bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi35
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita13
- ellerim bos gonlum hos8
- izmir'in akp'ye geçmesi17
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- ispanya'nin terör bitirme formülü17
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor4
- ara sıra kadın gibi hissetmek4
- tel avive atom bombası atmak6
- ayrı mutfakların insanları9
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak6
- sabahın köründe işe giden ezik9
- gece gece bağırsakla ip atlayan salatalık görmek5
- recep tayyip erdoğan31
- sözlük yazarlarının inanılmaz kombinleri3
- sözlükteki aktroller8
- koç burcu insanları2
- vişneli sarma8
- candan erçetin'in kıymeti bilinmemiş saçma şarkısı3
- ay diyen erkek5
- havada uçak düşürmeye çalışan arap pilot3
- kasap köfte2
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı6
- birini unutmak6
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- fatma betül sayan kaya66
- 1 90 esmer kaslı erkek5
- 190 boyunda kaslı ve zengin kadın4
- parmağıma iğne batması4
- sözlüğün vahşi kelebeği4
- yandaş açlığı2
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- istanbul sokaklarında renkli ışıklandırmalar olsun3
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de4
- birbirine iyi gelmek6
- trump'ın iran açıklaması10
- kuran da namazın olmaması3
- napolyon vs atatürk7
- cin tarafından özel numaradan aranmak5
- sarma8
- israil ulusal güvenlik uzmanı uyardı3
- teşkilattan bir kezo bulup piyasadan çekilmek2
- tayyip istifa2
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- göz kanlanması11
- kabak tatlısı2
--spoiler--
okulda ilk öğrendiğim gerçeklerden biri de babamın sonra peder oldu beni yanlışlıkla mektep yerine okula gönderdiği oldu. önümüze alfabe adında anlaşılmaz bir kitap koydular. babam, ona da elifba dedi. okulla babamı uzlaştırmaya imkan yoktu.
bu garip kitapta, bizim kılığımıza pek benzemeyen bir biçimde giydirilmiş çocuklar, boyuna birbirlerine top atıyorlardı. hangi mahallede oturduklarını bilemediğim bu çocuklar, kumbaralarında bizim evde böyle bir kutu yoktu- para biriktiriyorlar; babaları da ahmet ağabey kadar genç ver bıyıksız adamlardı bunlar onlara, çatana denen kayıklar alıyordu. bir de vatan denen bir şey vardı ki çok iyi korunması gerekiyordu. bizler her sabah hep bir ağızdan onu özümüzden çok sevdiğimizi, ant denilen bir şey içerek haykırıyorduk. bir de bazı çatık kaşlı adam resimleri vardı ki, babam onlara, gazetedeki amcalara yaptığım gibi, sakal bıyık takmamı şiddetle yasak etmişti. kocaman bir dünyanın içinde oysa sınıfta duran mücessem küre çok küçük kalıyordu asıl dünyanın yanında şaşkınlıkla ne düşüneceğimi bilemiyordum ve öğretmen gelince arkadaşlarla birlikte kıvanç duyduğumu söylüyordum bağırarak. bununla birlikte, birkaç gün içinde, bu işlerin pek anlaşılamayacağını, yalnız bir kısmının ezberlenip kara bir tahtanın yanında tekrar edileceğini, böylece, öğretmen denilen teyzevari yaratıkla başımın belaya girmekten kurtulacağını sezmiştim. sonunda, sınıfın kabadayılarıyla itişmek için gereken iç huzuruna kavuştum. zayıflardan kendime iki dalkavuk seçtim ve sınıfı mahalleye çevirdim kısa zamanda. hemen 1-a birinci takımını kurduk ve 1-c ile bir maç yaptık. içine sığmakta güçlük çektiğim okul sıralarında büyüklerimi saymak-küçüklerimi sevmek sözünü ters söylediğim için öğretmenin çektiği kulağımın acısını akşamki maçı düşünerek hafifletmeğe çalışırdım. büyüyünce öğretmenliği nasıl yasak edeceğimin hayali ile yaşarken bir yandan da durmadan tekrarladım: öğretmenimi yurdumu sevmek, budunumu bu budun kelimesi bana kasapta çengele asılı etleri hatırlatırdı korumak, saymak, üstün tutmak, doğruyum, yasam, onlardan, herkesten intikam almaktır, olmaktır, çalışkanım, armağan olsun.
--spoiler--
tutunamayanlar, s 74-75
okulda ilk öğrendiğim gerçeklerden biri de babamın sonra peder oldu beni yanlışlıkla mektep yerine okula gönderdiği oldu. önümüze alfabe adında anlaşılmaz bir kitap koydular. babam, ona da elifba dedi. okulla babamı uzlaştırmaya imkan yoktu.
bu garip kitapta, bizim kılığımıza pek benzemeyen bir biçimde giydirilmiş çocuklar, boyuna birbirlerine top atıyorlardı. hangi mahallede oturduklarını bilemediğim bu çocuklar, kumbaralarında bizim evde böyle bir kutu yoktu- para biriktiriyorlar; babaları da ahmet ağabey kadar genç ver bıyıksız adamlardı bunlar onlara, çatana denen kayıklar alıyordu. bir de vatan denen bir şey vardı ki çok iyi korunması gerekiyordu. bizler her sabah hep bir ağızdan onu özümüzden çok sevdiğimizi, ant denilen bir şey içerek haykırıyorduk. bir de bazı çatık kaşlı adam resimleri vardı ki, babam onlara, gazetedeki amcalara yaptığım gibi, sakal bıyık takmamı şiddetle yasak etmişti. kocaman bir dünyanın içinde oysa sınıfta duran mücessem küre çok küçük kalıyordu asıl dünyanın yanında şaşkınlıkla ne düşüneceğimi bilemiyordum ve öğretmen gelince arkadaşlarla birlikte kıvanç duyduğumu söylüyordum bağırarak. bununla birlikte, birkaç gün içinde, bu işlerin pek anlaşılamayacağını, yalnız bir kısmının ezberlenip kara bir tahtanın yanında tekrar edileceğini, böylece, öğretmen denilen teyzevari yaratıkla başımın belaya girmekten kurtulacağını sezmiştim. sonunda, sınıfın kabadayılarıyla itişmek için gereken iç huzuruna kavuştum. zayıflardan kendime iki dalkavuk seçtim ve sınıfı mahalleye çevirdim kısa zamanda. hemen 1-a birinci takımını kurduk ve 1-c ile bir maç yaptık. içine sığmakta güçlük çektiğim okul sıralarında büyüklerimi saymak-küçüklerimi sevmek sözünü ters söylediğim için öğretmenin çektiği kulağımın acısını akşamki maçı düşünerek hafifletmeğe çalışırdım. büyüyünce öğretmenliği nasıl yasak edeceğimin hayali ile yaşarken bir yandan da durmadan tekrarladım: öğretmenimi yurdumu sevmek, budunumu bu budun kelimesi bana kasapta çengele asılı etleri hatırlatırdı korumak, saymak, üstün tutmak, doğruyum, yasam, onlardan, herkesten intikam almaktır, olmaktır, çalışkanım, armağan olsun.
--spoiler--
tutunamayanlar, s 74-75
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar