bugün
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz12
- bdsm ci kadın yazar11
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü5
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası5
- sözlük yazarlarının salataları15
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi19
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- türkiye nin en büyük sorunu13
- sözlüğü ergenlerden arındırıyoruz kampanyası3
- usualsuspects'in ayağı15
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
- birinci viyana kuşatması3
- yazarların hayattaki başarıları9
- fon vurgunu34
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar2
- 20 lik diş4
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan2
- çay içerken dinlenecek şarkılar3
- geceye bir ilahi bırak2
- kolye140
- 5 bin liranın artık çok küçük para olması7
- uzaylılar zamanı bükebilir mi4
- kara kobraları pek severim diyen kız3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı11
- macbookun tamirine 53 bin istenmesi8
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır3
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- çayın yanına yenilebilecek en güzel şey2
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- yumurta buzdolabında mı saklanır sorunsalı5
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası2
- tomurcuk cay2
- iş çıkışı bara giden ingiliz karizması3
- birazdan çay içecek olmam2
- günün sözü6
- akp'nin tüm servetinin yahudi bankalarında olması3
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı4
- aşırı şekilde ağır ve yavaş hareket eden insanlar3
- akşam vakti dolmuşda güneş gözlüğüyle oturan tip2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- sözlük yazarlarının çalışma biçimi4
- fransa da sokak eylemi var diye ağlayan salak4
- sergen yalçın ın milli takımın başına geçmesi2
- uludağ sözlük iki adımlı doğrulama özelliği3
- fenerbahçe'nin kalbine hattori hanzo kılıcı3
- israil'in amerikaya ihtiyacı olmadığı gerçeği2
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
entry'ler (1434)
konuyla ilgili nefret içermeyen bir yazı(sanırım tam da ihtiyacımız olan şey)
''tabiatta ancak şempanzelerde gözlemleyebildiğimiz bu frensiz ve gaddarca şiddet güdüsü acaba insanlara nasıl kabul ettirilebiliyor?''
http://nbeyin.com.tr/…log/beyinde-ateslenen-siddet/
''tabiatta ancak şempanzelerde gözlemleyebildiğimiz bu frensiz ve gaddarca şiddet güdüsü acaba insanlara nasıl kabul ettirilebiliyor?''
http://nbeyin.com.tr/…log/beyinde-ateslenen-siddet/
yarın saat 14:30'da kent otel'in önünde yapacağı basın açıklaması sırasında yalnız bırakılmaması gereken adam.
karpuz olduğunuzu unutun.
buraya bakarsa bi' ses etsindir.
nedir, nasıl meslek haline gelir, kime uygundur, kim ustasıdır; en iyi ankara üniversitesi iletişim fakültesi'nde, reklam atölyesi'nde öğrenilir. tasarımcı ve reklamcı, metin yazarı ve reklam yazarı, reklam yazarı ve reklamcı, müşteri temsilcisi ve reklamcı arasındaki farklar büyüktür ve önemlidir. işte reklam atölyesi bu farkları öğretir, yaratır ve bu sayede mezunlarının sektörde fark yaratmasına katkıda bulunur.
bu da bonus; (bkz: mehmet sobacı)
bu da bonus; (bkz: mehmet sobacı)
dışarıda en çok duyduğu 3 şey
1.) ya benim de çok güzel fikirlerim var aslında, bak anlatıyım mesela bi' tanesini...
2.) beni de oynatsana reklamlarında
3.) aa, ne güzel, ben de çok istiyodum reklamcılığı ama mühendis oldum işte'dir.
1.) ya benim de çok güzel fikirlerim var aslında, bak anlatıyım mesela bi' tanesini...
2.) beni de oynatsana reklamlarında
3.) aa, ne güzel, ben de çok istiyodum reklamcılığı ama mühendis oldum işte'dir.
ajansta en çok duyduğu 3 şey
1.) brief'e gerek yok, anlattım ya şimdi.
2.) hedef kitle: herkes
3.) deadline: hemen/acil'dir.
1.) brief'e gerek yok, anlattım ya şimdi.
2.) hedef kitle: herkes
3.) deadline: hemen/acil'dir.
boş bakınızların kralı izdivacına taliptir.
(bkz: o kadar gerizekalıyım ki cümle bile kuramıyorum)
(bkz: o kadar gerizekalıyım ki cümle bile kuramıyorum)
(bkz: ya bi siktir git)
seni yıkacak dozerin...
- taraftar
- taraftar
tanıyan bilir. ben galatasaraylıyım. hatta o -lı yapım eki, takımın bir parçası olmaktan bizi alıkoyar düşüncesiyle, "hangi takımlısın?" diye sorulduğunda, "galatasarayım!" diye cevap veririm.
neyse, burada konu ben değilim.
herkes bilir. ayhan akman galtasaray'ın kaptanı. galatasarayla maddi ilişkisi bu minvalde. manevi ilişkisi; -en azından akıllarda kalacak, on yıl sonra çocuklara anlatılacak olanı-
"bir ayhan vardı, 5 metrelik yarıçapında rakip futbolcu yokken kendi kendini çalımlamaya kalkar yere düşerdi. ali sami yen'e veda ederken herkesin aklında metin oktay, herkesin ağzında galtasaray varken; onun aklında cem yılmazla çektiği reklam filmi, onun ağzında sakız vardı."
neyse ki, burada konu o da değil.
bilen bilir, kasım 1993'te manchester'ı eleyip şampiyonlar ligi'ne katıldığımızda tugay'ın gözyaşları, bütün türkiye'ye sevinci, gururu, zaferi aynı anda yaşatmıştı. o gece her şey kusursuzdu. ama tugay'ın gözyaşları söylenecek her sözden, atılacak her zafer çığlığından daha iyi anlatıyordu hissettiklerimizi. bütün gazetelerde tugay'ın gözyaşları içindeki fotoğrafı vardı ve altında "tugay hem ağladı hem ağlattı" yazıyordu.
şimdi sene 2011. galatasaray ali sami yen'deki son maçında rezil olmaktan bir fenerbahçeli'nin golüyle son anda kurtulmuşken... stadın ışıkları sönmeden önce, ali sami yen'e yazılmış bir şiir okunuyor. arda utancından ağlayamıyor. taraftar ağlıyor. taraftar, takımının düşürüldüğü hale ağlıyor. taraftar yarın kalbinin en hızlı attığı yere girecek dozerlere ağlıyor. taraftar hırsından, sinirinden, çaresizliğinden ve maruz bırakıldığı hayal kırıklığından ağlıyor. bu sırada kameralar bir adamı gösteriyor. sahanın ortasında saçları sarı gözleri kırmızı ilk bakışta kim olduğu anlaşılamayan bir adam... ağlıyor. tugay yine ağlıyor. tugay yine "hem ağlıyor hem ağlatıyor."
o'nun ağladığını görünce hatırlıyor taraftar. 1993'ü hatırlıyor. kim olduğumuzu, ne olduğumuzu hatırlıyor. koltukları "domuzdan ne koparsam kardır, satarız ednancım çok para." mantığıyla söktürülmüş stada gelip taşın üstünde oturan; hatta saatlerce ayakta, her şeye rağmen takımının yanında duran taraftarın karşısına geçip gevşek gevşek sakız çiğneyen boklavatlardan başka olduğumuzu hatırlatıyor bize o gözyaşları. o'nun gözyaşları.
o'nun gözyaşları bizi bi' takım için ağlamaktan değil, bu takım için ağlamayandan utandırıyor.
neyse, burada konu ben değilim.
herkes bilir. ayhan akman galtasaray'ın kaptanı. galatasarayla maddi ilişkisi bu minvalde. manevi ilişkisi; -en azından akıllarda kalacak, on yıl sonra çocuklara anlatılacak olanı-
"bir ayhan vardı, 5 metrelik yarıçapında rakip futbolcu yokken kendi kendini çalımlamaya kalkar yere düşerdi. ali sami yen'e veda ederken herkesin aklında metin oktay, herkesin ağzında galtasaray varken; onun aklında cem yılmazla çektiği reklam filmi, onun ağzında sakız vardı."
neyse ki, burada konu o da değil.
bilen bilir, kasım 1993'te manchester'ı eleyip şampiyonlar ligi'ne katıldığımızda tugay'ın gözyaşları, bütün türkiye'ye sevinci, gururu, zaferi aynı anda yaşatmıştı. o gece her şey kusursuzdu. ama tugay'ın gözyaşları söylenecek her sözden, atılacak her zafer çığlığından daha iyi anlatıyordu hissettiklerimizi. bütün gazetelerde tugay'ın gözyaşları içindeki fotoğrafı vardı ve altında "tugay hem ağladı hem ağlattı" yazıyordu.
şimdi sene 2011. galatasaray ali sami yen'deki son maçında rezil olmaktan bir fenerbahçeli'nin golüyle son anda kurtulmuşken... stadın ışıkları sönmeden önce, ali sami yen'e yazılmış bir şiir okunuyor. arda utancından ağlayamıyor. taraftar ağlıyor. taraftar, takımının düşürüldüğü hale ağlıyor. taraftar yarın kalbinin en hızlı attığı yere girecek dozerlere ağlıyor. taraftar hırsından, sinirinden, çaresizliğinden ve maruz bırakıldığı hayal kırıklığından ağlıyor. bu sırada kameralar bir adamı gösteriyor. sahanın ortasında saçları sarı gözleri kırmızı ilk bakışta kim olduğu anlaşılamayan bir adam... ağlıyor. tugay yine ağlıyor. tugay yine "hem ağlıyor hem ağlatıyor."
o'nun ağladığını görünce hatırlıyor taraftar. 1993'ü hatırlıyor. kim olduğumuzu, ne olduğumuzu hatırlıyor. koltukları "domuzdan ne koparsam kardır, satarız ednancım çok para." mantığıyla söktürülmüş stada gelip taşın üstünde oturan; hatta saatlerce ayakta, her şeye rağmen takımının yanında duran taraftarın karşısına geçip gevşek gevşek sakız çiğneyen boklavatlardan başka olduğumuzu hatırlatıyor bize o gözyaşları. o'nun gözyaşları.
o'nun gözyaşları bizi bi' takım için ağlamaktan değil, bu takım için ağlamayandan utandırıyor.
dikkatli bakılırsa metin oktay tribünde ağlarken görülebilir.
pet şişeler 2 oldu.
sandıklardaki zarflardan oy pusulası yerine mektup çıkmıştır: kahır mektubu.
http://www.youtube.com/wa...4yqeq&feature=related
http://www.youtube.com/wa...4yqeq&feature=related