bugün
- ilkokul bebesine türbanı savunmak22
- diktatör erdoğan16
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını24
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı83
- s'i l v'e r m'i s t20
- misafir ağırlamak5
- konyalıların özellikleri5
- yavıdiye mi güvenirsin cahile mi3
- arkadaşlar size bi soru sorucam44
- akp iktidarı2
- arkadaşlar dediğiniz niçin entryiniz silinmiştir4
- kankam dediğiniz için entryniz silinmiştir5
- bar duvarına şiir yazmak2
- yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır3
- arkadaşlar ben nişanlanıyorum13
- özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir3
- arkadaşlar bakar mısınız diyen salaklar5
- hala yağmur yağması4
- halk tv'ye tmsf kayyımı ve 11 gözaltı3
- kendini sevmek7
- sözlükteki galatasaraylılar12
- yüksek enflasyon18
- evin içinde 4 tane kedi besleyen komşum2
- victor osimhen12
- işteyken sohbet için yanına yanlayan eleman4
- şahsım dahil kimse eleştirilemez değildir5
- beyler haluk levent diye bir adam varmış2
- dem terör partisi11
- herkes istediği yazarı yazsın19
- erkeği karizmatik gösteren şeyler17
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası43
- almanya da taciz iddiasıyla robota el konulması3
- brent petrolün varili 106 10 dolar2
- istanbul havalimanı2
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- beyoğlu5
- gece nöbetten çıkınca eve gidip uyumak4
- göbeklitepeyi uzaylıların yaptığı gerçeği5
- simko329
- marksizm bu topraklarda biterse dünyada biter5
- kısa boylu olmak7
- silvermist10
- nilgün marmara2
- cihangir2
- cadılar bayramında ne olacaksınız16
- 24 yaşına kadar hiç kız arkadaşı olmamış insan15
- ilham aliyev28
- çok film izleyen insandan zarar gelmez29
- ofsaytımsı vol 220
- kedi öldürmek suçsa sinek öldürmek de suçtur4
entry'ler (8)
Ahlaki çöküşü laiklikle ya da dindar geçinenlerin aslında üçkağıtçı ve ahlaksız olmasıyla açıklamaya çalışanlar, kendi füzyonlarını, fantezilerini ve projeksiyonlarını ortaya koymaktadırlar. Hiçbirine itibar edilmez.
Ahlak kurallarının ilk ortaya çıkması insanlık tarihinde tabiki dinler ile olmuştur. Doğada hayvanların ebeveyniyle çiftleşmesi, bir başka canlıyı öldürmesi, bir başka canlının yemeğini çalması gözlemlenen doğal yaşam koşulları iken, insanoğlu için zina, hırsızlık, adam öldürme gibi belli alanları çerçeveleyen kurallar bütünü Tektanrılı dinlerle inmiş olan kavramlardır.
Ahlak diğer taraftan kendi sınırlarını bilmeyi ve başkasının haklarına saygılı olmayı gerektirir. Bunu yapabilmesi için kişinin öncelikle içgörü ve empati yeteneklerinin gelişmiş olması, iç denetim sistemini güçlendirerek belli bir olgunluk kazanmayı ve sabretmeyi öğrenmesi gerekmektedir. 0-2 yaş aralığında başlayan empati, duygu regülasyonu kendini yatıştırmayı öğrenme gibi süreçler kişide gelişerek ve optimal düzey kırılmalarla pişerek zamanla kişide belli bir olgunluğa gelir. Olgunlaşma yanında peşi sıra kendi iç dünyasına yönelme ve maneviyata yatırım yapma anlamını taşır. Kişi sahip olduğu değerleri ön plana alarak başkalarının haklarını çiğnememeyle ilgili zihinsel bir tasarıma sahip olur. Dini inanç kişiye aşılandıysa kişi kendi değerlerini bu paradigma bağlamında şekillendirir.
Bu gerçekleştiğinde kişi kendi sınırlarını bilen, dürtülerini, arzu ve isteklerini kontrol edebilen, karşısındakinin ihtiyacını ve duygusunu onunla empati yaparak kavrayabilen sosyal ortamda "uyumlu" bir birey haline gelir. Bu olgunluğa erişen bireyler ahlaki gereksinimlere en fazla uyabilen açık ya da kapalı ortamları ayırt etmeksizin sürdürebilen bireyler haline gelirler.
Birey olma, olgunlaşma, değerler ve ahlak konularında yeterli yatırımı yapmamış, anne baba tarafından iyi yetiştirilmemiş, iç dünyasına yönelerek kendini tanımaya çalışmamış, dürtülerini tatmin etme üzerine, anlık tatminlerle doymaya çalışma üzerine gerçek olmayan bir kendilik geliştiren bireyler ahlaki değerler, maneviyat ve olgunlaşmadanda uzak kalırlar.
Ayrıca Annelik rolünün bireyde toplumsal duyguyu nasıl geliştirdiği hakkında:
(bkz: http://alienginuygur.com/...minde-anne-rolunun-onemi/
Ahlak kurallarının ilk ortaya çıkması insanlık tarihinde tabiki dinler ile olmuştur. Doğada hayvanların ebeveyniyle çiftleşmesi, bir başka canlıyı öldürmesi, bir başka canlının yemeğini çalması gözlemlenen doğal yaşam koşulları iken, insanoğlu için zina, hırsızlık, adam öldürme gibi belli alanları çerçeveleyen kurallar bütünü Tektanrılı dinlerle inmiş olan kavramlardır.
Ahlak diğer taraftan kendi sınırlarını bilmeyi ve başkasının haklarına saygılı olmayı gerektirir. Bunu yapabilmesi için kişinin öncelikle içgörü ve empati yeteneklerinin gelişmiş olması, iç denetim sistemini güçlendirerek belli bir olgunluk kazanmayı ve sabretmeyi öğrenmesi gerekmektedir. 0-2 yaş aralığında başlayan empati, duygu regülasyonu kendini yatıştırmayı öğrenme gibi süreçler kişide gelişerek ve optimal düzey kırılmalarla pişerek zamanla kişide belli bir olgunluğa gelir. Olgunlaşma yanında peşi sıra kendi iç dünyasına yönelme ve maneviyata yatırım yapma anlamını taşır. Kişi sahip olduğu değerleri ön plana alarak başkalarının haklarını çiğnememeyle ilgili zihinsel bir tasarıma sahip olur. Dini inanç kişiye aşılandıysa kişi kendi değerlerini bu paradigma bağlamında şekillendirir.
Bu gerçekleştiğinde kişi kendi sınırlarını bilen, dürtülerini, arzu ve isteklerini kontrol edebilen, karşısındakinin ihtiyacını ve duygusunu onunla empati yaparak kavrayabilen sosyal ortamda "uyumlu" bir birey haline gelir. Bu olgunluğa erişen bireyler ahlaki gereksinimlere en fazla uyabilen açık ya da kapalı ortamları ayırt etmeksizin sürdürebilen bireyler haline gelirler.
Birey olma, olgunlaşma, değerler ve ahlak konularında yeterli yatırımı yapmamış, anne baba tarafından iyi yetiştirilmemiş, iç dünyasına yönelerek kendini tanımaya çalışmamış, dürtülerini tatmin etme üzerine, anlık tatminlerle doymaya çalışma üzerine gerçek olmayan bir kendilik geliştiren bireyler ahlaki değerler, maneviyat ve olgunlaşmadanda uzak kalırlar.
Ayrıca Annelik rolünün bireyde toplumsal duyguyu nasıl geliştirdiği hakkında:
(bkz: http://alienginuygur.com/...minde-anne-rolunun-onemi/
Akrabamızın cenazesinde dağıtılan "Kuran'daki Dualar ve Seçme Ayetler" isimli kitabını elime almamla takip etmeye başladığım grup. Daha sonra diğer kitaplarını da okudum ve pek çok kişiye tavsiye ettim. Bu grubun çalışmalarını takip ederken şunu farkettim, gelenekçi islam anlayışını savunan pek çok insan "Uydurulan Din ve Kuran'daki Din" kitabından son derece rahatsız. Bu kitabın peygamberi yok saydığını iddia ediyorlar. Din konusunda gerçekten bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş durumda. Özellikle din herkes tarafından argümanlarla araştırma yapılmadan uçsuz bucaksız konuşma konusu yapılabilmekte
insanlar daha çok kendi öğrendiğini en doğru kabul etme ve bunu değiştirmeden koruyarak yeni gelen her türlü veriyi bir tehlike olarak algılama peşinde. Aslında insanlar kendi zihinlerindeki taraflı, muğlak, üstün körü didiklenmiş ve şüphe edilmemiş temsiller üzerinden kavga ediyorlar. Tarifi tam manasıyla yapılmayan kavramlar hem gerçek düşüncelerimizi ifade etmede yetersiz kalıyor hem de yeni kavgalara zemin hazırlıyor. Sonuç olarak bu kavgaların çoğu sonuçsuz, etkisiz ve bilinçsiz kaldığı gibi sürekli bu döngüde devam ediyor.
Zihinde incelikli düşünme ve çözümlemeci kafa yapısının oturmadığı bir toplumda bu tip kavgalar sonuçsuzca sürer gider. Burada objektivite olmamasının, ortak noktada buluşulamamasının en temel sebebi kullanılan ön kabulün, paradigmanın farklı olmasıdır. insanların önce bir şeye inanır, sonra eldeki verileri inançlarına göre yorumlayarak kimi zaman ömür boyu sürecek fikir mücadelelerine girişirler. Aslında bu noktada kişinin neyi nasıl yorumladığının belirleyicisi başta kullanılan paradigmadır, bağlamdır. Bağlam arka fondaki bir renk gibidir. Örneğin arka planda fona mavi rengi koyarsanız üzerine sarı renk iliştirmeye kalktığınızda bu size yeşil görünür. Mavinin üzerine kırmızı iliştirirseniz, bu seferde kırmızıyı değil bordoyu görürsünüz. Düşüncelerde zihine çağrıldığında aynı bu şekilde değerlendirilirler. Kullanılan bağlam düşünce içeriğinin algılanmasına rengini verir.
Bu noktada objektif olarak hepimizin kabul edeceği tek bir şey vardır. O da insan sözü olmayan ilahi olan tek kaynak olan Kuran'dır. Din açısından bir şeyin doğru veya yanlış olduğuna karar vermek için Kuran kıstas alınmalı, bir şey Kuran'a uyduğu ölçüde doğru, çeliştiği ölçüde hatalı denilebilmelidir.
insanlar daha çok kendi öğrendiğini en doğru kabul etme ve bunu değiştirmeden koruyarak yeni gelen her türlü veriyi bir tehlike olarak algılama peşinde. Aslında insanlar kendi zihinlerindeki taraflı, muğlak, üstün körü didiklenmiş ve şüphe edilmemiş temsiller üzerinden kavga ediyorlar. Tarifi tam manasıyla yapılmayan kavramlar hem gerçek düşüncelerimizi ifade etmede yetersiz kalıyor hem de yeni kavgalara zemin hazırlıyor. Sonuç olarak bu kavgaların çoğu sonuçsuz, etkisiz ve bilinçsiz kaldığı gibi sürekli bu döngüde devam ediyor.
Zihinde incelikli düşünme ve çözümlemeci kafa yapısının oturmadığı bir toplumda bu tip kavgalar sonuçsuzca sürer gider. Burada objektivite olmamasının, ortak noktada buluşulamamasının en temel sebebi kullanılan ön kabulün, paradigmanın farklı olmasıdır. insanların önce bir şeye inanır, sonra eldeki verileri inançlarına göre yorumlayarak kimi zaman ömür boyu sürecek fikir mücadelelerine girişirler. Aslında bu noktada kişinin neyi nasıl yorumladığının belirleyicisi başta kullanılan paradigmadır, bağlamdır. Bağlam arka fondaki bir renk gibidir. Örneğin arka planda fona mavi rengi koyarsanız üzerine sarı renk iliştirmeye kalktığınızda bu size yeşil görünür. Mavinin üzerine kırmızı iliştirirseniz, bu seferde kırmızıyı değil bordoyu görürsünüz. Düşüncelerde zihine çağrıldığında aynı bu şekilde değerlendirilirler. Kullanılan bağlam düşünce içeriğinin algılanmasına rengini verir.
Bu noktada objektif olarak hepimizin kabul edeceği tek bir şey vardır. O da insan sözü olmayan ilahi olan tek kaynak olan Kuran'dır. Din açısından bir şeyin doğru veya yanlış olduğuna karar vermek için Kuran kıstas alınmalı, bir şey Kuran'a uyduğu ölçüde doğru, çeliştiği ölçüde hatalı denilebilmelidir.
Güven duygusu ilk ailede aşılanır, anne ve baba çocuğun kendini güvende hissedeceği, zorda kaldığında yardımına başvuracakları yakınlığı korurken bir yandan da çocuğun ayrışma ve bireyleşme sürecine destek verirse temel güven duygusu inşa edilir.
Uzaklara gitme arzusu bir sonuçtur. Öncesinde kiminle hangi çatışmaları yaşadığına, olduğu yerde neleri çözemediğine bakmak gerekir. Bakarsın kendi sorunuyla yüzleşme cesareti gösterip onu çözerse, böyle kaçmak yerine kalıp savaşmayı da tercih edebilir.
Acıbadem ve Bahçeşir Üniversite'lerinde islam felsefesi dersleri vermektedir. Ramazanda en çok satan gazetelerden birinin ramazan sayfasını düzenlemiştir. Kitapları uzun süre kitapçılarda çok satanlar raflarında kalmaktadır, bunun yanında tüm kitapları internet sitesinden ücretsiz indirilebilmektedir, çalışmaları ve çıktığı programlarda Kuran'ın mesajını insanlara yorum katmadan anlatarak farkındalık oluşturmak için büyük çaba sarfetmektedir. Değerli ve çalışkan bir insandır kıymeti bilinmeli ve takip edilmelidir.
adını mitolojide aynada kendi görüntüsüne aşık olan narcissus'tan almaktadır. Öztürkçesi ise özsevicilik'tir
Ben psikoterapiye gönderirim, onca yıllık evlilik üzerine sonradan türeyen bir şey değil bu, bakmak lazım asıl isyanı neye?
Aldığı onca eğitim ve çalışkanlığıyla 2000'li yıllarında başlarından beri 16 adet kitap çıkarmış, maddi beklentisi olmadan tüm kitaplarını sitesinden ücretsiz yayınlamıştır. Youtube kanalındaki video'lar din adına en çok sorulan sorular ile ilgili ders niteliğinde takip edilen videolardır. Biraz vakit ayırıp okumanızı ve videoları seyretmenizi tavsiye ederim