bugün
- akp'ye katılan belediye başkanları8
- yazarların imza parfümleri7
- devlet gücü4
- bir insanı sevmek9
- insan5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı12
- m r e r e c t o4
- mutluluğun fark edilmemesi6
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler7
- atatürk e yahudi diyen oç nin kaynağı2
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- ibadet3
- anlamak3
- 2026 dünya kupası22
- my number one3
- kıskanmak2
- karsan jest2
- duygusal yankı2
- aylık 386 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- oyuncu koltugu2
- kılıçdaroğlu tipi louserlık4
- yazarların saç şekillendirme taktikleri4
- naruto dayi3
- chp'nin belediyeleri kaybedecek olması5
- 25 haziran 2026 venezuela depremi3
- ameliyat olmak8
- haitinin gol atmış olması3
- dil3
- düşün ki o bunu okuyor16
- futbol16
- dünya8
- berhan şimşek2
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi9
- falıma bakmak isteyen var mı24
- velvet13
- sözlük kızlarının vücutları15
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- evde sağlık hizmeti yönetmeliği yürürlükte2
- kuzenin içine boşalmak14
- kolu kıllı kız4
- fazla kilo2
- yılmaz güney12
- gülüm diyen kız10
- pakistan3
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- hindistan3
- guyana4
- egay sucukcu8
- fas6
- kemal kılıçdaroğlu18
moda, insanın kendisine yakışanı giymesidir...
efendim? hayır, bir saniye öncelikle tanımını yapalım; "karşı" olduğu her ne olursa olsun(inanç, düşünce, fikir, eylem, ...) sadece aşağılamaya çalışan, karşı olduğunu eleştirebilecek dirayet ve derinliğe sahip olmayan insan savıdır.
ama psikolojide bunun çok açık bir şekilde yeri var. o da şudur ki "aşağılanan insan, aşağılama eğilimi gösterir." evet durum özetle budur. peki bu tavır-tutum içerisindeki insanlar nasıl aşağılanmıştır da bu hâle gelmiştir?
olay ta babasının erkeklik fabrikasında başlıyor. oradaki en zayıf, en çürük sperm olarak çıkıyor yola mahlukatımız. oradan ana rahmine doğru yol alıyor ağır ağır... çürüklüğüyle, "kalitesizliği" ile aşağılanıyor daha dünyaya gelmeden. rahime giden uzun ve çetrefilli yolda "yanlış" bir cinsel birleşimin(malum cinsellikten bahsetmek dahi katiyen yasak ve külliyen ayıptır kimilerimiz için) sonucunda gene "yanlış" bir döllemeye sebep oluyor mahlukatımız ve tâ en başından, tepeden-tırnağa "yanlış insan" olarak geliyor dünyaya... sonra cinsiyetine, aile içindeki yaş sırasına, kendisine dayatılanlara boyun eğmesine göre "alaya alınma" durumu devam ediyor. sürekli küçük düşen, en yakınlarıyla dahi bu şekilde iletişim kuran bir insan da birileriyle(ve bilhassa karşı olduğuna inandığı birileri ile) konuşacak, onları eleştirecek olduğunda kendisinin en çok maruz kaldığı yöntemi yol belliyor.
moda, insanın kendisine yakışanı giymesidir hâla...
ve ben artık fazlasıyla yakıştırıyorum bu "ciddiyetten uzak" tavrı belli bir cenaha. her işine gelmeyen için "bok atma" çabasına karşın her işine gelenin götünü yalama eğilimini fazlaca yakıştırıyorum.
hayır, kimseye küfür etmiyor ve "hakaret" sayılabilecek tek kelime etmiyorum bu götünün tek tarafıyla sonsuz bir duyarlılık sahibi olanlara. kemalizm hastalık mı? "kişisine göre değişir" derim kendi payıma ama karşısındakini "küçümseme çabası" kati surette ve psikoloji biliminin ilgi alanına girecek kadar ciddi bir hastalıktır. ve bir başka hastalık da yıkılışının, kendi kendisini "resmen" yok edişinin üzerinden asır geçmiş bir kavramı bugün dahi hayattaymış gibi yaşatmak çabasıdır. hastalık mı? arabistan ve o iklimin "kendine has"(özellikle rahatlık anlamında) kıyafetlerini "sünetullah" diyerek istanbul'un yağışlı havalarında dahi kuşanmaktır. pilavı el ile yemektir lan hastalık, ötesi yok... "günah" diyerek çatal-kaşık kullanmamaktır.
moda, insanın kendisine yakışanı giymesidir ilelebet. hayır, pierre cardin markalı türbanlarınız sizde kalsınlar. ne yalan söyleyeyim, fazlasıyla yakışıyorlar...
efendim? hayır, bir saniye öncelikle tanımını yapalım; "karşı" olduğu her ne olursa olsun(inanç, düşünce, fikir, eylem, ...) sadece aşağılamaya çalışan, karşı olduğunu eleştirebilecek dirayet ve derinliğe sahip olmayan insan savıdır.
ama psikolojide bunun çok açık bir şekilde yeri var. o da şudur ki "aşağılanan insan, aşağılama eğilimi gösterir." evet durum özetle budur. peki bu tavır-tutum içerisindeki insanlar nasıl aşağılanmıştır da bu hâle gelmiştir?
olay ta babasının erkeklik fabrikasında başlıyor. oradaki en zayıf, en çürük sperm olarak çıkıyor yola mahlukatımız. oradan ana rahmine doğru yol alıyor ağır ağır... çürüklüğüyle, "kalitesizliği" ile aşağılanıyor daha dünyaya gelmeden. rahime giden uzun ve çetrefilli yolda "yanlış" bir cinsel birleşimin(malum cinsellikten bahsetmek dahi katiyen yasak ve külliyen ayıptır kimilerimiz için) sonucunda gene "yanlış" bir döllemeye sebep oluyor mahlukatımız ve tâ en başından, tepeden-tırnağa "yanlış insan" olarak geliyor dünyaya... sonra cinsiyetine, aile içindeki yaş sırasına, kendisine dayatılanlara boyun eğmesine göre "alaya alınma" durumu devam ediyor. sürekli küçük düşen, en yakınlarıyla dahi bu şekilde iletişim kuran bir insan da birileriyle(ve bilhassa karşı olduğuna inandığı birileri ile) konuşacak, onları eleştirecek olduğunda kendisinin en çok maruz kaldığı yöntemi yol belliyor.
moda, insanın kendisine yakışanı giymesidir hâla...
ve ben artık fazlasıyla yakıştırıyorum bu "ciddiyetten uzak" tavrı belli bir cenaha. her işine gelmeyen için "bok atma" çabasına karşın her işine gelenin götünü yalama eğilimini fazlaca yakıştırıyorum.
hayır, kimseye küfür etmiyor ve "hakaret" sayılabilecek tek kelime etmiyorum bu götünün tek tarafıyla sonsuz bir duyarlılık sahibi olanlara. kemalizm hastalık mı? "kişisine göre değişir" derim kendi payıma ama karşısındakini "küçümseme çabası" kati surette ve psikoloji biliminin ilgi alanına girecek kadar ciddi bir hastalıktır. ve bir başka hastalık da yıkılışının, kendi kendisini "resmen" yok edişinin üzerinden asır geçmiş bir kavramı bugün dahi hayattaymış gibi yaşatmak çabasıdır. hastalık mı? arabistan ve o iklimin "kendine has"(özellikle rahatlık anlamında) kıyafetlerini "sünetullah" diyerek istanbul'un yağışlı havalarında dahi kuşanmaktır. pilavı el ile yemektir lan hastalık, ötesi yok... "günah" diyerek çatal-kaşık kullanmamaktır.
moda, insanın kendisine yakışanı giymesidir ilelebet. hayır, pierre cardin markalı türbanlarınız sizde kalsınlar. ne yalan söyleyeyim, fazlasıyla yakışıyorlar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar