bugün
- gocu'nun heykeli4
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- allah varsa beni milli yapsın4
- gocu nerede4
- bir kadının en güzel bölgesi12
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- türklerin başarıları2
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- ruhi çenet2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi5
- memecoin2
- tron coin2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- ezgi dalgıç2
- haluk levent bahis yazışmaları3
- regl dönemi dengesizlikleri4
- fenerbahçeye 500 lira basmak2
- pelin karahan2
- dünya fenerbahçeliler günü3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- 2000 tl ile yapılabilecekler3
- rojin kabaiş2
- jhon lucumi2
- ekrem imamoğlu3
- masaj bekleyen yazarlar3
- türklerin ileri olduğu konular21
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- vantilatörü kendine çevirmek10
- dünyanın en güzel tatlısı11
- ona bir şey söyle13
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- ayakkabıya sinen ayak kokusu3
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- iphone 17 pro max2
- eksileyen yazar ezikliği2
- pazar günü mesai yapmak3
- 17 yaşındaki kızı sevene pedofili demek2
- michael olise3
entry'ler (114)
en spesifik anlamda tuvalet.
vedalar doğru değil, sevgiler yalan değil.
koşarım ben sensizliğe, bu son bakışsa gitmek hiç mümkün değil.
(bkz: murat yılmazyıldırım)
koşarım ben sensizliğe, bu son bakışsa gitmek hiç mümkün değil.
(bkz: murat yılmazyıldırım)
"kaç kere kırılır lan bi kalp" diye de daha sitemkar ve afili bir dille aktarılabilen durum.
lefter küçükandonyadis.
algıda seçiciliğin tavan yapacağı anların başlangıcıdır.
türkiye'de hala christmasla karıştırılan defalarca öyle olmadığı belirtilmesine rağmen bazı kuş beyinlilerin hala ısrarla christmas demeyi sürdürdüğü gün. christmas hristiyanlarca 24 aralık'tan itibaren tamamen dinsel nitelikli olarak kutlanan etkinlikleri kapsar. avrupada da zaten önemsenen asıl tarih 24 aralık'tır. bizim yılbaşının da asıl karşılığı illede bilmişlik taslayıp araya ingilizce serpiştircem meraklıları için new year eve' dir. özenti milletimizin de avrupakilerden çok daha çılgınca ve coşkuyla kutladığı gece.
her şeye "he he" dersin. arada dinliyomuş gibi yapmak için "hadi ya, gerçekten mi" gibi seni konuşmaya sözde dahil eden onaylama tepkileri verirsin. üç beş de jest mimik patlattın mı tamamdır.
kedi ciğer meselesidir.
tamamen yanlış bir kıyas. doğrusu şöyle olmalıdır ki: fenerbahçe vs diğerleri. g.saray da ancak o diğerlerinin içinde bir parça olarak durabilir fenerbahçenin yanında.
bunlardan herhangi birinin sırasını unuturum belki diye cebinde muhakkak "ilk buluşmada uyulması gereken kurallar" kitapçığını taşımalılar. (?) kafanıza göre takılın kızlar. yok öyle bişey en çok hoşa giden doğallıktır. basmakalıplıktan uzak olsunlar yeter.
orada asıl belirtilmek istenilenin sporun cumhuriyeti olduğunu anlamayan kıt beyinlerin iki de bir gündeme getirdiği durum. evet fenerbahce futboldan basketbola, tenisten atletizme, yelkenden küreğe vs birçok alanda faaliyet gösteren ve hemen her alanda zirveye oynayan bir spor cumhuriyetidir türkiyede!
genelde kızların olabileceğine inandığı durumdur ama bana göre neredeyse imkansızdır. tabi ki ilişkinin boyutu da önemli. üç beş günlük takıldığın biriyle görüşmeyi sürdürmek ya da sürdürmemek hiçbir şey ifade etmeyebilir ama evlilik aşamasında ayrılan insanlar için sürdürülmesi yersiz, anlamsız ve mümkün olmayan bir durum. sevdiğin insanla aslında ya hep ya hiç durumunu yaşarsın. ya sonuna kadar gidersin olmazsa da tamamen biter ortası yoktur. zira sevgili ve dost tamamen farklı kavramlar olup birbirlerinin yerini almaları sağlıklı değildir.
gel gel. bak burda sizin devlet gel. bak işaret parmağımla orta parmağımın arasından sana bakıyo gel!
adamlar gizli bi operasyonda düşmanı susturucu takarak öldürür. susturucuyu ses çıkarmasın diye silaha takarlar ama ne hikmetse aletin işlevi genişler ve öldürülen adam da sanki ona susturucu takılmış gibi ses çıkaramaz.
her ne kadar kimileri vatan hainliğiyle suçlasa da aslında vatansever bir insandır. en büyük hatası ulaşılması neredeyse imkansız olan idealleri olması ve önüne geçemediği hırsı.
"öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" demişti ulu önder yıllar önce. aslında öğretmenlerden çok onlara değer vermesi gereken kişi ve kurumlar içindi belki de bu mesaj asıl olarak. hoş, artık şahsının bile hiçbir ölçü olmadan fütursuzca eleştirilebildiği bir döneme geldiğimizi düşünürsek, söylediği sözler ne derece etki ediyor insanlarımıza orası da ayrı bir mevzu ya neyse. netice olarak durum artık o kadar vahim bir hal almıştır ki şu anki öğretmen ve vekil maaşlarını karşılaştırmak için hiçbir benzetme ögesi ölçüt alınamaz boyutlara gelmiştir. hani dağlar kadar fark var flan denir ya, yok.
artık bu iki grup arasındaki farkın dağla, bayırla, ovayla bi ilgisi kalmamıştır. kimsenin aldığı paranın bir diğeri için önemi yok ama bu ülkenin geleceğini kasaplarla, bakkallarla, topçularla, popçularla, vekillerle inşa edemezsiniz. bir ülkenin yarını gençlerdir ve o gençleri de o ülkeye her anlamda hazırlayacak olan öğretmenlerdir, öğretmenler. üç kuruş paraya çalıştırılan, yaşamı boyunca oradan oraya koşuşturulan, her şeye rağmen toplumdaki en düşük statüye sahip olan, buna rağmen bıkmadan usanmadan var gücüyle çalışan, 5000 bin lira maaşı beğenmeyerek kendine %100 zam yapan adam(?) değildir öğretmen, sadece geçinebilecek kadar, kendini ekonomik sıkıntılardan sıyırarak kendini tam anlamıyla hedef kitleye vermeyi arzulayan insandır öğretmen.
bu tür anektodlar geçtikçe kendisine ve o döneme olan özlemimiz artmakta fakat bu konuyu da m. kemal'le ilgili bir anıyla sonlandırmak gerekirse, meclisin açılması ve cumhuriyetin ilanından bir süre sonra paşanın yanına bir çalışma arkadaşı gelir ve şöyle der: efendim arkadaşlar uzun zamandır zam talebinde bulunuyorlar, bu konuyla ilgili bir düzenleme yapmadık, bu aralar istekler biraz yoğunlaştı. ne yapmamızı önerirsiniz. ne kadar verelim?
m.kemal: (biraz düşündükten sonra) ne yapıyorsanız yapın ama öğretmen maaşını geçmesin.
yıl 2011. durum : yazık ki ne yazık...
artık bu iki grup arasındaki farkın dağla, bayırla, ovayla bi ilgisi kalmamıştır. kimsenin aldığı paranın bir diğeri için önemi yok ama bu ülkenin geleceğini kasaplarla, bakkallarla, topçularla, popçularla, vekillerle inşa edemezsiniz. bir ülkenin yarını gençlerdir ve o gençleri de o ülkeye her anlamda hazırlayacak olan öğretmenlerdir, öğretmenler. üç kuruş paraya çalıştırılan, yaşamı boyunca oradan oraya koşuşturulan, her şeye rağmen toplumdaki en düşük statüye sahip olan, buna rağmen bıkmadan usanmadan var gücüyle çalışan, 5000 bin lira maaşı beğenmeyerek kendine %100 zam yapan adam(?) değildir öğretmen, sadece geçinebilecek kadar, kendini ekonomik sıkıntılardan sıyırarak kendini tam anlamıyla hedef kitleye vermeyi arzulayan insandır öğretmen.
bu tür anektodlar geçtikçe kendisine ve o döneme olan özlemimiz artmakta fakat bu konuyu da m. kemal'le ilgili bir anıyla sonlandırmak gerekirse, meclisin açılması ve cumhuriyetin ilanından bir süre sonra paşanın yanına bir çalışma arkadaşı gelir ve şöyle der: efendim arkadaşlar uzun zamandır zam talebinde bulunuyorlar, bu konuyla ilgili bir düzenleme yapmadık, bu aralar istekler biraz yoğunlaştı. ne yapmamızı önerirsiniz. ne kadar verelim?
m.kemal: (biraz düşündükten sonra) ne yapıyorsanız yapın ama öğretmen maaşını geçmesin.
yıl 2011. durum : yazık ki ne yazık...
yanlış karşılaştırma. moğollar ne oranda barbardır bilemem de türkler barbar filan değildir. hiçbir zaman da olmamışlardır. avrupalıların bize yedirmeye çalışığı ancak bizim de onlardan daha çok yemeye hevesli olduğumuz aslında çok da bilinen gerçek şudur ki karadeniz'in kuzeyinden dogu avrupaya dogru büyük göç hareketinde bulunan türklerin (kavimler göçü) akınlarından kaçan ostrogotlar, vizigotlar, vandallar gibi gerçek anlamda barbar olan kavimlerin birbirini ite kaka avrupanın içlerine doğru ilerlemesi durumudur. çok temel bir tarih bilgisidir ayrıca.
23 yıllık dünya hayatımda ben daha rastlamadım, bi gün olur da kızıl gezegene falan yolumuz düşerse orda görürüz belki(?)
ilk tepkisi haklı ama yere düşmüş adama da o kadar vurulmaz. üstelik çivili kramponla. ama iyi bi ders olmuştur umarım sahaya giren dingillere.
ota boka ağlarlar. hatta ilk önceleri ağladıklarında sizi de etkilerler. çok duygusal bi insan olduğunu düşünürsünüz. hatta sizin için de ağlamışlarsa zaman zaman, daha da güçlenir bu yargınız. ama alakası yoktur. sora bakarsın ki her boka ağlar. yalama olmuş çeşmeden akan suya benzerse ne değeri var ki gözyaşının. insanı en çok etkileyen az ama öz ağlayan insanlardır.