bugün
- erkeklerin kadınsılaşması7
- insanların gözlem yapmaması7
- üstteki yazarın nicki ile akrostiş yaz4
- sözlükte altın günü yapmak10
- şu anda ne yapıyorsun9
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan7
- sosyalleşmekten kaçan insan4
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- insanların gözleme yapmaması3
- yarın iş olması4
- tuborg kırmızı seven kız3
- bir kezonun elinden zehir olsa yemek5
- şeytan5
- ankastre bozukluğu4
- maldivler6
- allah6
- pandela kaşarlığı2
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- dünyanın en güzel omleti5
- eşek sucuğu16
- takıntılı biri olmak3
- islam düşmanlarına epstein şoku2
- sözlük yazarlarının tanım yapabilme menzili2
- brusella2
- 30 lu yaşlar7
- uludağ sözlüğün cenaze namazı6
- çocuğunu kocasından daha çok seven kadın3
- üstteki yazar ne yapıyor5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- aşırı sinirli olmak2
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi11
- şirinevler8
- aşık yorguni10
- portekiz maçında ronaldo krizi2
- aleyna tilki4
- insanın bu hayattaki amacı17
- beyler kabağı kollayın3
- flört edinmek7
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- kimseyi memnun edememek12
- biraderleri üst üste koymak7
- kızartma yağından sabun yapmak8
- aile hekimi3
- egay sucukcu5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- karateci mi döver kung fucu mu yoksa aikidocu mu3
- işi gücü borsa siyaset olan insan4
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- konuşmaya konuşmaya konuşmayı unutmak2
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi2
entry'ler (23)
tüm umutların tükenmesi.
hayallerin gerçekleşmeyeceğini kavramak.
uğrunda yaşayacak şeyleri yitirmek.
umutları yitirmek.
sonra kişi gün içinde durup duruken ağlarken bulur kendisini. yolda yürürken, yatağa girdiğinde, uyku kaçınca balkonda sigara içerken süzülür gözyaşları. daha sonra, "balkondan, pencereden kendimi aşagı atsam mı ki?" diye düşünür ara ara. aslında düşünmez. sadece bu düşünce zihninde beliriverir. balkona ya da pencereye yaklaşır. aşağıya bakar. ve her seferinde kendi zavallı cansız bedenini kanlar içinde kalmış, parçalanmış şekilde betonun üzerinde dururken hayal ettiğinde bunun son derece korkunç bir trajedi olduğunu düşünür, ağlamaya başlar ve vazgeçer ama bu ölüm düşünceleri onu dürtmeye devam eder.
hayallerin gerçekleşmeyeceğini kavramak.
uğrunda yaşayacak şeyleri yitirmek.
umutları yitirmek.
sonra kişi gün içinde durup duruken ağlarken bulur kendisini. yolda yürürken, yatağa girdiğinde, uyku kaçınca balkonda sigara içerken süzülür gözyaşları. daha sonra, "balkondan, pencereden kendimi aşagı atsam mı ki?" diye düşünür ara ara. aslında düşünmez. sadece bu düşünce zihninde beliriverir. balkona ya da pencereye yaklaşır. aşağıya bakar. ve her seferinde kendi zavallı cansız bedenini kanlar içinde kalmış, parçalanmış şekilde betonun üzerinde dururken hayal ettiğinde bunun son derece korkunç bir trajedi olduğunu düşünür, ağlamaya başlar ve vazgeçer ama bu ölüm düşünceleri onu dürtmeye devam eder.
eğlenilecek kızla evlenilecek kız özelliklerini birbirinden ayrı düşünmek bi yanılgı değil midir sözlük?
evleneceğin kızla eğlenmek istersin ve eğlendiğin insanla bir ömür boyu birlikte olmak isteyebilirsin.
hem evlenirsin hem eğlenirsin.
ciddi ve kuru bir evlilik olacaksa olmasındır efendim.
evleneceğin kızla eğlenmek istersin ve eğlendiğin insanla bir ömür boyu birlikte olmak isteyebilirsin.
hem evlenirsin hem eğlenirsin.
ciddi ve kuru bir evlilik olacaksa olmasındır efendim.
sol frame de görür görmez heyecan yapmamı sağlamıştır. dizideki her bir karakteri özledik be sözlük.
her allahın günü birbirlerine ağır sözler söyleyip kavga eden ama yine de tuvalete bile birlikte giden çiftlerdir
adını ne zaman okusam duysam beni hafif hüzünlendiren, bana çok güzel anılarımı eski yıllarımı hatırlatan leziz içkidir tabi muhakkak bir içkiden daha fazlasıdır.
iron butterfly - iron butterfly theme
tuvaletlerde yapılan böylesine bir davranış, tuvalete girecek bir sonraki kişi için tehlike oluşturur.
edit: eğer tuvalette anarşi yaratmak istiyorsanız aynalarını kırın olsun bitsin.
edit: eğer tuvalette anarşi yaratmak istiyorsanız aynalarını kırın olsun bitsin.
sigara, çakmak, kül tablası.
birine ikinci şansı vermek insancadır, üçüncü şans ise aptallıktır.
neden kendi televizyonumu kendimiz yaratmayalım diyen insandır. bir projektörle istediğin belgeseli, filmi, programı, videoyu izleyebilirsin, hem de istediğin gibi istediğin zaman.
şöyle anlatayım, 1 hafta içinde yetiştirmem gereken 60 sayfalık çeviriden ve bitirmem gereken projeden alıkoydu beni, işimden gücümden uzaklaştırdı, dünyayla irtibatımı koparttı breaking bad. öyle bir şey ki durduramadım. oysa sadece 1. sezonun 1. bölümünü izlemeye niyetlenmiştim. aradan 3.5 gün geçmiş, 3 sezon bitti * çok şükür. şimdi işime gücüme dönebilirim. işte breaking bad öyle bir şey. insanı ele geçiriyor.
eski sevgilisine duyduğu öfkeyi kız arkadaşına yansıtmaktadır.
(bkz: freud) (bkz: psikanaliz) (bkz: bilinçaltı) (bkz: savunma mekanizmaları) (bkz: yansıtma)
ya da yaşadığı travmatik bazı olaylar yüzünden kızların iyi muameleyi haketmediğiyle ilgili bilişsel bozukluklara sahiptir.
(bkz: albert ellis) (bkz: bilişsel terapi) (bkz: akılcı duygusal davranışçı terapi) (bkz: zihinsel şemalar) (bkz: mantık dışı inanışlar)
(bkz: big bang theory tadında entry girmek)
(bkz: freud) (bkz: psikanaliz) (bkz: bilinçaltı) (bkz: savunma mekanizmaları) (bkz: yansıtma)
ya da yaşadığı travmatik bazı olaylar yüzünden kızların iyi muameleyi haketmediğiyle ilgili bilişsel bozukluklara sahiptir.
(bkz: albert ellis) (bkz: bilişsel terapi) (bkz: akılcı duygusal davranışçı terapi) (bkz: zihinsel şemalar) (bkz: mantık dışı inanışlar)
(bkz: big bang theory tadında entry girmek)
2012 yılında gelmesi sabırsızlıkla beklenen bir devirdir.
gökdelenler, yüksek binalar yüzünden gökyüzünü göremez olduk. nereye baksan beton yığınları. doğal gaz, egzoz, fabrika dumanları gibi bilimum ve maximum zehirli dumanlardan, kimyasal atıklardan, kimyasal içerikli besinlerden dolayı kanser 20.yy ın çok popüler bir hastalığı haline geldi. hayır, odam havalansın, oksijen girsin diye pencereyi açıyorum, açmamla kapamam bir oluyor. neden? çünkü odama oksijen yerine atmosferde özgürce salınan zararlı yoğun gazlar giriyor. nefes alıncak gibi değil. alıştık tabi farkında değiliz, nefes aldığımızı sanarak devam ediyoruz yaşamımıza.
stres ve depresyon, onlar da 20.yy ın en en popüler ruhsal rahatsızlıklarından sadece ikisi. obsesif kompülsif kişiler mi ararsınız, paranoid kişilik bozuklukları mı ararsınız hepsi metropollerde.
hergün kavga, kıyamet, huzur yok, insanlar mutsuz, suratlar 5 karış.. adeta caddeler yaşayan ölülerle dolmuş taşmış.
köşedeki bakkala gidecek olsak arabaya atlıyoruz. e haliyle işlemeyen demirin ışıldamayacağı gibi kalp de yeterli kan pompalamamakta, damarlar tıkanmakta, vücut yağ depolamakta, kalp krizi geçirilmekte ya da felç.
bir de müthiş bir tüketim çılgınlığıdır almış başını gitmekte.. o konuyu hiç açmayalım.
taş devri gelsin artık.
gökdelenler, yüksek binalar yüzünden gökyüzünü göremez olduk. nereye baksan beton yığınları. doğal gaz, egzoz, fabrika dumanları gibi bilimum ve maximum zehirli dumanlardan, kimyasal atıklardan, kimyasal içerikli besinlerden dolayı kanser 20.yy ın çok popüler bir hastalığı haline geldi. hayır, odam havalansın, oksijen girsin diye pencereyi açıyorum, açmamla kapamam bir oluyor. neden? çünkü odama oksijen yerine atmosferde özgürce salınan zararlı yoğun gazlar giriyor. nefes alıncak gibi değil. alıştık tabi farkında değiliz, nefes aldığımızı sanarak devam ediyoruz yaşamımıza.
stres ve depresyon, onlar da 20.yy ın en en popüler ruhsal rahatsızlıklarından sadece ikisi. obsesif kompülsif kişiler mi ararsınız, paranoid kişilik bozuklukları mı ararsınız hepsi metropollerde.
hergün kavga, kıyamet, huzur yok, insanlar mutsuz, suratlar 5 karış.. adeta caddeler yaşayan ölülerle dolmuş taşmış.
köşedeki bakkala gidecek olsak arabaya atlıyoruz. e haliyle işlemeyen demirin ışıldamayacağı gibi kalp de yeterli kan pompalamamakta, damarlar tıkanmakta, vücut yağ depolamakta, kalp krizi geçirilmekte ya da felç.
bir de müthiş bir tüketim çılgınlığıdır almış başını gitmekte.. o konuyu hiç açmayalım.
taş devri gelsin artık.
eski devirlerde göç eden türkmen yörükler bunu sık sık pişirirlermiş. özellikle sabahları güç, kuvvet, enerji versin ve tok tutsun diye. maliyeti de azdır. aslında bu tatlının kökeni ta buralardandır.
öyle bir an yoktur. öyle bir anın varlığı koca bir yanılsamadır.
kimileri de vardır bir deliyi sever. belki de ondaki bu deli hal ve tavırlardır onu ona çeken.
vurdumduymazdır. karşısına geçip bağırıp çağırsanız tepki vermez, karşılık vermez. durur, sakince sizi izler yüzündeki hafif gülümseyişiyle. gülümsemesi yeterlidir... ve hakaret edersiniz; sakince, bunun güzel bir davranış olmadığını söyler size; ezilirsiniz yerin dibine geçersiniz belki.
arada bir sorumsuzluğu kendisine görev bilir, ne geçmişi düşünür ne geleceği, zaten ona göre herşey olması gerektiği gibidir. kim takar dünyayı, kim takar zenginliği ya da fakirliği. kim takar toplumun insanlara dayattığı tüm o saçma sorumlulukları.
paspaldır, serseridir işte. traş falan olmaz, saç sakal birbirine girmiştir. beyhude yaşar. " ben böyleyim, beni seveceksen böyle sev ya da çek git" der
seçici değildir. bir şampuan satın alacaksa, raftaki herhangi bir şampuanı alır çıkar. hangi şampuanı aldığı hiç farketmez saçlarını yıkasın yeter. şampuan almasa da olur, vucudunu sabunlarken saçlarına da sürer sabunu. amaç neyle yıkandığı değil, temizlenmektir. şekle göre adam seçmez. insanın temel işlevsel yönleriyle ilgilenir, ruha bakar en kestirme yoldan
patavatsızdır. an gelir öyle bir şey söyler ki... ama bu onun hesap kitap yapmayışından, kendisini doğrudan ifade edişinden kaynaklıdır. nasıl davranmak istiyorsa öyle davranır, durup düşünmez. kırılacaksa kırılsın. alınacaksa alınsın; adamı kendisiyle yüzleştirir. yalan söylemek nedir bilmez. iltifat etmez. güzel kelimelerle kişinin egosunu şişirmez. var olan şeylerin en çıplak halini size sunar.
umursamazdır. yarın ne olacağını düşünmez. sadece yaşadığı güne şükreder. bir sonraki öğünde ne yiyeceğini bilmez, bilemez. o an karnı toksa buna şükreder geçer.
kimilerince mükemmeldir, kimilerince çok eksiği vardır. ne farkeder. o öyledir, aşık olunasıdır, olunur.
çocuklar gibi özgür ve saftır. çocuklar da seçmez, yalan söylemez, iltifat etmez, yarınını düşünmez, ne giydiğini önemsemez, çocuklar delidir.
aslında öyle bir idrak anı yoktur.
kimileri de vardır bir deliyi sever. belki de ondaki bu deli hal ve tavırlardır onu ona çeken.
vurdumduymazdır. karşısına geçip bağırıp çağırsanız tepki vermez, karşılık vermez. durur, sakince sizi izler yüzündeki hafif gülümseyişiyle. gülümsemesi yeterlidir... ve hakaret edersiniz; sakince, bunun güzel bir davranış olmadığını söyler size; ezilirsiniz yerin dibine geçersiniz belki.
arada bir sorumsuzluğu kendisine görev bilir, ne geçmişi düşünür ne geleceği, zaten ona göre herşey olması gerektiği gibidir. kim takar dünyayı, kim takar zenginliği ya da fakirliği. kim takar toplumun insanlara dayattığı tüm o saçma sorumlulukları.
paspaldır, serseridir işte. traş falan olmaz, saç sakal birbirine girmiştir. beyhude yaşar. " ben böyleyim, beni seveceksen böyle sev ya da çek git" der
seçici değildir. bir şampuan satın alacaksa, raftaki herhangi bir şampuanı alır çıkar. hangi şampuanı aldığı hiç farketmez saçlarını yıkasın yeter. şampuan almasa da olur, vucudunu sabunlarken saçlarına da sürer sabunu. amaç neyle yıkandığı değil, temizlenmektir. şekle göre adam seçmez. insanın temel işlevsel yönleriyle ilgilenir, ruha bakar en kestirme yoldan
patavatsızdır. an gelir öyle bir şey söyler ki... ama bu onun hesap kitap yapmayışından, kendisini doğrudan ifade edişinden kaynaklıdır. nasıl davranmak istiyorsa öyle davranır, durup düşünmez. kırılacaksa kırılsın. alınacaksa alınsın; adamı kendisiyle yüzleştirir. yalan söylemek nedir bilmez. iltifat etmez. güzel kelimelerle kişinin egosunu şişirmez. var olan şeylerin en çıplak halini size sunar.
umursamazdır. yarın ne olacağını düşünmez. sadece yaşadığı güne şükreder. bir sonraki öğünde ne yiyeceğini bilmez, bilemez. o an karnı toksa buna şükreder geçer.
kimilerince mükemmeldir, kimilerince çok eksiği vardır. ne farkeder. o öyledir, aşık olunasıdır, olunur.
çocuklar gibi özgür ve saftır. çocuklar da seçmez, yalan söylemez, iltifat etmez, yarınını düşünmez, ne giydiğini önemsemez, çocuklar delidir.
aslında öyle bir idrak anı yoktur.
gün içerisindeki basınç değişkendir. gece ile sabah arasında bir basınç farklılığı vardır. bu nedenle geceleri basınç daha yüksek olduğundan eşyalardan çat çut çıt pat sesleri gelebilmektedir, çok doğaldır.
dişlerimiz de hep geceleri sabaha karşı olan zamanlarda ağrır, basınç farkından dolayı.
dişlerimiz de hep geceleri sabaha karşı olan zamanlarda ağrır, basınç farkından dolayı.
haksız bir önermedir. din bir yana dünya bir yana diyen, ibadetini sonuna kadar yapan, sürekli dua eden ammavelakin recmi savunan savunmakla kalmayıp recm edilen bir insanı can çekişirken izlemekten zevk alan ve bunla da yetinmeyip recm eylemine şevkle, zevkle, hırsla katılan bir insan ne kadar iyi bir insandır, sorgulanmalıdır.
ayrıca kendi sistemine uymayan bir insanı sonuna kadar reddeden ve karalayan, psikolojik baskılarla ve yaptırımlarla insanların iradesine müdahale eden ve "o, bu, şu günah, cehennemde yanacaksın" diyerek yüreklere korku salan insanın da iyi bir insan olup olmadığı düşünülmelidir.
iyi bir insan olmak için din değil, vicdan gereklidir.
ayrıca kendi sistemine uymayan bir insanı sonuna kadar reddeden ve karalayan, psikolojik baskılarla ve yaptırımlarla insanların iradesine müdahale eden ve "o, bu, şu günah, cehennemde yanacaksın" diyerek yüreklere korku salan insanın da iyi bir insan olup olmadığı düşünülmelidir.
iyi bir insan olmak için din değil, vicdan gereklidir.
evet zekiler salağa yatabilir ama salaklar zeki gibi görünmeye çalışarak salaklıklarını ortaya çıkarır.
- bu eve gelen ilk kız sensin.
+ eee! yani?
- bulaşıklara, banyoya bir el atsan. evi de şöyle bir süpürüp silsen tozunu alsan haa bir de yemek yapsan olmaz mı ayşe?
+ eee! yani?
- bulaşıklara, banyoya bir el atsan. evi de şöyle bir süpürüp silsen tozunu alsan haa bir de yemek yapsan olmaz mı ayşe?
kalemi, silgisi, defteri, çantası, herbirşeysi en az bir gömlek daha iyi olan çocuktur. onun kalemleri renk renktir, silgileri kokuludur. muhtemelen bunlar yurt duşından gelmiştir. beslenme çantasını hiç sormayın. o yaşta ne zengin çocuk, ne de fakir çocuk farkındadır bütün bunların.
dolayısıyla, diğerlerinden hiç bir farkı olmayan çocuktur.
dolayısıyla, diğerlerinden hiç bir farkı olmayan çocuktur.