derinlemesine çektiğinde içine, içine içine işleyen, bir şehri terkederken otobüsün sağ yanından akıp giden yeni bir şehir tabelasının pas tutmuş yüzüne takılan, öteye geçemeyen, acısı boğazda dizilen, düzülen çeyiz kokusu gibidir şehir kokusu.

adamın anasına avradına sövsen komaz bu kokunun hasretinden doğan endirek kaygılar. saygılar sunuyorum karpostallarımın ucunu kıvrıyorum, benden geldiğini bil diye sana inat adımı yazmıyorum.

şehir kokusu, en hüzünlü gecede yeşili siyaha çalan, maviden daha derin, beyazdan bir o kadar daha akca. hasretimi sunuyorum.
bir şehirin kokusu hem kendine hastır hem de sevdiceğinize... hüzün kokar buralar sen yoksan; bu şehir de hüzün kokar... bu kadar işte...
izmir ölü balık kokuyor. iğrenç.
© copyright 2005 - 2026