bugün
- timsah5
- zebra4
- kaplan7
- kartal6
- habire1275
- fil8
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- aslan8
- mutsuzluğun en büyük nedeni14
- sssilvermist22
- ben geldim naneler13
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- insan kaynakları3
- iş bulamamak3
- anın görüntüsü18
- deccal'in sozluge gelmesi10
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- yazarların almak istediği hediyeler4
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- otosan p1002
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- spaghetto2
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- ben senin yerinde olsam5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- nickten isim tahmini yapmak25
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- sözlükteki kavganın amacı5
- bir ay çaylak olmak4
- japon denince akla gelenler2
- küs insanları barıştırmak3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- yorgun mermi13
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- suca suruklenen cocuk7
- temmuz6
- burhaniye6
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
- lionel messi3
entry'ler (156)
Eskiden iyi bir arkadaştım, artık değilim.
Ortada bir akıl sağlığı olsaydı var olması muhtemel olacak olan ama çünkü fakat yine de olmadığı için varlığından söz edemeyeceğimiz yöntemlerdir.
Güvenerek.
Yapmayacağımı zannettiğim bir şey yaptım ne yapacağımı bilmiyorum.
Az önce bir itirafta bulundum. Ellerim, ayaklarım titriyor, karnıma dehşet sancılar giriyor, kalbim her an yerinden fırlayabilir gibi hissediyorum. itirafta bulunmuştan çok anksiyete geçiriyormuşum gibi geldi bana ama neyse. Şuan bunu paylaşmaya ihtiyacım varmış gibi hissettim. Bu kadar
Büyük ihtimalle çarşafla yapmıyorlardır zaten. Çekim yapılacağı için giyinmişlerdir. (sağlıklı değil diyenlere ithafen)
Güray Süngü'nün gerçekle kurguyu müthiş bir şekilde harmanlayışını seyrettiğimiz romanı. Romanı bitirdiğinizde taşlar bir bir yerine oturuyor olsa da kafanızda soru işaretleri bırakmaktan da geri durmuyor.
Ne yapmak istediğimi bilmiyorum ya da ne yapmam gerektiğini. Tek bildiğim bir karar vermem gerektiği.
Sorunlarımla yüzleşmek yerine yemek yiyorum.
Büyük bir ev alıp bağıra bağıra ağlamak.
Edebiyatın sırça kulesi, Cemal Şakar
istanbul'da ayakkabımın bağcığını bağlarken telefonumu yere bırakabiliyorum.
Sudoku kitabı arıyorum lakin bulamıyorum. Bu kadar.
Baş ağrısı, esneme, mide bulantısı, huzursuz bacak sendromu vs. gibi yan etkilerdir.
Yeniden başlayabilirim sandım. Yaşayabilirim yani bunun üstesinden gelebilirim sandım. Normal bir insan olabilirim içimdeki bu garip hissi bastırıp yoluma devam edebilirim zannettim. Olmadı! Olmuyor yani zannettiğimden daha da güçsüzmüşüm meğer. Ufak tefek sorunlarla küçük sıkıntılarla baş edebileceğimi sanıyordum hiç yoktan lakin bir sıkıntı bir sorun olmadığı halde yapamıyorum hiçbir şey. Yapmak istediğim onca şeyden vazgeçmiş olamam herhalde bilmiyorum. Sorsalar anlatırdım onca şey şimdi istemiyorum. Sorun şu ki neti istemediğimi de bilmiyorum. Unuttum. Ne istiyorum? Neyden vazgeçtim? Bilmiyorum her şey koca bir boşluk.
Şubat dizisini hatırlatır.
Belki de çevçevesiz gözlük yakışmayan insanlardır. Her güzel şey herkese yakışmayabilir sonuçta.
Bazen olması gerekendir.
Ne kadar çok istesem de yapamadığım eylemdir.