bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- arkadaşlar ne yesek9
- filistin37
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan5
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- redbull5
- fon kurdum para yatırır mısınız8
- seksten önce dua etmek10
- adana lezzet festivali5
- israil'i allah cezalandıracak9
- sözlük kızlarının tantunici7
- antipanik'e bir şey söyle22
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- silvermist'e iki şey söyle20
- güzelsen koy resmini görelim6
- timothy olyphant2
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- tarhana çorbası12
- kalpteki boşluk hissi4
- hayat yaşamaya değer mi5
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- 10 ekim 2026 samsunspor trabzonspor maçı6
- özelden şeftalisini atan yazar14
- allah beni izmir'e dönmeye mecbur bırakmasın3
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- sapık şarkı sözleri10
- izmir tulum4
- ayağı kesip camdan dışarı atmak3
- sözlük kızlarının kombinleri15
- gocu'yu özlemek4
- porno entelektüelliği8
- sözlük kızalarının takosu5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- alttaki yazara bir şey söyle24
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- nöbetteyim sözlük3
- yakışıklı olgun erkekler6
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- ucan tekme atan hipopotam47
- izmir8
- uludağ sözlük yazarlarının kalpleri3
FUTBOLA BAKIŞ AÇIMIZI DEĞiŞTiRMiŞ OLAN KULÜPTÜR.
ben futbol hakkında çok konuşmam. yazmam da. o efsanevi 5-6 senelik galatasaray başarılarıyla dolu yıllardan sonra da futboldan çok keyif almadım. benim esas gönül verdiğim spor basketboldur. ancak barcelona yıllardır yavaş yavaş benim algılarımın tekrar futbola açılmasını sağladı. 10 senedir bu takımın maçlarını takip etmekten kendimi alamıyorum. kaldı ki galatasaray'ı bile o kadar takip etmek içimden gelmiyor yıllardır.
canım frank rijkaard ile başlayan dönemden itibaren yavaş yavaş, üstüne kata kata, sabrede sabrede barcelona'nın nasıl bir şekle büründüğünü deneyimleme şansım oldu ilgilenen hepiniz gibi. xavi nin nasıl kendini geliştirdiğini, iniesta nın ona nasıl muhteşem bir partner olarak ortaya çıktığını, messi gibi bir mucizenin nasıl filizlenerek bu kusursuzlaşma sürecine harika bir parça olduğunu, pique nin, dani alves in, puyol un, ve diğerlerinin bile bu puzzle içerisinde nasıl kendilerini ve geribildirim olarak tekrar takımı geliştirdiklerine gün be gün şahit oldum.
ama bir iki maç hariç hiç şaşırmadım emin olun. beni şaşırtan ender maçlardan biri de 29 kasım 2010 fc barcelona real madrid maçı idi tabi. aslında onda bile öyle aşırı bi şaşkınlık yaşamadım ki bence o maçta tanık olduğumuz şey, bu sürecin farkında olarak yıllardır takip edip, bu fırtınanın nerelere gelebileceği konusunda hazırlıklı olanlar dışında gerçekten çok şaşırtıcıydı.
kimisi çıkacak şimdi "ulan altı üstü futbol bu. şunun için takındığın tavra, entelektüelleştirme çabana yazık" minvalinden eleştirecek belki beni. ama umrumda değil. çok daha entelektüel konularda bile içimden bu kadar yazmak gelmiyor çoğu zaman. zira burada beni yazmaya iten şey nasıl harika bir top oynandığı değil. bunun altında yatan motivasyon, disiplin, yardımlaşma, yetenek... bana hiçbir kuvvet atıyorum galatasaray'ın fenerbahçeyi eze eze 8-0 10-0 yendiği bir maç sonrası bu kadar derin şeyler yazdıramaz. çünkü bilirim ki geçicidir, anlıktır. 2 sene sonra sığ beyinler gelir kuşa çevirir benim takımımın ruhunu, bütçesini, motivasyonunu. ve 2 sene sonra ben gider bi ukrayna takımının karşısında rezilleri oynarım. burada beni çeken şey işte bu istikrar.
barcelona takımındaki oyuncuların çoğu altyapıdan yetişti. barcelona 15 yıl önce de inanılmaz bütçelere sahip bir kulüptü. iseseler bastırıp parayı vieri 'yi kluivert 'i , nedved i alamazlar mıydı? şov yapamazlar mıydı nou camp ta bu transferlerle? ha yapmadılar mı? zaman zaman yaptılar ama temel hedef altyapı idi ve arkasında durdular. sabrettiler, belki gece gündüz analizler yaptılar, bıkmadılar ve messiler, xaviler, iniestalar, piqueler ..v.s böyle yetişti işte. inandılar bu adamlara.. hepsi 17-18 yaşında nou camp'a ayak bastı bu adamların hepsi! ve 2 maç kötü oynadılar diye PAF takıma yollanmadılar tekrar. medya bunların ispanya için nasıl değerler olduğunu, nasıl bir gelecek vadettiğini gördü. bizdeki ağzından salya saçan eleştirmenler gibi değildi zira onlarınkiler.
ne çok uzattım. ama şunu anlatadan kapatmayacağım konuyu... öğle tatilinde barcelona'dan konuşuyorduk bi arkadaşımla. ikimiz de gülerek anlatıyorduk anlattıklarımızı. zevkle... ve o arkadaşım şöyle söyledi:
- abi cidden ölmeden önce, kaç yaşımda olursam olayım gidip nou camp'ta bu takımı izlemek istiyorum. ve yapacağım da.
ben gerçekten kalpten "ben de!" dedim.
ve ben hayatımda sadece 2 futbol maçına gittim. ve bana bunu dedirttiler bu adamlar. ben enizde bir su tanesiyim. benim gibi düşünen dünyada milyonlarca insan var. ve gidiyorlar nou camp'a! basıp parayı izliyorlar bu takımı. fc barcelona kazanıyor, bascelona şehri kazanıyor, ispanyol kültürü ve ispanya ekonomisi kazanıyor. sırf nou camp'ın boş halini görmek için insanlar sıra bekleyip para veriyor arkadaşlar! buradan bile inanılmaz paralar kazanıyorlar. düşünün ki bu başarılardan ötürü, bu anlayıştan ötürü bir stad turistik bir cazibe merkezi haline geliyor. bizde aspendos'a bile giden yok. dünyanın zirvesindeki bir kulübümüz küme düşmemeye oynuyor ve yıllardır, çocukluğumdan beri aynı yalan, aynı terane tekrar tekrar bize utanmadan söyleniyor:
"Ajax'ın, FC Barcelona'Nın altyapı modelini örnek aldık, harika şeyler olacak"
hayır olmayacak!
ben futbol hakkında çok konuşmam. yazmam da. o efsanevi 5-6 senelik galatasaray başarılarıyla dolu yıllardan sonra da futboldan çok keyif almadım. benim esas gönül verdiğim spor basketboldur. ancak barcelona yıllardır yavaş yavaş benim algılarımın tekrar futbola açılmasını sağladı. 10 senedir bu takımın maçlarını takip etmekten kendimi alamıyorum. kaldı ki galatasaray'ı bile o kadar takip etmek içimden gelmiyor yıllardır.
canım frank rijkaard ile başlayan dönemden itibaren yavaş yavaş, üstüne kata kata, sabrede sabrede barcelona'nın nasıl bir şekle büründüğünü deneyimleme şansım oldu ilgilenen hepiniz gibi. xavi nin nasıl kendini geliştirdiğini, iniesta nın ona nasıl muhteşem bir partner olarak ortaya çıktığını, messi gibi bir mucizenin nasıl filizlenerek bu kusursuzlaşma sürecine harika bir parça olduğunu, pique nin, dani alves in, puyol un, ve diğerlerinin bile bu puzzle içerisinde nasıl kendilerini ve geribildirim olarak tekrar takımı geliştirdiklerine gün be gün şahit oldum.
ama bir iki maç hariç hiç şaşırmadım emin olun. beni şaşırtan ender maçlardan biri de 29 kasım 2010 fc barcelona real madrid maçı idi tabi. aslında onda bile öyle aşırı bi şaşkınlık yaşamadım ki bence o maçta tanık olduğumuz şey, bu sürecin farkında olarak yıllardır takip edip, bu fırtınanın nerelere gelebileceği konusunda hazırlıklı olanlar dışında gerçekten çok şaşırtıcıydı.
kimisi çıkacak şimdi "ulan altı üstü futbol bu. şunun için takındığın tavra, entelektüelleştirme çabana yazık" minvalinden eleştirecek belki beni. ama umrumda değil. çok daha entelektüel konularda bile içimden bu kadar yazmak gelmiyor çoğu zaman. zira burada beni yazmaya iten şey nasıl harika bir top oynandığı değil. bunun altında yatan motivasyon, disiplin, yardımlaşma, yetenek... bana hiçbir kuvvet atıyorum galatasaray'ın fenerbahçeyi eze eze 8-0 10-0 yendiği bir maç sonrası bu kadar derin şeyler yazdıramaz. çünkü bilirim ki geçicidir, anlıktır. 2 sene sonra sığ beyinler gelir kuşa çevirir benim takımımın ruhunu, bütçesini, motivasyonunu. ve 2 sene sonra ben gider bi ukrayna takımının karşısında rezilleri oynarım. burada beni çeken şey işte bu istikrar.
barcelona takımındaki oyuncuların çoğu altyapıdan yetişti. barcelona 15 yıl önce de inanılmaz bütçelere sahip bir kulüptü. iseseler bastırıp parayı vieri 'yi kluivert 'i , nedved i alamazlar mıydı? şov yapamazlar mıydı nou camp ta bu transferlerle? ha yapmadılar mı? zaman zaman yaptılar ama temel hedef altyapı idi ve arkasında durdular. sabrettiler, belki gece gündüz analizler yaptılar, bıkmadılar ve messiler, xaviler, iniestalar, piqueler ..v.s böyle yetişti işte. inandılar bu adamlara.. hepsi 17-18 yaşında nou camp'a ayak bastı bu adamların hepsi! ve 2 maç kötü oynadılar diye PAF takıma yollanmadılar tekrar. medya bunların ispanya için nasıl değerler olduğunu, nasıl bir gelecek vadettiğini gördü. bizdeki ağzından salya saçan eleştirmenler gibi değildi zira onlarınkiler.
ne çok uzattım. ama şunu anlatadan kapatmayacağım konuyu... öğle tatilinde barcelona'dan konuşuyorduk bi arkadaşımla. ikimiz de gülerek anlatıyorduk anlattıklarımızı. zevkle... ve o arkadaşım şöyle söyledi:
- abi cidden ölmeden önce, kaç yaşımda olursam olayım gidip nou camp'ta bu takımı izlemek istiyorum. ve yapacağım da.
ben gerçekten kalpten "ben de!" dedim.
ve ben hayatımda sadece 2 futbol maçına gittim. ve bana bunu dedirttiler bu adamlar. ben enizde bir su tanesiyim. benim gibi düşünen dünyada milyonlarca insan var. ve gidiyorlar nou camp'a! basıp parayı izliyorlar bu takımı. fc barcelona kazanıyor, bascelona şehri kazanıyor, ispanyol kültürü ve ispanya ekonomisi kazanıyor. sırf nou camp'ın boş halini görmek için insanlar sıra bekleyip para veriyor arkadaşlar! buradan bile inanılmaz paralar kazanıyorlar. düşünün ki bu başarılardan ötürü, bu anlayıştan ötürü bir stad turistik bir cazibe merkezi haline geliyor. bizde aspendos'a bile giden yok. dünyanın zirvesindeki bir kulübümüz küme düşmemeye oynuyor ve yıllardır, çocukluğumdan beri aynı yalan, aynı terane tekrar tekrar bize utanmadan söyleniyor:
"Ajax'ın, FC Barcelona'Nın altyapı modelini örnek aldık, harika şeyler olacak"
hayır olmayacak!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar