bugün

sevdiği entry'ler

afrin de 5 şehit 7 yaralı

8 yaşında çocuğa "inşallah sen de şehit olursun." temennisinde bulunanlar üzülmüş rolü yapmasın.
bunu söyleyeni alkışlayanlar üzülmüş rolü yapmasın.
bu başlığa yazmak için maçın bitmesini bekleyenler üzülmüş rolü yapmasın.
afrine ypgli teröristleri türkiye üzerinden konvoylarla gönderirken halk saldırmasın diye bir de tsk yı koruma olarak başlarına dikenler üzülmüş rolü yapmasın.
neler döndüğünü bilmezden gelenler üzülmüş gibi yapmasın.
çünkü yalan olduğunu biliyoruz.
şehit haberlerine üzülen çocuklara daha iyi bir yaşam temennisinde bulunur, ölüm değil.

bir ilişkinin evreleri

ilişkinin yaşanması boyunca geçilen süreçlerdir.

evre 1 - tanışma : bir şekilde ilişki içine giren erkek ve kızımız bu evrede, tüm evrelerden hemen hemen en heyecanlı olanını yaşarlar. bu evre içinde, ben a nesnesini çok severim, ben c şarkıcısını çok dinlerim şeklinde kişilik analizinde kullanabilecek bilgileri birbirlerine sunarlar ve ben marjinalim , entelektüelim , karizmayım imajı vermeye çalışırlar. bu süreç içerisinde kızımız da erkeğimiz de, hoşlarına gitmese bile, yeni çıkan grupları ve sanatçıları araştırmaya ve analiz etmeye kendilerini verirler, bir sonraki buluşmada anlatacaklarını düşünürler. kızın eski sevgilisi, hasan ; bu evrede gereksiz insan sıfatı içerisinde yer bulur.

evre 2 - kaynaşma : bu evre içinde ergen olan erkeğimiz ve kızımız, birbirlerinin vücutlarına ilgi göstermeye başlarlar. yolda yürürken kız erkek arkadaşının koluna girer ve genelde pazularını sıkar, çok kaslı falan bunu görmek için değil ama sıkar işte bilmiyorum, erkek de belinden sarılma yoluna gider. bu belden sarılma olayı, erkeğin kişiliğine göre sınırlanır. ilk sarılmada "ayrılmadan elimi atabildiğim yere kadar atayım" ya da "huylanmasın şurada keseyim" şeklinde düşünceler belirir kişiliğe göre. aynı şekilde sinema ortamlarındaki sarılma pozisyonunda ise genelde omuz tarafından atılan el kişiliğe göre göğüslere kayar veya kaymaz. kızın eski sevgilisi, hasan ; bu evrede salak insan sıfatı içerisinde yer bulur.

evre 3 - yiyişme : bu evre en acaip evredir. aşk boyut değiştirir. birbirinin gözlerine bakmaktan bile heyecan duyan çiftimizin heyecanları başka yönlere kaymıştır. sürekli sevişilir. sürekli uygun yer ve zaman kollanır. birbirilerini bu yiyişme seansları hariç görmemeye başlarlar. ikisi de yavaştan genişlemeye başlar. demek istediğim; başka arkadaşlarına da biraz zaman kalır. zira yiyişme akabinde o gün genelde bi daha görüşülmez. bu dönem içinde daha hassas olan kızın aklı karışabilir. bu evre, erkeğin tutumuna göre 2 şeye gebedir;

1- ayrılık
2- evlilik

kızın eski sevgilisi, hasan ; bu evrede mal insan sıfatı içerisinde yer bulur.

eğer erkeğimiz "ben kızı yerim gerisini de düşünmem" tavrı içerisinde hareket ederse;

evre 4 - soğuma : bu evre, yiyişme evresinin sonuçlarından biridir. dişi kişilerin cinsel istek ve dürtüleri erkek kişilerikinden daha farklıdır. erkek bu istek ve dürtüleri tam olarak karşılayamazsa soğuma kaçınılmazdır. dişi kişiler, ilişkinin hemen sonrası dahil olmak üzere sürekli ilişki sırasındaki ilgi ve isteği isterler. lakin erkek kişileri üretmiş oldukları spermatogenezleri attıktan sonra, eski ilgi ve istekleri olmadığından, dişi kişilerin bu arzularını genelde karşılayamazlar. gayet doğal olan bu duruma rağmen dişiler bu kişileri "odun"lukla suçlarlar. bu "odun"luktan kurtulmak için er kişinin mantık yollarını daima açık tutması gerekmektedir. soğuma evresinde; hanım kızımız, hala ilgi göstermekte olan eski sevgilisine dönüşün sinyalleri verir de verir.

kızın eski sevgilisi, hasan ; bu evrede iyi çocuk sıfatında yer bulur.

evre 5 - ayrılık : kızdaki soğumanın getirdiği bozukluk ile erkek gurur yapmaya başlar. kız soğumuştur ama bu aşamaya kadar pek ayrılığı düşünmemiştir. lakin soğukluğunun erkek üzerinde yarattığı gurur tavırları kızı ayrılmaya zorlar. ve hanım kızımız arkadaşlarından destek alır. bu gibi durumlarda hanım kızımızın arkadaşları, çocuğun yakın arkadaşı değilse, genelde ayrılığa zorlanır ve eski sevgili sürekli övülür. hanım kızımızın geçirdiği evrim sırasında, önce limit 0'a yaklaşan hasan, bi süre önce soldan 1'e gelmeye başladığı için bu övgüler, kızda daha çok önem kazanır. akabinde deneme süreci başlar. bu süreç içerisinde denenen erkek kişisi, ilişki için daha uzun ömür vaad etmiyorsa, yol verilir.
kızın eski sevgilisi, hasan ; bu evrede yeni sevgili sıfatı içerisinde yer bulur.

faiz helaldir

kimi cahiller "dinimizi iktidarlara göre değil kuran ve hadislere göre yaşıyoruz" diye hala faizin haram olduğunu savunmaya çalışıyor.

"dinini iktidarlara göre değil kuran ve hadislere göre yaşayan" bir halk, dinen faiz haram olsa, hiç bunca faiz patlamasına sebep olan bir iktidarı destekler mi?

bir düşünün ey akıl sahipleri! eğer bir iktidar döneminde, o iktidarın politikaları sonucu, alkol tüketimi 39 kat, sarhoş sayısı 3 kat artsa dindar halkımız ne yapardı? elbette ilk fırsatta iktidarı sandığa gömerdi. neden? çünkü alkol haramdır. "dinini iktidarlara göre değil kuran ve hadislere göre yaşayan" bir halkımız, aynısını faiz konusunda yapmadığına göre, hiç süphesiz faiz helaldir.

faiz helaldir

efendim, yaptığım ilmi araştırmalar sonucu, faizin helal olduğunu tespit etmiş bulunmaktayım. izninizle arz edeyim:

memleketi islam güneşiyle aydınlatan akp'nin iktidara geldiği 2002 yılında 4,3 milyar tl olan kredi kartı borç bakiyesi, 2013 haziran sonu itibarıyla 78,2 milyar tl'ye ulaştı. yani 18 kat arttı.

keza kredi kartı sayısı Aralık 2002-Haziran 2013 döneminde yüzde 304 oranında artış gösterdi. yani üç kat arttı.

http://ekonomi.milliyet.c...detay/1740466/default.htm

bir de tüketici kredileri var tabi. dikkat edin şirket borçlarından bahsetmiyorum. 2002 yılında "tüketici kredileri + kredi kartı borçları" 6,5 milyar tl iken, 2012 yılında 253 milyar tl seviyesine ulaştı. yani tam 39 kat arttı.

2002 yılında bankalara tüketici kredisi borcu olan kişi sayısı 1 milyon 655 bin kişiydi. Bu sayı Haziran 2012’de 13 milyon 231 bin kişiye yükseldi. yani sekiz kat arttı.

http://ekonomi.milliyet.c....2012/1630860/default.htm

aklıma gelmişken sorayım: yandaşların açıkgöz olanlarını bir yana bırakırsak, 2012 yılında, 2002'deki gelirinin 39 katını kazanan var mı? veya gayrı safı milli hasıla 39 kat arttı mı? artsa şu anda 31 trilyon dolarla abd'nin gsmh'nı ikiye katlamış, dünyanın en zengin, en müreffeh ülkesi olmuştuk. neyse konuyu dağıtmayayım!...

teşhis: dini hepimizden iyi bilen akp iktidarı, insanların faize borca bu kadar batmasına sebep olduğuna göre faiz helaldir muhakkak. akp kurucuları zaman içinde faizin helal olduğunu ilmi olarak tespit etmeseydiler, hala ilk piyasaya çıktıkları 1994 yerel seçimleri zamanında olduğu gibi faizin haram olduğunu, amaçlarının faizsiz ekonomi yaratmak olduğunu tekrarlardı. oysa bilindiği gibi rakının yerine, düşük alkollü bira değil, ayran öneriyorlar ama faiz konusunda sadece insanlar daha rahat kredi alsınlar, harcamaları arttırsınlar, borca iyice batsınlar diye faizin düşürülmesi gerektiğini söylüyorlar. önceki batıl inançları olan "faizsiz ekonomi" lafını ağızlarına bile almıyorlar.

faizin haram olduğu yalanı, bırakın iktidar sözcüleri tarafından, artık cami minberlerinde bile nadiren söyleniyor. o da bazı cahil hocalar tarafından... dini iyi bilen ve aynı zamanda akıllı olan hocalar, her biri faize batmış cemaatin vicdanını rahatsız etmemek, durduk yere müşteri kaybına yol açmamak ve en önemlisi batıl inanışları islam'ın yasağıymış gibi sunmamak konusunda hassaslar.

evet, faiz helaldir. başka türlü olması düşünülemez. 2002 - 2012 yılları arasında alkol tüketimi 39 kat ve/veya alkol tüketen insanların sayısı 3 kat artsaydı alkolün de helal olduğu sonucuna varırdık. böyle bir manzara karşısında şüphesiz akp iktidarına sert tepki gösterecek dindar halkımızın, faiz konusunda gıkını çıkarmaması, akp'ye oy yağdırması, ilmin tabana yayıldığının en açık delilidir.

bir de kimi mendeburlar, ekonomi canlansın diye, milleti borca batırmak yerine, insanların gelirini arttırmaya çalışmalarının daha uygun olup olmayacağını sorarlar. işte bu tür sorular hep cehaletin eseridir. allah buyurmuştur ki:

(De ki: Mülkün sahibi olan Allah’ım, sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın.) [Al-i imran 26]

demek ki mülkü arttırmak, iktidarın değil, allah'ın işidir. sen müslüman akp iktidarından, allah'ın takdirinde olan bir hususa karışmasını mı istiyorsun bre zındık!

kimisi de der ki: ama kendi mülkleri arttı.

el cevab: arttıysa ne olmuş? az önceki ayet-i celile'yi okumadın mı? veren allah'tır... haset günahtır...
© copyright 2005 - 2026