bugün
- gocu29
- ermeni rum soykırımını inkar etmek13
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak7
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu4
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- askerde nefret edilen şeyler7
- adanalı bir kıza vurulmak4
- ay noluyo noluyo4
- sırrı süreyya önder türkmen dir3
- bana ona sormayın'ın iq düzeyi4
- kova burcu erkeği güvenilirliği4
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- bana onu sormayin nickli feyk zengini5
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan7
- israil15
- bir inkar yöntemi olarak seri eksici3
- ismet biraderin koşturmaya başlaması2
- dünya41
- true'nin moderasyon tarafından kollanması4
- sözlüğün en güzel kadını26
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban8
- sarapci koala hatayi11
- uludağ sözlük kostüm partisi5
- hatun dediğin2
- 26 eylül 2026 slovenya iskoçya maçı5
- günün sözü11
- bir türlü eksi karmaya inememek2
- morkstar ve atabaka2
- allah bize salat etti8
- amına kodumun tekerleği2
- ayyaşların sözlük te takılması2
- pozantı2
- bir lafa bakmak bir de söyleyene bakmak2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- gocu canımızdır2
- en kötü chp başkanı5
- mossad ajanı dinciler5
- amerika birleşik devletleri28
- bir yazarın silik olması için ne yapması lazım2
- ilticanın terk edilmesi5
- akademisyenlik vs belediye memurluğu2
- çorapsız ayakkabı giymek3
- iç sıkıntısı ve mide bulantısı2
- flörtü bir üst seviyeye taşıyan detaylar4
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- kova burcunun bağımlılık yapıyor olması5
- iron man ateist bir kafirdir3
- cenaze evinde yemek dağıtmak5
- bop eşbaşkanları tam sıralı liste3
- kemal kılıçdaroğlu'nun bop taki rolü3
Hallerinden memnun olduklarında bütün insanlar biraz edebsiz görünürler. Sevinçlerini fazlaca belli ettiklerinde... gürültü çıkardıklarında... tebessümle yetinmeyip kahkaha attıklarında meselâ...
Yaşamın yükünden hiç pay almamışcasına...
Yaşamın yükünden, yani hüzünden...
Ne de yıkılmaz görünürler o haldeyken... güçlü ve dayanıklı... muktedir...
VE mütehakkim...
Asâsına dayanan Süleyman gibi...
Yeryüzünün tüm zenginliklerine mâlikmiş gibi...
Şaşmamalı, hem de demokrasi çağında, bir melikmiş gibi...
Bir kurtçuk...
Evet evet, bir kurtçuk son verir muhteşem süleyman'ın ihtişamına.
Asasını için için kemiren bir kurtçuk... bir güve...
Bir anda yok eder dayanağını, yüzü yüzünü öper yerin...
Kibrinden eser kalmaz. Ne büyüklük, ne de büyüklenmek...
Bütün büyükler 'En Büyük'ün huzurundadır.
Hakkın. Hakikatin.
Herkes kendi hakkını alır. Her ruh kendi hakikatini görür.
Ne ki alır, hakkınca alır; ne ki görür, hakikatince görür.
Çağdaş dindarlık, peygamberinin hayatını ikiye ayırır: 1) Mekke dönemi, 2) Medine dönemi...
ilkinde davet var, mücadele var, karşılığında işkence ve en nihayet hicret var...
ikincisinde öncelikle nizam ve intizam var, çünkü güç ve iktidar var, karşılığındaysa fetih ve nusret var... Zafer yani.
Derken veda var. Vahyin kesilişi, nübüvvet ve risaletin sona erişi var. Göğün susuşu. Meleklerin.
Rahmet kesilince, maide ehli birbirlerine kılıç çekerler. Kur'an'ın talebeleri... Peygamberin arkadaşları...
Savaş iktidar savaşıdır. imamet ve hilafet savaşı.
Yüzyıllar sürer.
Nizam ve intizam yılları...
Bazıları savaşır, bazıları yakarır, bazılarıysa düşünür.
Hep birlikte dünyalar kurarlar, dünyalar yıkarlar. Devletler ve servetler...
Sultanlar... âlimler... ve dervişler...
Ne garip değil mi, rüşeym dönemi unutulur. Hira.
Oysa hakikatin zuhurunda bir de Hira dönemi vardır.
Sevgiliyle ilk karşılaşılan an... ilk rüyet... ilk ses... ilk dehşet...
Uçurumların kenarında şifa arayan bir kalp...
Sermayesi hüzün olan bir adam... bir boşluğun tam da ortasında... öylece... yolunu şaşırmış bir hâlde... kitap nedir, iman nedir bilmeyen bir zekâ...
Elinde ızdırabından başka nesi vardır? Izdırabından, yani kendinden...
Cebriyle tanışır bu yüzden Hakkın!
Seçilir.
Mağarayı terketmesi söylenir kendisine. Hemen inzivadan çıkması istenir.
Halkın aşağılamalarına katlanması gerekir; siyahlara bürünmesi... kara kara ölmesi...
Hakkın cebriyle tanışmanın bedelidir bu! Cebrail'i görmenin...
Ne yapsın, daha ilk adımında uçurumlardan aşağıya bırakmak ister kendisini... yeniden boşluğa... karanlıklara...
Büzüldükçe büzülür... tir tir titrer... üşür...
Meryem gibi, o da "Niçin ben?" der, "Niçin?"
Azrail yükünü alır kulların, Cebrail'se yeni yükler yükler biteviye...
Vilâdet kaçınılmazdır; birinden kelimetullah sadır olur, birinden kelâmullah!
Çağdaş dindarlık ya Mekke'yi örnek aldı, ya da Medine'yi... Hira hep ufkunun dışında kaldı.
Hira... keşf u ıttıla'nın yurdu.
ibn Haldun'un deyişiyle, 'takva' ve 'istikamet' mücahedesiyle yetinildi; müşahede kimsenin kârı olmadı. Duymakla yetinildi yani, görmeyi isteyen pek çıkmadı.
Çağdaş dindarlığın nazarında, Cebrail son vahyi getirmek suretiyle emekli olmuş görünüyor. Şu kadar asırdır âtıl. Bir kenarda. Sanki isa gibi göğe çekilmiş, öylece beklemekte.
Siyaset ve ticaret aracılığıyla güç ve iktidarın hayalini kurmak kolaylaştı. Üç büyük puta kulluk (taleb-i mal, taleb-i cah, taleb-i arayiş-i zahir) çağdaş dindarlığı karakterize etti. isteyenler mal istedi, mülk istedi, güç istedi. istenen hep buğdaydı, himmet değil.
Himmetten mahrumiyet keşf u ıttılâ'dan mahrumiyettir. Görmekten. Koklamaktan. Yaklaşmaktan, yakınlaşmaktan.
Eldeki mesnevîler nedense on-onbir asırlık... fütuhatlar da, sunuhatlar da öyle.
Herkes duyduğunu aktarıyor, gören yok.
Hani beni rabbim terbiye etti diyecek yaşlı? Nerede o Hızır'ın elini tuttuğunu söyleyecek genç?
Kadınlar ve erkekler... denizin yarıldığını görenler kim? Kim ikinin ikincisi? Kim o yalnız başına sahile terkedilen?
Baksana hâline ey talib, ne kadar acınacak durumdasın! Kendini koynuna bırakacağın uçurumlardan bile mahrumsun.
Elin kolun bağlı. Bilincin. Belleğin. Başkalarına muhtaçsın, sana kim olduğunu hatırlatacak başkalarına... her halukârda insana...
Senin Hira'n dağın zirvesinde değil ey talib, uçurumun dibinde.
Çarşıda.
Putperestler meclisinde. Kalabalıkların arasında.
Keşf u ıttıla mı istiyorsun, duymakla olmaz bir de göreyim mi diyorsun, önce Cebrail'i çağırmak zorundasın, Hakkın cebrini...
Bu çağa... çağına...
Tenezzül etmeli ki yanına inmeli, mağarana gelmeli. Lâkin önce seni yalnız bulmalı. Yalnız ve kimsesiz ve çaresiz.
Hira'da kalabalıklara yer yok ey talib, mağaranda tek başına kalmalısın!
Unutma, Cebrail'den önce ferdiyetin hakkını vermelisin! Hürriyetin.
(bkz: dücane cündioğlu)
Yaşamın yükünden hiç pay almamışcasına...
Yaşamın yükünden, yani hüzünden...
Ne de yıkılmaz görünürler o haldeyken... güçlü ve dayanıklı... muktedir...
VE mütehakkim...
Asâsına dayanan Süleyman gibi...
Yeryüzünün tüm zenginliklerine mâlikmiş gibi...
Şaşmamalı, hem de demokrasi çağında, bir melikmiş gibi...
Bir kurtçuk...
Evet evet, bir kurtçuk son verir muhteşem süleyman'ın ihtişamına.
Asasını için için kemiren bir kurtçuk... bir güve...
Bir anda yok eder dayanağını, yüzü yüzünü öper yerin...
Kibrinden eser kalmaz. Ne büyüklük, ne de büyüklenmek...
Bütün büyükler 'En Büyük'ün huzurundadır.
Hakkın. Hakikatin.
Herkes kendi hakkını alır. Her ruh kendi hakikatini görür.
Ne ki alır, hakkınca alır; ne ki görür, hakikatince görür.
Çağdaş dindarlık, peygamberinin hayatını ikiye ayırır: 1) Mekke dönemi, 2) Medine dönemi...
ilkinde davet var, mücadele var, karşılığında işkence ve en nihayet hicret var...
ikincisinde öncelikle nizam ve intizam var, çünkü güç ve iktidar var, karşılığındaysa fetih ve nusret var... Zafer yani.
Derken veda var. Vahyin kesilişi, nübüvvet ve risaletin sona erişi var. Göğün susuşu. Meleklerin.
Rahmet kesilince, maide ehli birbirlerine kılıç çekerler. Kur'an'ın talebeleri... Peygamberin arkadaşları...
Savaş iktidar savaşıdır. imamet ve hilafet savaşı.
Yüzyıllar sürer.
Nizam ve intizam yılları...
Bazıları savaşır, bazıları yakarır, bazılarıysa düşünür.
Hep birlikte dünyalar kurarlar, dünyalar yıkarlar. Devletler ve servetler...
Sultanlar... âlimler... ve dervişler...
Ne garip değil mi, rüşeym dönemi unutulur. Hira.
Oysa hakikatin zuhurunda bir de Hira dönemi vardır.
Sevgiliyle ilk karşılaşılan an... ilk rüyet... ilk ses... ilk dehşet...
Uçurumların kenarında şifa arayan bir kalp...
Sermayesi hüzün olan bir adam... bir boşluğun tam da ortasında... öylece... yolunu şaşırmış bir hâlde... kitap nedir, iman nedir bilmeyen bir zekâ...
Elinde ızdırabından başka nesi vardır? Izdırabından, yani kendinden...
Cebriyle tanışır bu yüzden Hakkın!
Seçilir.
Mağarayı terketmesi söylenir kendisine. Hemen inzivadan çıkması istenir.
Halkın aşağılamalarına katlanması gerekir; siyahlara bürünmesi... kara kara ölmesi...
Hakkın cebriyle tanışmanın bedelidir bu! Cebrail'i görmenin...
Ne yapsın, daha ilk adımında uçurumlardan aşağıya bırakmak ister kendisini... yeniden boşluğa... karanlıklara...
Büzüldükçe büzülür... tir tir titrer... üşür...
Meryem gibi, o da "Niçin ben?" der, "Niçin?"
Azrail yükünü alır kulların, Cebrail'se yeni yükler yükler biteviye...
Vilâdet kaçınılmazdır; birinden kelimetullah sadır olur, birinden kelâmullah!
Çağdaş dindarlık ya Mekke'yi örnek aldı, ya da Medine'yi... Hira hep ufkunun dışında kaldı.
Hira... keşf u ıttıla'nın yurdu.
ibn Haldun'un deyişiyle, 'takva' ve 'istikamet' mücahedesiyle yetinildi; müşahede kimsenin kârı olmadı. Duymakla yetinildi yani, görmeyi isteyen pek çıkmadı.
Çağdaş dindarlığın nazarında, Cebrail son vahyi getirmek suretiyle emekli olmuş görünüyor. Şu kadar asırdır âtıl. Bir kenarda. Sanki isa gibi göğe çekilmiş, öylece beklemekte.
Siyaset ve ticaret aracılığıyla güç ve iktidarın hayalini kurmak kolaylaştı. Üç büyük puta kulluk (taleb-i mal, taleb-i cah, taleb-i arayiş-i zahir) çağdaş dindarlığı karakterize etti. isteyenler mal istedi, mülk istedi, güç istedi. istenen hep buğdaydı, himmet değil.
Himmetten mahrumiyet keşf u ıttılâ'dan mahrumiyettir. Görmekten. Koklamaktan. Yaklaşmaktan, yakınlaşmaktan.
Eldeki mesnevîler nedense on-onbir asırlık... fütuhatlar da, sunuhatlar da öyle.
Herkes duyduğunu aktarıyor, gören yok.
Hani beni rabbim terbiye etti diyecek yaşlı? Nerede o Hızır'ın elini tuttuğunu söyleyecek genç?
Kadınlar ve erkekler... denizin yarıldığını görenler kim? Kim ikinin ikincisi? Kim o yalnız başına sahile terkedilen?
Baksana hâline ey talib, ne kadar acınacak durumdasın! Kendini koynuna bırakacağın uçurumlardan bile mahrumsun.
Elin kolun bağlı. Bilincin. Belleğin. Başkalarına muhtaçsın, sana kim olduğunu hatırlatacak başkalarına... her halukârda insana...
Senin Hira'n dağın zirvesinde değil ey talib, uçurumun dibinde.
Çarşıda.
Putperestler meclisinde. Kalabalıkların arasında.
Keşf u ıttıla mı istiyorsun, duymakla olmaz bir de göreyim mi diyorsun, önce Cebrail'i çağırmak zorundasın, Hakkın cebrini...
Bu çağa... çağına...
Tenezzül etmeli ki yanına inmeli, mağarana gelmeli. Lâkin önce seni yalnız bulmalı. Yalnız ve kimsesiz ve çaresiz.
Hira'da kalabalıklara yer yok ey talib, mağaranda tek başına kalmalısın!
Unutma, Cebrail'den önce ferdiyetin hakkını vermelisin! Hürriyetin.
(bkz: dücane cündioğlu)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar