bugün
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım5
- küpe takan erkek erkek midir sorunsalı4
- buddy dude ile ip atlamak3
- hoslanilan kizin neden cekiniyorsun ki demesi6
- ipini koparan sözlüğe geliyor3
- olası israil türkiye savaşı6
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- babam hiç dövmezdi insanı11
- evlen baskısı4
- sıkıldım ulan sıkıldım anlıyor musun sıkıldım2
- sözlüğün aptalları sıralı tam liste5
- kezoya varis çorabı giydirmek2
- işe yeni başlayan kıza sineklenen erkekler4
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- gocu'nun kendini alen delon sanması8
- pandela27
- sözlük yaşlıların fotoğrafları6
- ajvar2
- nasılsınız6
- ilk otuzbir2
- azgın bir boğa gibi çiftleşmek istiyorum4
- yaş pasta alınan evdeki mutluluk3
- şırnak üniversitesi rektörü abdürrahim alkış6
- arkadaşlar bakar mısınız7
- evagreenin sürekli haklı olması4
- evlilik2
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- yarak yemenin nesi kötü anlamadım diyen kız3
- spor yapmayan erkek9
- sizi enflasyona ezdirmedik3
- mustafa destici3
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
- türklerin soykırımdaki ustalığı19
- günün şiiri11
- bal arısı3
- domuz gibi olan yazarlar3
- eşyaların isyanı2
- şeriatçıların ateist apo yu sevmesi3
- true namussuzdur5
- fakirler neden isyan edip silahlanmıyor4
- true neden sevilmiyor5
- kolu alçılı kezonun kçını yıkar mısın4
- zaman baba4
- türbanli kadın ile sevişmek2
- queen feristah6
- laf sokarken imla hatası yapmak6
- 2026 dünya kupası37
- nara shikamaru2
- tanga giyen erkek6
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
entry'ler (22)
orjinal adıyla 'Tampliye Tarikatı' olan tapınak şövalyeleri, haçlı seferleri sonrasında Kudüs'te kurulmuş. isimlerini kudüs kralı'nın kendilerine bağışladığı eski 'süleyman tapınağı'nın bulunduğu bölgeyi korumalarından alıyorlar.
gizlilik esasını neredeyse bir saplantı şekline dönüştüren tapınak şövalyeleri, krallarla güç yarışına girince, 17 ve 18'inci yüzyıllarda birer birer yakalanıp yargılandılar ve büyük çoğunluğu ölüme mahkum edildi. ama bu yargılama tapınak şövalyeleri'nin sonu anlamına gelmiyordu kuşkusuz. saklanmayı başaran ve en azından sempatizan düzeyinde kalan kimseler daha sonraları farklı örgütler ile ortaya çıktılar. ve bu örgütün önemli çalışmalarından birisi (bkz: bilderberg toplantilari). tapınak şövalyeleri'nin geçmişte ulaşamadıkları 'dünyaya hakim olma' emellerine, şimdi dünyaya yön veren bu platformlarla ulaşmaya çalıştığı iddia ediliyor.
gizlilik esasını neredeyse bir saplantı şekline dönüştüren tapınak şövalyeleri, krallarla güç yarışına girince, 17 ve 18'inci yüzyıllarda birer birer yakalanıp yargılandılar ve büyük çoğunluğu ölüme mahkum edildi. ama bu yargılama tapınak şövalyeleri'nin sonu anlamına gelmiyordu kuşkusuz. saklanmayı başaran ve en azından sempatizan düzeyinde kalan kimseler daha sonraları farklı örgütler ile ortaya çıktılar. ve bu örgütün önemli çalışmalarından birisi (bkz: bilderberg toplantilari). tapınak şövalyeleri'nin geçmişte ulaşamadıkları 'dünyaya hakim olma' emellerine, şimdi dünyaya yön veren bu platformlarla ulaşmaya çalıştığı iddia ediliyor.
kurucusu haham joseph retinger ve hollanda prensi bernhard olan bilderberg grubunun her yıl dünyanın finans, sanayi, politika, basın-yayın vs. alanlarında söz sahibi olmuş ya da ileride olabilecek kişilerinin katılımıyla daha sonraki yılların dünya düzeninin şekillendirildiği toplantılardır. türkiye'den mesut yılmaz, suna kıraç, nuri çolakoğlu, cem boyner, süleyman demirel, bülent ecevit, mesut yılmaz, hikmet çetin, prof. şerif mardin, selahattin beyazıt, emre gönensay, vahit halefoğlu, dinç bilgin, sinan tara, prof. üstün ergüder, meral gezgin eriş, uğur bayar, ismail cem gibi isimler bugüne kadar bilinen katılımcılardandır. türkiye'de de çınar otel/ist. (1959) ve altınyunus/çeşme (1975) de toplantılar yapılmıştır.
toplantılarda alınan kararların içeriğinin gizli olduğu iddia edilse de basına yansıyan ya da yansıtılan kadarıyla pek öyle olmadığı bir nevi gizli/açık gölge imparatorluk gibi çalıştığı ortadadır.
toplantılarda alınan kararların içeriğinin gizli olduğu iddia edilse de basına yansıyan ya da yansıtılan kadarıyla pek öyle olmadığı bir nevi gizli/açık gölge imparatorluk gibi çalıştığı ortadadır.
aldıktan sonra veremeyeceğimiz yahut verdikten sonra alamayacağımız, günde kaç kere alıp verdiğimizi bilemediğimiz nefeslerin sonuncusu.
Sen gül diyarının yapma gülüsün!
Aynı yapmacıkla Çoban Sülü sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!
Türk e zıt sermaye merkezlerinden,
Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Milli yekparelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün
Ve devlete mason biraderlerin
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın gözbağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş Herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon;
Bir felaketsin ki, binbir türlüsün!
Gelirsiz giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!
Okka okka vicdan satın alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üçbuçuk mebusa kaldı diye fark,
Kimbilir, ne kadar üzüntülüsün!
Millet gökten adam dilensin, dursun!
Ümit fakirinin keşkülüsün!
Kuzum, senin neren Anadolludur?
Türk e Amerikan püskürtülüsün!
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belaların son püskülüsün!
( 1971 )
üstad necip fazil'in 35 sene önce morisonların sülü'sü için yazdığı şiir...
Aynı yapmacıkla Çoban Sülü sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!
Türk e zıt sermaye merkezlerinden,
Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Milli yekparelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün
Ve devlete mason biraderlerin
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın gözbağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş Herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon;
Bir felaketsin ki, binbir türlüsün!
Gelirsiz giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!
Okka okka vicdan satın alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üçbuçuk mebusa kaldı diye fark,
Kimbilir, ne kadar üzüntülüsün!
Millet gökten adam dilensin, dursun!
Ümit fakirinin keşkülüsün!
Kuzum, senin neren Anadolludur?
Türk e Amerikan püskürtülüsün!
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belaların son püskülüsün!
( 1971 )
üstad necip fazil'in 35 sene önce morisonların sülü'sü için yazdığı şiir...
antarktika daki penguenler gibi olurdu ortalık heralde. sağım, solum, önüm, arkam türk... hz. adem hiç cennetten çıkmasaydı hepimiz cennette olurduk gibi bişii...
nebil özgentürk kendisi için 'bu adamın mihriban gibi bir şiiri nasıl yazabildiğine hayret ediyorum' tarzında bir laf etmişti. * muhterem de kendisine gazetedeki köşesinden 'nebil ne bilsin...' başlıklı bir yazı düzmüştü ki tam ağzına laik.
-abi çaylak olmuşsun yeniden ne diyosun bu duruma ??
-bana bunlarla gelmeyin !!!
-tamam abi kızma, relax...
-bana bunlarla gelmeyin !!!
-tamam abi kızma, relax...
kendilerine 'yazarlığımı alabilirsiniz ama ruhumu asla !!!' diyebileceğim, sözlükte anladığım kadarıyla belirli görüşlere tahammül edemeyen, içlerinde adamına göre muamele yapanların olduğuna inanmaya başladığım yönetici güruhu...
1789 Fransız ihtilali ile ortaya çıkan görüşlerden birisi de laiklik olmuştur. Hak, özgürlük ve eşitlik parolasıyla, ezilen halkı da yanına alarak devrimi gerçekleştiren burjuva sınıfının iktidardaki kesimi, ihtilal sonrası izlenecek siyasette J.J. Rousseau nun çoğunluğun iradesine dayanan siyasal rejim görüşünü benimsemişlerdir. iktidardaki Jakoben kesim dine karşı baskıcı bir rejim uygulamıştır. Burjuva ihtilali çerçevesinde topraklar millileştirilmiş, kilisenin elindeki tüm mülkler devlet mülkü haline getirilmiştir. Din reforme edilmeye çalışılarak devlet üzerindeki etkisinin kırılması amaçlanmış, hatta din- kilise devletin kontrolü altına girmiştir. Kiliseler kapatılıp iktidardaki kesimin politikaları doğrultusunda yapılandırıp tekrar açılmış, dönemin bir çok din adamı iktidardakiler tarafından yargılanıp idam edilmiş yahut sürgüne gönderilmişlerdir. Katoliklik dinine ait ne varsa hepsi yasaklanıp imha edilmiştir. Hatta bunlarla yetinilmemiş devlet tarafından bir Cumhuriyet Dini dahi kurulmuştur. Bu dönemde din ve devlet ayırımı ilkesinden yola çıkılarak kavramın kapsamı devlet tarafından belirlendiği için, dinin toplumsal alanda etkisizleştirildiği, devletin dini kendi güdümü altına aldığı, dini devletleştirdiği görülmektedir. Bu anlamda laiklik ruhban sınıfına karşı, ruhban sınıfının toplumsal yaşamdaki etkisini ortadan kaldırmak için yapılan tepkici, tepeden inmeci bir devrimin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
laiklikle demokrasi arasında hiçbir ilişki yoktur. Laik bir devlet demokratik olabileceği gibi, anti-demokratik de olabilir. Örneğin Fransa laik demokratik; eski Sovyetler Birliği ise laik ama anti-demokratik bir devlettir. Yine israil, Yunanistan demokratik fakat laik olmayan devletlerdir. israil Anayasası Yahudiliği açıkça devlet dini olarak kabul etmiş, Yunanistan Anayasasında ise Ortodoks Hıristiyanlığına üstünlük tanımakta ve onu özel himaye altına almaktadır. Bu görüş savunucularına göre, belirtilen nedenlerle, demokrasi ve laiklik arasında olmazsa olmaz bir ilişki yoktur. Toplum değil ancak devlet laik olabilir. Toplumun laikleşmesi demek dinin dünya ile ilişkisinin kesilmesi demektir ki, bu da ancak dinin ortadan kalkması ile mümkündür. Aslolan dinin devletle olan ilişkisinin kesilmesidir.
Anayasada Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik bir devlet olarak nitelendirilmektedir. Şu ana kadar olan incelememizde, ülkemizdeki uygulamaların klasik laiklik anlayışıyla pek de uyuşmadığı görülmektedir.
Laik devlet din ve vicdan özgürlüğünün kullanılmasını güvence altına alan; devleti bu yönüyle sınırlayan ve bu özgürlükler karşısında nasıl hareket edeceğini gösteren bir ilkedir. Laik devlette esas olan hukuk kurallarının ve egemenliğin dine dayanmaması, devletin dinler karşısında tarafsız kalmasıdır.
daha genişi için http://www.hukuki.net *
laiklikle demokrasi arasında hiçbir ilişki yoktur. Laik bir devlet demokratik olabileceği gibi, anti-demokratik de olabilir. Örneğin Fransa laik demokratik; eski Sovyetler Birliği ise laik ama anti-demokratik bir devlettir. Yine israil, Yunanistan demokratik fakat laik olmayan devletlerdir. israil Anayasası Yahudiliği açıkça devlet dini olarak kabul etmiş, Yunanistan Anayasasında ise Ortodoks Hıristiyanlığına üstünlük tanımakta ve onu özel himaye altına almaktadır. Bu görüş savunucularına göre, belirtilen nedenlerle, demokrasi ve laiklik arasında olmazsa olmaz bir ilişki yoktur. Toplum değil ancak devlet laik olabilir. Toplumun laikleşmesi demek dinin dünya ile ilişkisinin kesilmesi demektir ki, bu da ancak dinin ortadan kalkması ile mümkündür. Aslolan dinin devletle olan ilişkisinin kesilmesidir.
Anayasada Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik bir devlet olarak nitelendirilmektedir. Şu ana kadar olan incelememizde, ülkemizdeki uygulamaların klasik laiklik anlayışıyla pek de uyuşmadığı görülmektedir.
Laik devlet din ve vicdan özgürlüğünün kullanılmasını güvence altına alan; devleti bu yönüyle sınırlayan ve bu özgürlükler karşısında nasıl hareket edeceğini gösteren bir ilkedir. Laik devlette esas olan hukuk kurallarının ve egemenliğin dine dayanmaması, devletin dinler karşısında tarafsız kalmasıdır.
daha genişi için http://www.hukuki.net *
yahu hiç arabistanlı garibanlara sordunuz mu hıı...?? gönderin bütün türbanlıları arabistana demesi kolay. elin adamı derse ki 'başı açıklar türkiye'de okusun'. boş buldunuz meydanı. sallayın işkembe-i kübradan. arabistan'da oxford vardı da gitmedik mi kardeşim ??
uzun uğraşlar sonucunda çaylaklık modundan kurtulan ikinci nesil yazarın, diğer yazar arkadaşlarının arasına katılma heyecanıylan karışık coşma durumu.
düşmanın dahi olsa öldürdükten sonra bile müsle * yasaktır. bir ceza verilecekse suçu yüzüne okunur. kafirse kafası kesilir. mürtedse kafasına bir kurşun sıkılır. olay biter. şehitlere * * üzülmeye gerek yok onlar en rahat ve gıpta edilecek mevkide. ama sen herifi böyle besler, semirtirsen herkes türlü türlü işkence senaryoları yazar. kısa yoldan kaldır ortadan pisliği ki sıra onu kullananlara ve arka plandakilere gelsin.
düşmek istenen bir ıssız ada varmıdır acaba ? bir de aslası var tabii işin içinde. yani şunlara şunlara düşmek istemem. ama şunlar var ya şunlaar aha da şunlara hiç düşmek istemem denilecek ıssız adalardır. bize isteyerek düşeceğimiz ıssız adalar bulun. kafamızı karıştırmayın. herşeyi devletten beklemeyin yahu !!!
başındaki 'la' takısıyla bütün tanrı, titan, putları vs. tam anlamıyla yok eden, * * allah'ın tek yaratıcı, kural ve kanun koyucu olduğunu ilan ve tasdik eden, * islamın kişinin hayatının en ücra köşelerine kadar nüfuz edeceğine dair edilen bir tür yemin, ant. * hatta sırf bu baştaki 'la' takısı için bir kitap bile yazılmış. merak eden arasın, bulsun, okusun.
hayret ki başörtülüler iran'a dememiştir. adamı karşılarına alıp hala konuşturmaları da ayrı bir karın ağrısıdır. içinde yaşadığımız ülkede hedef gösterilecek o kadar çok kesim var ki. islamköylü demirel bunu çok güzel kullanıyor her defasında. vakt-i zamanında bu ülkenin insanlarını kamplara ayırıp sağcı-solcu diye fişleyen, darbelere zemin hazırlayan zihniyet duruma göre çeşitli kesimlere saldırmaktadır. kendini tam anlamıyla deşifre eden bu insan müsvettesini kaale bile almamalıdır. ayrıca bu başörtülüler sistemi değiştirecekse, öyle bir güçleri varsa bunu pekala okumadan da yapabilirler. o denilen arap ülkelerinde okuduktan sonra da yapabilirler. başörtülülerden vergi alıyorsun, çocuklarını askere alıyorsun, seçimlerde yalakalanıp oy alıyorsun. sonra da 'bunlar okuyacak, başımıza geçecek, sistemi değiştirecek, hepimizi kesecek' diyorsun. bütün bunlara kendin inanıyormusun ??? *
bundan takribi 5-6 sene önce fifa oynarken keşfettiğim, daha sonra adını nick olarak kullanıp chat alemindeyken abazaların tacizine uğradığım, * fenerbahçe'ye geldikten sonra tüm bağlarımı kopardığım din kardeşim.
işyerinde sık sık yaşadığım bir durumdur. hafta başında olduğum traşın diğer hafta başına yetişmesini isterim ama bir türlü olmaz. askerdeyken pamukla tersten kontrol yapardı komutanlar. traş olmayanlar içtima alanında kuru jiletle traş olmaya mecburdu. isterse olmasın.
caylak olanlar icin bir nevi zorunluluktur. başlıklar önünüzde sıralanır gider. ama sizin tek düşünceniz kabul edilecek uzunlukta, bilgi içeren, formata uygun bir entry girmektir. ankete katılamaz ya da düşüncenizi iki kelimeyle özetleyemezsiniz. yaz babam yaz durumudur.
'o kadar düşündüm burda söylermiyim kardeşim, sonra herkesde aynı isim' şeklinde bir cevap da verilebilir. bizde ismi büyükler koyar, ya dede ya babaanne ismi olacak da denilebilir. aslinda isim mühim bir konudur. bir isim koyarsınız hayat boyu taşınır yafta misali boyunda. dikkatli olmalı ve çocuğun geleceğide düşünülerek özenli isim seçilmelidir. mesela ilk aklıma gelen aleyna ismidir. anlamı 'bizim üzerimize' şeklindedir. sırf kur'an da geçiyor diye paldır-küldür araştırmadan konulmaktadır. çocuklara yazık edilmektedir.