bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri23
- sözlüğün en yakışıklı erkek listesi6
- tuğralı doblo3
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım9
- sinirlenince yaptığınız şeyler9
- seyyid kutub4
- yaşar dinleyen erkek8
- günün en güzel kızı3
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- mazot 100 tl olacak2
- kendin gibi biriyle olmak4
- gocu28
- avm gezme kültürü7
- ak partililerin apoya villa yaptırması3
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- gocu kaç yaşında7
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar4
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak5
- sevilmek3
- boya teknolojisi2
- 2 maça evi arabayı basmak2
- güne bir şarkı bırak5
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- nakit para taşımamak4
- tabağındaki yemeği bitiremeyen erkek5
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- moğol cb'nın 100 kg ağırlıkla 20 tekrar yapması3
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
- atatürk diyor ki3
- kahvaltı9
- masterchef türkiye2
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- yeni parti tüzüğü5
- claude'un savaş ve casuslukta kullanılması5
- balık etli kızlar bakar mısınız3
- yaprak sarması seven insan2
- güne bir tespit bırak3
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- boyumun 2 cm kısalması22
- muhafazakar eşcinsel4
- öcalan için bahçeli ve konforlu bir ev yapılması6
- tissot la loche4
- küpe takan adama kız vermem diyen baba10
- çirkin insanlara acımasızca davranmak2
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar12
- pizzanın kenarlarını yemeyen erkek4
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek4
entry'ler (19)
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski istanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. Attila ilhan.
yemek vardır bir de (içiniz fesat lan sizin).
Gülüşüne yazdıklarımı sorma bana
Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu.
Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme
Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu.
Şimdi bu soğuk şubat gecesinde,
Ben acı üretimine hız vermişken
Başımı yaslayacak bir omuz
Sen yokken,
Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken,
Ayaklarının dibinde olmak vardı.
Sen uykunun en tatlı yerinde,
Ben başında, uyku güzelliğini seyirde.
Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde.
Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı
Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun.
Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları.
Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde
Ben oturmuş bunu yazıyorum,
Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın
Böyle bir ateş yanar mıydı içimde?
Dokunmuyorum, sende yanma diye.
Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum,
Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum.
Sen öylesine bir heves sanıyorsun.
Ben sadece ağlıyorum.
Zamana bırakıyorum seni
Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi
Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini
Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum.
ilk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste,
ilk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi.
Kalemi elime ilk alışım sanki.
Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı
Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri
Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa
Ben çekeceğim bütün filmleri
Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim.
Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana
Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde.
Her çalışında kapın
Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz.
Olmaz olan ne varsa olacak işte.
Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende
Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri.
Anlatmaya kalksam güleceksin belki,
Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde.
Oysa biliyorum
Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde,
Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini
Ben kıyamazken saçının bir tek teline
Birileri okşayacak saçlarını
Mutluluğuna sevinmek düşecek bana,
inan sevineceğim.
için için ağlayacak olsam,
Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama
Yinede sevineceğim.
Ama böylesini kimse yazmayacak senin için,
Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine.
Sen bilmeyeceksin bunu da.
Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda.
Sen duyduğum en güzel şiirdin
Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba
Söylesem şiir, yakmasam kitap olurdu.
Bir masala inanmadığımı bilecek yaştayım merak etme
Gözlerim kapında, sana yağan iki buluttu.
Şimdi bu soğuk şubat gecesinde,
Ben acı üretimine hız vermişken
Başımı yaslayacak bir omuz
Sen yokken,
Ve ben ille de sen diye canımdan geçerken,
Ayaklarının dibinde olmak vardı.
Sen uykunun en tatlı yerinde,
Ben başında, uyku güzelliğini seyirde.
Omzuna konmaya çalışan mavi kuşu kovuyorum her seferinde.
Sonra kafamı çeviriyorum aynaya karşı
Bir çift sevinç akıyor. Sen görmüyorsun.
Sen duymuyorsun için için kopan çığlıkları.
Sen uyuyorsun gecenin en güzel saatinde
Ben oturmuş bunu yazıyorum,
Dokunmaya kıyabileceğim kadar olsaydın
Böyle bir ateş yanar mıydı içimde?
Dokunmuyorum, sende yanma diye.
Sen anlatıyorsun, ben dinliyorum,
Sen susuyorsun, ben nefesini okşuyorum.
Sen öylesine bir heves sanıyorsun.
Ben sadece ağlıyorum.
Zamana bırakıyorum seni
Ve içimde seninle ilgili olan her şeyi
Sana bırakıyorum cesareti, yürekliliği, aşkların en güzelini
Sana yakışan ne varsa sana bırakıyorum.
ilk sigaram gibi ürperiyorum her senli nefeste,
ilk sarhoşluğum gibi kendimi bilir ama kaybetme heveslisi.
Kalemi elime ilk alışım sanki.
Onca şiiri ben yazmadım, ben okumadım onca kitabı
Yeni bir ben doğuruyor sanki birileri
Bıraksalar sileceğim benden evvel yazılmış çizilmiş ne varsa
Ben çekeceğim bütün filmleri
Sana yaraşır güzellikte ne varsa baştan inşa edeceğim.
Dünyayı senin gönlüne uyar şekle sokup sunacağım sana
Tortusu bile kalmayacak umutsuzluğun, mutsuzluğun yüreğinde.
Her çalışında kapın
Gelen ayrı bir sevinç olacak senden habersiz.
Olmaz olan ne varsa olacak işte.
Çünkü sen varsın bu kahrolası düzende
Adının geçtiği yerlerde bir sevinç, bir güzellik kaplıyor her yeri.
Anlatmaya kalksam güleceksin belki,
Belki minik bir tebessüm olacak tüm bunlar o güzel yüzünde.
Oysa biliyorum
Bunların hiçbiri olmayacak gerçeklerin o lanet heybesinde,
Ben uzaktan izleyeceğim sevinçlerini, hüzünlerini
Ben kıyamazken saçının bir tek teline
Birileri okşayacak saçlarını
Mutluluğuna sevinmek düşecek bana,
inan sevineceğim.
için için ağlayacak olsam,
Sıyrılıp benliğimden sen olacağım ama
Yinede sevineceğim.
Ama böylesini kimse yazmayacak senin için,
Kimse böylesine SEN demeyecek içine işlercesine.
Sen bilmeyeceksin bunu da.
Yüreğim bir SEN daha aramayacak umut çukurunda.
Sen duyduğum en güzel şiirdin
Bir SEN daha yazamayacak hiç kimse hiç bir kitaba
Bir şiir
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu
Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda
Ve bir öpüş tadında
Olmalı o şiir de.
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu
Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda
Ve bir öpüş tadında
Olmalı o şiir de.
yapılırsa bir daha kolay kolay geri alamayacakları eylemdir yapmazlar mirim.
Kocasını sırf bir kıskançlık yüzünden köpeğe dönüştüren vefasız peridir çok ceza yemiştir periliçe hanımdan.
Tuvalette kitap okumak yerine köy düzenlemeyi, domuz öldürmeyi, kaykay sürmeyi tercih etmektir.
Birinin peşinde kızlar koşturur biri kızların peşinden koşar.
1.Ağda kazanı kaynatırken içinde bulunduğu durum,
2.Tuvalette büyük hacetini giderirken içinde bulunduğu durum,
Dahası da vardır.
2.Tuvalette büyük hacetini giderirken içinde bulunduğu durum,
Dahası da vardır.
Diğer polisiye dizilerinden kendi ayıran bir senaryosu vardır, bitirmekle çok yanlış yapılan muhteşem bir dizidir.
kıçını sağlama alan kalecidir aklına hayran olunur.
Domates kabuğu olayı doğrumu diye sormak lazım.
ayazı ile meşhur illerimizden birisidir.
Türk dil kurumuna gidip laubali olarak eklenmesi lazım.
etli butlu seven erkektir damağının tadını iyi bilir.
''ayetler var ayetler terbiyesiz herif''
''Bunu benden önce biriyle yaşadınmı hayatım''
'' memişler de tombişkoymuş kafam kadar ''
Toplu taşıma araçlarında entel arkadaşların kitapları okunduğu için halkımız pek gerekli görmüyor.