bugün
- ikinci kez sünnet olmak11
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak4
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- annenin ölmesi5
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- queen ravenna ve gücü3
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye6
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- azerbaycan sünni ülkesiymiş gibi algı yapmak6
- said nursi denilince akla gelen şeyler15
- tavuk eti4
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı9
- pes 20133
- napıyosun bakiyim gece gece2
- fake hesapla atar gider yapan yazar4
- sözcü ve now tv de kapatılır mı6
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- cuma mesajı atan insan2
- sonsuzluk taşları2
- iltica26
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- aniden gelen allah allah diye bağırma isteği2
- burnun üşümesi2
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- bal3
- sözlükte aslında anonim kimsenin olmaması5
- kartoncu gey5
- abd israil vs türkiye farkı18
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği6
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- yağmur yağınca aklına şiir okumak gelen insan2
- turgut özal deyince akla gelenler2
- su yok elektrik yok ne var7
- yogartiksen20
- sen farklısın diyen erkek2
- 623 000 bin asker kaçağı10
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- ayrıldık36
- affedersiniz ama kartoncu12
- asla mantarın hiç bir türünü yemeyin4
- alevi ailelerin ateist çocukları6
- sözlükteki kartoncu başlıkları3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- fenerbahçe12
- komünizm gelince herkes mutlu olacak sanan kişi2
- queen ravenna hanım10
- ahmet kaya'nın anne tarafının terekeme olması2
entry'ler (10)
rusya'ya gözünü dikmeseydi her şey farklı olabilirdi.
çağımızın en önemli icatlarından biri olabilir. haritayı çok sevdiğim için böyle düşünüyorumdur belki de ama cebinde böyle bir teknolojiyi taşımak büyük nimet.
into the wild, there will be blood, terminator
okuduğum en karanlık metinlerin yazarı. sanırım şu an orada olmasa da yazdıklarında hep ankara'nın izleri vardır ve ruhen hep oralı olduğunu söyler. sabaha doğru bir sırt çantasıyla şehri terk edip gitme isteği uyandıran ve bir yanıyla yola çağıran öyküleri vardır. bazı detayları böyle birdenbire insanın aklına geliverir işte bir pc başında insana bunları yazdırır.
kitaplar:
neobeat'in yol kitabı
simülasyon öyküleri
route 66
kitaplar:
neobeat'in yol kitabı
simülasyon öyküleri
route 66
bir döneme damgasını vurmuş imparatordur. dönemi orta çağ avrupa'sının en çok filmlere, kitaplara konu olan dönemiydi. biraz da şansın yardımıyla, mirasla oluşturulmuş kutsal roma imparatorluğu o dönemin avrupa'sının çok parçalı yardımıyla kısa sürede çok güçlenmiş avrupa iç siyasetinin dengelerini alt üst etmiştir. bugün avrupatarihine baktığımız zaman öncelikli araştırmamız gereken isimlerden biridir şarlken. alman siyasi dağılması sürecinde ve reformda tarihin öne çıkan figürlerinden biri olmuştur.
protestolarınız bile sistem tarafından ayarlanmıştır aslında. unicef'in afrika'da açlık sorununu çözeceğine, unesco'nun kültürü kurtaracağına, orta doğu'nun hep karışık olacağına, pahalı cafelerde mutluluğun satın alabileceğine inandırılmışsınızdır. gittiğiniz plajlarda standart ve zevksiz pop şarkıları çalar, avm'lerde aynı fast food zincirinin şubesinden yemek yer, moda adı altında tek tipleştirilmiş giysileri giyersiniz.
şunu bilmek ilginçtir bir filmi izlerken: muhtemelen 8 büyük sinema şirketinin birinin stüdyosunda, muhtemelen hollywood'da çekilmiştir. o sahne çekilirken, belki yönetmen sandviçinden bir ısırık alıyordu ve set çalışanları poker oynuyordu yan tarafta... nihayetinde öyle ilginç bir eser ortaya çıkar ki, bütün bunları aşarak bir gerçeklik algısı uyandırır. ve bazı filmler bittiğinde, arkasında aynı insanı bırakmazlar. o insanın içinde bazı taşlar oynamış, bazı renkler mutasyona uğramıştır. sinema çok ilginç bir şeydir gerçekten
şehirler geride kalır. ifadeler ise orada kalmazlar. yeni yeni insanlar… farklı farklı öykülerin yanından geçerim. ve hepsi bir iz bırakır içimde. en çok sevdiğim şehre ayaklarımı bastığımda, toprağı ve havayı hissetmek, beni kendime getirir. ama o görüntüler gitmemiştir. o gülümsemeler içimde uyanır.
ekonomik krize karşın kan kaybetmeyen yegane yerlerden biri burası. oluşturduğu imaj yönetimi ve türkiye'de oluşan starbucks'ın cool algısı ve tabii buna instagram'ı da eklemek gerekir, burayı bayağı popülerleştirdi. kahvenin önlenemeyen yükselişinin de bunda etkisi var. açık ki milenyum tekellerin bin yılı oluyor, piyasa tekelleştikçe insanlar da birbirine benzeyen alışkanlık biçimleri geliştirerek burada var oluyorlar.
peki ben neden günlük tutuyordum?
-eskiden beri geçmişe fazla takılmaya karşı olan bir insan oldum. tekrar ve tekrar, yok olmuş yaşantılara dönmenin anlamsız olduğunu düşünüyordum. benim için çok yararlı olacağını bilsem de, ne zaman günlük tutmaya kalkışsam, sanki zamanı öldürdüğüm duygusuna kapılıyor ve büyük bir pişmanlık içinde yazıyordum. bu yüzden asla art arda 3 günden fazla günlük tutamadım. toplasan, ancak 10 gün yazıya geçirilmiştir...
doğal olarak, yazdıklarım geleceğimi büyük oranda etkiliyordu. çünkü gün başlar başlamaz, o günlüğe ilginç sayfalar ekleme adına olağan dışı şeyler yapmıştım. ilk gün için bile oldukça ilginç bir sayfa meydana gelmişti. 2. gün daha olağan dışı eylemlerde bulundum. 3. gün öyle ileri gittim ki, çevremdekiler bana çok tuhaf bakar oldular. yaptığım şeyler, öyle beklenmedik şekilde ortaya çıkıyordu ki, olmadık dakikalar yaşanıyordu.
ve günlüğe çok ilginç sayfalar eklenmişti. ve çok ilginç bir hayata dönüşmüştü yaşadığım. ama ben bunu korkutucu buldum. çünkü olağan dışı bir şeyden sonra, sıradan bir şey yapmanın anlamı kalmıyordu. sürekli daha olağan dışı şeyler yapmak ise korkunç sonuçlar doğurabilirdi. bir daha elime almamak üzere, en uzun günlük tutma eylemimi, 4. gün sonlandırdım.
-eskiden beri geçmişe fazla takılmaya karşı olan bir insan oldum. tekrar ve tekrar, yok olmuş yaşantılara dönmenin anlamsız olduğunu düşünüyordum. benim için çok yararlı olacağını bilsem de, ne zaman günlük tutmaya kalkışsam, sanki zamanı öldürdüğüm duygusuna kapılıyor ve büyük bir pişmanlık içinde yazıyordum. bu yüzden asla art arda 3 günden fazla günlük tutamadım. toplasan, ancak 10 gün yazıya geçirilmiştir...
doğal olarak, yazdıklarım geleceğimi büyük oranda etkiliyordu. çünkü gün başlar başlamaz, o günlüğe ilginç sayfalar ekleme adına olağan dışı şeyler yapmıştım. ilk gün için bile oldukça ilginç bir sayfa meydana gelmişti. 2. gün daha olağan dışı eylemlerde bulundum. 3. gün öyle ileri gittim ki, çevremdekiler bana çok tuhaf bakar oldular. yaptığım şeyler, öyle beklenmedik şekilde ortaya çıkıyordu ki, olmadık dakikalar yaşanıyordu.
ve günlüğe çok ilginç sayfalar eklenmişti. ve çok ilginç bir hayata dönüşmüştü yaşadığım. ama ben bunu korkutucu buldum. çünkü olağan dışı bir şeyden sonra, sıradan bir şey yapmanın anlamı kalmıyordu. sürekli daha olağan dışı şeyler yapmak ise korkunç sonuçlar doğurabilirdi. bir daha elime almamak üzere, en uzun günlük tutma eylemimi, 4. gün sonlandırdım.