bugün
- kim kimin fakesi10
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız13
- kiraz cicegi kolonyasi43
- sözlük kavgaları7
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- bebek te üç beş tur atmak5
- sözlük erkeklerinin kurabiyeleri5
- mehmet okuyan11
- küfürleşen iki yazardan birinin çaylak olması6
- hayatından 1 yılı kaça satarsın6
- abd iran ateşkesinin kalıcı olamaması10
- sözlük erkeklerinin armutları3
- 10 temmuz 2026 s 400 lerin satıldığı iddiası7
- her gün hamburger yemek isteyen insan4
- kürt kızlarının sevişme sırasındaki cümleleri6
- gammaz çetesi çökertildi4
- hintli ingilizcesi2
- ayak saati6
- anadolu lisesi nde felsefe dersinin gereksizliği2
- sözlükte ciddi konuların konuşulmaması2
- homo erectus biraderyus2
- zeki triko2
- yapmasak da yaptı derler o yüzden yapıcaz3
- kişisel gelişimcilerin hepsi delidir3
- karma bölü 100 çarpı ulupuanın yazar maaşı olması3
- internette her şey serbest zannetmek3
- on ikinci nesiller siktirsin gitsin3
- fransızların sömürgeci olması5
- romeo ve juliet in evlenmesi halinde olabilecekler2
- lise arkadaşları buluşma partisi3
- yazmaması istenince yazmayan erkek3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- yazarların en sevdiği meyve11
- uzun marlboro sigaraların şahıdır2
- corona sonrası dünya düzeni7
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- üniversitede kuzenle aynı evde kalmak2
- ciddi ciddi survivor ı takip eden insan3
- zafer partisi2
- pasif gayler in ortak özellikleri3
- macar tv sinde haber yayınının durdurulması5
- 90 ların unutulmaz bilim kurgu filmleri3
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu3
- nato vs allah3
- sözlüğün en kaliteli 5 yazarı3
- tavuk gibi erkenden yatan sözlük kızları5
- verge2
- bu sıcakta bu saatte ne yapıyorsunuz2
- bursa2
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
entry'ler (13)
du nord au sud.
the chinawoman -blue eyes unchanged.
Selvi boylum al yazmalım.
yıllar öncesine götürür de eli boş, gözleriniz dolu döndürür sizi. öyle bir şarkıdır kendisi.
Kan Var Bütün Kelimelerin Altında / Cemal Süreya
Posta arabalarından söz et bana
Kan var bütün kelimelerin altında
Ezop'un şu lanetli dilinden söz et
Kan var bütün kelimelerin altında
Umulmadık birgün olabilir bugün
Aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara
Bir çay söyle yağmurların kokusunda
Kan var bütün kelimelerin altında
işte durup dururken şurda
Bir yelpaze gibi açıldı sesin
Güzün en gürültülü kanadında
Göğün en ince dalında
Kan var bütün kelimelerin altında
Umulmadık bir gün olabilir cumartesi
Çığlığındaki sessiz harfler
Dün gecenin ağırlığıdır damarlarında
Ne güzel konuşur sokak satıcıları
Fötr şapkalarıyla ne kalabalıktırlar
Ve çiçekçi kızlaırn göğüsleri
Daha suçsuzdur kırlangıç yumurtasından
Kan var bütün kelimeleirin ardında
Yaprağını dökecek ağaç yok burda
Ama ışık sökebilir olanca renklerini
Sürekli işbaşındadır bellepin
Tanık şairler arasında
Oyuncu arkadaşlar arasında
Yolculuk bir kafiye arayabilir
Atının kuyruğundaki düğümde
Ölüm bir kafiye arayabilir
Ak gömleğinde
Yol bir kafiye arar ve bulur
Dönemeçlerin benzerliğinde
Kan var bütün kelimelerin altında
Bir gül al eline sözgelimi
Kan var bütün kelimelerin altında
Beş dakka tut bir aynanın önünde
Kan var bütün kelimelerin altında
Sonra kes o aynadan bir tutam
Beyaz bir tülbent içinde
Koy iç cebine
Bütün bir ömür kokar o ayna
Kan var bütün kelimelerin altında
işte o kandır senin gülüşün
Sızmıştır hayatın derinlerine
Siyahtır orda kırmızıdır
Daldan dala atlar
Sever çocuklara anlatılan masalları
Ama iş savunmaya gelince
Yalnız alevi savurur
Ve güneşin solmaz çekirdeğini
Yalnız doruklarda
Umulmadık bir gün olabilir bugün
Kan var bütün kelimelerin altında.
Posta arabalarından söz et bana
Kan var bütün kelimelerin altında
Ezop'un şu lanetli dilinden söz et
Kan var bütün kelimelerin altında
Umulmadık birgün olabilir bugün
Aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara
Bir çay söyle yağmurların kokusunda
Kan var bütün kelimelerin altında
işte durup dururken şurda
Bir yelpaze gibi açıldı sesin
Güzün en gürültülü kanadında
Göğün en ince dalında
Kan var bütün kelimelerin altında
Umulmadık bir gün olabilir cumartesi
Çığlığındaki sessiz harfler
Dün gecenin ağırlığıdır damarlarında
Ne güzel konuşur sokak satıcıları
Fötr şapkalarıyla ne kalabalıktırlar
Ve çiçekçi kızlaırn göğüsleri
Daha suçsuzdur kırlangıç yumurtasından
Kan var bütün kelimeleirin ardında
Yaprağını dökecek ağaç yok burda
Ama ışık sökebilir olanca renklerini
Sürekli işbaşındadır bellepin
Tanık şairler arasında
Oyuncu arkadaşlar arasında
Yolculuk bir kafiye arayabilir
Atının kuyruğundaki düğümde
Ölüm bir kafiye arayabilir
Ak gömleğinde
Yol bir kafiye arar ve bulur
Dönemeçlerin benzerliğinde
Kan var bütün kelimelerin altında
Bir gül al eline sözgelimi
Kan var bütün kelimelerin altında
Beş dakka tut bir aynanın önünde
Kan var bütün kelimelerin altında
Sonra kes o aynadan bir tutam
Beyaz bir tülbent içinde
Koy iç cebine
Bütün bir ömür kokar o ayna
Kan var bütün kelimelerin altında
işte o kandır senin gülüşün
Sızmıştır hayatın derinlerine
Siyahtır orda kırmızıdır
Daldan dala atlar
Sever çocuklara anlatılan masalları
Ama iş savunmaya gelince
Yalnız alevi savurur
Ve güneşin solmaz çekirdeğini
Yalnız doruklarda
Umulmadık bir gün olabilir bugün
Kan var bütün kelimelerin altında.
Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
(bkz: ismet özel)
ölmedim genç olarak,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
(bkz: ismet özel)
Cem adrian'in kulagimizin pasini sildigi sarki.
Sadece bebeklerde ve cocuklarda bulabildiğimizdir. Filminin izlenmesi gerekir.
Ölüm korkusuyla yüzlesince taninir. Caresizken taninir.
Yanlizken ve kimse gormezken yaptiklariyla taninir.
Yanlizken ve kimse gormezken yaptiklariyla taninir.
duygusal olmaktan daha az yıprattığı kesin.
çünkü dönecek devranı görmezden geliyor. biliyor ama ses etmiyor.
canımız çok yandı yeter artık. vatan sağolsun denmemeli artık.
beni yaraladığın yerlerden
kuşkonmazlar eksik olmasın
tekilim, acıyım, ziyanlıkta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye başlasın…
her koşuşu düştüm içimde
sana sesimden gazeller büyüttüm
gözlerim ölümlerde unutuldu kaç kere
kaç kere seni ağıtlarda yürüttüm
seni sevmek beni
sağanak yağmurlara çıkarsın
sefilim, kayıbım, haraplıkta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye yansın…
eski bir gömleği giydirsem sana, kırmızı düğmeli
yakasında hayatımdan bir bahar olan senin için
beni bu denli yaralamasan Ah!
kalkıp koşsam
kırmızılardan maviye dönmeli
gözlerin
buhran yaşamamış bir ülke gibi baksın
deliyim, kaçağım, yoksullukta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye yansın…
acıyor demeyeceğim ama
yarım kalıyor ömür bir yerde
*her “Ah” büyük harfle başlar içimde.
kuşkonmazlar eksik olmasın
tekilim, acıyım, ziyanlıkta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye başlasın…
her koşuşu düştüm içimde
sana sesimden gazeller büyüttüm
gözlerim ölümlerde unutuldu kaç kere
kaç kere seni ağıtlarda yürüttüm
seni sevmek beni
sağanak yağmurlara çıkarsın
sefilim, kayıbım, haraplıkta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye yansın…
eski bir gömleği giydirsem sana, kırmızı düğmeli
yakasında hayatımdan bir bahar olan senin için
beni bu denli yaralamasan Ah!
kalkıp koşsam
kırmızılardan maviye dönmeli
gözlerin
buhran yaşamamış bir ülke gibi baksın
deliyim, kaçağım, yoksullukta da varım
kuşkonmazlar öldüğünde bu hikaye yansın…
acıyor demeyeceğim ama
yarım kalıyor ömür bir yerde
*her “Ah” büyük harfle başlar içimde.