bugün
- true denilen yazar17
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi9
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn9
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- diyanetin abd'deki villaları13
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- abd milli futbol takımı4
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi14
- barış yarkadaş5
- kötü biri olduğunu bilmek7
- psikiyatristin size soğuk davranması3
- bu doru2
- zengin kaltakları2
- onlar insan değil müşteri2
- chp'nin hali ne olacak50
- kpss nin aranmadığı memuriyetler2
- en iyi antidepresan8
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens2
- ben bu yazıyı oğluma yazdım4
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı3
- kadınların sürekli sorun çıkarması2
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- zaman baba12
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- 95b vs 85d2
- kilo vermenin çok zor olması2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- ona bir şey söyle13
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- arkadaşlar nasılsınız6
- cilgincapkin220
- acıkmamak için öneriler5
- deli olduğunun farkına varmak5
- cyle larin'in gol sevinci açıklaması2
- erkeğin evlenince eşine it gibi davranması2
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- gammazlar çetesi17
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- sarı yeleli aslan trump8
entry'ler (19)
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski istanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. Attila ilhan.
yemek vardır bir de (içiniz fesat lan sizin).
Gülüşüne yazdıklarımı sorma bana
Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu.
Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme
Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu.
Şimdi bu soğuk şubat gecesinde,
Ben acı üretimine hız vermişken
Başımı yaslayacak bir omuz
Sen yokken,
Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken,
Ayaklarının dibinde olmak vardı.
Sen uykunun en tatlı yerinde,
Ben başında, uyku güzelliğini seyirde.
Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde.
Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı
Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun.
Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları.
Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde
Ben oturmuş bunu yazıyorum,
Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın
Böyle bir ateş yanar mıydı içimde?
Dokunmuyorum, sende yanma diye.
Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum,
Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum.
Sen öylesine bir heves sanıyorsun.
Ben sadece ağlıyorum.
Zamana bırakıyorum seni
Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi
Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini
Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum.
ilk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste,
ilk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi.
Kalemi elime ilk alışım sanki.
Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı
Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri
Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa
Ben çekeceğim bütün filmleri
Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim.
Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana
Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde.
Her çalışında kapın
Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz.
Olmaz olan ne varsa olacak işte.
Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende
Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri.
Anlatmaya kalksam güleceksin belki,
Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde.
Oysa biliyorum
Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde,
Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini
Ben kıyamazken saçının bir tek teline
Birileri okşayacak saçlarını
Mutluluğuna sevinmek düşecek bana,
inan sevineceğim.
için için ağlayacak olsam,
Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama
Yinede sevineceğim.
Ama böylesini kimse yazmayacak senin için,
Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine.
Sen bilmeyeceksin bunu da.
Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda.
Sen duyduğum en güzel şiirdin
Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba
Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu.
Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme
Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu.
Şimdi bu soğuk şubat gecesinde,
Ben acı üretimine hız vermişken
Başımı yaslayacak bir omuz
Sen yokken,
Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken,
Ayaklarının dibinde olmak vardı.
Sen uykunun en tatlı yerinde,
Ben başında, uyku güzelliğini seyirde.
Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde.
Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı
Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun.
Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları.
Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde
Ben oturmuş bunu yazıyorum,
Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın
Böyle bir ateş yanar mıydı içimde?
Dokunmuyorum, sende yanma diye.
Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum,
Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum.
Sen öylesine bir heves sanıyorsun.
Ben sadece ağlıyorum.
Zamana bırakıyorum seni
Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi
Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini
Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum.
ilk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste,
ilk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi.
Kalemi elime ilk alışım sanki.
Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı
Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri
Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa
Ben çekeceğim bütün filmleri
Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim.
Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana
Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde.
Her çalışında kapın
Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz.
Olmaz olan ne varsa olacak işte.
Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende
Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri.
Anlatmaya kalksam güleceksin belki,
Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde.
Oysa biliyorum
Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde,
Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini
Ben kıyamazken saçının bir tek teline
Birileri okşayacak saçlarını
Mutluluğuna sevinmek düşecek bana,
inan sevineceğim.
için için ağlayacak olsam,
Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama
Yinede sevineceğim.
Ama böylesini kimse yazmayacak senin için,
Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine.
Sen bilmeyeceksin bunu da.
Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda.
Sen duyduğum en güzel şiirdin
Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba
Bir şiir
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu
Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda
Ve bir öpüş tadında
Olmalı o şiir de.
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu
Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda
Ve bir öpüş tadında
Olmalı o şiir de.
yapılırsa bir daha kolay kolay geri alamayacakları eylemdir yapmazlar mirim.
Kocasını sırf bir kıskançlık yüzünden köpeğe dönüştüren vefasız peridir çok ceza yemiştir periliçe hanımdan.
Tuvalette kitap okumak yerine köy düzenlemeyi, domuz öldürmeyi, kaykay sürmeyi tercih etmektir.
Birinin peşinde kızlar koşturur biri kızların peşinden koşar.
1.Ağda kazanı kaynatırken içinde bulunduğu durum,
2.Tuvalette büyük hacetini giderirken içinde bulunduğu durum,
Dahası da vardır.
2.Tuvalette büyük hacetini giderirken içinde bulunduğu durum,
Dahası da vardır.
Diğer polisiye dizilerinden kendi ayıran bir senaryosu vardır, bitirmekle çok yanlış yapılan muhteşem bir dizidir.
kıçını sağlama alan kalecidir aklına hayran olunur.
Domates kabuğu olayı doğrumu diye sormak lazım.
ayazı ile meşhur illerimizden birisidir.
Türk dil kurumuna gidip laubali olarak eklenmesi lazım.
etli butlu seven erkektir damağının tadını iyi bilir.
''ayetler var ayetler terbiyesiz herif''
''Bunu benden önce biriyle yaşadınmı hayatım''
'' memişler de tombişkoymuş kafam kadar ''
Toplu taşıma araçlarında entel arkadaşların kitapları okunduğu için halkımız pek gerekli görmüyor.