bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- rüzgar11
- bal9
- asla evlenilmeyecek erkekler5
- pazar günleri ekmek almak2
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- pizza bira ikilisi2
- lale13
- pazar günü erken kalkmak2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- galatasaray balı2
- var olmak için ne yaptınız12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kader4
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- hizmet sektörü3
- evi ev yapan şeyler14
- billie eilish'in memeleri7
- fil9
- kaplan17
- kuş5
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- bileklik19
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- at6
- yogartiksen39
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- sevgili nedir7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- brezilya7
- gül7
- gece gece sinirlenmek4
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- kim kimi neden sevmiyor14
- galatasaray19
- ankara8
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- mavi4
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- z kusagi4
- fenerbahçe18
entry'ler (85)
neden element sevilsin ki? git en sevilen çiçek yaz, hayvan yaz ne bileyim ülke yaz ama neden element? hepsi karaktersiz arkadaşım başka bir element geliyor hop böyle bi değişmeler bi bozulmalar.
finaller var kardeşlerim finaller. allah allah nidalarıyla geliyorlar. yok diyordu öğrenci yapamam diyordu ve yapamıyordu kalbi büt büt diye atıyordu. insafsızdı hocalar, uyku girmiyordu öğrencinin gözüne dua ediyordu iyi bir ruh haliyle okusun kağıdımı diyordu.
harry potter
lotr
se7en
bütün kemal sunal filmleri
lotr
se7en
bütün kemal sunal filmleri
bir çankaya üni. bir başkent üni. olmasa da dağın başında olan kampüstür. 2014 yılında güzelimiz canımız ciğerimiz 230 numaralı otobüsümüzü de kaldırdılar metro geldi diye - metro ile kampüs arası 8 km.- karda kışta metrodan çıkınca ring adı altında ama kartla bindiğimiz otobüsü 45 dk beklediğimizi biliriz ki bunun muhattabı kişilere en derin sevgi ve saygılarımızı iletiriz. iyidir hoştur göletlerimiz olsun, cafelerimiz olsun, kızlı erkekli yurtlarımız olsun. o kadar çok şey söylenir ki ne biz yaza yaza bitiririz ne de siz okuya okuya.
bu sene bir kere kar yağdı o da hemen kalktı yerden. kar sevmeyen insanlar bile kar yağsa da havanın soğuğu biraz kırılsa demeye başladı. istanbula verilen kar tatilinden ankaraya da bir tane istiyoruz zira hava burun düşüren derecede soğuk.
daha arabayı doğru düzgün kullanamayan insanlar var gözünüzü seveyim uçak falan kullanmayın.
adını unuttum snapchat'te izlediğim her yıl yapılan bir etkinlik varmış. böyle kızlı erkekli çoluklu çocuklu karda yuvarlanıyorlar sonra bodoslama denize giriyorlar eksi bilmem kaç derecede. ya siz hayırdır kafayı mı yediniz diyemedim.
2012 yılından beri J blokta ikamet ettiğim evlerdir. iyisiyle kötüsüyle madde madde açıklamak gerekirse;
-ilk sene 395 lira verip sonra sırasıyla 400-430-465 lira olan verdiğimiz paraya resmen acıdığımız evlerdir.
-Bu kadar para vermemize rağmen bize sağladığı tek yarar 9 derslerine 8.30'da kalkmamız, dışarıda kar yağarken içeride askılı ile oturmanız -oda sıcaklığında duran mum bile eriyor yamuluyor-
-Duvarların inceliğini bir örnekle açıklamak gerekirse; yan odadaki kızın dinlediği şarkıyı shazam'la aratıp bulabilirsiniz.
-12 bloktan oluşan öğrenci evlerinin neredeyse yarısı kızlı erkeklidir. Genelde ilk iki kat erkek olup geri kalan 3-4 kat kızdır. Böyle olması da yakın arkadaşlarımızla sabah kadar sohbet muhabbet etme şansı veriyor bize.
-Öğrenci evleri girişi gece 2'dir ve 00.30-01.30'da kızılaydan servis vardır okula. Okula daha sonra gelseniz bile kütüphaneye gider giriş yapar, 5 dakika sonra çıkarken görevliden yurda girebilmek için kağıt alırsınız olur biter.
4. senemin içindeyim bu evlerde bana sağladığı arkadaşlıklar, eğlenceler saymakla bitmez ama artık sıkmaya başladı ve 6 ay da olsa kaçıp kurtulmak için Erasmus'a gidiyorum.
-ilk sene 395 lira verip sonra sırasıyla 400-430-465 lira olan verdiğimiz paraya resmen acıdığımız evlerdir.
-Bu kadar para vermemize rağmen bize sağladığı tek yarar 9 derslerine 8.30'da kalkmamız, dışarıda kar yağarken içeride askılı ile oturmanız -oda sıcaklığında duran mum bile eriyor yamuluyor-
-Duvarların inceliğini bir örnekle açıklamak gerekirse; yan odadaki kızın dinlediği şarkıyı shazam'la aratıp bulabilirsiniz.
-12 bloktan oluşan öğrenci evlerinin neredeyse yarısı kızlı erkeklidir. Genelde ilk iki kat erkek olup geri kalan 3-4 kat kızdır. Böyle olması da yakın arkadaşlarımızla sabah kadar sohbet muhabbet etme şansı veriyor bize.
-Öğrenci evleri girişi gece 2'dir ve 00.30-01.30'da kızılaydan servis vardır okula. Okula daha sonra gelseniz bile kütüphaneye gider giriş yapar, 5 dakika sonra çıkarken görevliden yurda girebilmek için kağıt alırsınız olur biter.
4. senemin içindeyim bu evlerde bana sağladığı arkadaşlıklar, eğlenceler saymakla bitmez ama artık sıkmaya başladı ve 6 ay da olsa kaçıp kurtulmak için Erasmus'a gidiyorum.
memleketçe sürekli gündemde olan insanları seviyoruz sanki sevmezsek dışlanırmışız gibi. bu adamlar gibileri de var ki güzelim şiirleri bilinmiyor.
Kurumuş güller duruyor masada.
Kimin aldığını hatırlıyorum da
ne için aldığını bilemiyorum.
Bir zamanlar - bir zamanlar dediysem
çok eski de değil: Birkaç ay önce
gül alırdık. Biz. Hepimiz.
Her şey için, yerli yersiz
gül alırdık bir zamanlar.
Biz. Hepimiz.
Gülleri de eskittik.
Zaten artık almıyoruz. Gül zamanları
geçti. Rüzgar esti. Sert esti. Jestler bitti.
Kendimizi kaybettik.
Gül verecek kimse de kalmadı.
Bazen şunu diyoruz kendi kendimize:
işte bu bizim hayatımız.
Bak işte biz buyuz
bunları yaptık.
Şimdi nerdeyiz?
Ben de şunu diyorum kendime:
Jestlerimi harcadım, artık jest kalmadı.
Jestlerle hayat sürmüyor.
Net olmak lazım.
Zaten
kafatasımı görüyorum yüzümde
aynaya baktığımda.
Hiçbir şey eskisi gibi olamak ki artık!
Artık biz. Üsküdar'a da geçmez olduk.
Oysa ki insanların birbirine ihtiyacı var.
Yoksa niye toplu halde yaşasınlar.
Kimin aldığını hatırlıyorum da
ne için aldığını bilemiyorum.
Bir zamanlar - bir zamanlar dediysem
çok eski de değil: Birkaç ay önce
gül alırdık. Biz. Hepimiz.
Her şey için, yerli yersiz
gül alırdık bir zamanlar.
Biz. Hepimiz.
Gülleri de eskittik.
Zaten artık almıyoruz. Gül zamanları
geçti. Rüzgar esti. Sert esti. Jestler bitti.
Kendimizi kaybettik.
Gül verecek kimse de kalmadı.
Bazen şunu diyoruz kendi kendimize:
işte bu bizim hayatımız.
Bak işte biz buyuz
bunları yaptık.
Şimdi nerdeyiz?
Ben de şunu diyorum kendime:
Jestlerimi harcadım, artık jest kalmadı.
Jestlerle hayat sürmüyor.
Net olmak lazım.
Zaten
kafatasımı görüyorum yüzümde
aynaya baktığımda.
Hiçbir şey eskisi gibi olamak ki artık!
Artık biz. Üsküdar'a da geçmez olduk.
Oysa ki insanların birbirine ihtiyacı var.
Yoksa niye toplu halde yaşasınlar.
Fransızca şarkı aşkını katlayan şarkı. Arap ezgileriyle Fransızca sözlerin mükemmel uyumu.
90larda doğmayla alakası olmayan konudur. okuyup araştırma yapan herkesin açık ve net şekilde görebileceği gerçekler vardır. savunan bizden değildir hiç de olmamıştır.
bir kendini bilmez lafı. keşke herkes izmirliler kadar ülkesine düşkün olsa.
Amerika'dan sonra uzaya 2.kez maymun gönderen ülke.
darbe mi oldu diye düşündüren durumdur.
gün gelir çok seversin gün gelir nefret eder kaçmak istersin. neden ve nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.
erasmus kaygısı olan öğrencidir. yazıktır günahtır çalışan da gidiyor çalışmayan da
büyük bir yüzde için doğru olsa da 90larda doğmuş bir genç olarak söyleyebilirim ki olayın bir de görünmeyen yüzü var. hala inandığı ideolojiyi sonuna kadar savunan bir gençlik var. sadece yabancı müzik dinleyip, starbucksta takılıp, gece kulüplerinde gezen o televizyonlarda gördüğümüz, dizilerde bize yansıtılan gençlikten çok daha fazlası var aramızda. kısaca korkma sevgili ülkem bu ülkede azınlıkta da olsa hala Birinci vazifesi, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa edecek bir kesim var.
göztepe karşıyaka maçında çıkan kavgada iki grubun arasında kalmış küçük bir çocuk gibi korkak, çaresiz.
konuşurken 'la' demiyorsa ankaralı olmadığı kesindir.