bugün
- kemal kılıçdaroğlu15
- evde tekken yan odadan gelen kılıçdaroğlu sesi4
- sevgilinin film izlerken kucağınızda uyuyakalması3
- balıkesir denince akla ilk gelenler9
- en son aldığınız iltifat7
- via port2
- çay koymak mı katmak mı8
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı5
- teen slasher film klişeleri4
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- karımla evlendiğime bin pişmanım6
- tbmm de akp tarafından 76 sahte oy kullanılması2
- en köylü özelliğiniz3
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız6
- baklavanın hiçbir içeceğe uyum sağlamaması3
- irmik helvası6
- yippee ki yay motherfucker2
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- freddy krueger2
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi7
- süper kahramanların şehri korurken yıkması2
- imama geçen yaz ne yaptığını biliyorum demek3
- orhun yazıtları2
- antik mezar kazıp kötü güçleri uyandırmak3
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- hangi sözlük yazarı hangi the boyz karakteri olur3
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- arkadaşlar beni özlediniz mi5
- egay sucukcu8
- karton toplayan gocu3
- amfetamin3
- i know what you did last summer2
- takıntılı gammaz2
- gaspar noe'nin son filminin baya baya porno olması2
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- sözlükten kaç sevgili edindiniz2
- cehaletln cazibesi11
- misafirliğe gitmek iyi değildir3
- kezo osuruğu3
- amerika iran savaşı3
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak5
- kadıköy sabiha gökçen havalimanı metrosu2
- tarımdan paradoksa evrim3
- usualsuspects'in yazlığında tatil yapmak2
- hindistanlı kızlar5
- göbek eritme taktikleri3
- sagopa ile kolera2
- ciguli kral4
entry'ler (1463)
tanıdık bir huzur aradım şaşkın bakışlarında dün, bildik bir söz bekledim eskiden kalma öylesine... der kaçarım sözlük. gecenin bir vakti, yıllar sonra çok ta alakasız bir şekilde aklıma gelen biriciğim, bebeğim ohyyşş sözlüğüm.
filmi 2 bölüm halinde çekilecek olan ve isimleri; THE HOBBIT: AN UNEXPECTED JOURNEY ve THE HOBBIT: THERE AND BACK AGAIN şeklinde açıklanmış olan sanat eseri.
zamanımın bol olduğu ve ne yapsam ne yapsam diye tırmaladığım bir anda karşıma çıkmış film. dikkat ederseniz karşıma çıkmış diyorum, aradım buldum demiyorum. bu durum da akla şunu getiriyor. reklam sıfır, nasıl olsa ilki bir devrim niteliğindeydi çocuk da iş görür minvalinde bir yaklaşımla pazarlama konusunda sınıfta kalmış zannımca.
görüntü bakımından; program olduklarını öğrendiğimiz karakterlerin hepsi sanki alt sokaktaki elektrikçi abdurrahman abiye gitmişler de ''abi kıçıma nos taktırıcam ama patlar en iyisi mi sen beni ışıldat'' demişler, abimiz kıyamamış, üzerlerine evinden söküp getirdiği florasanları takmış. iyiler beyaz ışıldıyor, kötüler turuncu kırmızıya yakın bir renkte. buradan sevgili sinema seyircisinin iyiyle kötüyü algılamaları bekleniyor. ahanda orada lan, tam arkanda turuncu düdükler var, dikkat et diye bağrınasın geliyor içinden. Peki bağrınıyor musun sana kalmış. şahsen o kadar sürüklenmedim. holivud şiarı, seks satar, seksi kadın satar anlayışı. burada da bol bol var.
hikaye ye gelince insana kabak tadı veriyor. keşke sam sürekli binanın tepesinden paraşütle atlasa da digital dünyaya hiç gitmese, helalinden iyi bir kız bulup evlense. çocuk yapsa, mutlu mesut olsa diye geçiriyorsunuz içinizden. Sam digital dünyaya girer girmez, (bkz: Artificial Intelligence)filmini hatırlatır bir şekilde toplayıcıların eline düşüyor ve olaylar gelişiyor... ''çağrı cihazı'' fikri süper olmuş, ama arkası boş kalmış. onca teknolojinin içinde bu muhabbet sırıtıyor ama gülümsetiyor da. uçuş sahneleri, (bkz: matrix) ten apartılmış geldi, özellikle de yukarılara, bulutların üstüne çıkmaları ve cihazların çalışmayarak tekrar aşağı inmesi. hani trinity nin güneşi gördüm lan sevinci vardır ahanda o misal.
vel hasıl kelam boş vakit değerlendimene yardımcı olabilecek düzeyde bir filmdir kendisi. ayrıca felsefe de sıçmıştır efendim.
görüntü bakımından; program olduklarını öğrendiğimiz karakterlerin hepsi sanki alt sokaktaki elektrikçi abdurrahman abiye gitmişler de ''abi kıçıma nos taktırıcam ama patlar en iyisi mi sen beni ışıldat'' demişler, abimiz kıyamamış, üzerlerine evinden söküp getirdiği florasanları takmış. iyiler beyaz ışıldıyor, kötüler turuncu kırmızıya yakın bir renkte. buradan sevgili sinema seyircisinin iyiyle kötüyü algılamaları bekleniyor. ahanda orada lan, tam arkanda turuncu düdükler var, dikkat et diye bağrınasın geliyor içinden. Peki bağrınıyor musun sana kalmış. şahsen o kadar sürüklenmedim. holivud şiarı, seks satar, seksi kadın satar anlayışı. burada da bol bol var.
hikaye ye gelince insana kabak tadı veriyor. keşke sam sürekli binanın tepesinden paraşütle atlasa da digital dünyaya hiç gitmese, helalinden iyi bir kız bulup evlense. çocuk yapsa, mutlu mesut olsa diye geçiriyorsunuz içinizden. Sam digital dünyaya girer girmez, (bkz: Artificial Intelligence)filmini hatırlatır bir şekilde toplayıcıların eline düşüyor ve olaylar gelişiyor... ''çağrı cihazı'' fikri süper olmuş, ama arkası boş kalmış. onca teknolojinin içinde bu muhabbet sırıtıyor ama gülümsetiyor da. uçuş sahneleri, (bkz: matrix) ten apartılmış geldi, özellikle de yukarılara, bulutların üstüne çıkmaları ve cihazların çalışmayarak tekrar aşağı inmesi. hani trinity nin güneşi gördüm lan sevinci vardır ahanda o misal.
vel hasıl kelam boş vakit değerlendimene yardımcı olabilecek düzeyde bir filmdir kendisi. ayrıca felsefe de sıçmıştır efendim.
spam dostu ortalık çocuğu.. ha akabinde spam olarak bildir epostası patlasın düdüğün naraları buralardan aralardan cereyan yapmaktadır o denli. kıçım dondu
anlamsızlıktan anlam çıkarmaya çalıştıkça iyice anlamsızlaşan ve anlam çıkarmaya çalıştığım program... karşılıklı birbirimizi ağırlamaktayız...
ne yazarlar vardı artık yoklar... bunu yazan tosun okuyana kosun, okuyan kişi dumanla irtibata geçsin gönlümüz şen olsun insanı. beşer-i kamil. ses ver..
en has duygudur efendim babadan dayak yemek.
hatta babadan dayak yemedim ama adam oldum diyene asla güvenmem... ruhun hafifler babadan yediğin her kötekle, Yarabbim sana geliyorum kıh kıh edasıyla yediğin dayağın tadı damağında kalır ha babam yine diye kaşınır durursun.
onu geçtim azizim, babamın beni eşek sudan gelinceye kadar - ki baya uzun sürmüştü, şerefsiz eşek akdenizden mi geliyor anunakoim vakitleriydi- tornaaaaaa tornnaaaa diye diye köteklemesini hala unutamam, akabinde girdiğim gülme krizinden mütevellit ah beyy aptal edicen dediydim sana çocuğu baksana deliler gibi anırıyor demesini hiç unutamam..
baba dayağı bir aşktır ben de azizim. tadından yenmez o denli, deli miyim tartışılır...
hatta babadan dayak yemedim ama adam oldum diyene asla güvenmem... ruhun hafifler babadan yediğin her kötekle, Yarabbim sana geliyorum kıh kıh edasıyla yediğin dayağın tadı damağında kalır ha babam yine diye kaşınır durursun.
onu geçtim azizim, babamın beni eşek sudan gelinceye kadar - ki baya uzun sürmüştü, şerefsiz eşek akdenizden mi geliyor anunakoim vakitleriydi- tornaaaaaa tornnaaaa diye diye köteklemesini hala unutamam, akabinde girdiğim gülme krizinden mütevellit ah beyy aptal edicen dediydim sana çocuğu baksana deliler gibi anırıyor demesini hiç unutamam..
baba dayağı bir aşktır ben de azizim. tadından yenmez o denli, deli miyim tartışılır...
hayatının anlamını kavrayamamış görgüsüzler...
ha bunlara mutluluğun resmini çizebilir misin bahri dersin bir de bön bön bakarlar insanın suratına sureti biçimsizler...
ölsünler daha iyi.
o değil de bir simit gevrekliğindeki lakırdının tadını, sürme peyaz peynirle bozan totoşlar mı daha iyidir o da ayrı mevzu tabi...
ha bunlara mutluluğun resmini çizebilir misin bahri dersin bir de bön bön bakarlar insanın suratına sureti biçimsizler...
ölsünler daha iyi.
o değil de bir simit gevrekliğindeki lakırdının tadını, sürme peyaz peynirle bozan totoşlar mı daha iyidir o da ayrı mevzu tabi...
kadın izin verir, yön verir, hayat verir... her söz bir meydir dudaklarında içmeye doyulamayan, her bakış bir bir zuhul eder ruha ki şekillensin diye dünya... kadın ki kendi yaratımıyla izin verdiği var oluşa sevgisini öğretir ki, başka bir sevilesi kadından dem alabilsin diye o bakışlar...
aslında hissetiğin yanılsamadır, var olan bambaşkadır, izin verilendir. ötesine geçen zaten kadın sevgisinden bahsetmeyecektir çünkü bahşedilen bambaşka bir aşktır..
hülasa kadın sevgisi diye bir şey yoktur, sevmesine izin verilenler vardır...
aslında hissetiğin yanılsamadır, var olan bambaşkadır, izin verilendir. ötesine geçen zaten kadın sevgisinden bahsetmeyecektir çünkü bahşedilen bambaşka bir aşktır..
hülasa kadın sevgisi diye bir şey yoktur, sevmesine izin verilenler vardır...
kendisi hep üstedir. üstte olmaktan acayip zevk alır. elinde çükü 31 çeken abazan misali ortada dolananlardan hoşlanmaz...
psikolojik cikletleri olan yazardır. çiğner çiğner patlatır. bu denli de denyodur.
saygı duyulası genç yazarımızdır.
akabinde;
düzensizlik bile bir düzen ise düzen hiç var olmayacak bir olgudur... sizliktir... denir ve susulur. gerisini getirme çabası yoktan bir düzen yaratma çabasıysa nafiledir nitekim düzensizlikte bir düzendir denilmiştir... sorgularken yargılamak her kula nasip olmayan bir yetidir, tebrik edilesidir...
demek ki ne yapmıyoruz, yargılamıyoruz elimize gözüme bulaştırmıyoruz nitekim komik oluyor...
akabinde;
düzensizlik bile bir düzen ise düzen hiç var olmayacak bir olgudur... sizliktir... denir ve susulur. gerisini getirme çabası yoktan bir düzen yaratma çabasıysa nafiledir nitekim düzensizlikte bir düzendir denilmiştir... sorgularken yargılamak her kula nasip olmayan bir yetidir, tebrik edilesidir...
demek ki ne yapmıyoruz, yargılamıyoruz elimize gözüme bulaştırmıyoruz nitekim komik oluyor...
aslında herşey gayet net ve açıkça ortadayken dumanlı bir kafadan çıkan önermelerin karşıdaki varlıkta yarattığı etkiyi görememekten, hadi yorum yap, yazdım ama senin de söylemene ihtiyacım var demekten öteye gidemeyen bir önerme zannımca. kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi son derece ferahlatıcı...
benzerlik değil de bağımlılık açısında ele alırsak süründüre süründüre hem zevk hem de acı veren, dumanlı dalgalarında sevgilinin göğüslerinin arasında uzanarak hülyalara daldığınız sabahlamaların doruğunda ihtiyaca mukabil ellerinizi hatta farkında olmadan da ruhunuzu kirletenler... soluk almaya açken zehirlenmek ve hatta bile bile zehirlenmek... hayır artık hayatımda yeri yok derken yine düşmek aynı rüyaya saçma sapan işler işte...
her sabah temiz ve saf halinizle, anadan doğma dünyaya nefes verdiğinizde elinden gelen her parçasıyla her silahıyla zuhül eder beyninize.. uykulu uyanıklığınızın arasına sızarken de hor görür sizi, yıkar geçer gider ancak yine de zevkle ...
her sabah temiz ve saf halinizle, anadan doğma dünyaya nefes verdiğinizde elinden gelen her parçasıyla her silahıyla zuhül eder beyninize.. uykulu uyanıklığınızın arasına sızarken de hor görür sizi, yıkar geçer gider ancak yine de zevkle ...
1. nesil olduğu için sağa sola küfrederken karşılaştığım yazar.
yani bu denli ego sahibi, idine ettiğimin zabaskometre güdümlü bakış açısı yüzünden 90 a çakan şaşkın futbolcu ambiyansına akıl sır veremiyorum...ne denir bilmem ki...
ps: yok bir şey...
yani bu denli ego sahibi, idine ettiğimin zabaskometre güdümlü bakış açısı yüzünden 90 a çakan şaşkın futbolcu ambiyansına akıl sır veremiyorum...ne denir bilmem ki...
ps: yok bir şey...
asimile olmuş, rezil rüsva yazar... bu kadar da terbiyesiz yani. lan bana da söyle beraber asimile olup, salı pazarına gidelim, ikizlere takke, parmak arası terlik alalım değil mi?...
ps: döndüm yirim.
ps: döndüm yirim.
yine çaylak olmuş ahahaha ahahaha hatta ahahha denilesi gaydırıguppak yazar...
yıllar geçse de bir şey değişmiyor azizim...
dipsos: ben geldim, tostumu yedim bekliyorum.
yıllar geçse de bir şey değişmiyor azizim...
dipsos: ben geldim, tostumu yedim bekliyorum.