bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı54
- haluk levent vs serdar ortaç7
- ispanya18
- sütlü buz2
- korku evi2
- lionel messi12
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- futbol13
- dünya18
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- resim hocaları5
- ilk torun olmak2
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- le cola'nın 67 tl olması5
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- kemal kılıçdaroğlu7
- şehir kurma oyunları5
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- türklerin ileri olduğu konular21
- marc cucurella5
- sapık7
- muşlettin amca bey birader bey3
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- gocu nerede8
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- allah varsa beni milli yapsın7
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- donald trump6
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- ben geldim ayağa kalkın3
- tefeciden borç almak4
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- rulette kazanma yolu2
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- sözlük yazarlarının tatlıları4
4 yaşında bir çocuk ve muhafazakar bir hanım ablanın olduğu bir evse şaşırılacak bir durumdur.
sene 2006 nın ayık olduğum kış akşamlarından biriydi. ayık olmamda gerekiyordu. zira iş yerinden arkadaşım olan mustafa adında bir abim çok sevdiğim pırasa yemeği için beni evine davet etmişti. hanımının bu yemeği mükemmel yaptığını, böyle zeytinyağlı limonlu havuçlu falan parmaklarımı yiyeceğimi söyleyip duruyordu. e tabi pırasa ve kapuskayı çok seven enteresan bir göt olduğumdan mütevellit hemen bu teklifi, ağzımdaki tükürüğü gurıııttttttt diye yutarak kabul ettim.
ertesi gün öğlen yemeğini bisküvi ile geçiştirip kendimi bu muazzam menüye sakladım. ve akşam olmuş mustafa abimlerin kapsında kan ter içerisinde zile basıyordum.
şırlakkk kapı açılmış içeriye buyur edilmiştim. 4 yaşında küçük sevimli bir velet, kapalı hanım hanımcık bir yenge ve mustafa abi karşımda dikiliyordu. tek eksik pırasaydı. elim onlarla tokalaşırken gözüm tencereyi arıyordu. fazla uzakta olamazdı, lakin mis gibi kokusu ciğerime kadar işliyordu.
o da ne?
beyaz cam kapaklı küçük sevimli bir tencere. tam karşımdaydı. küçük veleti düşürüp mustafa abileri yararak hızlı adımlarla pırasaya doğru gittim. ayıp olmasın diye yalandan yere üşümüş numarası yapıp ellerimi sobaya tutuyor, tencerede fokurdayan pırasaların ahenkle dansını izliyordum. yok böyle bir dans havuç pırasanın beyaz ve yeşil taraflarıyla umarsızca eğleniyor, pirinçlerde adeta bunlara tempo tutuyorlardı. derken midemden pırasssss diye bir ses geldi. yüce allahım bu nasıl bir guruldamaydı. mustafa abi hemen gülerek hanımına seslendi '' hadi hatun sofrayı hazırla sen. çocuk bayılacak şimdi '' çok utanmıştım. ağzımı açıp '' acele etmenize gerek yok '' derken cızzzzz, cozzzzz diye sobadan sesler gelmişti. lanet olsun salyalarım akıyordu. yerin dibine girdikçe giriyordum.
artıkkk pırasayı içimde hissetmek istiyordum!!!!
ve yenge tabak çanaklarla içeriye girmiş, yavaş yavaş yer sofrasını hazırlamaya başlamıştı. hemen bağdaş kurup oturmuş, heyecan ve masum bakışlar eşliğinde pırasa koymasını bekliyordum. yenge '' tarhana çorbası içer misin ?'' dedi. ben '' hayırrrrrrrrrrr '' diye bağırdım. piç velet sesimden korkup ağlamaya başlamış, yenge tabakları bırakıp çocuğu susturmaya koyulmuştu. elim ayağım boşalmış mustafa abiye kaş göz işareti yapıp '' sen koy '' şekline bürünmeye başlamıştım. tedirginlik içerisinde titreyerek tencere alışını seyrediyor, inşallah düşürmez diye dualar ediyordum. ve en nihayetinde sırıtarak tabağıma pırasaları koydu. kaşığımı daldırıp ağzıma aldım. artık içime sıcak bir şey girmişti. ohhh pırasammm.
olum noldu lan bu entry. çekmecede gördüğüm porno filmini ve onun akabinde gelişen mustafa abiye yaptığım geyiği anlatacaktım lan.. nedir bendeki bu pırasa sevdası bilmiyorum valla. neyse lan pırasanın üzerine en kral tatlı bile gitmez valla. pırasayı sevin, kütür kütür yumurtanın yanında bile yeğin diyerek noktalayım bunu.
sene 2006 nın ayık olduğum kış akşamlarından biriydi. ayık olmamda gerekiyordu. zira iş yerinden arkadaşım olan mustafa adında bir abim çok sevdiğim pırasa yemeği için beni evine davet etmişti. hanımının bu yemeği mükemmel yaptığını, böyle zeytinyağlı limonlu havuçlu falan parmaklarımı yiyeceğimi söyleyip duruyordu. e tabi pırasa ve kapuskayı çok seven enteresan bir göt olduğumdan mütevellit hemen bu teklifi, ağzımdaki tükürüğü gurıııttttttt diye yutarak kabul ettim.
ertesi gün öğlen yemeğini bisküvi ile geçiştirip kendimi bu muazzam menüye sakladım. ve akşam olmuş mustafa abimlerin kapsında kan ter içerisinde zile basıyordum.
şırlakkk kapı açılmış içeriye buyur edilmiştim. 4 yaşında küçük sevimli bir velet, kapalı hanım hanımcık bir yenge ve mustafa abi karşımda dikiliyordu. tek eksik pırasaydı. elim onlarla tokalaşırken gözüm tencereyi arıyordu. fazla uzakta olamazdı, lakin mis gibi kokusu ciğerime kadar işliyordu.
o da ne?
beyaz cam kapaklı küçük sevimli bir tencere. tam karşımdaydı. küçük veleti düşürüp mustafa abileri yararak hızlı adımlarla pırasaya doğru gittim. ayıp olmasın diye yalandan yere üşümüş numarası yapıp ellerimi sobaya tutuyor, tencerede fokurdayan pırasaların ahenkle dansını izliyordum. yok böyle bir dans havuç pırasanın beyaz ve yeşil taraflarıyla umarsızca eğleniyor, pirinçlerde adeta bunlara tempo tutuyorlardı. derken midemden pırasssss diye bir ses geldi. yüce allahım bu nasıl bir guruldamaydı. mustafa abi hemen gülerek hanımına seslendi '' hadi hatun sofrayı hazırla sen. çocuk bayılacak şimdi '' çok utanmıştım. ağzımı açıp '' acele etmenize gerek yok '' derken cızzzzz, cozzzzz diye sobadan sesler gelmişti. lanet olsun salyalarım akıyordu. yerin dibine girdikçe giriyordum.
artıkkk pırasayı içimde hissetmek istiyordum!!!!
ve yenge tabak çanaklarla içeriye girmiş, yavaş yavaş yer sofrasını hazırlamaya başlamıştı. hemen bağdaş kurup oturmuş, heyecan ve masum bakışlar eşliğinde pırasa koymasını bekliyordum. yenge '' tarhana çorbası içer misin ?'' dedi. ben '' hayırrrrrrrrrrr '' diye bağırdım. piç velet sesimden korkup ağlamaya başlamış, yenge tabakları bırakıp çocuğu susturmaya koyulmuştu. elim ayağım boşalmış mustafa abiye kaş göz işareti yapıp '' sen koy '' şekline bürünmeye başlamıştım. tedirginlik içerisinde titreyerek tencere alışını seyrediyor, inşallah düşürmez diye dualar ediyordum. ve en nihayetinde sırıtarak tabağıma pırasaları koydu. kaşığımı daldırıp ağzıma aldım. artık içime sıcak bir şey girmişti. ohhh pırasammm.
olum noldu lan bu entry. çekmecede gördüğüm porno filmini ve onun akabinde gelişen mustafa abiye yaptığım geyiği anlatacaktım lan.. nedir bendeki bu pırasa sevdası bilmiyorum valla. neyse lan pırasanın üzerine en kral tatlı bile gitmez valla. pırasayı sevin, kütür kütür yumurtanın yanında bile yeğin diyerek noktalayım bunu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar