bugün
- lahmacunu elle yiyen kız16
- üniversite sınavına geç kalmak4
- elmas bey biraderin çaylak olması3
- balkonu camla kaplatmak6
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- hayvanlar aleminde en yakın akrabamız2
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- en havalı ingilizce kelimeler4
- pornoyu bırakmak4
- 21 haziran 2026 ekvador curaçao maçı2
- güne bir şarkı bırak18
- olduğundan genç göstermek2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- babalar günü5
- 21 haziran 2026 ekvador curuçao maçı3
- yahuda iskariyot2
- milli takımımızın balonu patladı5
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- biraaaaaader3
- ciddi ilişki piyasasının çöküşü2
- yazarların en sevdiği meyve9
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek3
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda5
- rabbin para vermesi3
- asosyal olmanın sebepleri7
- ona bir şey söyle18
- avanos ta çömlek yapmayı denemek3
- erkek parfüm önerileri3
- 42 bin entry girmek5
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır2
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- ne yapıyorsunuz yakışıklı ve güzel dostlarım2
- apo asılsın mı asılmasın mı4
- 21 haziran 2026 tunus japonya maçı3
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı50
- öküz gibi içen boylu poslu kız3
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı2
- kuran-ı kerim5
- seni hayata bağlayan şey12
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- sarrah brahmi2
- başına belayı satın almak5
- sedat bey pekmez birader3
- 2026 dünya kupası15
- ismet gurbuz 20242
- avrupa birliği3
- sömürgeci batının barbarlık tarihi2
- paraguay oyuncusunun hakemin saatini yerden alması2
entry'ler (22)
“Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek. Kaç yaşında olursan ol, uyuyacaksın, ve geçmeyecek.” Pavese
Kırıntıya hürmeti olmayan ne bilsin kuşun kalbini.
Baba dediğin yarım kalmış bir kelimedir.
“Açık ol her şeye; güzelliğe ve dehşete. Yürümelisin sadece; erişilmez değil hiçbir his.” demiştir.
“Seni, lavanta kokulu bir sabunda, bir kavun diliminde, açık, uçuk gümüş rengi bir çorapta, bir yasemin dalında, adını bilmediğim, bilmemekten utanç duyduğum halde öğrenmek istemediğim sabun kokulu, el büyüklüğünde bir çiçeğin açışında, yıkık kemerlerde uyuklayan kedilerde, gecenin soğumuş kumunu döven, patlayan dalgaların sesinde, günün ilk ağartısında -karanlık saatler boyunca dağıtıp durduğun yatağında sabahın serinliği çıplaklığına işlemeğe başlarken- uyanmadan çektiğin, örtündüğün bir çarşafın ılık mutluluğunda bulacağım, dirim içimden çekilesiye.”
“Siz yine de incelikli davranın, benim kadar değilse de.”
Unutanın gönlü çürüsün.
Kimin, kimin bu sessiz eller
Mor halkalı yaralı gözler
Kıyılarıma vuran sen misin?
Kimin, kimin bu kör gözler
Bu varışsız yalan sözler
Adımı unutan sen misin?
Mor halkalı yaralı gözler
Kıyılarıma vuran sen misin?
Kimin, kimin bu kör gözler
Bu varışsız yalan sözler
Adımı unutan sen misin?
Tetikte oyalama parmaklarını.
Kendi kendime konuşuyorum, kusura bakmıyorsun değil mi?
“denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin, nasıl kıydıysa
yapma n’olur
topla kendini şehr-i istanbul
vururum seni istanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diye mi?
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar, namus de
töre de
cefa de, vefa de
topla kendini topla
vururum seni istanbul
vururum en yeşil baharından
Kızkulenden Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın,
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i istanbul”
maviye nasıl kıydıysa yüreğin, nasıl kıydıysa
yapma n’olur
topla kendini şehr-i istanbul
vururum seni istanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diye mi?
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar, namus de
töre de
cefa de, vefa de
topla kendini topla
vururum seni istanbul
vururum en yeşil baharından
Kızkulenden Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın,
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i istanbul”
git başımdan, seni seviyorum.
eski adı "beynelmilel münasebetler" olan bölümdür.
"l'amour est enfant de boheme, il n'a jamais connu de loi" (aşk bir çingene çocuğudur, asla yasa tanımaz.)
(bkz: carmen by Georges Bizet)
(bkz: carmen by Georges Bizet)
19. yy dönemlerinde, Sanayi Devrimi sonrası artan fabrikalaşma ve işçi ihtiyacı ile işçilerin varoş kesimlerden şehre vakit kaybetmeden olabildiğince hızlı-ki daha çok sömürülebilsin- ve şehrin sokaklarında görüntü kirliliği(!) yaratmak gerekçesiyle "görünmeden" gelmesi gerekliliğine çözüm olarak geliştirilen, yer altına inşa edilen böylece hem hızlı hem de görünmez ulaşımı sağlayan araçtır.
aynı yumurta ikizleri.
Gabriel Garcia Mârquez'in 1982 Nobel Ödüllü kitabıdır. Yazar kitap hakkında şunları söylemiştir:
"'Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumdan beri beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. 'Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş on altı yılımı aldı. büyükannem en acımasız şeyleri kılını bile kıpırdatmadan sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 'Yüzyıllık yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. şaşırmadılar çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
"'Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumdan beri beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. 'Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş on altı yılımı aldı. büyükannem en acımasız şeyleri kılını bile kıpırdatmadan sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 'Yüzyıllık yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. şaşırmadılar çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız."
Ünlü Fransız generali.Küçükken Fransa'dan nefret ederdi ve daima Korsika'nın bağımsızlığını hayal ederdi. italyan aksanıyla Fransızca konuşurdu. imparator olduğunda taç giyme töreninde Papa'nın önünde diz çökmedi, çünkü Papa'nın ona bu gücü vermeye yetkili olmadığını onu imparator yapanın kendi gücü olduğunu düşünüyordu.
Bazıları onun aslında 1.60 değil 1.80 olduğunu o zamanın ölçüm birimleri nedeniyle bugün 1.60 algılandığını söylemektedir.
Bir savaşı kazanmak için gerekli olan nedir sorusuna "para para para" demiş ve bu sözü kendisi gibi tarihe geçmiş Napoleon deyince akla gelen ilk şey olmuştur.
Bazıları onun aslında 1.60 değil 1.80 olduğunu o zamanın ölçüm birimleri nedeniyle bugün 1.60 algılandığını söylemektedir.
Bir savaşı kazanmak için gerekli olan nedir sorusuna "para para para" demiş ve bu sözü kendisi gibi tarihe geçmiş Napoleon deyince akla gelen ilk şey olmuştur.
Yunan mitolojisine göre adı "Pandora" olan, yaratılan ilk kadın.
XIV. Louis tarafından kimsenin bozamaması için iyice zorlaştırılması emredildiği için çok zor ve karışık olan dildir.