bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz20
- hangi yazarla çift olursunuz29
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası10
- sözlükte bile yalnız olmak10
- murat kekilli dinleyip intihar eden gençler3
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- üzülünce kime gidersiniz4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- ya bi siktirin gidin15
- sözlük çiftleştirme servisi11
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- roma imparatorluğu nun yıkılış nedeni3
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- şapka takar mısınız12
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- parcalandim toparlanamiyorum317
- 2200 yılında nasıl görünürdüm4
- sarapci koala hatayi13
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak3
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- istanbul12
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- tomtom mahallesi2
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- erkeklerin antidepresan kullanmaması3
- ucan tekme atan hipopotam43
- vahşi kelebeğim3
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- sezen taş7
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- bana onu sormayin17
- atilla taş'ın kızı hayatını kaybetti3
- cemil tugay11
- bana sormadan niye entry siliyor bu yapay zeka2
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı2
- iyi geceler7
- evandro roncatto2
Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
Röportajlarda sık sık duyulan şöyle bir yorum vardır: '... Ve artık mutlu bir kişi olduğunuza göre...' işte bu söz anında tepki yaratır: 'Mutlu olduğumu söyledim mi?'
Ben mutlu değilim ve mutluluğun peşinden koşmak da benim dünyamdaki en önemli konulardan biri değil. Elbette, kendimi bildim bileli hep içimden gelen şeyi yaptım. Psikiyatri kliniğine üç kez yatırılmam, Brezilya'nın askeri diktatörlüğünün zindanlarında birkaç korkunç gün geçirmem, onca dost ve sevgiliyi bu kadar çabuk edinip bu kadar çabuk kaybetmem hep bu yüzden. Şimdi geçmişe dönecek olsam yürümekten kaçınabileceğim yollardan gittim çünkü bir şey beni hep ileriye doğru itti ve bu kesinlikle mutluluk arayışı değildi. Bu hayatta beni ilgilendiren şeyler merak, mücadele, zaferleri ve yenilgileriyle birlikte devam edilen iyi savaştı. Pek çok yara izim var ama aynı zamanda eğer sınırlarımı aşmaya cesaret etmemiş olsaydım asla yaşayamayacağım anları da yanımda taşıyorum. Korkularımla ve yalnızlık anlarımla yüzleştim ve bence mutlu bir insan asla böyle bir süreçten geçmez.
Ama bunun hiçbir önemi yok: Ben halimden memnunum. Memnuniyet mutluluğun tam olarak eş anlamlısı değil. Mutluluk benim gözümde herhangi bir meydan okuma yaşanmadan sadece dinlenilerek geçirilen ve birkaç saatin sonunda birbirinin benzeri televizyon programlarının karşısında ve pazartesi günü başlayacak aynı haftalık rutinin beklentisi içinde zevksizleşen sıkıcı bir pazar öğleden sonrası gibi.
PARAYLA SAADET
Bunları anlatıyorum çünkü geçenlerde ABD'nin genellikle politik konuları işleyen en prestijli dergilerinden birinde karşıma çıkan geniş kapak konusu beni çok şaşırttı. Haberin başlığı şuydu: 'Mutluluğun bilimi: Bu duygu genetik sistemimizde mi gizli?' En mutlu ve en mutsuz ülkelerin listesi, insanın hayatın anlamını arayışı üzerine sosyolojik araştırmalar, huzuru bulmanın 8 yolu gibi tipik unsurların yanında haberde bazı ilginç gözlemler de vardı ki, bunlar bana ilk kez konu hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı gösterdi:
A) Ortalama yıllık gelirin 10 bin doların altında olduğu ülkeler mutsuzların nüfusunun en fazla olduğu ülkeler. Buna rağmen araştırmalara göre bu sınırın üzerindeki ülkeler arasında mutluluk oranı gelir düzeyinin yüksek olmasıyla bağlantılı değil. ABD'deki en zengin 400 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, bu kişilerin 20 bin dolarlık yıllık geliri olan kişilerden mutluluk oranı olarak çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bundan çıkan sonuç şu: Elbette fakirlik kabullenilmesi zor bir durum ama eski bir söz olan 'Parayla saadet olmaz'ın doğruluğu da bugün laboratuvar ortamında kanıtlanıyor.
B) Mutluluk, genetik sistemimizin en önemli görevini gerçekleştirmek, yani insanın hayatı sürdürme güdüsünü canlı tutmak için üzerimizde oynadığı oyunlardan biri. Bu sebeple, bizi yemek yemeye ve soyun devamlılığını sağlamak için sevişmeye yöneltmek için bu konulara 'mutluluk ve zevk' öğesini de eklemesi gerekiyor.
C) insanlar ne kadar mutlu olduklarını söyleseler de asla tatmin olamaz: Her zaman en güzel kadın ya da adamla olmayı, daha büyük bir ev almayı, arabamızı değiştirmeyi isteriz; hep elimizde olmayanı arzularız. Bu da aslında hayatta kalma dürtüsünün ince yansımalarından biridir. Çünkü herkes kendisini tamamıyla mutlu hissettiği an kimse daha farklı bir şey yapmaya kalkışmayacak ve dünyanın gelişimi duracaktır.
D) Bu yüzden, hem fiziksel düzlemde (yemek, sevişmek) hem de duygusal düzlemde (her zaman elimizde olmayanı istemek) insanlığın evrimi tek bir önemli ve temel kuralı öğretir: Sürekli mutluluk olamaz. Mutluluk hep anlar içinde yaşanan bir duygu olarak kalacak, böylece asla koltuğumuza rahatça yerleşip hiçbir şey yapmadan dünyayı seyretmeyeceğiz.
Sonuç: iyisi mi siz mutluluğu arama fikrinden vazgeçin ve bilinmeyen sular, yabancılar, kışkırtıcı düşünceler, riskli deneyler gibi daha ilginç şeylerin peşine düşün. Ancak bu şekilde insanlığımızı tam anlamıyla yaşayabilir ve birbiriyle barış içinde yaşayan daha uyumlu uygarlıklar yaratmak için katkıda bulunabiliriz. Elbette her şeyin bir bedeli vardır, ama bu bedeli ödemeye değer. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar