bugün
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- yazarların en sevdiği sözler7
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- kiraz cicegi kolonyasi34
- 10 temmuz 20265
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- mantra grubu6
- midye8
- fas11
- fransa8
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- yazarların en sevdiği meyve4
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- kürdistan5
- johnny sinsin araba vurdurması4
- corona sonrası dünya düzeni4
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- söylemek istenilenler4
- sevilen bilgisayar oyununu üç kelime ile anlatmak3
- üniversiteli kızlara cinlerin musallat olması2
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- 2026 dünya kupası24
- saraca finch house25
- ayakseverlik5
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- 1000 liralık boxer giymek4
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı13
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- menemen4
- gram altın3
- netanyahu'nun f 35 paniği2
- futbol21
- kız kıza banyo yapmak2
- tabağında yemek bırakan erkek5
- 10 temmuz 2026 ispanya belçika maçı7
- kadın yazarların kavga etmesi11
- oğlum donat şu masayı4
- velvet38
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- woke kültürü terörü2
- kuran da namazın olmaması21
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- düşün ki o bunu okuyor6
- gina'yı kulaklarından tutup tavana asmak2
entry'ler (119)
oldu olacak cebine de bir prezervatif koy dışarı çıkarken, neme lazım oğlan unutur falan. sen bayağı bir yanlış anlamışsın kardeş.
konuşanın bağdemciklerini görmemize sebebiyet verir.
çocukluğumun içinde bir sürü ağaç olan bahçeli evleri. genelde küçük, odalar nerde başlar nerde biter belli değil, odanın bittiği yerden mutfak başlar, onun bittiği yerden banyo. bir çoğunda oturdum çocukken bunların, küçüğü, büyüğü, güzeli, kötüsü. bazılarını çok sevdim bazılarını hiç. bir tanesi iki kapılıydı mesela, saklambaç oynarken avantaj, biri sizi ararken siz diğer kapıdan dışarı kaçabilirsiniz. ya da dayaktan kaçarken..bu evin tuvaletini dışarı koymuşlardı mesela, gece uyanıp tuvalete gitmek istersem ablama yalvarmak zorundaydım benimle gelsin diye, korkudan. iyi günündeyse gelir yoksa sabaha kadar kıvrandırırdı. ama ağaçları o evde tanıdım ben, erik ağacı, dut ağacı, üstünden defalarca düştüğüm incir ağacı. erik ağacına tırmanarak evin çatısına çıkılırdı, kirazdan da kömürlüğün çatısına. mutsuzsam ki genelde öyleydim sanırım, ya da babamdan kaçmışsam, ağlıyorsam ilk kaçtığım yer incir ağacının tepesi...seneler sonra durumlar değişipte ilk apartman dairesinde oturmaya başladığımızda ilk başlarda sevinmiştim galiba, daha büyük, daha rahat, daha güzel ama o iki kapılı evde geceleri tuvalete gitmek için zıpladığım saatleri hatırladığımda gülümsüyorum daha çok nedense.
içlerinde ki kötülüğün yüzlerine yansımasındandır.
"son zamanlarda türkiye'de ki müzik çalışmaları" adlı bir araştırma yapıyorlardı en son. bir daha haber alınamamış kendilerinden.
doğrudur. ama müslümanlar ateistlerin ağzına sıçsın diye de kurtarılmadı. ya da hıristiyanlar musevilerin, museviler lazların, lazlar kürtlerin kafasını kırsın diye de kurtarılmadı. sağcılar solcuların, solcular kararsızların ümüğünü sıksın diye de değil. ya da sünni aleviye hırlasın, alevi caferiyi aşağılsın diyede değil. sadece bir vatanımız olsun, bize ait bir toprak. kimsenin karşısında eğilmeden, ezilmeden insanca yaşayabileceğimiz bir evimiz olsun diye. ne oldu bak şimdi..
açlığın durumuna göre değişir kimin kazanacağı. normal bir açlık sınırında anne menemeni her daim öndedir. ama öğrencilerin çokça karşılaştığı, açlıktan geberiyoruz ayarında bir açlıkta, öğrenci menemeni dünyanın en lezzetli yemeğidir.
bunlar hep allahın işi, inanmayan keferelerin ibret alması için. önce yam yam, sonra naptın gari, ve hala inanmazsanız, aha da size hilal cebeci. ne sanmıştınız ya.
inşaatların akustiğinden mi, yoksa her inşaat işçisini işe alırken bir türkü söyletip öyle mi alıyorlar diye düşünmeme neden olan inat bu. karşımda ki inşaatta var bunlardan. onlar da durumun farkında olmalı ki, azimle gece gündüz söylüyorlar, genelde de kürtçe. bunlara mı yakışıyor kürtçe söylemek, yoksa türkülere mi o konuda da bir kararsızım zaten.
gazetenin boyası çıkar şimdi kıza, bari a4 kağıdına falan sarsın.
makyaj malzemesi olarak toprak, saç boyası olarak güneş kullanırlar. manikür pedikür yok, dağ bayır gezerken kırılır tırnaklar zaten. kaş, bıyık için kuaföre falan gitmezler, kimseye kafalarını kaldırıp bakamadıkları için zaten sorun olmaz. kıyafet seçimleri en ünlü modacılardan değil, ne bulurlarsa onu giyerler, maksat çalışırken rahat etsinler. bir düşündüm de cidden çirkinmiş bunlarda ama.
aklı kalbini seçmesi gerektiğini söyleyecek, kalbi ise aklını seçmediğine hep pişman olacaktır. sonuç hep hüsran.
ahlak olmadan din olduğuna göre, ki %99'u müslüman olan ülkede tecavüz edilmeyen canlı cansız varlık kalmadı neredeyse, din olmadan ahlaklı olmakta pek ala mümkün.
sepete bir ekmek bırak da öyle git, inmiyim bir daha aşağıya.
yaşın yetti mi hepsini araştırmaya çocuğum denilecek liselidir.
çok iyi bir fikir değil. ot mu yetişir bunlara?
kimse kimseyi sevmek zorunda olmadığından doğal olabilecek durum. zaten senin gibilerin sevgisi kirletebilir temiz olanı da, bu yüzden senin kaybın, onun değil.
konunun bayağı boktan olacağı aşikardır.
kurtarmaz abla, olsa yapmaz mıyım.