bugün
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay9
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- elalem ne der3
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- doğuda yaşayan yazarlar5
- scooter'a 6 kişi binmek2
- sözlüğü 3 kelime ile anlatın2
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- stres yönetimi6
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- josh hartnett2
- kadın kıyafeti giydirilip şantaj yapılan adam2
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı2
- askerlik2
- gulmekicinyaratilmis11
- arkadaşlar ben güzel miyim5
- okulda itaat2
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- erotik şarkılar2
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- free ceuta2
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- rüşvet5
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- stres2
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- gocu6
- kylie minogue5
- true koş4
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- tinder3
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- din3
- don kişot2
- sıkıcı bir yazar olmak2
- napolyon sendromu2
- mohamed salah ghaly11
- hamburgerin çok abartılması5
- kuran ı kerim meali6
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler6
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- saldıran köpeğe şma demek4
- trabzon büyükşehir belediyesi21
entry'ler (22)
“Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek. Kaç yaşında olursan ol, uyuyacaksın, ve geçmeyecek.” Pavese
Kırıntıya hürmeti olmayan ne bilsin kuşun kalbini.
Baba dediğin yarım kalmış bir kelimedir.
“Açık ol her şeye; güzelliğe ve dehşete. Yürümelisin sadece; erişilmez değil hiçbir his.” demiştir.
“Seni, lavanta kokulu bir sabunda, bir kavun diliminde, açık, uçuk gümüş rengi bir çorapta, bir yasemin dalında, adını bilmediğim, bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim sabun kokulu, el büyüklüğünde bir çiçeğin açışında, yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde, gecenin soğumuş kumunu döven, patlayan dalgaların sesinde, günün ilk ağartısında -karanlık saatler boyunca dağıtıp durduğun yatağında sabahın serinliği çıplaklığına işlemeğe başlarken- uyanmadan çektiğin, örtündüğün bir çarşafın ılık mutluluğunda bulacağım, dirim içimden çekilesiye.”
“Siz yine de incelikli davranın, benim kadar değilse de.”
Unutanın gönlü çürüsün.
Kimin, kimin bu sessiz eller
Mor halkalı yaralı gözler
Kıyılarıma vuran sen misin?
Kimin, kimin bu kör gözler
Bu varışsız yalan sözler
Adımı unutan sen misin?
Mor halkalı yaralı gözler
Kıyılarıma vuran sen misin?
Kimin, kimin bu kör gözler
Bu varışsız yalan sözler
Adımı unutan sen misin?
Tetikte oyalama parmaklarını.
Kendi kendime konuşuyorum, kusura bakmıyorsun değil mi?
“denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin, nasıl kıydıysa
yapma n’olur
topla kendini şehr-i istanbul
vururum seni istanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diye mi?
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar, namus de
töre de
cefa de, vefa de
topla kendini topla
vururum seni istanbul
vururum en yeşil baharından
Kızkulenden Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın,
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i istanbul”
maviye nasıl kıydıysa yüreğin, nasıl kıydıysa
yapma n’olur
topla kendini şehr-i istanbul
vururum seni istanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diye mi?
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar, namus de
töre de
cefa de, vefa de
topla kendini topla
vururum seni istanbul
vururum en yeşil baharından
Kızkulenden Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın,
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i istanbul”
git başımdan, seni seviyorum.
eski adı "beynelmilel münasebetler" olan bölümdür.
"l'amour est enfant de boheme, il n'a jamais connu de loi" (aşk bir çingene çocuğudur, asla yasa tanımaz.)
(bkz: carmen by Georges Bizet)
(bkz: carmen by Georges Bizet)
19. yy dönemlerinde, Sanayi Devrimi sonrası artan fabrikalaşma ve işçi ihtiyacı ile işçilerin varoş kesimlerden şehre vakit kaybetmeden olabildiğince hızlı-ki daha çok sömürülebilsin- ve şehrin sokaklarında görüntü kirliliği(!) yaratmak gerekçesiyle "görünmeden" gelmesi gerekliliğine çözüm olarak geliştirilen, yer altına inşa edilen böylece hem hızlı hem de görünmez ulaşımı sağlayan araçtır.
aynı yumurta ikizleri.
Gabriel Garcia Mârquez'in 1982 Nobel Ödüllü kitabıdır. Yazar kitap hakkında şunları söylemiştir:
"'Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumdan beri beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. 'Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş on altı yılımı aldı. büyükannem en acımasız şeyleri kılını bile kıpırdatmadan sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 'Yüzyıllık yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. şaşırmadılar çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
"'Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumdan beri beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. 'Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş on altı yılımı aldı. büyükannem en acımasız şeyleri kılını bile kıpırdatmadan sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 'Yüzyıllık yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. şaşırmadılar çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
Ünlü Fransız generali.Küçükken Fransa'dan nefret ederdi ve daima Korsika'nın bağımsızlığını hayal ederdi. italyan aksanıyla Fransızca konuşurdu. imparator olduğunda taç giyme töreninde Papa'nın önünde diz çökmedi, çünkü Papa'nın ona bu gücü vermeye yetkili olmadığını onu imparator yapanın kendi gücü olduğunu düşünüyordu.
Bazıları onun aslında 1.60 değil 1.80 olduğunu o zamanın ölçüm birimleri nedeniyle bugün 1.60 algılandığını söylemektedir.
Bir savaşı kazanmak için gerekli olan nedir sorusuna "para para para" demiş ve bu sözü kendisi gibi tarihe geçmiş Napoleon deyince akla gelen ilk şey olmuştur.
Bazıları onun aslında 1.60 değil 1.80 olduğunu o zamanın ölçüm birimleri nedeniyle bugün 1.60 algılandığını söylemektedir.
Bir savaşı kazanmak için gerekli olan nedir sorusuna "para para para" demiş ve bu sözü kendisi gibi tarihe geçmiş Napoleon deyince akla gelen ilk şey olmuştur.
Yunan mitolojisine göre adı "Pandora" olan, yaratılan ilk kadın.
XIV. Louis tarafından kimsenin bozamaması için iyice zorlaştırılması emredildiği için çok zor ve karışık olan dildir.