bugün
- akplisin yani26
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- akp li akp li bakan tip6
- duanın bir şeye yaramaması22
- aykirikadin13
- sözlüğün politize olması5
- fon vurgunu52
- ne yapıyorsun4
- at gözlüklü insanlar6
- kalın dudaklı erkekler5
- neden 50 tane arap devleti var12
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- inek sütü içen cani3
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- traveler of secret moments adamlığı6
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra3
- kaynana donu yakma geleneği5
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü6
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- sınanmamışlığın kibri2
- akşamki tantana15
- 4858 yaşındaki ağaç2
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması7
- 9 5 çalışan ipneler12
- bugün uyuyakalmışım11
- hoşlanılan kadının ayak falına bakmak2
- terlikle döven anne13
- gazanfer metin nickli vitaminsiz3
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- ne kadar hoşsun ama çok boşsun2
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- fatma betül sayan kaya18
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- türkiye20
- arap neferler9
- bismillahirahmanirahim4
- anonim yazar olmak3
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- yapay zeka moderatörü5
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- türküm doğruyum çalışkanım16
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti3
entry'ler (280)
Yüzyıl sonra sözlüğe gelip karşıma ilk çıkan başlığa tıklayıp sözlük adresini kontrol etmeme neden olan başlık. (bkz: http://www.kizlarsoruyor.com)
Ahmet Necati Hancıoğlu 1312 yılında Silifke' de doğdu. Babasının adı Hasan, annesinin adı ise ismahan' dır. ilk ve orta tahsilini Silifke' de yaptı. Babasının rızası olmadığı halde 1926 yılında Mersin' e giderek ticaretle meşgul oldu. 1941 yılında istanbul' a gitti. ithalatçılık yapmaya başladı. 1979 yılında istanbul' da öldü.
diye yazıyor http://www.hancioglu.8k.com/TARIH.HTM adresinde.
diye yazıyor http://www.hancioglu.8k.com/TARIH.HTM adresinde.
aklıma (bkz: ah mary vah mary) filmindeki kediyi getiren ukte başlık. öyle bir kedimiz olsa da programına çıkıp acun ılıcalı'nın üzerine salsak.
pazar gününe tekabül eden gün.
sanata ve sanatçıya saygı gösterebilen, kendi kültüründen haberi olan insandır. şayet zamanının ilerisinde senaryoları olan filmlerdir kemal sunal filmleri. filmlerde insan gülerken arkasında yatan trajediyi görebilir. bunu gördüğünde de filmin değerini biraz daha anlamaya yaklaşmış olur.
bunu yapan erkek akabinde külodunu da baş parmağı ve işaret parmağıyla düzeltecektir. acilen uzaklaşılması gereken insan tipidir.
eve götürüp maklube yaptırılacak sohbetşinas bir mübarektir.
başlık sahibinin takvimi var sanki namaz fotolarından oluşan*. atatürk'ün başka bir çok durumda fotoğrafı yok. hatta araştırdım face ve twitter hesabı da yokmuş. evet evet bence kınamalıyız atatürk'ü.
eskiden eskişehir in vazgeçilmezi olan amca olması kuvvetle muhtemel kişi. peki ben bornova'dayken o neredeymiş.*
uludağ sözlük gariptir
her lafı kaldırmaz
ibne dersin kızar da
sikersin aldırmaz.
her lafı kaldırmaz
ibne dersin kızar da
sikersin aldırmaz.
benimkisi gibi bataryası bozuk olan laptoptur.
sevgili sözlük.
elazığ'ın benden alıp götürdüklerinin en sonuncusu kendimden çok sevdiğim sevgilim oldu. daha 3 senem var belki bunun için elazığ'ı suçlarım ya da suçlamam bunu bilemem ama yaptığım hatayı unutmayacağımdan eminim.
özet geçmeye çalışacağım.
izmir de okurken melike adında bi kızla tanıştım. halk oyunları ekibimizin son gösterisinden sonra kuliste birbirimizi farkettik. sonra da yakınlaşmalar oldu daha doğrusu ben yavşadım. sonunda da kabul ettirdim kendimi. bir süre sonra izmir hayatımın içine eden eski sevdiğim izmir e geldi ve bir gece beraber olduk. o kız da o gece benim için tamamen bitti. melike ile 2-3 ay olmuştu. bu olay eskisini kafamdan tamamen silmişti. sonra da babam lösemiye yakalandı. o zamanlarımda da melike yanımdaydı ve onun sayesinde bir şekilde ayakta kalabildim. çok çektirdim kıza ama çok da seviyordum ve yanımda sadece o olduğu için ve beni sevdiği için dikenime de katlanmak zorunda bıraktım onu.
sonra ertesi sene yine ekipten bir kız arkadaşımın bana aşık olduğunu gördüm ve büyük bir hata: itiraf etmesini sağladım. sonra da beraber bu durumu halletmesine uğraşalım dedim. uğraştı nitekim olmadı ve şu anda hala seviyor. bir süre tedavi görmesine rağmen bi şey değişmedi.
ben tabi aramızda saklı kalmaması için iki olayı da anlattım sevilime. çünkü artık kaldırabileceğini düşünüyordum ki o da çok ısrar etti anlatmam için.
bir süre idare edebildi hatta unuttuğunu aştığını söyledi. elazığ da ilk senem de bu şekilde geçti.
bir de izmir'i bırakıp elazığ'a geldiğimde yine moral veren ve bir şeyleri kafama takmadan derslerime yoğunlaşmamı sağlayan melike oldu.
son dönemlerde de çok kavga eder olmuştuk. her ne kadar kabullenmiyor olsa da kavgaların çıkmasının nedeni genelde o oluyordu hatta direkt kavgayı çıkaran.
sonunda da ara verelim dedi ama kamyon çarpmışa döndüm. onu kaybetme korkusunu hiç bu kadar yakından yaşamamıştım. tabi ben onu yalnız bırakmadım her gün aradım ve benden tek istediği biraz zaman vermemdi. ama korku ya işte bu sürenin benim lehime geçmesini istiyordum. o yüzden de kendimi hatırlatıp moral vermeye aramızı iyi tutmaya çalışıyordum.
neredeyse 10 gün aramadım. bu 10 günü de bana döneceği ümidiyle mutlu olarak geçirdim.
bugün aradığımda ise geçmişi unutamadığını söyledi. benimle tekrar olmayacağını, ne kadar sevse de bi şeylerin değişmediğini söyledi ve bugün onu artık beklememem gerektiğini anladım.
şimdi içimde bunun acısı, bazen nefes almakta bazen de yutkunmakta zorlanıyorum. çünkü o aldığım nefes, baktığım insan, attığım adım, kan dolaşımımı sağlayan kalbim, içtiği sigara ve çıkan dumanı, geleceğimde sabit olan tek hayalimdi. ben de onun için çok şeydim. bir çok konuda ilkiydim, bazen her şeyi, bazen de söylemesine eskiden kızdığım ama içten içe mutlu olduğum aşkıydım.
şimdi birbirini çok seven iki insan, sevgilisinin geçmişteki bu iki hatasını unutamayan ya da aşamayan bir kız, depremi yaşayıp her şeyini kaybetmiş bir erkek ve erkeğin hayatının en güzel günlerini içeren 3 yıl var.
böyle bir 3 yılı yaşatabilcek başka bir insan gelmiyor aklıma olmasına da ihtimal vermiyorum. istemiyorum da. biliyorum unutmayı denediğimde unuturum silmek de zaman gerektirir ama olur.
ama sözlük unutmak istemiyorum. onsuz olmanın hayalini bile kuramıyorum tıkanıyorum bi yerde.
içim yanıyor be sözlük. akan her göz yaşıyla çoğalıyor ama bir o kadar da uzaklaşıyor sevdiğim, engelleyemiyorum. ne gitmesini ne ağlamayı. ikisini de istemiyorum çünkü bugüne kadar çok sallandım ama ilk defa birine sırtımı yasladım. ilk defa kendi başıma ayakta durmaya çalışmadım. bir çok konuda güçlü olan ben bu konuda müthiş zaafa sahipmişim onu anladım. o çekilince de yıkıldığımı hissettim. kendimi yeniden inşa etsem eksik olurum, çürük olurum. olmasa daha iyi bi şey olurum.
bu kadar sözlük. kelimeler bazen her şeye yetemeyebiliyor. işte o anlardan birisi.
acı sözlük, sadece acı. dibine kadar, tıklım tıklım, boğazına kadar acı.
ve hayatta ilk defa pişmanlık ve zayıflık.
çok seviyorum sözlük.
elazığ'ın benden alıp götürdüklerinin en sonuncusu kendimden çok sevdiğim sevgilim oldu. daha 3 senem var belki bunun için elazığ'ı suçlarım ya da suçlamam bunu bilemem ama yaptığım hatayı unutmayacağımdan eminim.
özet geçmeye çalışacağım.
izmir de okurken melike adında bi kızla tanıştım. halk oyunları ekibimizin son gösterisinden sonra kuliste birbirimizi farkettik. sonra da yakınlaşmalar oldu daha doğrusu ben yavşadım. sonunda da kabul ettirdim kendimi. bir süre sonra izmir hayatımın içine eden eski sevdiğim izmir e geldi ve bir gece beraber olduk. o kız da o gece benim için tamamen bitti. melike ile 2-3 ay olmuştu. bu olay eskisini kafamdan tamamen silmişti. sonra da babam lösemiye yakalandı. o zamanlarımda da melike yanımdaydı ve onun sayesinde bir şekilde ayakta kalabildim. çok çektirdim kıza ama çok da seviyordum ve yanımda sadece o olduğu için ve beni sevdiği için dikenime de katlanmak zorunda bıraktım onu.
sonra ertesi sene yine ekipten bir kız arkadaşımın bana aşık olduğunu gördüm ve büyük bir hata: itiraf etmesini sağladım. sonra da beraber bu durumu halletmesine uğraşalım dedim. uğraştı nitekim olmadı ve şu anda hala seviyor. bir süre tedavi görmesine rağmen bi şey değişmedi.
ben tabi aramızda saklı kalmaması için iki olayı da anlattım sevilime. çünkü artık kaldırabileceğini düşünüyordum ki o da çok ısrar etti anlatmam için.
bir süre idare edebildi hatta unuttuğunu aştığını söyledi. elazığ da ilk senem de bu şekilde geçti.
bir de izmir'i bırakıp elazığ'a geldiğimde yine moral veren ve bir şeyleri kafama takmadan derslerime yoğunlaşmamı sağlayan melike oldu.
son dönemlerde de çok kavga eder olmuştuk. her ne kadar kabullenmiyor olsa da kavgaların çıkmasının nedeni genelde o oluyordu hatta direkt kavgayı çıkaran.
sonunda da ara verelim dedi ama kamyon çarpmışa döndüm. onu kaybetme korkusunu hiç bu kadar yakından yaşamamıştım. tabi ben onu yalnız bırakmadım her gün aradım ve benden tek istediği biraz zaman vermemdi. ama korku ya işte bu sürenin benim lehime geçmesini istiyordum. o yüzden de kendimi hatırlatıp moral vermeye aramızı iyi tutmaya çalışıyordum.
neredeyse 10 gün aramadım. bu 10 günü de bana döneceği ümidiyle mutlu olarak geçirdim.
bugün aradığımda ise geçmişi unutamadığını söyledi. benimle tekrar olmayacağını, ne kadar sevse de bi şeylerin değişmediğini söyledi ve bugün onu artık beklememem gerektiğini anladım.
şimdi içimde bunun acısı, bazen nefes almakta bazen de yutkunmakta zorlanıyorum. çünkü o aldığım nefes, baktığım insan, attığım adım, kan dolaşımımı sağlayan kalbim, içtiği sigara ve çıkan dumanı, geleceğimde sabit olan tek hayalimdi. ben de onun için çok şeydim. bir çok konuda ilkiydim, bazen her şeyi, bazen de söylemesine eskiden kızdığım ama içten içe mutlu olduğum aşkıydım.
şimdi birbirini çok seven iki insan, sevgilisinin geçmişteki bu iki hatasını unutamayan ya da aşamayan bir kız, depremi yaşayıp her şeyini kaybetmiş bir erkek ve erkeğin hayatının en güzel günlerini içeren 3 yıl var.
böyle bir 3 yılı yaşatabilcek başka bir insan gelmiyor aklıma olmasına da ihtimal vermiyorum. istemiyorum da. biliyorum unutmayı denediğimde unuturum silmek de zaman gerektirir ama olur.
ama sözlük unutmak istemiyorum. onsuz olmanın hayalini bile kuramıyorum tıkanıyorum bi yerde.
içim yanıyor be sözlük. akan her göz yaşıyla çoğalıyor ama bir o kadar da uzaklaşıyor sevdiğim, engelleyemiyorum. ne gitmesini ne ağlamayı. ikisini de istemiyorum çünkü bugüne kadar çok sallandım ama ilk defa birine sırtımı yasladım. ilk defa kendi başıma ayakta durmaya çalışmadım. bir çok konuda güçlü olan ben bu konuda müthiş zaafa sahipmişim onu anladım. o çekilince de yıkıldığımı hissettim. kendimi yeniden inşa etsem eksik olurum, çürük olurum. olmasa daha iyi bi şey olurum.
bu kadar sözlük. kelimeler bazen her şeye yetemeyebiliyor. işte o anlardan birisi.
acı sözlük, sadece acı. dibine kadar, tıklım tıklım, boğazına kadar acı.
ve hayatta ilk defa pişmanlık ve zayıflık.
çok seviyorum sözlük.
kotun altına sivri burun kösele, üstüne de gömlek veya pembe v yaka tişört giyen erkekten daha iyi olan erkektir. kendine yakışanı bilendir de genelde. olayı çok abartmayan nadiren de çirkin olmasından mütevellit görüntüye önem vermeyen erkektir*.
her ikisinde de pozisyon çeşitliliği skora güzellik katar.
gerçek müslümanlıkla örtüşmeyen müslümanlıktır. çakmadır.