bugün
- meal kuran değildir24
- çoğu yazarları donuzlamış olmam5
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi6
- zengin olmanın yolları3
- kendini anlatamamak6
- memiktolar da tombiktoymuş4
- bir kızı reddedebilen erkek3
- velvet13
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin3
- bilmediğin dilde film dizi izlemek2
- kız arkadaş kiralamak8
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak3
- hızlı ve öfkeli de oynamak için kel mi olmak lazım2
- crocs giyen erkek2
- uçan spagetti canavarının kutsal kitabı3
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga11
- beni tanıdılar siz kaçın3
- kadın yazarların daha çok beğeni alması3
- kemal kılıçdaroğlu7
- libidonuz yükselince ne yapıyorsunuz3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- danimarka da askerlik süresinin 11 aya çıkarılması4
- sanattan anlayan erkek2
- seri gizli artı oy veren melek5
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- sözlüğe yazma nedenleri2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- obsession film2
- kocasını döven kadın3
- son harfi uzatarak yazmak3
- bir dakikada yapılacak güzel yemekler4
- uygulamadan market siparişi vermek3
- had bildirmek7
- artuklu ünv tespih tasarımı ve imalatı bölümü3
- murphy kanunları2
- arkadaşlar bakar mısınız9
- sigarayı bırakmak4
- neden bu kadar sıkıcısınız lan2
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- 8 ayda 20 nin üzerinde teklif alan erkek4
- pos bozuk ibanıma at diyen esnaf2
- gitarın sesinin bağlamadan yumuşak olması3
- maliye baskını yemiş esnaf çaresizliği2
- tahir sarıkaya2
- kadınların acımasız olması2
- enel hak6
- arkadaşlar sizce nasıl olmuş3
- gammazların korkutma taktiği2
- çocuk2
entry'ler (61)
öylesine içten öylesine derin sese sahip muhteşem kadın.
dedem, amy winehouse, adile naşit, gökhan semiz.
-yıllardır sizi bekliyorum.
-napıyorsun?
- iyiyim ya napim.
- iyiyim ya napim.
yapmak istediğim fakat başarılı olamadığım eylemdir.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
Çocuklukta sorulan"anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?"; sorusuna "dedemi" diye cevap veren biri olarak anlatmakta , yazmakta en çok zorlandığım hadisedir.
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
bilinç kavramını çok iyi özetlemiş, insanı kendine döndüren güzeller güzeli film.
bir çok kişiyi bilim adamı, din adamı triplerine sokan gün.
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
izlemeye doyulamayan, moss karakterinin daha fazla heyecan kattığı absürt dizi.
ruh hastası ebeveyn, ruh sağlığı muhtemelen sağlıklı olamayacak travmalı yeni bir nesil... artık ne kadar da tanıdık.
dinlemekten bıkılmayan grup.
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
Bir türlü terkedemediğim şehirdir.
hayat ne kadar da basitmiş.
nisan
âlya.
âlya.
tamam, seni kendi hâline bırakıyorum.
doyumsuzluktur.
21 aralık saçmalığından sonra kabak tadı vermeye başlayan, günün birinde olacağı bilinen hadise.
hayata at gözlükleriyle bakan, düşündüklerini karşısındakileri aşağılayarak dile getiren bu tarz akıl yoksunu tipler azımsanmayacak kadar çok bu ülkede, maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...