bugün
- abberline ın yeni hesabı9
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi21
- bana onu sormayin6
- yilan hikayesindeki kursat5
- ismet dur allasen zaten ortalık karışık4
- 2003 model seymbol alınır mı9
- akp'li birine laf anlatmak4
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis12
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- kavga alevlensin diye her iki tarafı açık oylamak2
- from gold from dust4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı7
- sözlük yazarı sevgilinin yatağa sıçması5
- nörüyon nörüyüm2
- yağmur adına yapılmış şarkılar4
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- fatır suresi 37 ayet2
- cem yılmaz vs deniz göktaş5
- sözlükte olgun insan var mı4
- sözlükte yükselen akp fobisi2
- 45 gün çaylaklık cezası2
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- albea var mı abi düşük kilometreli10
- husiler2
- kedi2
- bir şey söyle14
- ismet biraderin koşturmaya başlaması4
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi16
- silvermist'in bininci entrysini kutluyoruz4
- hasım olan mafya liderlerini kim barıştırır5
- romanya53
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması4
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- kolesterol6
- koca aramiyorum ki3
- yağmurdan nefret etmek9
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- 0 0 78
- erdoğan'ın wüst'ü kabulü3
- sözlük erkeklerinin duygusal olması3
- koca arayan sozlukçü3
- düşün ki o bunu okuyor5
- meme yalarken düşünülen şeyler8
- 28 eylül dünya kuduz günü2
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- yağmuru romantik bulan tip5
- fatma betül sayan kaya39
- dünya60
gidilen şehir mi sana aittir, yoksa geride bıraktığın şehir mi senin, bilinmez... yollar uzaklıklar hep bir umudun peşisıra gitmektir sonundaki bilmediğin ışığa doğru uzanmak... şehrin ışıklarıdır gördüğün, ne kadar gidilse hep başka bir ışık çıkar karşına... yollar uzadıkça şehirler kısalır, küçülür evler.. geceler uzar, gündüzler kesilir adeta....
şehirler çağırır insanı (kalbinin sesini dinlemek bu olsa gerek)öyle çok çağırır ki buruk ayrıldığın bir şehirden, gittiğin başka bir hüzünlü şehir kucaklar seni... sen hiç bir zaman sana ait olmayan, aitliğini hissetmediğin bir yerin içinden sıyrılıp yerini aramaya gidersin; gitsem dersin, daha çok gitsem... kendimi bulsam, ruhumu arındırsam yollarda, şehirler bir bardak su verse bana yeter... oysa yanılır insan.. şehirlerin suları kesiktir, aç bırakır bazen... ve kalabalık dersin; kalabalık ruhunu alır götürür zannedersin ama yalnızdır şehirler ve daha çok terk edilmiş hissedersin...
zamanın olta atıp durduğu, saatlerin sıra sıra geçtiği dilimler arası yolculuklarda molaları bile çok görürsün kendine, telaşlı bir hal vardır üzerinde hep biryerlere yetişmek istersin, oysa yetişmek istediğin kendin, yakalamak istediğin kaybetmiş yıllarındır...ne kendinden kaçabilirsin, ne de kaçırdıklarını yakalayabilirsin...
her şey bir oyalanmadır, dönüp dolaşıp karşısına çıktığın kendin...
bir şehir kurulurken, bir şehir yıkılır... ve hep topladığın enkazdır... toz toprak gezersin... gezdiğin yerlerde, gördüğün yüzlerde hep bir sen vardır... daha çok bakmak istersin ama yüzler o yüzler değildir... yüzünü düşürür gidersin...
yine bir şehir çıkar karşına yok bu sefer gidip döneceğim dersin, gittiğin her yerde aklın kalır, her yerde kalbin... geri dönüp bıraktığın kalbinden damlayanları toplamak yerine, damladıkları yerde kurumasını yeğlersin...gidilen şehir mi senin, yoksa ardında bıraktığın şehirde mi yaşarsın, bilemezsin... aklın sorular sorarken sana, sen planlamadığın adımlarının peşinden gölge olur yine gidersin...
şehirler çağırır insanı (kalbinin sesini dinlemek bu olsa gerek)öyle çok çağırır ki buruk ayrıldığın bir şehirden, gittiğin başka bir hüzünlü şehir kucaklar seni... sen hiç bir zaman sana ait olmayan, aitliğini hissetmediğin bir yerin içinden sıyrılıp yerini aramaya gidersin; gitsem dersin, daha çok gitsem... kendimi bulsam, ruhumu arındırsam yollarda, şehirler bir bardak su verse bana yeter... oysa yanılır insan.. şehirlerin suları kesiktir, aç bırakır bazen... ve kalabalık dersin; kalabalık ruhunu alır götürür zannedersin ama yalnızdır şehirler ve daha çok terk edilmiş hissedersin...
zamanın olta atıp durduğu, saatlerin sıra sıra geçtiği dilimler arası yolculuklarda molaları bile çok görürsün kendine, telaşlı bir hal vardır üzerinde hep biryerlere yetişmek istersin, oysa yetişmek istediğin kendin, yakalamak istediğin kaybetmiş yıllarındır...ne kendinden kaçabilirsin, ne de kaçırdıklarını yakalayabilirsin...
her şey bir oyalanmadır, dönüp dolaşıp karşısına çıktığın kendin...
bir şehir kurulurken, bir şehir yıkılır... ve hep topladığın enkazdır... toz toprak gezersin... gezdiğin yerlerde, gördüğün yüzlerde hep bir sen vardır... daha çok bakmak istersin ama yüzler o yüzler değildir... yüzünü düşürür gidersin...
yine bir şehir çıkar karşına yok bu sefer gidip döneceğim dersin, gittiğin her yerde aklın kalır, her yerde kalbin... geri dönüp bıraktığın kalbinden damlayanları toplamak yerine, damladıkları yerde kurumasını yeğlersin...gidilen şehir mi senin, yoksa ardında bıraktığın şehirde mi yaşarsın, bilemezsin... aklın sorular sorarken sana, sen planlamadığın adımlarının peşinden gölge olur yine gidersin...
şehir kelimesinin çoğuludur. tıpkı ruh halinizde olduğu gibi...
kimi gün ruh haliniz siner şehirlere, şehir mahzun olur, şehir mahcup olur, şehir mağlup olur. iki numaralı koltuğun arkası bomboşmuş gibi, koca otobüse hüzünler doldurup götürürsünüz gittiğiniz şehirlere. yabancı bir şehrin terminalinde sabah soğuğunu içinize çektiğinizde, şehrin en masum dakikaları içinizi ısıtır. kimi gün de şehrin ruh hali siner size. yaşlı, unutulmuş, itilip kakılmış bulursunuz ruhunuzu. döndüğünüzde memleketinize, her şeyi bıraktığınız yerde ararsınız. sanki giderken akreple yelkovanı götürmüştünüz de yanınızda!
sivas - gönül
tokat - yeşil
kayseri - mamur
eskişehir - sıcakkanlı
amasya - dağ
yozgat - delikanlı
istanbul - kendini her şaire satan dilber
yalova - yosun
izmir - denizin ana vatanı
çimkent - durak
almatı - cetvelle çizilmiş şehir
türkistan - aşk
taraz - tarih
gümüşhane - dağ
bartın - süpriz
antalya - mucize
bursa - osmanlı
ankara - gurbet
çorum - leblebi kokusu
kırşehir - hacı bektaş, aşık paşa
kırıkkale - tenha
efes
phaselis
keles
türkibas
olympos
çıralı
ağva
şile
merzifon
abant
gerede
bolu
göreme
çavuşin
çorlu
divriği
amasya
dörtyol
osmaniye
vs.
yorgun ruhlar için bütün yabancı memleketlerin en güzel ortak tarafı, ilk akşamındaki temiz bir yatak ve güzel bir uykudur. kendi hayatınıza dışarıdan bakan bir çift göze dönüşür hatıralarınız. ikinci akşam, geç kalmışlığın verdiği hoyratlıkla yanıbaşınıza sokulur gariplik. yabancı sokaklar, bilinmeyenin verdiği tedirginlik, aidiyet duymamanın verdiği huzursuzluk... yine de her şehrin delisi ve dilencisi tanıdık gelir yabancıya, her yabancı da deliye ve dilenciye.
siz şehirlerin içinden geçersiniz, silinir gider kiminden izleriniz. şehirler sizin hayatınızdan geçer, hepsinden bir iz kalır mutlaka. kiminden bir çift yeşil göz bakar size, kimi leylak gibi kokar. kimi hiç olmadık zamanda hatırlatır kendisini, kimi hiç çıkmaz hatırınızdan.
bir gün dünyanın bütün şehirleri gözünüze görünmez olur. her sokağını ezbere bildiğiniz şehrin bir mahallesinde oynarken bulursunuz kendinizi. akşam... hava kararmak üzere, az sonra eve çağrılacaksınız. oysa yeni ayakkabınızla topa vurmaya doyamadınız daha. gönlünüzün burkulması bundan mı dersiniz?
açıkça söylemek gerekirse zamanın da şehirleri vardır. hatıralarınızda sokak sokak yerlerini alırlar. kiminde ilk aşkınız oturur o sokakların, kiminde okuldan kaçtığınız ilk günün macerası. bir valizle gurbete indiğiniz ilk akşamın şaşkınlığı, babanızın size gururla baktığı bir karne günü hep birbirine komşudur. siz en çok, okula başladığınız zamanın yaşadığı şehirde yaşarsınız.
dahası, şehirlerin de zamanı vardır. onun hikayesi gönül kanatır. bir selçuklu nakışı imdat der betonların arasından. oturup saatlerce dertleşirsiniz. keşke bir nakış olsaydım taş ustasının elinde diye düşünmek işten bile değildir. kimi şehirler vardır, tembeldir zamanı. bin yıl aynı vakitler dönüp durur. kimbilir, belki de vefalı demek lazım. kimi şehirlerde yelkovan, takvim yapraklarıyla yarışır.
34, 06, 23, 59... hangisi sizin şehriniz? ahmet turan alkan, bir bayram sabahı uyandığında nerede olmak istiyorsa insan, oralıdır demişti.
benim formülüm; öldüğünde nereye gömülmek istiyorsa insan oralıdır.
ve benim şehrim; canımın canı, iki gözümün nuru, ruhumun mimarı, ömrümün mükafatı, sivas...
kimi gün ruh haliniz siner şehirlere, şehir mahzun olur, şehir mahcup olur, şehir mağlup olur. iki numaralı koltuğun arkası bomboşmuş gibi, koca otobüse hüzünler doldurup götürürsünüz gittiğiniz şehirlere. yabancı bir şehrin terminalinde sabah soğuğunu içinize çektiğinizde, şehrin en masum dakikaları içinizi ısıtır. kimi gün de şehrin ruh hali siner size. yaşlı, unutulmuş, itilip kakılmış bulursunuz ruhunuzu. döndüğünüzde memleketinize, her şeyi bıraktığınız yerde ararsınız. sanki giderken akreple yelkovanı götürmüştünüz de yanınızda!
sivas - gönül
tokat - yeşil
kayseri - mamur
eskişehir - sıcakkanlı
amasya - dağ
yozgat - delikanlı
istanbul - kendini her şaire satan dilber
yalova - yosun
izmir - denizin ana vatanı
çimkent - durak
almatı - cetvelle çizilmiş şehir
türkistan - aşk
taraz - tarih
gümüşhane - dağ
bartın - süpriz
antalya - mucize
bursa - osmanlı
ankara - gurbet
çorum - leblebi kokusu
kırşehir - hacı bektaş, aşık paşa
kırıkkale - tenha
efes
phaselis
keles
türkibas
olympos
çıralı
ağva
şile
merzifon
abant
gerede
bolu
göreme
çavuşin
çorlu
divriği
amasya
dörtyol
osmaniye
vs.
yorgun ruhlar için bütün yabancı memleketlerin en güzel ortak tarafı, ilk akşamındaki temiz bir yatak ve güzel bir uykudur. kendi hayatınıza dışarıdan bakan bir çift göze dönüşür hatıralarınız. ikinci akşam, geç kalmışlığın verdiği hoyratlıkla yanıbaşınıza sokulur gariplik. yabancı sokaklar, bilinmeyenin verdiği tedirginlik, aidiyet duymamanın verdiği huzursuzluk... yine de her şehrin delisi ve dilencisi tanıdık gelir yabancıya, her yabancı da deliye ve dilenciye.
siz şehirlerin içinden geçersiniz, silinir gider kiminden izleriniz. şehirler sizin hayatınızdan geçer, hepsinden bir iz kalır mutlaka. kiminden bir çift yeşil göz bakar size, kimi leylak gibi kokar. kimi hiç olmadık zamanda hatırlatır kendisini, kimi hiç çıkmaz hatırınızdan.
bir gün dünyanın bütün şehirleri gözünüze görünmez olur. her sokağını ezbere bildiğiniz şehrin bir mahallesinde oynarken bulursunuz kendinizi. akşam... hava kararmak üzere, az sonra eve çağrılacaksınız. oysa yeni ayakkabınızla topa vurmaya doyamadınız daha. gönlünüzün burkulması bundan mı dersiniz?
açıkça söylemek gerekirse zamanın da şehirleri vardır. hatıralarınızda sokak sokak yerlerini alırlar. kiminde ilk aşkınız oturur o sokakların, kiminde okuldan kaçtığınız ilk günün macerası. bir valizle gurbete indiğiniz ilk akşamın şaşkınlığı, babanızın size gururla baktığı bir karne günü hep birbirine komşudur. siz en çok, okula başladığınız zamanın yaşadığı şehirde yaşarsınız.
dahası, şehirlerin de zamanı vardır. onun hikayesi gönül kanatır. bir selçuklu nakışı imdat der betonların arasından. oturup saatlerce dertleşirsiniz. keşke bir nakış olsaydım taş ustasının elinde diye düşünmek işten bile değildir. kimi şehirler vardır, tembeldir zamanı. bin yıl aynı vakitler dönüp durur. kimbilir, belki de vefalı demek lazım. kimi şehirlerde yelkovan, takvim yapraklarıyla yarışır.
34, 06, 23, 59... hangisi sizin şehriniz? ahmet turan alkan, bir bayram sabahı uyandığında nerede olmak istiyorsa insan, oralıdır demişti.
benim formülüm; öldüğünde nereye gömülmek istiyorsa insan oralıdır.
ve benim şehrim; canımın canı, iki gözümün nuru, ruhumun mimarı, ömrümün mükafatı, sivas...
insanların beyni ile gönlü arasındaki o ince çizgilerin oluşturduğu yollardır şehirler.hani mantıgım bunu diyor gönlüm şunu istiyor ama ,dedirtecek şekilde sanki biçimlenmişlerdir.kimisi canlı bir hayat yaşayan kıpır kıpır arı gibi çalışan insanlarla dolu,kimisi emeklilik mekanı kendi halinde...insanların istekleri dogrultusunda el birligiyle biçimlenmiş kentler.yazlık,kışlık,sonbaharlık,ömürlük olarak sınıflarda ön sıralara oturmuş şehirlerin dışında sınıf kalabalıgından henüz kendine yer edinememiş ama sınıflara girdikleri için adı şehir olmuş şehirlerimizin.
insanların gençlik döneminden orta yaş dönemine kadar farkına zar zor varabildikleri isteklerini karşılayacak şekilde rengarenk bir kolye olmuşlar hepimizin boyunlarında.en parlak boncuk istanbul'a düşmüş kolyenin gözdesi kimine göre en sadesi erzurum en güzeli oluvermiş ...
nerede huzur bulduysak aslında herkesin şehri orası.ilkokulda bilemem kaç kişi okullarında müzik öğretmenin zoruyla orda bir köy var uzakta ,gitmesekte görmesekte orası bizim köyümüzdür şarkısını isteyerek söyledi.söylerken bile aslında hayat, ta o zamanlar vermiş bize tiyosunu.o köye git gör huzurunu koru.ve ömür su gibi geçiyor ....
huzurun senin şehrindir
kaderin otobüsün
kararların otobüs biletin
düşüncelerin sensindir..
insanların gençlik döneminden orta yaş dönemine kadar farkına zar zor varabildikleri isteklerini karşılayacak şekilde rengarenk bir kolye olmuşlar hepimizin boyunlarında.en parlak boncuk istanbul'a düşmüş kolyenin gözdesi kimine göre en sadesi erzurum en güzeli oluvermiş ...
nerede huzur bulduysak aslında herkesin şehri orası.ilkokulda bilemem kaç kişi okullarında müzik öğretmenin zoruyla orda bir köy var uzakta ,gitmesekte görmesekte orası bizim köyümüzdür şarkısını isteyerek söyledi.söylerken bile aslında hayat, ta o zamanlar vermiş bize tiyosunu.o köye git gör huzurunu koru.ve ömür su gibi geçiyor ....
huzurun senin şehrindir
kaderin otobüsün
kararların otobüs biletin
düşüncelerin sensindir..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar