bugün
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar19
- ismet gurbuz 202418
- küfreden kız iticiliği7
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması16
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak5
- lise defteri7
- ideal sevgilinin en önemli özelliği17
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler7
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler8
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı4
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek4
- bakire kızla evlenmeyi savunmak5
- yürüyüş partisi8
- beyaz otomobil satın almak15
- yeniden üretilse satın alınacak eski arabalar4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler5
- ankara da nato zirvesi tedbirleri4
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur3
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi11
- türkiye6
- saba makamı ile okunan ezan4
- mağaza camına kafa atan ergen genç4
- düşük iq belirtileri5
- aylık 374 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- şapkalılar suç örgütü operasyonu2
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı7
- göbek adınız2
- bugün de meme atan olmaması13
- askere 79 kilo gidip 100 kilo olarak dönmek3
- rabbin para vermesi4
- hep aynı şeyleri yaşamak4
- ibne penis nah3
- birader beyler biraderdirler3
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı3
- chp'deki değişimciler3
- makarna süzmek5
- amerika birleşik devletleri6
- almanya5
- yapay zekaya entry yazdıran yazar5
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- gelmiş geçmiş en iyi türk teknik direktör2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- ilgi2
- terlikle dövmek2
- 65 şut çekip gol atamamak5
- bir arı bir arıya sen kapat ben arıyım demiş2
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- diş ağrısı2
entry'ler (34)
sıla
şarkıcı olan hani
hiç de sevmem gerçi.
şarkıcı olan hani
hiç de sevmem gerçi.
eğlenceli olan eylem. bilimsel açıdan yıldız ve gezegenlerin insan özellikleri üstünde belirli bir etkisi olmasa da kişileri kategorize etmeyi seven bünyeye keyif katar.
ya o değil de
bence oğlak burcu erkeği diye bir şey var...
ya o değil de
bence oğlak burcu erkeği diye bir şey var...
bu şehirdeki ve okuldaki son yılım. eylüldeki hüznüm yerini mutluluğa bıraktı çünkü her şey yanlış gidiyor ve işte tam da bu yüzden gideceğimi bilmek beni rahatlatıyor. ve aynı sebepten dolayı kimseye karşı çekingenliğim yok, hatta artırıyorum ve hoşlandığım kişiye mesaj atmayı planlıyorum. sanırım bu 10. konuşma başlatma çabam olacak. olsun. tek taraflı hoşlantılar da güzel. eğer gideceğini biliyorsan ciddi ciddi düşünmeye de gerek yok,istediğin gibi konuş. hatta üstümde rahatlatıcı bir etkisi de var bunu bilmenin. garip ama öyle. maksat içimizde bir şeyler kalmasın.
dün erkek arkadaşlarımla konuşurken söylediğim sıradan bir espriye verdikleri o büyük kahkahalar sırasında çıkagelmen ve onların güldüğü kişinin ben olduğunu görünce aniden kantinden çıkıp gitmenden, sinirden deliye dönmenden sonra anladım sanırım. ama gene de aklım almıyor, bu mesafeler seni rahatsız etmiyor mu? tek kelime bile etmedin, bu kadar mı zor yüzüme bakıp bir selam vermek? kocaman bir sene geçti ve senin tek yaptığın uzaktan beni izlemek, yanına gelince beni görmezden gelmek. yoruldum, seni anlamaya çalışmaktan. her gece "umursamıyor" diye kahrolmaktan. sana dair umutlarımın tükenmemesinden de, bu duygulardan da yoruldum. gel de bitsin artık. tek bir adım be adam, ben sana on adım atmışım, tek bir adım bunun yanında ne ki?
yanımda olmak istediğini göremiyorum mu sanıyorsun? her şeyin farkındayım. sadece tek bir adım at. her şey rayına oturacak.
yanımda olmak istediğini göremiyorum mu sanıyorsun? her şeyin farkındayım. sadece tek bir adım at. her şey rayına oturacak.
astrofiziktir, kuantum fiziğidir efendim.
theglobalist: kuzenim sevgilisinden bahsediyor bana şu an, çok romantik felan.
arkadaş: e sen de paralel evrenlerden, galaksilerden felan bahsedersin.
ve mavi ekran verilir.
not: bu entry 2 konu baz alınarak yazılmıştır.
theglobalist: kuzenim sevgilisinden bahsediyor bana şu an, çok romantik felan.
arkadaş: e sen de paralel evrenlerden, galaksilerden felan bahsedersin.
ve mavi ekran verilir.
not: bu entry 2 konu baz alınarak yazılmıştır.
yalnızsın, tek başına bilmediğin bir ülkenin bilmediğin bir şehrindesin, yanında kimse yok, hayatı karış karış geziyorsun plansız programsız...bazen barınacak yer bulamayıp parklarda uyumak zorunda kalıyorsun, bazen paran yetmiyor basit işlerde çalışıyorsun. o şehir benim bu şehir senin geziyorsun, insanlarla tanışıyorsun; onların hikayelerini dinliyorsun. ülkenden kilometrelerce uzakta kendinle baş başasın. bazen bazı insanlarla yolun kesişiyor, asla unutmayacağın birer anı olarak yazılıyorlar hikayene. bazen memleketinde asla karşılaşamayacağın olayların içinde yer alıyorsun... yaşıyorsun kısacası, tamamen. ve kendine yetebilmeyi öğreniyorsun, hiçbir amacın ve beklentin olmadan. tek yaptığın yaşamı keşfetmek. ve her hücrende özgürlüğü hissediyorsun...
bu aralar kendi başıma öğrenmeye çalıştığım dil. italyayı seven bünyenin hoşuna gidecek dildir, öğrenmesi de sanıyorum ki çoğu dile nazaran daha kolaydır.
eagles- one of these nights.
yüce tanrımız poseidon yarattı. ne kadar kafir kokan bi soru bu?
doğru olan önerme, ha çekilse de izleyecek insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez zaten.
yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sadece 2 gün kalmışken hakkında bir iki kelam etmek istediğim kurum, eğitim verilen yer.
kendimi bildim bileli okulu seven bir öğrenciyim, öyle aman aman bir çalışkanlığım da olmamasına rağmen her daim okula gitmeyi sevdim ve hala da seviyorum. yalnız bu demek değil ki sistem doğru, her şey düzgün işliyor.
sorun şu ki ben de dahil olmak üzere çoğu öğrenci sayısala yönlendiriliyor, farklı alanlara olan ilgimiz ve yeteneğimiz hiç sayılıyor. dile olan yatkınlığım ve yeteneğime rağmen dil bölümü seçmedim çünkü sayısalın iş imkanları çoktu, iyi de bir puan alırsam güzel bir mühendislik ya da tıp eğitimi alabilirdim. çünkü en önemli bölümler bu bölümlerdi, en zeki öğrenciler bu bölümleri seçmişti; öyle ki tıpa/ itü-odtü gibi iyi mühendislik eğitimi veren bir okula yerleşebilmek için hayatımın en az iki-üç senesini masa başında test kitaplarıyla boğuşarak geçirmeliydim. neden? çünkü benden öncekiler böyle yapmıştı, çünkü kendimi daha da çok zorlanacağım bir eğitim hayatına hazırlıyordum, çünkü böyleydi işte.
evet, oldukça stresliyim. ve kafam çok karışık. daha ne istediğimi ben bile bilmeden sevgili okulum bana sayısal ağırlıklı seçmeli ders listesi veriyor, hepimiz sayısalda başarılı olmak için kasıyoruz ve ''hepimiz tıp istiyoruz''.
ne diyorduk? deli gibi kasıp, birbirimizi geçmek adına über dershanelere/ kurslara/özel derslere başvuracağımız bu eğitim öğretim yılında benimle aynı durumda olan herkese başarılı bir yıl dilerim.
kendimi bildim bileli okulu seven bir öğrenciyim, öyle aman aman bir çalışkanlığım da olmamasına rağmen her daim okula gitmeyi sevdim ve hala da seviyorum. yalnız bu demek değil ki sistem doğru, her şey düzgün işliyor.
sorun şu ki ben de dahil olmak üzere çoğu öğrenci sayısala yönlendiriliyor, farklı alanlara olan ilgimiz ve yeteneğimiz hiç sayılıyor. dile olan yatkınlığım ve yeteneğime rağmen dil bölümü seçmedim çünkü sayısalın iş imkanları çoktu, iyi de bir puan alırsam güzel bir mühendislik ya da tıp eğitimi alabilirdim. çünkü en önemli bölümler bu bölümlerdi, en zeki öğrenciler bu bölümleri seçmişti; öyle ki tıpa/ itü-odtü gibi iyi mühendislik eğitimi veren bir okula yerleşebilmek için hayatımın en az iki-üç senesini masa başında test kitaplarıyla boğuşarak geçirmeliydim. neden? çünkü benden öncekiler böyle yapmıştı, çünkü kendimi daha da çok zorlanacağım bir eğitim hayatına hazırlıyordum, çünkü böyleydi işte.
evet, oldukça stresliyim. ve kafam çok karışık. daha ne istediğimi ben bile bilmeden sevgili okulum bana sayısal ağırlıklı seçmeli ders listesi veriyor, hepimiz sayısalda başarılı olmak için kasıyoruz ve ''hepimiz tıp istiyoruz''.
ne diyorduk? deli gibi kasıp, birbirimizi geçmek adına über dershanelere/ kurslara/özel derslere başvuracağımız bu eğitim öğretim yılında benimle aynı durumda olan herkese başarılı bir yıl dilerim.
her bayramda olduğu gibi ortaya çıkan o cümbüş, insanlar, kalabalık aile ziyaretleri ve tabii ki de bol bol et yemek. benim aklıma bunlar geliyor gelmesine de o büyük aile ve akraba ortamının içinde olmayınca tadı da çıkmıyor bu bayramların be sözlük.
judas priest-living after midnight.
benimdir. saçma sapan şeylere para harcayacağıma kitabımı alıp okur yanında kahvemi içerim, oh mis.
teoride mümkün, pratikte mümkün olmayan şey.
not: günümüz koşullarında.
not: günümüz koşullarında.
evde gözler yarı kapalı şekilde gezmek ve önünden geçilen her odaya dalmak, aile üyelerinin yaptığı işlere karışmak, o da kısa sürünce mutfağı toparlamak, ardından balkona çıkıp dinleniyormuş gibi yapmak. ders çalışmam mı sözlük, 2 saattir tek yaptığım şey (!).
genellikle bedava yemek için yaptığım eylem.
nickimin geldiği yer, muse'un drones albümündeki mükemmel şarkısı.
mutsuzluğun boyutuna göre değişir. eğer senin mutsuzluk sebebin istediğin bir şeye sahip olamama ya da bazı şeylerden istediğin sonucu alamama gibi şeyler ise ve sen de mutsuzluklarını büyüten birisi değilsen birkaç sihirli işlem (yazarlar bayağı çözüm yazmış zaten) seni mutsuzluktan kurtarır. ama senin sıkıntın kendine dairse, kendini ciddi anlamda değersiz ve gereksiz hissediyorsan, varoluşsal sıkıntı çekiyorsan ve bir böcekten farkın olmadığını, önünde sonunda yitip gideceğini ve arkanda senin için üzülen birkaç insandan başka şey bırakmayacağını düşünüyorsan, takıma hoş geldin. kendine bir an önce seni heyecanlandıran bir amaç bul, buna gerçekten çok ihtiyacın var çünkü. kendini bir şeylere ada, uğruna kafa/beden yoracağın bir şeylerin olsun. tutkularını bul, seni bu hayata sıkı sıkı bağlayacak ve varoluşunu sana sürekli hatırlatmayacak... insan ömrü dediğin 70 yıla felan tekabül ediyor yahu, silkelen hemen! hepimiz ölüp gideceğiz, hepimiz aynı yoldayız ve hayat bunlara kafa yormak için çok kısa. seni her halükarda mutlu edecek ve heyecanlandıracak uğraşların olsun ki, değerini gör, değerini öğren ve kendini keşfet.