bugün
- yalnızlık edebiyatı12
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- mavi göz7
- tai lung42
- kahverengi gözlü olmak4
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- askerliğin gençler için faydalı olması5
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- kitap kapakları3
- claudian clouds22
- yalnız ölmek4
- eva murati2
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- kadını kurtarmak isterken bıçaklanan'u y4
- islam'ın hak dini olması6
- yardım istemeyene yardım etmek2
- karı gibi erkek2
- entrylerimin hala beğenilmesi3
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- namazın amacı6
- en sevmediğin insan tipleri3
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- uludağ itiraf10
- bir sonsuzluk ifadesi olarak antipanik depresyonu3
- ikinci defa askere gitmek4
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- friedrich hegel la bi cay icek12
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- askerde ahmet kaya dinleyen tip3
- özbek kadınlar14
- melissa vargas7
- sözlük whatsapp grupları13
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- demokrasinin meşruiyet sorunu5
- bizim cacıklar2
- seri eksici7
- hoşlanılan kıza atılan mesajın sevgiliye gitmesi3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- filenin sultanları5
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- sarapci koala47
- kendinle ilgili bir özellik bırak4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- türkiye ermenileri ve azerbaycan türkleri2
- aslında italyanın kazanması4
- islak kek2
entry'ler (14)
yaklaşık 7 aydır alkol almıyorum. antidepresanların vücuduma verdiği uyuşukluğu saymazsak uzunca süredir kendimdeyim. 29 günden sonra ilk defa geçen cumartesi akşamı bir aile dostu ziyareti sebebiyle zorunlu olarak evden dışarı çıktım. her şey bıraktığım gibiydi. apartman girişindeki kırtasiye. karşıdaki okul. sokağın sağ köşesindeki ankesörlü telefon kulübesi.. arabaya bindikten sonraki 15 dakika müthiş gergindi. gideceğimiz yere vardık ve içeriye girdik. kucağıma aldığım, cennetin silüeti ile hayata döndüm. henüz otuz iki gündür hayatta olan, nereye
geldiğinden bihaber, gözlerimin içine baktığında dünyanın durduğunu düşündüren, anlık ta olsa insan olduğumu unutturan, sadece annesinin memesine hasret küçük bir adam.. bilse ki dünya ironik bir cehennem gelmek ister miydi dersiniz? belki de..
geldiğinden bihaber, gözlerimin içine baktığında dünyanın durduğunu düşündüren, anlık ta olsa insan olduğumu unutturan, sadece annesinin memesine hasret küçük bir adam.. bilse ki dünya ironik bir cehennem gelmek ister miydi dersiniz? belki de..
sabahın 5'ini, 2 paket sigara, dünya kadar ağzına sıçılmış hayalle, kafeinin dibine vura vura,kulağında bir kulaklık ile aynı parçaları yüzlerce kere üst üste dinleyerek, her defasında hüzünlenip, o çok bildiği yarasını kanata kanata hatırlamaması gereken anları, bazen ağlayarak, canının sıkkınlığına sıkılarak çoğu zaman, dudağındaki kuruluğa
değdirerek dilini, öylesine güzel dağılır ki; hiçbir gündüz toparlayamaz geriye kalanları.
bugün de sabahı ettik ulan gideyim de yatağımın buz tutan ayaklarını ısıtayım der ve ölüme uyur yalnız insan. uyandığında sevgilisinin, karısının, sevdiğinin, metresinin, annesinin, babasının, kardeşinin kahvaltısını hazırlamayıp çayı demlemeyeceğini bilir. yalnızdır lan işte, günaydın öpücüğü almayacağından çıkamaz yatağından. zor gelir, yorganı kaldırsa, yastıktan alıkoyamaz başını. gün ışığı sanki açığa çıkartır eksik kalmışlığını.
çok yemez, çok içer, sigara içer, gün olur cigara içer, iki kadeh bir şeyler içer, içini çeke çeke geçmişteki güzel
günlerden sızan anıları içer, geceyi eder. koyulaşır renkler, beyaz, kırmızı, siyah, mor öylesine karanlık bir hal alır ki, içinden çıkmaya kalksa önünü göremez. vazgeçer. gidemez. yığılır kalır avuçlarının arasında kafası. çöker. bir sigara
daha yakar. bazen bir filim içine girer, derken film olur, dağılır, yalnızlığını hatırlar eti acır. sahi sizin hiç giden günleri düşünüp göğüs kafesinize çöktüğünde dünya acımış mıydı etiniz? benim bir kere acımıştı, o gün bugündür sızlıyor sol
yanım.
boğazındaki her düğüm ile çözülürken saçları, içindeki iklimlerde sonbahar yaprakları düşer ve o çok bildiği dokuz sekizlik sancısı samani bir renge boyar duvarlarını. sonra hatırlar bir an, irkilir, korkar, durdurmaya çalışır zihnini,
kaçamaz, sıkışır ve itiraf eder:
" rotasını kaybetmiş iki başlı karanfil, sahadaki toz bulutuyla sevişmenin hiçbir anlamı yok."
değdirerek dilini, öylesine güzel dağılır ki; hiçbir gündüz toparlayamaz geriye kalanları.
bugün de sabahı ettik ulan gideyim de yatağımın buz tutan ayaklarını ısıtayım der ve ölüme uyur yalnız insan. uyandığında sevgilisinin, karısının, sevdiğinin, metresinin, annesinin, babasının, kardeşinin kahvaltısını hazırlamayıp çayı demlemeyeceğini bilir. yalnızdır lan işte, günaydın öpücüğü almayacağından çıkamaz yatağından. zor gelir, yorganı kaldırsa, yastıktan alıkoyamaz başını. gün ışığı sanki açığa çıkartır eksik kalmışlığını.
çok yemez, çok içer, sigara içer, gün olur cigara içer, iki kadeh bir şeyler içer, içini çeke çeke geçmişteki güzel
günlerden sızan anıları içer, geceyi eder. koyulaşır renkler, beyaz, kırmızı, siyah, mor öylesine karanlık bir hal alır ki, içinden çıkmaya kalksa önünü göremez. vazgeçer. gidemez. yığılır kalır avuçlarının arasında kafası. çöker. bir sigara
daha yakar. bazen bir filim içine girer, derken film olur, dağılır, yalnızlığını hatırlar eti acır. sahi sizin hiç giden günleri düşünüp göğüs kafesinize çöktüğünde dünya acımış mıydı etiniz? benim bir kere acımıştı, o gün bugündür sızlıyor sol
yanım.
boğazındaki her düğüm ile çözülürken saçları, içindeki iklimlerde sonbahar yaprakları düşer ve o çok bildiği dokuz sekizlik sancısı samani bir renge boyar duvarlarını. sonra hatırlar bir an, irkilir, korkar, durdurmaya çalışır zihnini,
kaçamaz, sıkışır ve itiraf eder:
" rotasını kaybetmiş iki başlı karanfil, sahadaki toz bulutuyla sevişmenin hiçbir anlamı yok."
üstüme sinen bebek kokusu, anaçlığımı tetikliyor sözlük. bir koku böyle enfes duygulara kapılar açabiliyormuş hala.
sonunda yağmurun yağdığı şehir. kulaklarımda bir şenlik, içimde coşku. bu memlekette ne çok özleniyor kış mevsimi..
babybird-take me back.
çok açım.
bu itirafım ile beni kötü bilme sözlük.
son zamanlarda epey kilo almış olan arkadaşımın, bu takıntılı halini kendime keyf alacağım bir an olarak çevirip, üç gece üst üste, canım istemediği halde, kalkıp çeşitli yemekler yapıp, yemeklerin fotoğraflarını arkadaşıma gönderdiğimde epey eğlendim.
son zamanlarda epey kilo almış olan arkadaşımın, bu takıntılı halini kendime keyf alacağım bir an olarak çevirip, üç gece üst üste, canım istemediği halde, kalkıp çeşitli yemekler yapıp, yemeklerin fotoğraflarını arkadaşıma gönderdiğimde epey eğlendim.
elindeki arabanın anahtarını gözümüzün içine sokmaya çalışan, gevrek gülüşlü kunduralıgiller.
gittiği mekanda bir başka hatuna bakmak için boynu şekilden şekile giren gergedan kılıklıgiller.
cüzdanını her seferinde evde ya da arabada unutan kaypakcıgiller.
sokakta karıya kıza yazılacağım diye popülerliğini en az üç sene önce yitirmiş şarkı ile beynimizi düdükleyen kırocangiller.
müslümanım diye geçinip, eşine, kızına her türlü yasağı getirip herhangi bir kadına bakmaktan çekinmeyen dindargiller.
soylarınız tükense de rahata kavuşsak diye beklemedeyiz.
gittiği mekanda bir başka hatuna bakmak için boynu şekilden şekile giren gergedan kılıklıgiller.
cüzdanını her seferinde evde ya da arabada unutan kaypakcıgiller.
sokakta karıya kıza yazılacağım diye popülerliğini en az üç sene önce yitirmiş şarkı ile beynimizi düdükleyen kırocangiller.
müslümanım diye geçinip, eşine, kızına her türlü yasağı getirip herhangi bir kadına bakmaktan çekinmeyen dindargiller.
soylarınız tükense de rahata kavuşsak diye beklemedeyiz.
bu konuda sen ne diyorsun?
-katılıyorum.
-sıvılıyorum.
-gazlıyorum.
-katılıyorum.
-sıvılıyorum.
-gazlıyorum.
neyzen tevfik'in dizeleri biçilmiş kaftan sizler için.
işgaldeki hali sakın unutma,
atatürk'e dil uzatma sebepsiz,
sen anandan yine çıkardın amma,
baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
işgaldeki hali sakın unutma,
atatürk'e dil uzatma sebepsiz,
sen anandan yine çıkardın amma,
baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
türbanı takıp, altıma daracık pantolonomu geçirip, suratıma bir ton makyaj yapıp, türban takan her türk kızı olmadığım için müslüman olarak değerlendirilmeyecek miyim? modern bir toplumun hala bu gibi başlıklara rivayet eden zihniyetlerinin olması ne acı.
dizginleyemediğim öfkemi, koca bir tabak ton balıklı makarna ile bastırdım.
üstüne düşünülecek tek şey, tavandaki dokuz sekizlik acı iken; bitmek ve yitmek arası ne sonsuz trajedir sevgilim.
aradan yıllar geçmesine rağmen değişmeyen gidişattır. faşist sistemin değiştirilmediği sürece, ötekeleştirilen öğrenciler ile faşit beyinler arasında uzun süre daha devam edeceğini düşündüğüm haldir