bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak13
- uludede'nin cenaze eventi6
- uludede'yi karıya götürmek7
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- 3 kere üst üste 31 çekmek10
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- sürekli özür dileyen insan5
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- ekmeğe çikolata sürmek7
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması3
- arkadaşlar3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek6
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- aniden gelen titreme3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- eyeliner çekme yöntemleri7
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- aniden ayağa kalkınca oluşan baş dönmesi2
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak3
- 82 musul 83 kerkük4
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- yasin kol4
- makyajın ciltte pütür durması5
- yarragi olan adam4
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- inci sözlük8
- sivas kokan kolonya3
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- ciğer vs kokoreç8
- kürtjütsu3
- gece sindirella ve 7 cücelerce takip edilmek2
- amazon2
- çiçekli mükremin donu giyen sözlük erkeği2
- game of thrones taki kerhaneci4
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- yunan adalarına gitmek20
- dinci ahlaksızlığı19
entry'ler (35)
CERBERUS
Kelebeğin kanatlarından
Hayata bağlanmak,
Renk akustiğinde
Nirvanaya çıkmak nafile,
Biliyorum ki
Acılarımın gezindiği kaynak,
Soğuk iklimlerinle
Sensin.
Ama sevinme,
Hakkından zaman gelecektir,
Rüzgâr yanağına denk gelince
Bir müzik duyulur derinden,
Tanıdık bir konçerto belki,
Rodrigo ya nispet.
Sevineceksin önceleri,
Ama boşuna,
Arbane ile ritim tutan zikir,
Ardından sur a üflenen ses,
Ölümün habercisi.
Yeraltından gelen bu ses,
Ölüm melodisi,
Rüzgârın yanağına denk getirdiği
Ölümü beklemek,
Ölümden daha zor,
Göreceksin,
Hades ten çıkış yok,
Biliyorsun
Bir tarafta kapıda bekleyen Janus
Diğer tarafta
Yılan kuyruğu,
Üç başı ve kara dişleriyle
Seni bekler,
Cehennem köpeği Cerberus
Rüzgârla yanağına denk gelen ölümde.
Necat iLTAŞ
(2008)
Kaynak: http://www.necatiltas.net
Kelebeğin kanatlarından
Hayata bağlanmak,
Renk akustiğinde
Nirvanaya çıkmak nafile,
Biliyorum ki
Acılarımın gezindiği kaynak,
Soğuk iklimlerinle
Sensin.
Ama sevinme,
Hakkından zaman gelecektir,
Rüzgâr yanağına denk gelince
Bir müzik duyulur derinden,
Tanıdık bir konçerto belki,
Rodrigo ya nispet.
Sevineceksin önceleri,
Ama boşuna,
Arbane ile ritim tutan zikir,
Ardından sur a üflenen ses,
Ölümün habercisi.
Yeraltından gelen bu ses,
Ölüm melodisi,
Rüzgârın yanağına denk getirdiği
Ölümü beklemek,
Ölümden daha zor,
Göreceksin,
Hades ten çıkış yok,
Biliyorsun
Bir tarafta kapıda bekleyen Janus
Diğer tarafta
Yılan kuyruğu,
Üç başı ve kara dişleriyle
Seni bekler,
Cehennem köpeği Cerberus
Rüzgârla yanağına denk gelen ölümde.
Necat iLTAŞ
(2008)
Kaynak: http://www.necatiltas.net
"Din, dil, ırk;
ister beyaz, ister siyah,
Esmer veya sarı,
Ne farkeder,
iNSAN olmak YETER...
Necat iltaş
--spoiler--
http://www.necatiltas.net
--spoiler--
"
ister beyaz, ister siyah,
Esmer veya sarı,
Ne farkeder,
iNSAN olmak YETER...
Necat iltaş
--spoiler--
http://www.necatiltas.net
--spoiler--
"
Demokratik ülkelere uğramayan, geri kalmış ülke insanlarının başına kadermiş gibi musallat olan bir musibet.
Çocuklara ebeveynleri tarafından konulan isimler,ağır,uzun ve telafuzu zor olan isimler olmamalı.
isminden dolayı özellikle okul döneminde çok zorluk çeken ve hatta bu yüzden başarısız olan çocuklar var.
isminden dolayı özellikle okul döneminde çok zorluk çeken ve hatta bu yüzden başarısız olan çocuklar var.
Said-i nursi ekolünün ülkemizdeki en büyük kolunun temsilcisi olduğuna inanılan bir zat.
"iktisadi liberalizm" ve "siyasi liberalizm" bir arada ugulandığında anlam kazanır.
Sezarist.
Meclise, "Ezber bozdurma" işini yapmak için girmeyi düşünen bir sosyal bilimci.
sezarist bir parti.
bul beni...
toprağın kalp atışını duy!
ritmine ayak uydur,
avuçlarında coşkusunu yakala ,
öfkesini gözlerinde biriktir,
sevgisini yüreğine işle.
mesela kızıltepe'de bir halay,
bu halayda terli bir mendil ol.
gözleri güneş ,
dudakları ateş ,
ney'in sihirli hüznünü üfle can evime.
yıldızlara asılı bedenimde martı çığlığı.
kelebeğin özgürlüğünde bir ilahi,
başağın kadın yüzünde bul beni.
kendini yıkarak var ol ;
çünkü bu gerçeğin kırılma noktasıdır...
kırılarak gerçek bulunur yalan pazarında.
kırıl, yan, piş ve bul beni... bul...
çevir gözlerini dağlara,
dağdan vadiye süzülen rüzgarı,
güneşin tenini,
suyun gücünü,
ateşin öfkesini hisset.
uçuruver özlemlerini,
beyaz güvercinin kanatlarına bağla sevdanı,
yüreğinin gözyaşlarıyla sulansın,
çatlasın gonca,
çiçeklensin umutlar..
her ova kendi ihanetini,
her orman kendi uğultusunu,
her dağ kendi destanını saklar,
omuzundaki dumanda...
başını yukarı kaldır, dik tut.
yıldızlara gülümse,
yıldızlar senin için parlayacak,
terleyen otların kokusunda ,
göğün yerle birleştiği yerde bulacaksın beni.
işte mutluluk bu,
sözlerle ifade edilemez,
zaman sana ait olur beni bulduğunda...
Şahdamarı gibi öldürücü,
Şahdamarı gibi varedici,
kendini yıkarak var ol;
kanımda şahlanan deniz dalgasında,
gerçeğin kırılma noktasında, bul beni...
necat iltaş (2000)
toprağın kalp atışını duy!
ritmine ayak uydur,
avuçlarında coşkusunu yakala ,
öfkesini gözlerinde biriktir,
sevgisini yüreğine işle.
mesela kızıltepe'de bir halay,
bu halayda terli bir mendil ol.
gözleri güneş ,
dudakları ateş ,
ney'in sihirli hüznünü üfle can evime.
yıldızlara asılı bedenimde martı çığlığı.
kelebeğin özgürlüğünde bir ilahi,
başağın kadın yüzünde bul beni.
kendini yıkarak var ol ;
çünkü bu gerçeğin kırılma noktasıdır...
kırılarak gerçek bulunur yalan pazarında.
kırıl, yan, piş ve bul beni... bul...
çevir gözlerini dağlara,
dağdan vadiye süzülen rüzgarı,
güneşin tenini,
suyun gücünü,
ateşin öfkesini hisset.
uçuruver özlemlerini,
beyaz güvercinin kanatlarına bağla sevdanı,
yüreğinin gözyaşlarıyla sulansın,
çatlasın gonca,
çiçeklensin umutlar..
her ova kendi ihanetini,
her orman kendi uğultusunu,
her dağ kendi destanını saklar,
omuzundaki dumanda...
başını yukarı kaldır, dik tut.
yıldızlara gülümse,
yıldızlar senin için parlayacak,
terleyen otların kokusunda ,
göğün yerle birleştiği yerde bulacaksın beni.
işte mutluluk bu,
sözlerle ifade edilemez,
zaman sana ait olur beni bulduğunda...
Şahdamarı gibi öldürücü,
Şahdamarı gibi varedici,
kendini yıkarak var ol;
kanımda şahlanan deniz dalgasında,
gerçeğin kırılma noktasında, bul beni...
necat iltaş (2000)
karanlık...
aydınlığa öfkedir karanlık,
kinin ve ölümün rengidir.
kusar ve kutsar ölümü,
yaşanılacak günlere karşı.
halbuki ölüm, nasıl olsa gelecek,
önemli olan, aydınlıkta insan gibi yaşamak...
aşka düşmandır karanlık,
bıçak gibi keser,
gecenin aydınlığını.
zemheri olur, dondurur sevgiyi,
biter sıcak yataklarda aşk...
korkuyla beslenir karanlık,
korkar...korku salar...
çarmıha gerer aydınlığı
filistin askılarında,
manyetonun kablosunda büyür korku,
kadın ve erkek uzuvlarında;
canhıraş acıların replikleriyle dolu,
ışkence odalarında...
karanlık kindir,
sevdaya karşı;
gündüzün aydınlığını yırtar,
kanatır boydan boya sevgiyi,
kirli, keskin ve uzun tırnaklarıyla...
namussuzca kurulan tuzaklarda,
kahpe faklarında gizlidir,
karanlığın kirli ve onursuz eli.
mertliğe, dostluğa, sevgiye düşman,
yüzü kara, gözü kara, beyni kara...
necat iltaş(1982)
aydınlığa öfkedir karanlık,
kinin ve ölümün rengidir.
kusar ve kutsar ölümü,
yaşanılacak günlere karşı.
halbuki ölüm, nasıl olsa gelecek,
önemli olan, aydınlıkta insan gibi yaşamak...
aşka düşmandır karanlık,
bıçak gibi keser,
gecenin aydınlığını.
zemheri olur, dondurur sevgiyi,
biter sıcak yataklarda aşk...
korkuyla beslenir karanlık,
korkar...korku salar...
çarmıha gerer aydınlığı
filistin askılarında,
manyetonun kablosunda büyür korku,
kadın ve erkek uzuvlarında;
canhıraş acıların replikleriyle dolu,
ışkence odalarında...
karanlık kindir,
sevdaya karşı;
gündüzün aydınlığını yırtar,
kanatır boydan boya sevgiyi,
kirli, keskin ve uzun tırnaklarıyla...
namussuzca kurulan tuzaklarda,
kahpe faklarında gizlidir,
karanlığın kirli ve onursuz eli.
mertliğe, dostluğa, sevgiye düşman,
yüzü kara, gözü kara, beyni kara...
necat iltaş(1982)
çocuklar...
çocuklar...çocuklar,
yeryüzünün sevda gülleri.
yaşamı anlamlandıran güzeller,
sarısı, beyazı, siyahı ve esmeriyle,
dağda, ovada, adada, sokakta;
ister aç, ister tok,
ister oyuncaklı, ister oyuncaksız,
ister evsiz,
ya da yurtsuz;
hepsi ...ama hepsi,
özgür çiçekleridir, sevgi bahçesinin,
yalnız değilller,
yalnız olmadıklarını biliyorlar,
çünkü gülücükleri aynı, umutları aynı, sevdaları aynı...
zeytin gözlü, boncuk gözlü,
ne güzel gülüyorlar...
gülücükleri;
sevgi dolu, huzur dolu, umut dolu...
barış, kardeşlik ve aşk dolu,
umudun, hayallerin ve sevginin mimarları...
çocuklar...
ipek sarısı,
kömür siyahı,
kıvır kıvır saçlarıyla,
yeryüzünün küçük ama zeki insanları...
yasaksız, yalansız ve savaşsız ,
eğitime değil, öğrenime koşanlar,
merak eden ve soran,
bakır tellerin değil, fiber optik,
abaküsün değil , sibernetiğin,
klavyenin insanları...
bilgi çağının tomurcukları,
tek silahları; gülücükleri...
adları ne olursa olsun,
nerede oturuyor oldukları,
renkleri, cinsiyetleri önemli değil;
çünkü onlar aynı dili konuşur,
gamzelerinde aynı çiçek,
gözlerindeki ışık aynı;
yasaksız, yalansız, savaşsız,
sevgi dolu, aşk dolu, umut dolu...
bütün çocuklar kardeştir,
aynı kaderi paylaşır,
aynı acılara ağlar,
aynı sevinçlere güler,
filler tepişirken ezilen onlar,
soygun düzenlerinde aç kalan ,
savaşlarda ölen,
hastalıklarda en çok kırılan onlar.
belki de bundandır,
çocuklar,
kavgayı, savaşı sevmezler...
hamasi nutuklar onları etkilemez,
ama havada taklabaz bir güvercin,
evde sırnaşık bir kedi,
sokakta sevimli bir köpek,
gülücük yağdırır o küçücük yüzlerine,
sevgiyle parlatır gözlerini,
siyahın, beyazın, sarının ve esmerin,
çünkü bütün çocuklar kardeştir...
kimisi sokakta,
kimisi sırça köşkte,
kiminin anasütünden başka lüksü olmasa bile,
gülücükleri ortak,
gözlerindeki ışık aynı ;
kelebekler gibi özgür,
yunuslar gibi duyarlı,
fırat gibi coşkulu ve yürekli...
çocuklar!..
ne olur hep öyle kalın...
kendinize benzeyin,
bize değil....
necat iltaş
(2000)
çocuklar...çocuklar,
yeryüzünün sevda gülleri.
yaşamı anlamlandıran güzeller,
sarısı, beyazı, siyahı ve esmeriyle,
dağda, ovada, adada, sokakta;
ister aç, ister tok,
ister oyuncaklı, ister oyuncaksız,
ister evsiz,
ya da yurtsuz;
hepsi ...ama hepsi,
özgür çiçekleridir, sevgi bahçesinin,
yalnız değilller,
yalnız olmadıklarını biliyorlar,
çünkü gülücükleri aynı, umutları aynı, sevdaları aynı...
zeytin gözlü, boncuk gözlü,
ne güzel gülüyorlar...
gülücükleri;
sevgi dolu, huzur dolu, umut dolu...
barış, kardeşlik ve aşk dolu,
umudun, hayallerin ve sevginin mimarları...
çocuklar...
ipek sarısı,
kömür siyahı,
kıvır kıvır saçlarıyla,
yeryüzünün küçük ama zeki insanları...
yasaksız, yalansız ve savaşsız ,
eğitime değil, öğrenime koşanlar,
merak eden ve soran,
bakır tellerin değil, fiber optik,
abaküsün değil , sibernetiğin,
klavyenin insanları...
bilgi çağının tomurcukları,
tek silahları; gülücükleri...
adları ne olursa olsun,
nerede oturuyor oldukları,
renkleri, cinsiyetleri önemli değil;
çünkü onlar aynı dili konuşur,
gamzelerinde aynı çiçek,
gözlerindeki ışık aynı;
yasaksız, yalansız, savaşsız,
sevgi dolu, aşk dolu, umut dolu...
bütün çocuklar kardeştir,
aynı kaderi paylaşır,
aynı acılara ağlar,
aynı sevinçlere güler,
filler tepişirken ezilen onlar,
soygun düzenlerinde aç kalan ,
savaşlarda ölen,
hastalıklarda en çok kırılan onlar.
belki de bundandır,
çocuklar,
kavgayı, savaşı sevmezler...
hamasi nutuklar onları etkilemez,
ama havada taklabaz bir güvercin,
evde sırnaşık bir kedi,
sokakta sevimli bir köpek,
gülücük yağdırır o küçücük yüzlerine,
sevgiyle parlatır gözlerini,
siyahın, beyazın, sarının ve esmerin,
çünkü bütün çocuklar kardeştir...
kimisi sokakta,
kimisi sırça köşkte,
kiminin anasütünden başka lüksü olmasa bile,
gülücükleri ortak,
gözlerindeki ışık aynı ;
kelebekler gibi özgür,
yunuslar gibi duyarlı,
fırat gibi coşkulu ve yürekli...
çocuklar!..
ne olur hep öyle kalın...
kendinize benzeyin,
bize değil....
necat iltaş
(2000)
1956 doğumlu, eğitimci, iki çocuk babası... "siyaset sosyolojisi" ile ilgili çalışmaları var...siyasi danışmanlık yapar. çalışmalarının bir kısmını; http://www.filozof.tripod.com adlı sayfada yayımlar.. şiirleri çeşitli edebiyat dergileri ve çeşitli şiir sitelerinde yayımlanmaktadır...
necat iltaş şiirlerinden bir kaç örnek;
çocuklar
mezopotamya
karanlık
bul beni
necat iltaş şiirlerinden bir kaç örnek;
çocuklar
mezopotamya
karanlık
bul beni
Can,insanın variyetidir.Yaşaması,bilmesi,duyması,görmesi,velhasılı bütün varlıkları canıdır.
iğrenç bir görüntü.
Yirminci yüzyılın ilk on yılı içerisinde Türkiye'de olup bitenler yalnızca son Osmanlıları değil, onların halefleri Türkiye Cumhuriyeti kurucularını da doğrudan doğruya ilgindirmiş olayladır. Jön Türk ihtilallerine ve Jön Türk dönemine zemin hazırlayan olaylar Balkanlıları, Arapları ve istanbul'dan çok uzaklarda yaşayan halkları da etkileşmiştir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında milli ordunun başarısı için istihbarat çalışmalarında bulunanlardan biri de ingiliz Kemal lakaplı Ahmet Esat (Tomruk) Bey'dir. ingiliz Kemal'in anılarını ve o dönemin bilgi kaynaklarını dikkate alarak değerlendiren ve okuyucunun dikkatine sunan Zekeriya Türkmen'in "ingiliz Kemal (Ahmet Esat Tomruk): Milli Mücadele Dönemi Hatıraları"
adlı eseri Kurtuluş Savaşı yılları hakkında okunmaya değer kitaplardan biridir.
adlı eseri Kurtuluş Savaşı yılları hakkında okunmaya değer kitaplardan biridir.
doğası ve tarihsel kimliği, erguvan kokulu Boğazı ile istanbul'un asıl sahibi martılardır
SENiN OLMADIĞIN YERDE
Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
Cezmi Ersöz
Adına aşk koyduğun o büyük boşluğa
ben koca bir hayat sığdırdım...
Beni sevmemene isyan edip kaçmak,
sende aradıklarımı hayatla doldurmaya çalışmak,
ruhumun en büyük yanılgısıydı...
Hayat bana en acımasız yüzünü
sevgini inkar ettiğim zamanlarda gösterdi...
Ve şimdi asıl olmam gereken yerde,
hayata başladığım yerde,
kalbindeyim...
Vazgeçilmez oluşunun sırrı bu işte:
Senin olmadığın yerde ne olduğunu biliyorum...
Cezmi Ersöz
insan; yarın ne yapacağını, ne kazanacağını, ne yiyeceğini düşünen ve planlayan sosyal bir varlıktır.