan kuytul8
- 15 mayıs2
- görür görmez eksi oy verilen yazarlar2
- apo orospu çocuğu değildir demek9
- burayı bilen var mı2
- içki içen akp li6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- tarikatlar ve cemaatler5
- metal müzik dinleyen imam3
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması6
- vatan sevgisi imandandır2
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- habaş'ın yerli otomobil projesi5
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- seri eksiciyi yemleyip asıl mevzuda kilitlemek2
- evde lahmacun yapmak6
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- bugün ne yapsam4
- açlıktan karnına taş bağlayan peygamber4
- zorunlu eğitim10
- osuruktan şiirler47
- tulumba tatlısı9
- cristiano ronaldo4
- iran barışı reddederse kötü olur huckabee2
- rüzgar2
- okul formalarının dayatılması3
- insanı yoran duygular3
- yobazlar3
- teknofaşizm4
- tıp okumanın avantajı5
Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar