bugün
- yazarların favori oyun karakteri5
- sözlük yazarlarının favori dizisi6
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz7
- allah4
- oswald cupplepot3
- 1948 arap israil savaşı9
- imralı basılsın apo piçi asılsın3
- boş cd'nin üstüne boş cd diye yazmak4
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı10
- i m horny diyen kız3
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- türkiye de emeklilik4
- acı acı osurmak5
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam3
- bira6
- tai lung26
- şafak sezer'in son hali2
- 2026 ekonomik krizi20
- sözlük erkeklerinin yaptığı yemekler4
- osuruktan şiirler89
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek3
- yazarların favori giyim markası15
- berber fiyatlarındaki fahiş artış3
- arap ismail3
- su bardağı ile çay içmek7
- fenerbahçe19
- üniversite okumanın gereksiz olması4
- andrea bocelli 30 the celebration2
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- 22 ağustos 2026 dortmund bayern münih finali2
- nervio varıdı nerede o8
- cinlerden yardım alan platformlar3
- dolar isterse 100 olsun41
- ismet gurbuz 202411
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- anderson talisca6
- askerden sonra dikkat çekmek4
- sözlük dayısı dövmek6
- gece vakti içerisinde ahmet kaya çalan siyah araba3
- shaun murphy2
- günün iddaa kuponu3
- victor osimhen19
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası6
- anın görüntüsü20
- muskadan medet uman müslümanlar3
- bütün dinlere inanmamak3
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
sevdiği entry'ler
Keşke bunun bir doğum sancısı olduğunu bilebilsem. En azından sonunda elimde avcumda ne olacak onu bilirdim. Ama bu bir doğum sancısı değil. Sonu güzel bitenlerden değil. Zihnin sancısı bambaşka oluyormuş meğer.
Aslında içimdekileri anlatmaya bayağı bir ihtiyacım var ama kimseye güvenemiyorum, duygusal mıyım bilmiyorum, kendi içimde belki ama dışarıya ağlayamıyorum, beceremiyorum yani; çünkü içimdekileri döktüğüm zaman içinde bana doğrultacak silahları, beni küçük görmeye çalışacak düşünceleri aramaya meylediyor insanlar. Yanlış şeyler yaptığımı düşündüğüm için böyle demiyorum, böyle diyorum çünkü içimizde yaşadıklarımızı, duygularımızı, hislerimizi bizi kırmak için kullanacak çok insan var. Ne yaşıyorsam içimde yaşıyorum, ne doğuyorsa içimde doğuyor, ne ölüyorsa onun mezarını da içimde kazıyorum. Bu da yanlış evet ama öyleyim işte, mesela çok konuşan birisi değilim çünkü insanları konuştuklarıyla tartmak için dinleme taraftarıyım. Dışarıdan dolu zannedilenlerin balon olduklarını anlamak için sadece ipi çözmek gerekiyor. Bugüne kadar kendimi açabileceğim çok kişi çıkmamıştır karşıma, yani seni iyisiyle kötüsüyle kabul edecek birisi, kötü olduğunda seni iyi edecek birisi. iyi olduğunda herkes iyi, her şey iyi. Vay ki az biraz kötü olasın, işler yolunda gitmesin; hemen başlıyor şikayetler.
Benim birisiyle 'bir' olmaya ihtiyacım var, ama öyle böyle değil. Hani nasıl ki sol ayak aksasa sağ ayak onu destekler, nasıl ki sağ el sol eli şikayet etmez işte öyle yekvücut olmam lazım birisiyle. Ama o birisi ?
Benim birisiyle 'bir' olmaya ihtiyacım var, ama öyle böyle değil. Hani nasıl ki sol ayak aksasa sağ ayak onu destekler, nasıl ki sağ el sol eli şikayet etmez işte öyle yekvücut olmam lazım birisiyle. Ama o birisi ?
hakkımızı yememenizi istiyoruz , sınava bile girmeden üniversitye girmenizi istemiyoruz , çalışmadan para kazanmanızı istemiyor , tc kimlik kartı almanızı istemiyoruz daha çok var.
Angut yetiştirme birimi.
Kabullenemedim bunu ve angut yerine diş hekimi oldum şimdiyse gerçek mesleğimde en iyilerden biri olduğuma inanıyorum. Kendi çabamla yoksa ordaki dinazorlar sayesinde değil. Hala oturur sistemik hastalıklar, diş hekimi yaklaşımları üzerinde çalışırım. En iyi anamnezi alır tedaviyi ona göre belirlerim. Devlet hastanesi şartlarında teşhis ve tedavide %100'e yakın başarı sağlıyorum. ve ben bu fakültenin en kötü öğrencisiydim belkide. Her yıl 8-9 bütle ya kalır ya zorla geçerdim. Şimdi hasbelkader tüm fakülte boyunca 2 bütü olmuş bir arkadaşla aynı yerde çalışıyoruz. Bazen soruyorum şu kafa çiftini hatırlıyor musun, şu hastalığın belirtileri nedir, şu durumda diş hekimi yaklaşımı nedir çok azına cevap verebiliyor yada unutmuşum hiç aklıma gelmiyor diyor. Performans az diye hasta bakmıyor, baksa bile başından savıyor.
Bense artı olarak hiçbir maddi katkısı olmamasına rağmen bir ilçe hastanesinde çocuklarda vital amputasyondan tutun da süt dişi kanal tedavisi bile yapıyorum ve çok şükür çok iyi sonuçlar alıyorum. Devamlı okuyor, daha iyi tedaviler için bilgi topluyorum. Bir dolgu yapıyorsam bir diş hekimi bile baksa dolgu olduğunu zor anlar, zaman ayırıp hakkını veriyorum. Dün 17 yaşında bir kızın üst ön iki orta keser dişine dolgu yeniledim, geçen hafta bizim fakültede yaptırmış, çamur gibi... bu işi öğretmesi gereken fakülte eğitim işini bir kenara atmış, performans derdine düşmüş.
bir saatten fazla uğraşıp dolguları yeniledim, kız hemen kalkıp aynadan baktı, o gözlerindeki mutluluk bana teşekkür ederek klinikten ayrılması yeter.
Ve ben bu üniversitenin bir fakültesinin en kötü öğrencisiydim. Çünkü ayak topuğundaki kalkaneus'un eklem yüzlerini ezberlemenin, tonla anlamsız bilgi verilirken çalışma pozisyonlarının bile doğru düzgün gösterilmemesinin aptalcalığını kabul edemiyordum. içine düştüğüm ortamın anlamsızlığı içimi yiyip bitiriyordu.
En iyi öğrencilerse en iyi üçkağıtçılığı, performans için en kısa sürede hasta savuşturmayı ve nabza göre şerbet vermeyi öğrendi. Halimden çok memnunum, vicdanım çok rahat... o fakültedekilerin de vicdanı rahattır ama dejenere bir vicdan olduğu için rahattır.
Sadece bize gerçekten anlamlı bilgileri öğreten ve onurlu bir hekim olmanın bilgisini aşılayan 2-3 hocaya ve bazıları hocalardan bile fazla yardımcı olan asistan abi-ablalarımıza sonsuz saygım var.
Kabullenemedim bunu ve angut yerine diş hekimi oldum şimdiyse gerçek mesleğimde en iyilerden biri olduğuma inanıyorum. Kendi çabamla yoksa ordaki dinazorlar sayesinde değil. Hala oturur sistemik hastalıklar, diş hekimi yaklaşımları üzerinde çalışırım. En iyi anamnezi alır tedaviyi ona göre belirlerim. Devlet hastanesi şartlarında teşhis ve tedavide %100'e yakın başarı sağlıyorum. ve ben bu fakültenin en kötü öğrencisiydim belkide. Her yıl 8-9 bütle ya kalır ya zorla geçerdim. Şimdi hasbelkader tüm fakülte boyunca 2 bütü olmuş bir arkadaşla aynı yerde çalışıyoruz. Bazen soruyorum şu kafa çiftini hatırlıyor musun, şu hastalığın belirtileri nedir, şu durumda diş hekimi yaklaşımı nedir çok azına cevap verebiliyor yada unutmuşum hiç aklıma gelmiyor diyor. Performans az diye hasta bakmıyor, baksa bile başından savıyor.
Bense artı olarak hiçbir maddi katkısı olmamasına rağmen bir ilçe hastanesinde çocuklarda vital amputasyondan tutun da süt dişi kanal tedavisi bile yapıyorum ve çok şükür çok iyi sonuçlar alıyorum. Devamlı okuyor, daha iyi tedaviler için bilgi topluyorum. Bir dolgu yapıyorsam bir diş hekimi bile baksa dolgu olduğunu zor anlar, zaman ayırıp hakkını veriyorum. Dün 17 yaşında bir kızın üst ön iki orta keser dişine dolgu yeniledim, geçen hafta bizim fakültede yaptırmış, çamur gibi... bu işi öğretmesi gereken fakülte eğitim işini bir kenara atmış, performans derdine düşmüş.
bir saatten fazla uğraşıp dolguları yeniledim, kız hemen kalkıp aynadan baktı, o gözlerindeki mutluluk bana teşekkür ederek klinikten ayrılması yeter.
Ve ben bu üniversitenin bir fakültesinin en kötü öğrencisiydim. Çünkü ayak topuğundaki kalkaneus'un eklem yüzlerini ezberlemenin, tonla anlamsız bilgi verilirken çalışma pozisyonlarının bile doğru düzgün gösterilmemesinin aptalcalığını kabul edemiyordum. içine düştüğüm ortamın anlamsızlığı içimi yiyip bitiriyordu.
En iyi öğrencilerse en iyi üçkağıtçılığı, performans için en kısa sürede hasta savuşturmayı ve nabza göre şerbet vermeyi öğrendi. Halimden çok memnunum, vicdanım çok rahat... o fakültedekilerin de vicdanı rahattır ama dejenere bir vicdan olduğu için rahattır.
Sadece bize gerçekten anlamlı bilgileri öğreten ve onurlu bir hekim olmanın bilgisini aşılayan 2-3 hocaya ve bazıları hocalardan bile fazla yardımcı olan asistan abi-ablalarımıza sonsuz saygım var.