bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks13
- sözlükteki sinsi köpekler10
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- habire1215
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması10
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- rakı arasında çay içmek5
- atatürk diyor ki5
- kızların çok açık giyinmesi5
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 0 0 717
- sıfır atık vakfı11
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- bilerek ponziye dahil olmak7
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- era7capone4
- amedspor'un süper ligin lideri olması8
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- habire'nin fendi kadını yendi4
- cop318
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- evrene enerji gönderen müslüman9
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- samed ağırbaş7
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- aleksey batrakov5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- kadir inanır'ın mirası5
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- istanbul4
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- askerde yenilen iskender kebap2
- fusya semsiyeli yabanci25
- yalnız yaşamak2
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- 1000 mbps internet3
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- illüminati filmleri3
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- katlanılabilir telefon2
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- pikapta müzik dinlemek2
entry'ler (61)
öylesine içten öylesine derin sese sahip muhteşem kadın.
dedem, amy winehouse, adile naşit, gökhan semiz.
-yıllardır sizi bekliyorum.
-napıyorsun?
- iyiyim ya napim.
- iyiyim ya napim.
yapmak istediğim fakat başarılı olamadığım eylemdir.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
edit: o kadar da zor bir şey değilmiş. yaptım oldu.
Çocuklukta sorulan"anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?"; sorusuna "dedemi" diye cevap veren biri olarak anlatmakta , yazmakta en çok zorlandığım hadisedir.
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
hasta olmasına alışkın değildik, karnım ağrıyor dediğinde zorla götürdük hastaneye...
arkadaşıydı doktor, fazla bir şeyi yok, enfeksiyon tarzı bir şey dedi... ya da annemler beni öyle kandırdı bilemiyorum. 1 hafta yattı hastanede...
son kez gittiğimde ziyaretine,"işte benim yaman torun." dedi yanındaki oda arkadaşlarına, büyük gururla. onun beni severkenki heybeti hep şanslı hissettirirdi zaten.
belki ihmâlkârlıktan, belki kader, belki ölmek istediğinden ertesi gün gitti dedem.
Öldü demek daha gerçekçi oluyor her zaman... evet öldü!
Binbir yalanlar söyleyerek (o sabah kalktığımda hissettiğimi bilmeden)cenaze evine götürdüler beni, hiç korkmadım.
Adını koyduğun torunun geldi, şarkılar yazdığın torunun geldi diye fısıldayarak çıktım merdivenlerden... Mucizedir ki garip bir sabırla!
1997 Mayıs 1'de kaybettim ben onu. Tarihlerin mayısı göstermesine inat kar yağdı o gün. lapa lapa kar yağdı.
Çiçek açmaya başlayan ağaçların altında gösterdiler tabutun içine yerleştirilmiş son suretini. Komşumuz hanife teyze "son kez bak çocuğum" dedi bana! Hatırında kalsın..
Son kez baktım... Çocukluğumun ait olduğu insanı orada öyle son kez sararmış, soğuk görmek bir anda büyüttü sanki beni, şekillendirdi.
15 yıl geçmiş bu gidişin ardından, açılan yaralarımı tamir etmeye çalışsamda başarılı olduğumu söyleyemem. Ki etrafımdaki herkes bu durumdan güzel dersler çıkarmışken ben dengesizliklerimde sınır tanımadım. Daha da büyüdüm, daha kırıldım, daha da çocuk olmaktan vazgeçtim.
Beni hep yürekten sevdiğin için, iyi yürekli olmak dediğimde hep aklıma geldiğin için, iğrenç yaptığım kurabiyeleri çok lezzetli diyerek yediğin için, beraber söylediğimiz şarkılar için, bana hep güç verdiğin için, o kısık sıcak sesin, çok sevdiğim kır saçların için bir kez daha güle güle dede...
bilinç kavramını çok iyi özetlemiş, insanı kendine döndüren güzeller güzeli film.
bir çok kişiyi bilim adamı, din adamı triplerine sokan gün.
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
http://erenindefteri.blog...ralk-kop-kop-partisi.html
izlemeye doyulamayan, moss karakterinin daha fazla heyecan kattığı absürt dizi.
ruh hastası ebeveyn, ruh sağlığı muhtemelen sağlıklı olamayacak travmalı yeni bir nesil... artık ne kadar da tanıdık.
dinlemekten bıkılmayan grup.
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
https://www.youtube.com/watch?v=Zf94ZqCygdc
Bir türlü terkedemediğim şehirdir.
hayat ne kadar da basitmiş.
nisan
âlya.
âlya.
tamam, seni kendi hâline bırakıyorum.
doyumsuzluktur.
21 aralık saçmalığından sonra kabak tadı vermeye başlayan, günün birinde olacağı bilinen hadise.
hayata at gözlükleriyle bakan, düşündüklerini karşısındakileri aşağılayarak dile getiren bu tarz akıl yoksunu tipler azımsanmayacak kadar çok bu ülkede, maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...
kimi arabeski karalar, kimi atatürk'ü, kimi dini, kimi sistemi.
kısaca adı "düşünce kirliliği".
bu yüzden Cumhuriyetçiyim diye geçinen, ki cumhuriyeti sadece lüks balolarda ülkenin üst tabaka insanlarıyla birlikte anan sözde aydın kesim; cumhurıyet kadını/beyefendisi mahlasıyla fink atan aslında ataturk yoksunu bireyler sırtını sıvazlar bu düşüncelerin. Diğer bakış açısından da; dini cemaatlerde yaşamanın dışında kabul etmeyen, kuran'a bile kibir sokan, bacağındaki açıklıktan kadını orospu sıfatına layık gören sınıftaki insanlarda benzer konumda. örnekler çoğaltılabilir. bir konu seçip etrafa bakıldığında herşey su yüzüne çıkıyor zaten.
-" Bir tek benim düşüncem doğru, kabul etceksin lan bunu!"
inandıklarımıza güven duymaya çalışırken, kendimize olan güvenimizi kaybedıyoruz. bu ülke neyi bekliyor, neye hasret, nerede yanlış yapıyoruz diye düşündüğümüz çok ortam, sohbet görmedim ben.
sorunun fazıl say ya da x kişi olduğunu düşünmüyorum sorun bizim bakış açılarımız, düşündüklerimizi savunma biçimimiz. sanatçısı fazıl say olan ülke çok karmaşık, çok kibirli, çok depresif. yine maalesef, yine maalesef...