bugün
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız4
- haşlanmış yumurta9
- ismail kartal30
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları3
- karınızı kucağınızda taşır mısınız15
- hah şöyle yola gelin3
- islamda kadın5
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- şu an dinlenen şarkı2
- çok eşlilik olsaydı2
- isa aras mersinli2
- 11 eylül saldırılarından çıkarılan dersler3
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- aşk6
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- platon un mağara alegorisi10
- akepeli olmak karakter meselesidir2
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- lastik değiştirmeyi bilmeyen erkek3
- 2000 yılında dünya nasıl olacak3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- yazarların beğendiği kadın tipleri7
- güne iyi başlamak3
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız12
- ey insan9
- sabah alarmını ertelemenin felsefi anlamı2
- ilk türettigim sözcük2
- ona bir şey söyle5
- zeynep mestan2
- fenerbahçe19
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- tulumba tatlısı6
- sessiz konusan insan2
- kiraz cicegi kolonyasi28
- anın görüntüsü28
- karanlıkta bi şey var hissi9
- sözlük sapıkları12
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- günün sözü6
- openai'ın yapay zekasının kontrolden çıkması3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- dünya iyi midir9
- flört11
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
sevdiği entry'ler
işte bu ellerimle yalnızım işte bu inanmazsan bak
bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla
sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun
uzakta mısın sen misin söylemiyorsun
bakışın mı eksik dudakların mı anlamıyorum
o adamlar geliyor aklıma karanlık iri yarı
o gemiler ipleri yelkenleri dümenleri dökük
unuttuğum kırlangıç kuşları kırık bardaklar
bir ahşap evde taşlıkta yaz günleri bilmesem
bir testiden soğuk soğuk sular sızdığını bilmesem
güç dayanırım
bu durum tek başıma beni suçlandırıyor
işte gör sabah akşam başucumdayım
bakın bu ikide birde bozulan güneş
bu durup dururken sokan yılan
bu kırık bardaklar çöplüklerde
aşkın şiirin ölümün en kolayına gitmek
caddeleri sevmediğim kadınlarda yitirdiğim
biliyorum sebebini bir bir biliyorum
öyle kolay kendisi söylemesi kurtulması öyle kolay
kolaylığından sıkılıyorum
kurtulmak elimden gelmiyor.
turgut uyar
(bkz: eski kırık bardaklar)
bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla
sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun
uzakta mısın sen misin söylemiyorsun
bakışın mı eksik dudakların mı anlamıyorum
o adamlar geliyor aklıma karanlık iri yarı
o gemiler ipleri yelkenleri dümenleri dökük
unuttuğum kırlangıç kuşları kırık bardaklar
bir ahşap evde taşlıkta yaz günleri bilmesem
bir testiden soğuk soğuk sular sızdığını bilmesem
güç dayanırım
bu durum tek başıma beni suçlandırıyor
işte gör sabah akşam başucumdayım
bakın bu ikide birde bozulan güneş
bu durup dururken sokan yılan
bu kırık bardaklar çöplüklerde
aşkın şiirin ölümün en kolayına gitmek
caddeleri sevmediğim kadınlarda yitirdiğim
biliyorum sebebini bir bir biliyorum
öyle kolay kendisi söylemesi kurtulması öyle kolay
kolaylığından sıkılıyorum
kurtulmak elimden gelmiyor.
turgut uyar
(bkz: eski kırık bardaklar)
sevginin ve mutluluğun gelmiş geçmiş en hüzünlü tarifleri için erich fromm okumak olabilir.
“Öç alma dürtüsü bir topluluğun ya da bireyin güçlülüğü ve yaratıcılığıyla ters orantılıdır. Güçsüzlerin, sakatların, zarar görerek yıkılmışlarsa, kendilerine saygılarını onarmak için başvurabilecekleri bir tek yol vardır: Lex talionis'e, "göze göz dişe diş" kuralına göre öç almak. Öte yandan yaratıcı biçimde yaşayan bir insan hiç de böyle bir gereksinme duymaz. Aşağılanmış, incinmiş olsa bile üretici yaşama süreci ona geçmişte gördüğü zararları unutturur. Üretme yeteneği, öç alma isteğine ağır basar. Bu çözümlemenin doğruluğu birey ve toplum çapındaki deneysel verilerle kolayca kanıtlanabilir. Ruh çözümleme belgeleri öç alma duygusuna karşı olgun ve üretici bir insanın bağımsız ve dolu yaşayamayan, tüm varlığını öç alma isteğine bağlayan nevrozlu kişiden daha az eğilimi olduğunu gösterir. Ağır ruh hastalıklarında öç alma duygusu yaşamın en yüce amacı olur; çünkü öç alma duygusu olmayınca yalnızca insanın kendine saygısı değil, benlik ve özdeşlik duygusu da yıkılmaya yüz tutar. Benzer biçimde (ekonomik, kültürel ya da duygusal açıdan) en geri topluluklarda öç alma duygusunun (örneğin geçmişteki ulusal bir yenilginin öcünü alma isteğinin) çok güçlü olduğunu görebiliriz. Bu yüzden sanayileşmiş ulusların en çok ezilen alt-orta sınıfları, ırksal ve ulusal duyguların odaklandığı, sınıflar oldukları gibi, öç alma duygularının da toplandığı sınıflardır.
Büyük ölçüde aldatılmış ve düş kırıklığına uğramış bir kişi yaşamdan nefret de edebilir, inanacak hiç kimse, hiçbir şey yoksa kişinin iyiliğe ve adalete olan inancı aptalca bir yanılsamadan başka bir şey değilse, yaşamı Tanrı değil de Şeytan yönetiyorsa o zaman yaşam gerçekten nefret edilecek bir şeydir; insan artık düş kırıklığının getirdiği acıya katlanamaz. Yaşamın kötülük dolu, insanların kötü, kendisinin de kötü olduğunu kanıtlamak ister. Yaşama inanan, yaşamı seven ama düş kırıklığına uğramış olan kişi böylece sinik, yıkıcı birisi olup çıkar. Yıkıcılık umutsuzluktan doğmuştur; yaşamda karşılaşılan umut kırıklığı yaşamdan nefrete yol açmıştır...''
sevginin ve şiddetin kaynağı
“Öç alma dürtüsü bir topluluğun ya da bireyin güçlülüğü ve yaratıcılığıyla ters orantılıdır. Güçsüzlerin, sakatların, zarar görerek yıkılmışlarsa, kendilerine saygılarını onarmak için başvurabilecekleri bir tek yol vardır: Lex talionis'e, "göze göz dişe diş" kuralına göre öç almak. Öte yandan yaratıcı biçimde yaşayan bir insan hiç de böyle bir gereksinme duymaz. Aşağılanmış, incinmiş olsa bile üretici yaşama süreci ona geçmişte gördüğü zararları unutturur. Üretme yeteneği, öç alma isteğine ağır basar. Bu çözümlemenin doğruluğu birey ve toplum çapındaki deneysel verilerle kolayca kanıtlanabilir. Ruh çözümleme belgeleri öç alma duygusuna karşı olgun ve üretici bir insanın bağımsız ve dolu yaşayamayan, tüm varlığını öç alma isteğine bağlayan nevrozlu kişiden daha az eğilimi olduğunu gösterir. Ağır ruh hastalıklarında öç alma duygusu yaşamın en yüce amacı olur; çünkü öç alma duygusu olmayınca yalnızca insanın kendine saygısı değil, benlik ve özdeşlik duygusu da yıkılmaya yüz tutar. Benzer biçimde (ekonomik, kültürel ya da duygusal açıdan) en geri topluluklarda öç alma duygusunun (örneğin geçmişteki ulusal bir yenilginin öcünü alma isteğinin) çok güçlü olduğunu görebiliriz. Bu yüzden sanayileşmiş ulusların en çok ezilen alt-orta sınıfları, ırksal ve ulusal duyguların odaklandığı, sınıflar oldukları gibi, öç alma duygularının da toplandığı sınıflardır.
Büyük ölçüde aldatılmış ve düş kırıklığına uğramış bir kişi yaşamdan nefret de edebilir, inanacak hiç kimse, hiçbir şey yoksa kişinin iyiliğe ve adalete olan inancı aptalca bir yanılsamadan başka bir şey değilse, yaşamı Tanrı değil de Şeytan yönetiyorsa o zaman yaşam gerçekten nefret edilecek bir şeydir; insan artık düş kırıklığının getirdiği acıya katlanamaz. Yaşamın kötülük dolu, insanların kötü, kendisinin de kötü olduğunu kanıtlamak ister. Yaşama inanan, yaşamı seven ama düş kırıklığına uğramış olan kişi böylece sinik, yıkıcı birisi olup çıkar. Yıkıcılık umutsuzluktan doğmuştur; yaşamda karşılaşılan umut kırıklığı yaşamdan nefrete yol açmıştır...''
sevginin ve şiddetin kaynağı
işte bu kesinlikle evde öğrenilen bir kavram.
Çocuklarınıza sadece size değil kimseye yalan söylememesi gerektiğini, sadece kendisiyle alakalı olana değil ötekine de merhamet göstermeyi öğretin.
Çocuk, bir tutum veya davranışı yasak veya günah olduğu için değil, kendisine, kimliğine yakıştıramadığı için reddedebilmeli evvela. Bir ahlaki öğreti anne ve babadan görerek ve onaylanarak Bu şekilde içselleştirebilir ancak.
Çünkü Bir insanda Ahlak kavramı, bir Benlik saygısı varsa gelişebilir ancak.
Çocuklarınıza sadece size değil kimseye yalan söylememesi gerektiğini, sadece kendisiyle alakalı olana değil ötekine de merhamet göstermeyi öğretin.
Çocuk, bir tutum veya davranışı yasak veya günah olduğu için değil, kendisine, kimliğine yakıştıramadığı için reddedebilmeli evvela. Bir ahlaki öğreti anne ve babadan görerek ve onaylanarak Bu şekilde içselleştirebilir ancak.
Çünkü Bir insanda Ahlak kavramı, bir Benlik saygısı varsa gelişebilir ancak.
''bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek, çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.''
sesler, ursula k. le guin
sesler, ursula k. le guin
sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşursan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
iyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme...
(bkz: anladın mı)
neyzen tevfik
Tutuşursan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
iyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme...
(bkz: anladın mı)
neyzen tevfik
tosun paşa filmindeki tosun paşa gerçektir. kardeşi ibrahim paşa ile birlikte kavalalı mehmet ali paşa'nın oğludur. kavalalı mehmet ali paşa ise osmanlı devleti''nin osmanlı'dan daha güçlü bir orduya ve ekonomiye sahip mısır valisidir. hatta ii. mahmut döneminde ordusuyla birlikte, tahtı ele geçirmek üzere kütahya'ya kadar gelmiştir. bunu duyan ii. mahmut kalp krizi geçirmiştir.
(bkz: mısır sorunu)
(bkz: mısır sorunu)
Rainer Maria Rilke'nin “Sessiz olmayı öğrendiğimden beri, her şey bana çok daha yaklaştı” dediği yerdeyim...
(bkz: asıl sorunun devlet-vatandaş ilişkilerinin değişmesi gerektiği)
Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyet'i her anlamda birbirinden farklı iki devlettir ve fakat bizdeki tarihi, geleneksel "devlet" imgesi zerrece değişmemiştir. En cahilimizden, en entelektüelimize...
Devlet vatandaşı için vardır, vatandaş devleti için değil.
(bkz: toplum sözleşmesi)
Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyet'i her anlamda birbirinden farklı iki devlettir ve fakat bizdeki tarihi, geleneksel "devlet" imgesi zerrece değişmemiştir. En cahilimizden, en entelektüelimize...
Devlet vatandaşı için vardır, vatandaş devleti için değil.
(bkz: toplum sözleşmesi)
Vaktiyle Kimselerin beğenmediği, havalı olmayan üniversitelerde ve fakültelerde okuduktan sonra ortalama 2-3 yıl kpss'ye hazırlanıp, yine kimselerin beğenmediği ve haritada yerlerini dahi bilmediği şehirlerde göreve başlamaları. Yine Sonra tüm bu görev süresi boyunca, tek eğlencesi bu tarz sözlükler olan sanal platformlarda tüm bu "tembel öğretmen" klişelerine rağmen hem öğrencilerini hem de kendilerini, dünyanın yaşanılabilir ve güzel bir yer olduğu hayallerine inandırmaya çalışmaları.
işin enteresan tarafı ise; her gün kendileriyle 7 saat derse giren öğrencilerin, bu "tembel öğretmen"lerin kendilerini sürekli çok çalıştırdığından şikayetçi olmaları.
işin enteresan tarafı ise; her gün kendileriyle 7 saat derse giren öğrencilerin, bu "tembel öğretmen"lerin kendilerini sürekli çok çalıştırdığından şikayetçi olmaları.
Kendisini antisemitizme kadar "alman bir entelektüel" olarak, o zamandan sonra ise bir yahudi olarak tanımlayan freud'un; bir röportajında ölüme dair enteresan düşünceleri;
"Ölüm biyolojik bir zorunluluk olmayabilir, belki de ölmek istediğimiz için ölüyoruz.
içimizde aynı kişiye karşı hem sevgi hem de nefretin bulunması gibi bütün yaşam da; kendini sürdürme arzusunu kendini yok etme arzusu ile birleştirir. Gerilmiş bir lastik parçasının ilk biçimine dönme arzusunda olması gibi, bütün canlı madde de bilinçli ya da bilinçsiz olarak, inorganik maddenin tam ve mutlak ataletine dönmeyi özler. Ölüm arzusu ile yaşam arzusu içimizde yanyana bulunur.
Ölüm sevginin ortağıdır, dünyayı birlikte yönetirler.
Biyolojik olarak her yaşayan varlık, içinde ne kadar şiddetli yaşam ateşi yanarsa yansın, "nirvana"yı özler, yaşam denen hummanın sona ermesini, "ibrahim'in bağrı"nı özler. Bu arzu dolambaçlı sözlerle gizlenebilir fakat yine de yaşamın nihai hedefi kendi tükenişidir.
Psikanaliz başlangıçta tek önemli şeyin sevgi olduğunu kabul ediyordu, bugün ölümün de onun kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Topukları olmasaydı, aşil'ler çekilmez olurdu."
1926 - semmering
"Ölüm biyolojik bir zorunluluk olmayabilir, belki de ölmek istediğimiz için ölüyoruz.
içimizde aynı kişiye karşı hem sevgi hem de nefretin bulunması gibi bütün yaşam da; kendini sürdürme arzusunu kendini yok etme arzusu ile birleştirir. Gerilmiş bir lastik parçasının ilk biçimine dönme arzusunda olması gibi, bütün canlı madde de bilinçli ya da bilinçsiz olarak, inorganik maddenin tam ve mutlak ataletine dönmeyi özler. Ölüm arzusu ile yaşam arzusu içimizde yanyana bulunur.
Ölüm sevginin ortağıdır, dünyayı birlikte yönetirler.
Biyolojik olarak her yaşayan varlık, içinde ne kadar şiddetli yaşam ateşi yanarsa yansın, "nirvana"yı özler, yaşam denen hummanın sona ermesini, "ibrahim'in bağrı"nı özler. Bu arzu dolambaçlı sözlerle gizlenebilir fakat yine de yaşamın nihai hedefi kendi tükenişidir.
Psikanaliz başlangıçta tek önemli şeyin sevgi olduğunu kabul ediyordu, bugün ölümün de onun kadar önemli olduğunu biliyoruz.
Topukları olmasaydı, aşil'ler çekilmez olurdu."
1926 - semmering
mende mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
âşık-i sâdık menem mecnûn'un ancak adı var.
fuzuli
âşık-i sâdık menem mecnûn'un ancak adı var.
fuzuli