bugün
- göbeksiz kadın kalmaması3
- aynaya bakıp kendine sen çok güzelsin diyen kadın7
- yazar k2
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı7
- kayahan'ın en güzel şarkısı3
- göbek eritme taktikleri5
- teen slasher film klişeleri6
- en son aldığınız iltifat8
- balıkesir denince akla ilk gelenler10
- ısparta6
- nuh tufanı olayı gerçek midir2
- fas4
- yalnız yaşamak isteyenlere tavsiyeler3
- güvenilir erkek3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak6
- ariel şaron2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- netflix üyelik iptali2
- tbmm de akp tarafından 76 sahte oy kullanılması4
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- risale-i nur2
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı6
- çay koymak mı katmak mı8
- bolu dağı geçişi2
- haluk levent'e 70 milyon tl ceza2
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- karımla evlendiğime bin pişmanım6
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız6
- sosyal medya2
- baklavanın hiçbir içeceğe uyum sağlamaması4
- sudekiray hariç sözlükte güzel kız olmaması3
- irmik helvası6
- pişmanlık duygusu yaşanılan anlar2
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- istanbul'dan tersine göçün başlaması2
- kemal kılıçdaroğlu15
- gogol bordello2
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi7
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- cehaletln cazibesi11
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- sevgilinin film izlerken kucağınızda uyuyakalması3
- mony tontana4
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- i know what you did last summer3
- evde tekken yan odadan gelen kılıçdaroğlu sesi3
- peugeot 4052
- barış manço2
- antalya yolu üzerindeki dandik şehirler2
- arkadaşlar beni özlediniz mi5
entry'ler (61)
öylesine içten öylesine derin sese sahip muhteşem kadın.
dedem, amy winehouse, adile naşit, gökhan semiz.
-yıllardır sizi bekliyorum.
-napıyorsun?
- iyiyim ya napim.
- iyiyim ya napim.
yapmak istediğim fakat başarılı olamadığım eylemdir.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
Çocuklukta sorulan"anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?"; sorusuna "dedemi" diye cevap veren biri olarak anlatmakta , yazmakta en çok zorlandığım hadisedir.
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
bilinç kavramını çok iyi özetlemiş, insanı kendine döndüren güzeller güzeli film.
bir çok kişiyi bilim adamı, din adamı triplerine sokan gün.
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
izlemeye doyulamayan, moss karakterinin daha fazla heyecan kattığı absürt dizi.
ruh hastası ebeveyn, ruh sağlığı muhtemelen sağlıklı olamayacak travmalı yeni bir nesil... artık ne kadar da tanıdık.
dinlemekten bıkılmayan grup.
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
Bir türlü terkedemediğim şehirdir.
hayat ne kadar da basitmiş.
nisan
âlya.
âlya.
tamam, seni kendi hâline bırakıyorum.
doyumsuzluktur.
21 aralık saçmalığından sonra kabak tadı vermeye başlayan, günün birinde olacağı bilinen hadise.
hayata at gözlükleriyle bakan, düşündüklerini karşısındakileri aşağılayarak dile getiren bu tarz akıl yoksunu tipler azımsanmayacak kadar çok bu ülkede, maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...