bugün

sevdiği entry'ler

gecenin şiiri

işte bu ellerimle yalnızım işte bu inanmazsan bak
bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla
sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun
uzakta mısın sen misin söylemiyorsun
bakışın mı eksik dudakların mı anlamıyorum
o adamlar geliyor aklıma karanlık iri yarı
o gemiler ipleri yelkenleri dümenleri dökük
unuttuğum kırlangıç kuşları kırık bardaklar
bir ahşap evde taşlıkta yaz günleri bilmesem
bir testiden soğuk soğuk sular sızdığını bilmesem
güç dayanırım

bu durum tek başıma beni suçlandırıyor
işte gör sabah akşam başucumdayım

bakın bu ikide birde bozulan güneş
bu durup dururken sokan yılan
bu kırık bardaklar çöplüklerde
aşkın şiirin ölümün en kolayına gitmek
caddeleri sevmediğim kadınlarda yitirdiğim
biliyorum sebebini bir bir biliyorum
öyle kolay kendisi söylemesi kurtulması öyle kolay
kolaylığından sıkılıyorum
kurtulmak elimden gelmiyor.

turgut uyar

(bkz: eski kırık bardaklar)

yağmurlu havalarda giden en iyi aktiviteler

sevginin ve mutluluğun gelmiş geçmiş en hüzünlü tarifleri için erich fromm okumak olabilir.

“Öç alma dürtüsü bir topluluğun ya da bireyin güçlülüğü ve yaratıcılığıyla ters orantılıdır. Güçsüzlerin, sakatların, zarar görerek yıkılmışlarsa, kendilerine saygılarını onarmak için başvurabilecekleri bir tek yol vardır: Lex talionis'e, "göze göz dişe diş" kuralına göre öç almak. Öte yandan yaratıcı biçimde yaşayan bir insan hiç de böyle bir gereksinme duymaz. Aşağılanmış, incinmiş olsa bile üretici yaşama süreci ona geçmişte gördüğü zararları unutturur. Üretme yeteneği, öç alma isteğine ağır basar. Bu çözümlemenin doğruluğu birey ve toplum çapındaki deneysel verilerle kolayca kanıtlanabilir. Ruh çözümleme belgeleri öç alma duygusuna karşı olgun ve üretici bir insanın bağımsız ve dolu yaşayamayan, tüm varlığını öç alma isteğine bağlayan nevrozlu kişiden daha az eğilimi olduğunu gösterir. Ağır ruh hastalıklarında öç alma duygusu yaşamın en yüce amacı olur; çünkü öç alma duygusu olmayınca yalnızca insanın kendine saygısı değil, benlik ve özdeşlik duygusu da yıkılmaya yüz tutar. Benzer biçimde (ekonomik, kültürel ya da duygusal açıdan) en geri topluluklarda öç alma duygusunun (örneğin geçmişteki ulusal bir yenilginin öcünü alma isteğinin) çok güçlü olduğunu görebiliriz. Bu yüzden sanayileşmiş ulusların en çok ezilen alt-orta sınıfları, ırksal ve ulusal duyguların odaklandığı, sınıflar oldukları gibi, öç alma duygularının da toplandığı sınıflardır.

Büyük ölçüde aldatılmış ve düş kırıklığına uğramış bir kişi yaşamdan nefret de edebilir, inanacak hiç kimse, hiçbir şey yoksa kişinin iyiliğe ve adalete olan inancı aptalca bir yanılsamadan başka bir şey değilse, yaşamı Tanrı değil de Şeytan yönetiyorsa o zaman yaşam gerçekten nefret edilecek bir şeydir; insan artık düş kırıklığının getirdiği acıya katlanamaz. Yaşamın kötülük dolu, insanların kötü, kendisinin de kötü olduğunu kanıtlamak ister. Yaşama inanan, yaşamı seven ama düş kırıklığına uğramış olan kişi böylece sinik, yıkıcı birisi olup çıkar. Yıkıcılık umutsuzluktan doğmuştur; yaşamda karşılaşılan umut kırıklığı yaşamdan nefrete yol açmıştır...''

sevginin ve şiddetin kaynağı

günün klasik müziği

vivaldi, storm - 2 cellos

https://youtu.be/oUBQPIk9Wh8

unutulmaz film sahneleri

the detachment

https://youtu.be/RDwZb-O9DQ8

ahlak kavramı

işte bu kesinlikle evde öğrenilen bir kavram.

Çocuklarınıza sadece size değil kimseye yalan söylememesi gerektiğini, sadece kendisiyle alakalı olana değil ötekine de merhamet göstermeyi öğretin.

Çocuk, bir tutum veya davranışı yasak veya günah olduğu için değil, kendisine, kimliğine yakıştıramadığı için reddedebilmeli evvela. Bir ahlaki öğreti anne ve babadan görerek ve onaylanarak Bu şekilde içselleştirebilir ancak.

Çünkü Bir insanda Ahlak kavramı, bir Benlik saygısı varsa gelişebilir ancak.

yazarların şu an dinlediği şarkılar

melanie safka - the saddest thing

https://youtu.be/B8eja2tB1Gw

kitap alıntıları

''bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek, çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler.''

sesler, ursula k. le guin

melamilik

sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşursan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

iyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme...

(bkz: anladın mı)

neyzen tevfik

gecenin klasik müziği

alessandro marcello - Oboe Concerto in D Minor presto

https://youtu.be/1xA_034omxg

öğrenince çok şaşırılan bilgiler

tosun paşa filmindeki tosun paşa gerçektir. kardeşi ibrahim paşa ile birlikte kavalalı mehmet ali paşa'nın oğludur. kavalalı mehmet ali paşa ise osmanlı devleti''nin osmanlı'dan daha güçlü bir orduya ve ekonomiye sahip mısır valisidir. hatta ii. mahmut döneminde ordusuyla birlikte, tahtı ele geçirmek üzere kütahya'ya kadar gelmiştir. bunu duyan ii. mahmut kalp krizi geçirmiştir.

(bkz: mısır sorunu)

günün sözü

Rainer Maria Rilke'nin “Sessiz olmayı öğrendiğimden beri, her şey bana çok daha yaklaştı” dediği yerdeyim...

asıl sorunun köylü kentli çatışması olması

(bkz: asıl sorunun devlet-vatandaş ilişkilerinin değişmesi gerektiği)

Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyet'i her anlamda birbirinden farklı iki devlettir ve fakat bizdeki tarihi, geleneksel "devlet" imgesi zerrece değişmemiştir. En cahilimizden, en entelektüelimize...

Devlet vatandaşı için vardır, vatandaş devleti için değil.

(bkz: toplum sözleşmesi)

öğretmenlerin genel özellikleri

Vaktiyle Kimselerin beğenmediği, havalı olmayan üniversitelerde ve fakültelerde okuduktan sonra ortalama 2-3 yıl kpss'ye hazırlanıp, yine kimselerin beğenmediği ve haritada yerlerini dahi bilmediği şehirlerde göreve başlamaları. Yine Sonra tüm bu görev süresi boyunca, tek eğlencesi bu tarz sözlükler olan sanal platformlarda tüm bu "tembel öğretmen" klişelerine rağmen hem öğrencilerini hem de kendilerini, dünyanın yaşanılabilir ve güzel bir yer olduğu hayallerine inandırmaya çalışmaları.

işin enteresan tarafı ise; her gün kendileriyle 7 saat derse giren öğrencilerin, bu "tembel öğretmen"lerin kendilerini sürekli çok çalıştırdığından şikayetçi olmaları.

sigmund freud

Kendisini antisemitizme kadar "alman bir entelektüel" olarak, o zamandan sonra ise bir yahudi olarak tanımlayan freud'un; bir röportajında ölüme dair enteresan düşünceleri;

"Ölüm biyolojik bir zorunluluk olmayabilir, belki de ölmek istediğimiz için ölüyoruz.

içimizde aynı kişiye karşı hem sevgi hem de nefretin bulunması gibi bütün yaşam da; kendini sürdürme arzusunu kendini yok etme arzusu ile birleştirir. Gerilmiş bir lastik parçasının ilk biçimine dönme arzusunda olması gibi, bütün canlı madde de bilinçli ya da bilinçsiz olarak, inorganik maddenin tam ve mutlak ataletine dönmeyi özler. Ölüm arzusu ile yaşam arzusu içimizde yanyana bulunur.

Ölüm sevginin ortağıdır, dünyayı birlikte yönetirler.

Biyolojik olarak her yaşayan varlık, içinde ne kadar şiddetli yaşam ateşi yanarsa yansın, "nirvana"yı özler, yaşam denen hummanın sona ermesini, "ibrahim'in bağrı"nı özler. Bu arzu dolambaçlı sözlerle gizlenebilir fakat yine de yaşamın nihai hedefi kendi tükenişidir.

Psikanaliz başlangıçta tek önemli şeyin sevgi olduğunu kabul ediyordu, bugün ölümün de onun kadar önemli olduğunu biliyoruz.

Topukları olmasaydı, aşil'ler çekilmez olurdu."

1926 - semmering

günün beyiti

mende mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var
âşık-i sâdık menem mecnûn'un ancak adı var.

fuzuli

matematik

görsel
Bir tek matematik değer vermekle sizi asla hayal kırıklığına uğratmaz.
© copyright 2005 - 2026