bugün
- kiraz cicegi kolonyasi33
- kadın yazarların kavga etmesi7
- abridgeeeee6
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- sözlük kızlarıyla aşk yaşamak5
- travesti siniri6
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat9
- arkadaşlar lütfen artık seviyeli olalım5
- bir sözlük kızının tatlısını hunharca yemek4
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan10
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- arkadaşlar lütfen kavga etmeyin3
- entry silen ezik3
- en son yapılan keyfi harcama4
- arkadaşlar kavga etmeyin6
- corona bira içen erkek6
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- koca istiyom gel beni al5
- velvet37
- gandalf yüzüğü neden frodoya emanet etti sorunsalı4
- kuran da namazın olmaması21
- kavga eden iki yazarı özelden gazlamak2
- kavga eden yazarlara artı oy vermek2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- bir sözlük kızının usulca odasına girmek2
- ctrlx10
- karşı cinste çekici gelen şeyler4
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek12
- domalan kız7
- sözlüğün en popi erkeği5
- sözlük yazarlarını en etkileyen mesajlar6
- sözlük yazarları adam gibi durun3
- uzak dur benden sözlük4
- dişi yakarış2
- kendi kendini bıçaklayan adam7
- peter magyar3
- japon kızı3
- hoşlanılan kızın sizi ayaklarıyla tokatlaması7
- her şeye zam gelirken maaşın sabit kalması hissi4
- seni öldürmeyen şey seni güçlendirir8
- korkusuz korkak filmindeki kör dilenci2
- mason greenwood6
- istanbul da ev kiraları6
- iş arkadaşlığı9
- 31 yaşında bakire olan kız9
- bizi ne zaman sevecekler5
- bik bik'in mutfağı3
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek8
- saraca finch house24
- ehli sünnet hocalar11
entry'ler (119)
oldu olacak cebine de bir prezervatif koy dışarı çıkarken, neme lazım oğlan unutur falan. sen bayağı bir yanlış anlamışsın kardeş.
konuşanın bağdemciklerini görmemize sebebiyet verir.
çocukluğumun içinde bir sürü ağaç olan bahçeli evleri. genelde küçük, odalar nerde başlar nerde biter belli değil, odanın bittiği yerden mutfak başlar, onun bittiği yerden banyo. bir çoğunda oturdum çocukken bunların, küçüğü, büyüğü, güzeli, kötüsü. bazılarını çok sevdim bazılarını hiç. bir tanesi iki kapılıydı mesela, saklambaç oynarken avantaj, biri sizi ararken siz diğer kapıdan dışarı kaçabilirsiniz. ya da dayaktan kaçarken..bu evin tuvaletini dışarı koymuşlardı mesela, gece uyanıp tuvalete gitmek istersem ablama yalvarmak zorundaydım benimle gelsin diye, korkudan. iyi günündeyse gelir yoksa sabaha kadar kıvrandırırdı. ama ağaçları o evde tanıdım ben, erik ağacı, dut ağacı, üstünden defalarca düştüğüm incir ağacı. erik ağacına tırmanarak evin çatısına çıkılırdı, kirazdan da kömürlüğün çatısına. mutsuzsam ki genelde öyleydim sanırım, ya da babamdan kaçmışsam, ağlıyorsam ilk kaçtığım yer incir ağacının tepesi...seneler sonra durumlar değişipte ilk apartman dairesinde oturmaya başladığımızda ilk başlarda sevinmiştim galiba, daha büyük, daha rahat, daha güzel ama o iki kapılı evde geceleri tuvalete gitmek için zıpladığım saatleri hatırladığımda gülümsüyorum daha çok nedense.
içlerinde ki kötülüğün yüzlerine yansımasındandır.
"son zamanlarda türkiye'de ki müzik çalışmaları" adlı bir araştırma yapıyorlardı en son. bir daha haber alınamamış kendilerinden.
doğrudur. ama müslümanlar ateistlerin ağzına sıçsın diye de kurtarılmadı. ya da hıristiyanlar musevilerin, museviler lazların, lazlar kürtlerin kafasını kırsın diye de kurtarılmadı. sağcılar solcuların, solcular kararsızların ümüğünü sıksın diye de değil. ya da sünni aleviye hırlasın, alevi caferiyi aşağılsın diyede değil. sadece bir vatanımız olsun, bize ait bir toprak. kimsenin karşısında eğilmeden, ezilmeden insanca yaşayabileceğimiz bir evimiz olsun diye. ne oldu bak şimdi..
açlığın durumuna göre değişir kimin kazanacağı. normal bir açlık sınırında anne menemeni her daim öndedir. ama öğrencilerin çokça karşılaştığı, açlıktan geberiyoruz ayarında bir açlıkta, öğrenci menemeni dünyanın en lezzetli yemeğidir.
bunlar hep allahın işi, inanmayan keferelerin ibret alması için. önce yam yam, sonra naptın gari, ve hala inanmazsanız, aha da size hilal cebeci. ne sanmıştınız ya.
inşaatların akustiğinden mi, yoksa her inşaat işçisini işe alırken bir türkü söyletip öyle mi alıyorlar diye düşünmeme neden olan inat bu. karşımda ki inşaatta var bunlardan. onlar da durumun farkında olmalı ki, azimle gece gündüz söylüyorlar, genelde de kürtçe. bunlara mı yakışıyor kürtçe söylemek, yoksa türkülere mi o konuda da bir kararsızım zaten.
gazetenin boyası çıkar şimdi kıza, bari a4 kağıdına falan sarsın.
makyaj malzemesi olarak toprak, saç boyası olarak güneş kullanırlar. manikür pedikür yok, dağ bayır gezerken kırılır tırnaklar zaten. kaş, bıyık için kuaföre falan gitmezler, kimseye kafalarını kaldırıp bakamadıkları için zaten sorun olmaz. kıyafet seçimleri en ünlü modacılardan değil, ne bulurlarsa onu giyerler, maksat çalışırken rahat etsinler. bir düşündüm de cidden çirkinmiş bunlarda ama.
aklı kalbini seçmesi gerektiğini söyleyecek, kalbi ise aklını seçmediğine hep pişman olacaktır. sonuç hep hüsran.
ahlak olmadan din olduğuna göre, ki %99'u müslüman olan ülkede tecavüz edilmeyen canlı cansız varlık kalmadı neredeyse, din olmadan ahlaklı olmakta pek ala mümkün.
sepete bir ekmek bırak da öyle git, inmiyim bir daha aşağıya.
yaşın yetti mi hepsini araştırmaya çocuğum denilecek liselidir.
çok iyi bir fikir değil. ot mu yetişir bunlara?
kimse kimseyi sevmek zorunda olmadığından doğal olabilecek durum. zaten senin gibilerin sevgisi kirletebilir temiz olanı da, bu yüzden senin kaybın, onun değil.
konunun bayağı boktan olacağı aşikardır.
kurtarmaz abla, olsa yapmaz mıyım.