bugün
- beyazsemsiyeliyabanci19
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- gina carano12
- diamond bosphoruss denen yazar6
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar4
- katatespizartmasi15
- yorgun mermi8
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- intikam almanın çok keyifli olması3
- anın görüntüsü20
- g35
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- en son ne yediniz11
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- ben geldim naneler2
- baba olmak istemeyen erkek3
- sözlüğün kırbacı5
- libido yükselten şeyler4
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı3
- koç holdinge kayyum atanırsa olacaklar3
- futbol9
- sokak düğünlerinin geleneksel özellikleri3
- 7 haziran 2026 fenerbahçe başkanlık seçimleri2
- bu son entry2
- uysaljakoben32
- türkiye17
- kene vs ktç6
- ona bir şey söyle15
- ateist görünce korkan dinci5
- fenerbahçe8
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- bir ulu yazarına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak2
- venezuela3
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- kiralar2
- arnavutluk2
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı11
- anne olmak istemeyen kadın2
- hakan çalhanoğlu4
- chatgpt4
- birini özlememek için yapılan şey3
- pilates3
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- manifest3
- genç yaşta ölen ünlüler9
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
- komşu semra teyze vs ben4
- sende kalmış2
- avrupa birliği2
entry'ler (535)
çirkef cep herkülü.
atak beklentisindedir.
terbiye edilmiş dopamin isteğidir.
ankaradaki tumblr kullanıcılarının tek bir çatı altında toplandığı oluşum.emik bakış açısıyla,dışarıdan nasıl göründüklerini bilmiyordum fakat facebook gruplarına dahil olarak,aralarındaki anlaşmazlıkları gördüm.büyük bir bölümünün ergenlerden oluştuğu grup da,gündelik hayatlarıyla göstermelik yaşantıları arasında fark olanlar direkt kendilerini belli ediyor.birkaç gün öncesine kadar can ciğer kuzu sarması olan dostlar birbirlerine laf sokuyor ve egoları altında ezilip gidiyorlar.yazık...gruplaşma tabi ki olacaktır ama batıdaki ameriken gençlik filmleri misali bir gruplaşma olacaksa grubun başındaki de on dokuz,yirmi yaşlarında işşsiz güçsüz hiçbir baltaya sap olamamış bir eleman olacaktır.eskiden tumblr yoktu,blogspot vardı.blogspot da herkes kendi yağında kavrulurdu.popüler kültür mezelerini nasıl tükettiklerini anlatmayacağım veya altı adımda nasıl entel bir tumblr kızı olmayı da saymayacağım.hayatı onaon cafe olanların yanında fark göremiyorum.
adler in de dediği gibi,aile,cinsellik ve kariyer.
aramızda testosteron var adlı şarkı ithaf edilir.
che guevara'nın ardından bu furyaya snoop dogg ve cemaatin sırtı terli yeni transferi shagrath katılmıştır.
evlendiğinde mutfağında sarı bezi olmayacak kızdır.
tespitkar bir yazara benziyor,hoşgelmiş.
her gün bir yenisi çıkan karl marx kitapları gibi nereye baksam kendisiyle ilgili bir içerik gördüğüm şarkıcı.
kaş yaparken göz çıkartacak erkektir.her ne kadar ilişkisini sağlam temellere oturtmak istese de,yersiz evhamlıklarıyla ilişkisini kısa sürede bitirecektir.
saçını koklamak.
askerde parasını saklayan asker efsanesini yıkan eylemdir.
vicdanını rahatlatmaya çalışan sevgilidir.
duygular,karşısında elim kolum bağlı belki de elimden gelenin en iyisini yapmış gözlerinin içine bakarken ''sen o değilsin'' diyen bakışları içimi kemirmeye başlamıştı.statü,mesuliyet,hayattan beklentiler,toplum,ahlak ve aile gerekliliklerinin bir kısmını tamamlamış,borç hanemden adımın üstüne siyah bir çizgi çekmiştim.
erkeğin kemale ermesi uzun sürüyor,aşkın metafiziğini düşünürsek.körü körüne birine bağlanmak istememiştim.başlarda entelektüel arkadaşlığımız eşler arasındaki duygusal çekime dönüşmüştü.modern saçmalıkları bir kenara bırakıp,dünya görüşümüzle resmileştirmek için karşılıklı onay meselesini bile atlatmışık.
duyguların açıkça ifade edilmesinin aşkı öldüreceğini düşünürdüm.tezata düşerek,karşıtını yaptım.tam iki yıl boyunca bukleli saçlarını taradım,dizime yatırıp huzuru kaçan,karanlıktan korkan çocuklar misali uzak diyarların tasvirini yaptım.kaf dağının eteklerinde,ayrık vadide,don bölgesinde arşınları fersahladık.
bilmiyordum.sevgi ebedi değildi.yüzüme veya dolaylı yoldan söylemesi,ona verdiğim değerin ve saf aşkın kaybolmasını etkilemedi.haklı olmayan sebeplerle sıyrılmaya çalıştı,flört ettiği kişiler onu mest ederken iki yıldan beri burnunun ucundaki adamı görememişti.kokusunu hatırlıyorum.teninin kokusunu.her zaman oturup felsefi-edebiyat münakaşalarımızın kamçılayıcısı çaylarımızı yudumlarken,boynundan gelen tatlı kokuyu içime çekip ciğerlerimi bayram ettirmek.
yıkılmıştım.üzerimde bir yük vardı,uzay boşluğunda terk edilen sondalar gibiydim.zaman geçiyordu ama ben yönlenmemeye devam ediyordum.tat alamamaya başladım.goethe nin genç werther in acılarını okuduğumda,içimden küçükte olsa böyle bir şeyin olacağını tahmin etmiştim ama gerçek olacağını zannetmiyordum.
arzularımla,tutkularımla beslediğim kişi aslında bana gülerken altında acı acı ağlıyordu,istemiyordu.
ne zaman onu görsem veya arkadaş ortamında sohbete katılsa dişlerimi sıkıp ağlamamak için kendimi tutarım.ama artık tutamıyorum.klişeleşmiş intiharlık vakaya geldiğim için kendimi suçluyorum.düşünmekten vazgeçerim.bedensel fonksiyonlarım durduğu zaman.
''bu dünyada senle bile olmasam,diğer dünyada da olmayacağım.çünkü benim ruh eşim beni bekliyor.'' demişti.hani maziyi hatırlatan veya bir olay yaşandığında hikayesi olan mekanlar,şarkılar vardır.köşe başında ona yalvardım.belki bir umut,devam ederiz diye.benle hala birlikte olması,bana acıdığı içindi.o gün vicdanını hafifletmek için gelmişti,benim için değil.
mutlu değilim,zevk alamıyorum.
elveda...
werthert desteyi ayırırken boş sandalyeyi kendime ayırmalıyım.
erkeğin kemale ermesi uzun sürüyor,aşkın metafiziğini düşünürsek.körü körüne birine bağlanmak istememiştim.başlarda entelektüel arkadaşlığımız eşler arasındaki duygusal çekime dönüşmüştü.modern saçmalıkları bir kenara bırakıp,dünya görüşümüzle resmileştirmek için karşılıklı onay meselesini bile atlatmışık.
duyguların açıkça ifade edilmesinin aşkı öldüreceğini düşünürdüm.tezata düşerek,karşıtını yaptım.tam iki yıl boyunca bukleli saçlarını taradım,dizime yatırıp huzuru kaçan,karanlıktan korkan çocuklar misali uzak diyarların tasvirini yaptım.kaf dağının eteklerinde,ayrık vadide,don bölgesinde arşınları fersahladık.
bilmiyordum.sevgi ebedi değildi.yüzüme veya dolaylı yoldan söylemesi,ona verdiğim değerin ve saf aşkın kaybolmasını etkilemedi.haklı olmayan sebeplerle sıyrılmaya çalıştı,flört ettiği kişiler onu mest ederken iki yıldan beri burnunun ucundaki adamı görememişti.kokusunu hatırlıyorum.teninin kokusunu.her zaman oturup felsefi-edebiyat münakaşalarımızın kamçılayıcısı çaylarımızı yudumlarken,boynundan gelen tatlı kokuyu içime çekip ciğerlerimi bayram ettirmek.
yıkılmıştım.üzerimde bir yük vardı,uzay boşluğunda terk edilen sondalar gibiydim.zaman geçiyordu ama ben yönlenmemeye devam ediyordum.tat alamamaya başladım.goethe nin genç werther in acılarını okuduğumda,içimden küçükte olsa böyle bir şeyin olacağını tahmin etmiştim ama gerçek olacağını zannetmiyordum.
arzularımla,tutkularımla beslediğim kişi aslında bana gülerken altında acı acı ağlıyordu,istemiyordu.
ne zaman onu görsem veya arkadaş ortamında sohbete katılsa dişlerimi sıkıp ağlamamak için kendimi tutarım.ama artık tutamıyorum.klişeleşmiş intiharlık vakaya geldiğim için kendimi suçluyorum.düşünmekten vazgeçerim.bedensel fonksiyonlarım durduğu zaman.
''bu dünyada senle bile olmasam,diğer dünyada da olmayacağım.çünkü benim ruh eşim beni bekliyor.'' demişti.hani maziyi hatırlatan veya bir olay yaşandığında hikayesi olan mekanlar,şarkılar vardır.köşe başında ona yalvardım.belki bir umut,devam ederiz diye.benle hala birlikte olması,bana acıdığı içindi.o gün vicdanını hafifletmek için gelmişti,benim için değil.
mutlu değilim,zevk alamıyorum.
elveda...
werthert desteyi ayırırken boş sandalyeyi kendime ayırmalıyım.
